Nataraja Sembolü
 
Şiva, Shiva, Mataraj, Nataraja

Nataraja Sembolü

Hazırlayan: Akhenaton

Kategori: Gizli Semboller

Etimoloji

“Naṭarāj” ya da “naṭarāja” (நடராஜர் नटराज), Hindu tanrısı Şiva’nın (शिव) kozmik dansının resmedildiği figürdür. Naṭarāja, “naṭa” (dans) ve “rāja” (efendi, kral) kelimelerinin birleşiminden oluşur ve “dansın efendisi” anlamına gelir.

Sanskritçe Naṭarāja (Tamilce: “நடராசர” ya da Kooththan: “கூத்தன”) “dansın efendisi” veya “dansçıların kralı” olarak çeşitli şekillerde tercüme edilir. Ananda Coomaraswamy’ye göre, adı “Dansçıların Lordu” ya da "Oyuncuların Kralı” olarak Şiva’nın şöhreti ile ilgili bir terimdir.[1]

Şiva’nın dansının resmedildiği Nataraja figürü, ilk olarak Chola dönemi bronz heykellerinde tasvir edilmiştir. Bu figürde bir alev çemberinin içinde dans eden Şiva, sol bacağını kaldırarak cehaletin sembolü olan ifrit Mulayaka/Apasmara’nın üzerinde dengede durur. Sağ üstteki eli, eril ve dişil hayati ilkeyi temsil eden “dumroo”yu  tutarken alttaki eli, “Korkusuz ol!” mesajı verir. [2] Sağ üst elinde ise yok edici ateş olan “agni”yi tutmaktadır.[3]

Şiva, Çidaṃbaram Ormanı’nda kozmik dansını anlamayan ve onu pis ve sapık diye aşağılayan kibirli bilgeleri yok ettikten sonra Ananda Tāṇḍava adlı dansını yapar. Kozmik ritmi vurgulayan bu dansı kibirli bilgeler anlamazlar ve çıplak halinden ötürü Şiva’yı sapık diye aşağılarlar.[4]

Nataraja sembolündeki dansın içeriğine bağlı olarak, bu dansa “Tāṇḍava/m” veya “Nadanta” (diğer adıyla Lasya) denir. Nataraja, Hindistan’da tanınmış bir heykel simgesi ve popüler Hint kültürü sembolü olarak özellikle Hindu sanatının en tercih edilen illüstrasyonlarından biri olarak kullanılmaktadır.[1]

Nataraja, Bollywood, Hindu, India, Shiva, art, dance, tandava
Nataraja figürü, birçok Hint filminin dans sahnesinde arkaplan olarak kullanılmıştır.

Hindistan’da Dans Kültürü

Dans, Hindistan’da güçlü Hindu tanrısı Şiva’dan ötürü önemlidir. Dünyada dans olmazsa güneşin yok olacağına, yıldızların söneceğine inanırlar. Bunun yanısıra dans, Hindu dininin ve felsefesinin bir parçasıdır.

Kutsal ile dans, iki ayrı şey değildir; dans, kozmosun ritminden kaynaklanır. Dans, kutsal ile bağlantılı olduğu için de iyi bir dansçının, tanrı ile yakın temasta olduğu düşünülür. Bu sebeple, hangi kasttan olduğuna bakılmaksızın; iyi bir dansçı, toplumda yüksek statü sahibidir.

Hindu bir çocuk, 7-8 yaşlarında dans eğitimi almaya başlar. Chennai dans okulları Hindistan’da oldukça ünlüdür.

20. yüzyıla kadar Hindistan’da dans, sadece tapınaklarda yapılıyor ve dansçılar, ayrı bir kast oluşturuyordu. Dansçı kastın adı Devadasi’ydi. Devadasi, tanrının kölesi anlamına geliyordu. Bu kavram, 20. yüzyıldan sonra ortadan kalkmıştır.[5][6]

Şiva, Shiva
Şiva.

