Mutluluğun Şartı Nedir?
 

Mutluluğun Şartı Nedir?

Önder Demir

Dünyamızda her yıl 1 milyon insan, intihar etmektedir. Günümüzde bu intihar sorununun asıl kaynağı, mutsuzluktan ve bunu takip eden depresyondan kaynaklanmaktadır.

Ormanda bir ağaç düşünün. Bu ağaç, bir marangoz tarafından işlendiğinde; marangoz, o zaman bu ağacı  bir mobilya, bir masa veyahut bir dolap haline getirebilir ve bundan diğer insanlar faydalanabilirler. Fakat düşünün, ortada marangoz yok... O zaman bu ağaç, bir baltacının eline düşer, kesilir ve ateşe atılarak yakılır.

İnsan da aynı şekildedir. Şayet çevresinde onu yetiştirebilen, eğitebilen, ona bir şeyler öğretebilen anne, baba veyahut devlete sahip ise; o zaman o insan, mutlak bir surette meyve verir ve o meyvelerden diğer insanlar faydalanırlar. Fakat onu yetiştirebilecek, ona hedef gösterebilecek birileri yoksa; o insan, kurumuş bir ağaç misali ortada kalır ve dünyadaki "baltacılar"ın elinden kurtulamaz.

Aslında dünyamızda mutlu olmak ve mutlu yaşayabilmek için öncelikle Yüce Allah'ın varlığını bilmek, daha sonra her insana gereken maddî ve manevî öğrenim akabinde insanca yaşayabileceği bir iş ve hayırlı bir eştir. Bunlara sahip olan insanlar, mutluluğun temel prensiplerini yakalamış olurlar.

Dünyamızda bulunan bütün devletler, kendi halklarına güven, huzur, adalet ve mutluluk sunabilmek için vardırlar ve bu dört kriter üzerinden hareket ederler. Her devleti ayakta tutan, o toplumdaki birlik ve beraberliktir ve o toplumun hedefleridir. Bu da din, dil, kültür gibi beraberliklerdir.

İnsan, Rabbine kul olamadıktan sonra kendisini bir damla nutfeden yaratan, onu mükemmel bir şekilde donatan Allah'ını tanımadıktan sonra, dünya ve ahirette mutlu olabilmesi, boş bir hayalden ibarettir. Öncelikle onu Yaradan'ı iyi tanıması gerekir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) buyuruyor; "Nefsini bilen, Rabbini bilir." İşte asıl mutluluğun sırrı, bu sözde yatıyor. Bu sözü iyi anlamak gerekir. Bizleri yaratan ve bizlere kendi ruhundan üfleyen Yüce Allah, bizleri aslında kendi öz ana ve babamızdan bile o kadar çok seviyor ki, o bize asla zulüm etmiyor; bizler, kendi nefsimize yapmış olduğumuz günahlardan dolayı zulüm ediyoruz ve bu yüzden mutlu olamıyoruz.

Yeryüzünde insanları mutsuz ve huzursuz eden fikir ayrışımlarıdır. Hedef, dünyamızda bu fikir ayrışımlarını kavga ve savaşa dönüştürmeden insanca oturup karşılıklı sevgi ve saygı çerçevesinde konuşabilmektir.

Aslolan, maddî bedenimizin toprak olmasıdır. Çünkü aslen topraktan yaratıldık ve maneviyatımızın; yani ruhumuzun Yüce Allah'a geri dönmesidir. Çünkü o Yüce Allah, bize kendi ruhundan üflemiştir. Kuran-ı Kerim'de şöyle buyuruluyor:

E fe gayre dînillâhi yebgûne ve lehû esleme men fîs semâvâti vel ardı tav’an ve kerhen ve ileyhi yurceûn(yurceûne).

«Onlar, hâlâ Allah'ın dîninden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde kim varsa, hepsi tav'an ve kerhen (isteyerek ve istemeyerek) O'na teslim oldular ve onlar, O'na (Allah'a), geri döndürülecekler.» (Al-i İmran, 83. ayet)

Yapılacak şey, dünyamızda her insana insan gibi yaşama şartlarının evrensel bir biçimde bütün dünyada uygulanmasıdır. Dünyada hiçbir şey, insandan daha fazla kıymetli değildir. Bu yüzden, insanoğluna zararlı olan ve onun mutlu olmasını engelleyen bütün eylemler, söylemler, hareketler ve maddeler, dünyamızda yasaklanmalıdır ve her şey, dünyada insanların mutlu bir şekilde yaşayabilmeleri için evrensel kararlar bağlamında uygulanmalıdır.

Selam ve dua ile

Önder Demir






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36818603 ziyaretçi (102960699 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.