Şiva

Şiva (Sanskritçe: शिव ya da श्रीशिव, transliterasyon: Śiva), Hinduizm'in geç dönem Vedik metinlerinde geçen İşvara ya da Tanrı'nın bir formudur.[7]

Şiva Hinduizm'de hem öldüren hem de yaratan tanrıdır. İyiliğe ve iyilere yer açmak için kötüleri yok eder. Her türlü tanrısal niteliğe sahip bu tanrı, çoğu zaman yabani halkların korkunç tanrısı şeklinde de tanımlanır. Üzerindeki kaplan postu elbisesi, kafataslarından oluşan kolyesi ve keçeleşmiş uzun, örgülü saçlarıyla korkunç bir varlık olarak resmedilir.[8]

Bazı görüşlere göre Şiva, Tanrı’nın üçüncü biçimi/yüzü, Trimurti’nin (Hint Teslisi) bir parçasıdır. Trimurti’de, Brahma yaratıcı, Vişnu koruyucu, Şiva ise yok edicidir.[7]

Şiva, ölümün, tahribin ve hastalığın tanrısı olarak şöhret bulmuştur. Alnında iki kaşının arasında üçüncü bir gözü vardır. Birşeyi yok edeceği zaman gözü açıp yok eder. İki, bazen de dört kolludur. Bir elinde üç uçlu mızrağı vardır. Belinde bir kaplan postu sarılıdır. Başında, boynunda ve kollarında yılanlar vardır. Çeşitli biçimlerde resmedilir. Dans ederken resmedilmiş hali, Şiva-Nataraja’dır: [9]

Şiva, Shiva, Nataraj, Nataraja
Şiva, Dans Tanrısı Olarak (Nataraja), yaklaşık 11. yüzyıl, Bakır alaşım, Chola dönemi, 68,3 x 56,5 cm (Metropolitan Sanat Müzesi) [3]

Şiva-Naṭarājā

Şiva’nın “Mahadeva” (Sofuların Tanrısı), “Rudra” (Lütufların Tanrısı) ve “Mahesvara” (Evrensel Tanrı) gibi birçok formu vardır.[7] Şiva, “Naṭarājā” isimli formunda ise dansın ve tiyatronun kralı [10] ve tanrısıdır.

İsmin kökenine inildiğinde Şiva’nın dans ve tiyatroyla ne denli yakın olduğu anlaşılmaktadır. Naṭarājā ismi, Sanskritçe dans etmek kökünden türetilen “nāṭa” (dans etme, rol yapma, dans) ve “rāj/a” (kral, hükümdar, efendi ya da tanrı) kelimelerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulur. Tiyatro kelimesi ise yine dans etmek kökünden türetilen “nāṭyam” (dram, tiyatro) kelimesiyle karşılanmaktadır.[10]

Zengin bir uygarlık geçmişi olan Hint uygarlığını birçok mitolojik hikâye zenginleştirmiştir. Bu mitolojilerden birinde tanrı Şiva, kozmik dansı sırasında cehalet cücesi Apasmara’yı ezer şekilde tasvir edilmektedir.[11]

Dansın kaynağı, kozmosun ritmidir.[12] Hindu inancına göre Şiva her bir kozmik döngünün sonunda Natajara olarak gözükmektedir. Bu durum ise hem yaratılış hem de yıkım ile ilişkilendirilmektedir.[11]

Şiva, Hinduizm'de yok eden tanrıdır. Onun dans eder haldeki heykeli bir hayli fazladır. Şiva’nın dansı, onun yok etme ve yeniden canlandırmadaki rolünü göstermektedir.[13]

Şiva, Kala’dır, yani “Siyah Olan”dır, “Zaman”dır; ama aynı zamanda, Maha-Kala, yani “Büyük Zarnan”dır, “Sonsuzluk”tur. Nataraja, yani “Dansçıların Kralı” olarak vahşi ve inayet dolu jestleri, kozmik yanılsamayı tetikler; uçuşan kollan ve bacaklarıyla gövdesinin salınımı, evrenin sürekli yaratılışını-yıkımını, doğumu kesin bir biçimde dengeleyen ölümü, yaklaşan her doğumun sonu olan yok oluşu üretir - aslında bunların kendisidir. Koreografi zamanın topacıdır.[14]

Dans, aslında bir yaratım eylemidir. Yeni bir durumu doğurur ve dansçıyı yeni ve daha yüksek bir kişiliğe davet eder. Kozmogonik bir işlevi vardır; bu işleviyle, dünyayı biçimlendirebilecek uyku halindeki enerjileri uyandırır. Evrensel bir ölçekte, Şiva, Kozmik Dansçı’dır; “Dans Eden Tezahürü”nde (nritya-mürti), kendisi kendisinde tecessüm eder ve aynı anda Ezeli ve Ebedi Enerji’nin tezahürünü ortaya koyar. Çılgınca, sürekli dönüşünde toplanan ve yansıtılan güçler, dünyanın evriminin, devamlılığının ve çözülüp yok oluşunun güçleridir. Doğa ve bütün yaratıkları, onun ezeli ve ebedi dansının sonuçlardır.[15]

André Malraux, “Karşı Anılar” adlı eserinde şöyle der:

“Benares kıyısında yükselen buna benzer tapmaklan canlandırıyordum gözümde: Hareketsiz dansı içinde hayvan, insan ve tann figürlerini, hiçbir şey daha iyi birbirine kanştıramaz. Evrenin dansıdır bu ve tapınağın dansı da Şiva’nın dansıdır. Ama dans sözcüğü bizlerde, balo bilmeyen Hindistan’da çağnştırdığının tersini çağnştınr. Tanrıların dansı, hareketin görkemlileştirilmesidir; kutsal müziğin sözün görkemlileştirilmesi olması gibi.

Başlangıçta Şiva, yok ettiği düşmanlarına karşı kazandığı zaferin dansını yapardı; fakat Ölüm dansı da yapar - Hinduların ölülerin yakıldığı odun yığınlarınım alevlerinde gördükleri dans budur; insanlığın her çağının sonunda, onu daima izleyecek karanlıklarda yeniden başlayan danstır.” [16]

Chidambaram Tapınağı, chidambaram Temple
Chidambaram Tapınağı

Bir kimse Cidambaram mabedinde durduğunda, sol tarafta kozmik sürecin bir tür sembolik takdimini ve ön tarafta, aynı takdimin bir başka türünü görür. Birincisi, Vişnu’nun, göbeğinden çıkan lotus üzerinde yaratıcıyla birlikte sonsuz zaman kıvrımları (yılan ini) üzerindeki ilk suların üstünde mistik bir uykuda yatarkenki temsilidir. İkincisi beş eylemi: yaratılış, sürdürme, yok etme, engelleme ve kutsamaya işaret eden iç kalbin esirindeki mistik dansında yapan Şiva’nın temsilidir.[17]

Kozmik Dansçı olarak Şiva, "beş etkinliği" (panca-hriya) içinde ezeli ve ebedi enerjinin bedenlenişi ve tezahürüdür:

  1. Yaratılış (srişti), dışan dökme ya da açma;
  2. Koruma (sthiti), sürme;
  3. Yıkım (samhara), geri alma ya da yeniden özümseme;
  4. Gizlenme (tirobhava), Hakiki Varlık’ın görünüş maskeleri ve kisvelerinin, mesafeliliğin, Maya’nın gösterisinin ardında gizlenmesi ve
  5. Müminin iyilikle (anugraha) kabulü, yoginin dindarca çabasının onaylanması, ’ifşa eden bir tezahür aracılığıyla huzurun bahşedilmesi.[14]

Dans, üstte de saydığımız gibi Şiva’nın beş faaliyetini simgeler. Bunlar, Brahma, Vişnu, Rudra, Mahesvara ve Sadasiva’nın faaliyetleridir. O, Bütün’ün yaşamını korumak ve kendisini özleyenleri özgürleştirmek için dans etmektedir. Dahası, insan dansçıların danslarını dahi doğru anlarsak, onların da özgürlüğe götürdüğünü görürüz. Ancak O’nun dansının O’nun kendi doğasından kaynaklandığını, bütün jestlerinin doğaçlama, spontan ve amaçsız olduğunu söylemek, gerçeğe daha yakın olacaktır. Çünkü O nedenler boyutunun ötesindedir. [18]

Dans eden Şiva, aynı zamanda terazi burcunun (Tula) sembolüdür.[3]

Ünlü tiyatro yönetmeni Jerzy Grotowski, teatral yönelimini bir sembole indirgemesi istenseydi Şiva’nın dansını tercih edeceğini belirtmiştir:

“Çünkü Şiva’nın dansı hayata benzemenin bütün ihtimallerini içerir... Şiva adsızdır, biçimsizdir, edimsizdir. O nabız, hareket ve ritimdir. Bizim aradığımız tiyatronun özü nabız, hareket ve ritimdir.” [19]

Şiva’nın Naṭarājā adlı formu, diğer bütün formları gibi zıtlıkları kendi bünyesinde holistik bir şekilde barındırır. Şiva-Naṭarājā, yıkıcı Tāṇḍava dansını yaparken yüzündeki sakin ifadesiyle bir yandan tekinsiz bir hal alırken bir yandan da ölümün ve yaşamın, yok etmenin ve yeniden yaratmanın, korkunun ve coşkunun biraradalığını niteler.[20]

Şiva-Nataraca, M.S. 10 ve 12. yüzyıllara ait, Güney Hindistan’daki bir dizi çok güzel bronz heykelde tasvir edilmiştir. Bu figürlerin ayrıntıları, Hindu geleneğine göre, karmaşık bir resimsel alegori bağlamında okunmalıdır.[15]

Şiva’nın dansederken başının üzerindeki Ay, duyu ve duygularının kontrolünü, bedeninin etrafındaki yılanlar ise yaşam güçleri üzerindeki kontrolünü anlatır.[12]

Nataraj, Nataraja, Shiva, Şiva, Dumroo, Damaru, Damru
Şiva'nın sağ üst elinde tuttuğu davul. (Dumroo, Damaru ya da Damru)

Sağ üst elin, ritm tutmaya yarayan, kum saati benzeri küçük bir davul taşıdığı görülür. Bu; konuşmanın, Aracı Ses’i, ifşaatın, geleneğin, büyülü sözlerin, sihrin ve ilahi hakikatin aktarıcısını çağrıştırır.[15]

Shiva’nın dansını yaparken elinde tuttuğu minik davulu “Damaru” (ya da Damru, Dumroo) dan yaradılışın sesi yükselir. Davulun yukarı bakan üçgeni eril gücü, aşağı bakan üçgeni dişil gücün ritmini tutar. Minik davul ilk hareketi ve zamanı sembolize eder. Alev üçgeni hep yukarı doğru yönelir çünkü alev hep yukarı çıkmak ister. Su üçgeni ise suyun dökülmek istediği yöne bakar ve ateşi söndürür. Tepesi yukarı bakan üçgen , maddenin eterik olana dönüşmesini anlatır. Tepesi aşağıda olan üçgen ise eterik olanın maddeye dönüşmesini gösterir. Eşkenar bir üçgen, enerjinin eril ve dişil enerji arasında rahatça aktığını, uyumu , aralarındaki armoniyi gösterir. Zıtlıkarın birliğiyle Nefs, sıvı ateş ve ateşli su haline gelir ve aynı zamanda diğer elementlerin olumlu niteliklerini elde eder.[12]

Bunun yanısıra davul, Şiva’nın yogi karakterine ilişkin bir simgedir. Özel bir önemi vardır.[18]

Şiva’nın dansında içinde dans ettiği ateş çemberi, evreni, Maya’yı, boş istekleri anlatır, onun dansı aynı zamanda bir savaştır. Kötülüğe, bilgisiz cahillere ve karanlık güçlere karşı aydınlığın savaşçı dansıdır. Şiva, bu alev çemberinin içinde, yaratıcı dansını atomlarla dans ederek ve gezegenlerle birlikte dönerek yaparken, yaratıcı vibrasyonları birleştirir ve kozmosun hareketlerini düzenler. Onun bedeni, evren; hareketleri ise evrenin hareketi olur.[12]

Nataraj, Nataraja, sol el, right hand
Şiva’nın en üstteki eli, yok etme ateşi olan agni’yi tutmaktadır. Şiva, Dans Tanrısı Olarak (Nataraja), yaklaşık 11th century, Copper alloy, Chola period, 68.3 x 56.5 cm (The Metropolitan Museum of Art) [3]

Parmakları yarım-ay şeklinde (ardhacandra-mudra) duran sol üst el, avcunda bir alev dili taşır. Ateş, dünyanın yıkımının elementidir. Kali Yuga’nın sonunda Ateş, yaratılış gövdesini yıkacak ve ardından boşluk okyanusu tarafından söndürülecektir. Dolayısıyla burada, havada asılı duran ellerle, kozmik dans oyununda yaratım ve yıkımın dengelenişi anlatılmaktadır. Karşıtların bir acımasızlığı olarak Aşkın, esrarengiz Efendi maskesiyle şunu gösterir: yok etmeye yönelik doymaz bir iştaha karşı yorulmak bilmez üretim, Alev’e karşı Ses. Ve bu korkunç oyunun alanı, tanrının dansıyla gösterişli ve korkunç bir yere dönüşen Evrenin Dans Sahası’dır.

Nataraj, Nataraja, sağ el, left hand
Şiva'nın sağ alt eli, kendisine inananlara korkma der.

Koruma ve huzur bahşeden “sakın korkma” jesti (abhaya-mudra), ikinci sağ elle sergilenirken, göğüs hizasındaki diğer sol el, havaya kaldırılmış sol ayağa işaret eder. Bu ayak, “azat etme”yi anlatır ve müminin sığınağı ve selametidir. Mutlak’la birliğe ulaşmak için tapınılacak şeydir. Bu ayağa işaret eden, el bize Şiva’nın oğlu, Engellerin Kaldırıcısı Ganeşa’yı hatırlatacak şekilde, filin öne uzanmış hortumu ya da “el”ini taklit eden bir biçimde tutulur.[21]

O dans ederken bir ayağı havadadır. Diğer ayağı ise yerde yatan şeytan benzeri bir figürün üzerine basar. Sembolik olarak şeytan olarak gösterilen Mulayaka ya da Apasmara Purusha, cahil insanın ve bilgisizliğin sembolüdür. Şiva’nın başının üzerinde bir topuz halinde yükselen saçları vardır. Bu, ilahi güçlerin kendisine tezahür ettiğinin göstergesidir. Aynı zamanda bu bedenindeki manyetik ışımanın da bir işaretidir. Aura olarak adlandırılan bu manyetik güç, gelişme gösteren ruhsal bir süreçten sonra bazı insanların başlarının üzerinde gözle görülür hale gelmeye başlayan ışıktan bir hale olarak ortaya çıkmaya başlar.[12]

llk üçü ve son ikisi, işbirliği halindeki karşılıklı uzlaşmazlık grupları olarak eşleştirilmişlerdir. Tanrı, hepsini birden sergiler ve bu sergileme, yalnızca eşzamanlı olarak değil; birbiri ardına da yapılır. Bunlar, Tanrı’nın elleri ve ayaklarının duruşlarında simgeselleştirilir - yukarıdaki üç el sırasıyla “yaratma”, “koruma” ve “yıkım”; Unutkanlık’a saplanmış ayak, “gizlenme” ve havadaki ayak da “iyilik”tir. “Fil eli” bu üçünün diğer ikisiyle bağlantısına işaret eder ve bu ilişkiyi deneyimleyen ruha huzur vaat eder. Beş etkinliğin her biri, her anın nabzıyla eşzamanlı olarak ve zamanın değişimleri aracıliğıyla birbiri ardına tezahür ettirilir.[14]

Şiva, kozmik tanrı olmasından öte evrensel ilk-birin eril yanı olarak da bilinir. O, sadece Kaos’tan Kozmos’a geçişi sağlayan patlayıcı güç olarak görünmez; onun tam karşısında ve aslında tam yanında solar sistemleri ve yıldızları oluşturan ve her şeyi bir arada tutan Şakti (Enerji), Şiva’nın dişil enerjisi olarak bilinir. Dolayısıyla Şiva bir yandan holistik bir şekilde tüm evreni bir arada tutarken [4] bir yandan da yıkarak (bu ‘yıkım’yeni başlangıçları beraberinde getiren rejeneratif bir durumdur) yeni başlangıçlara sebebiyet verir. Bu yeni oluşumları sağlayan yıkım Padma Purāṇa’da yer alan Daksha Kurbanı başlıklı mitte şu şekilde anlatılmaktadır: [22]

Daksha Kurbanı

Brahmā, Şiva ve Şakti’yi memnun etmek için ateş kurban töreni (yacña/yagya) düzenler. Bundan memnun kalan Şiva’nın bedeninden Şakti ayrılır ve evreni yaratmada Brahmā’ya yardım eder. Brahmā, daha sonra Şakti’yi Şiva’ya geri vermeye karar verir. Brahmā’nın oğlu Daksha ise birçok kurban töreni düzenleyerek Şakti’yi Satī formunda kızı olarak kazanır. Daha sonra anlaşılır ki Satī aslında Şiva’yla birleşip Şakti-Şiva birliğini oluşturmak için bedenlenmiştir.

Ancak Şiva’nın babasına bir daha tapınılmaması için lanet etmesi ve Şiva hakkında kötü konuştuğu için babasının başını kesmesi yüzünden Daksha Şiva’dan nefret etmektedir. Şiva’nın tapınılmaya değer olmadığını, onun hayaletlerle dolaştığını söyler ve kızını Şiva’ya vermek istemez. Buna rağmen Satī Şiva’yla evlenir. Bunun üzerine Daksha, Şiva’dan intikam almak için kurban töreni düzenler ve bu törene Şiva ve Satī hariç herkesi davet eder. Satī ise Şiva’ya, babası çağırmamasına rağmen, bu törene gitmek istediğini söyler. Şiva her ne kadar Satī’nin bu törene katılmasını istemese de sonunda merhamet eder ve Satī’ye törene gitmesi için izin verir.

Daksha, kızı Satī’ye hiç ilgi göstermediği ve kurbandan Şiva’ya pay ayırmadığı gibi onun yanında ve tüm konukların önünde Şiva’ya aşağılayıcı sözler söyler ve hakaret eder. Tüm bunlara dayanamayan Satī kendisini kurban ateşine atarak canına kıyar. Daksha’nın hakaretlerine öfkelenen ve karısının öldüğünü gören Şiva, Daksha’nın başını keser.

Brahma ve diğer tanrıların araya girmesiyle onun yaşamasına izin verir ancak başını yok ettiği için başının yerine bir keçi başı yerleştirir. Şiva kederli bir halde karısının cesedini alır ve yok edici Tāṇḍava dansını yaparak tanrılar dahil etrafındaki her şeyi yok etmeye başlar. Bu korkunç yıkım karşısında ne yapacaklarını bilemeyen tanrılar Vishṇu’dan bu yıkımı durdurmasını isterler. Bunun üzerine Vishṇu, Sudarshana Çakra’sını kullanarak Satī’nin bedenini parçalara ayırır. Satī’nin bedeninin parçaları Hindistan’ın çeşitli yerlerine düşer ve bugün Şaktipitha olarak bilinen kutsal yerleri oluştururlar.[23][22]

Apasmara, Mulayaka
Şiva’nın Mulayaka ya da diğer adıyla Apasmara üstündeki ayağı (detay), Şiva, Dans Tanrısı Olarak (Nataraja), yaklaşık 11. yüzyıl, Bakır alaşım, Chola dönemi, 68,3 x 56,5 cm (Metropolitan Sanat Müzesi)

Mulayaka

Mulayaka (मुलयक) ya da diğer bilinen adıyla Apasmara Prusha, Şiva’nın Naṭarāja formunda [24] kozmik dansını yaparken ayaklarının altında ezilen ifritin adıdır. Cüce de olsa kötücülükte son derece yaman olan Mulayaka; cehaletin vücut bulmuş hali, hırslı ve tahakküm edici benliğin tezahürüdür.[25] Mulayaka, Hinduizm’de tekrar doğum döngüsünün kaynağı olan gerçek doğamızın cehaletini simgelemektedir.[24]

Nataraja Dansının Türleri

Nataraja’nın iki türlü dansı vardır. Biri eril, öbürü dişildir. Eril dansın adı, Tandava’dır. Kıyameti ve yok oluşu sembolize eder. Dişil dansın adı ise Lasya (diğer adıyla Nadanta)’dır. Var etmeyi sembolize eder. Yok oluş ve sonrasında varoluş ve tam tersi, bir döngü halindedir. Bu yüzden tanrı Şiva, bir çemberin içinde betimlenir.[5][6]

1. Tandava ya da Tandavam

Tāṇḍava (“Tāṇḍavam” ya da “Tāṇḍava nṛtya” olarak da bilinir), Şiva tarafından icra edilen ilahi bir danstır. Tandava, yaratılış, koruma ve dağılma döngüsünün kaynağı olan güçlü bir dans olarak tanımlanmaktadır.[26]

İlahi enerjilerin şiddetli, çılgınca fışkırması olan Tandava-dansı, yıkıcı enerjileri uyandırmak ve düşmanı mahvetmek için yapılan bir çeşit kozmik savaş-dansını çağrıştıran özellikler taşır; aynı zamanda, muzafferin zafer dansıdır.[27]

Tandava dansı, Şiva’nın Yin özelliğini yansıtır.[18]

Bu dans hakkında inanış söyledir: Taragam ormanında çok sayıda sapkın rişi biraraya gelmiştir. Şiva güzel bir kadın kılığında, Vişnu’yla beraber oraya gelir. Rişiler önce kendi aralarında tartışırlar. Fakat kısa bir süre içinde öfkeleri Şiva’ya yönelir ve büyülü kelimelerle onu yok etmek isterler. Kutsal ateşten bir kaplan yaratıp onun üstüne salarlar. Şiva gülümseyerek, küçük parmağının tırnağı ile onu tutar ve derisini yüzer, giysi gibi kuşanır. Başka bir hikâyeye göre de onun üzerine bir yılan salarlar; Şiva yılanı tutup kolye gibi boynuna dolar. Ardından dans etmeye başlar. Muyalaka isimli kötücül cücenin üstüne basarak dansa devam eder. Rişiler danstan çok etkilenirler ve Şiva’yı yüceltirler.

2. Lasya ya da Nadanta

Bu dans, Şiva’nın evrenin merkezi olarak kabul edilen Chidambaram veya Tillai’de yaptığı danstır.[18]

Shiva Tandava Sathram (शिवताण्डवस्तोत्रम्) İlahisi

  1. Jatatavee gala jjala pravaha pavitha sthale,
    Gale avalabhya lambithaam bhujanga thunga malikaam,
    Dama ddama dama ddama ninnadava damarvayam,
    Chakara chanda thandavam thanothu na shiva shivam.
1. “From the forest of his matted lock, water flows and wets his neck, On which hangs the greatest of snake like a garland, And his drum incessantly plays damat, damat, damat, damat, And Shiva is engaged in the very vigorous manly dance, To bless and shower, prosperity on all of us.”
  1. Jata kataha sambhramabrama nillimpa nirjari,
    Vilola veechi vallari viraja mana moordhani,
    Dhaga dhaga daga jjwala lalata patta pavake,
    Kishora Chandra shekare rathi prathi kshanam mama.
2. “The celestial river agitatedly moving through his matted hair, Which makes his head shine with those soft waves, And his forehead shining like a brilliant fire-daga daga, And the crescent of moon which is an ornament to his head, Makes my mind love him each and every second.”
  1. Dara darendra nandini vilasa bhandhu bhandura,
    Sphuradigantha santhathi pramodha mana manase,
    Krupa kadaksha dhorani niruddha durdharapadi,
    Kwachi digambare mano vinodhamethu vasthuni.
3. “The consort of the ever sportive daughter of the mountain, Whose mind rejoices at her side long glances, With the stream of merciful look which removes hardships, Makes my mind take pleasure in him who wears the directions as apparel.”

(Devamını Göster | Gizle >>)

CERN, Shiva, Şiva, Nataraj, Nataraja
Hindistan hükümeti tarafından CERN Parçacık Fiziği Araştırma Merkezi’ne hediye edilen Şiva’nın Nataraja heykeli.

Tandava Dansı ve CERN

18 Haziran 2004’te, Cenevre’de Avrupa Parçacık Fiziği Araştırma Merkezi olan CERN’de Hint tanrısı Şiva Nataraja’nın yaklaşık 2 metre yüksekliğindeki heykeli dikildi. Şiva’nın kozmik yaratılış ve yıkım dansını simgeleyen bu heykel, Hindistan hükümeti tarafından CERN araştırma merkezinin Hindistan ile olan uzun süreli ilişkilerini kutlamak için hediye edilmiştir.[29]

Bunun yanında hakkında zaten birçok kıyamet ve felaket senaryoları üretilen CERN’de bir de yıkım dansı yapan Şiva heykelinin dikilmesi, CERN’deki araştırmaların amacı hakkında birçok spekülasyona yol açmıştır.

Nataraja ve Modern Fizik

Şiva’nın kozmik dansı ile atom altı parçacıkların arasındaki paralellik, ilk kez ABD’li fizikçi Fritjof Capra’nın 1972’de yayınlanan “Şiva Dansı: Modern Fiziğin Işığında Maddenin Hindu Görünümü” adlı makalesiyle gündeme gelmiştir. Şiva’nın kozmik dansı, daha sonraları Fritjof Capra’nın en çok satan kitaplarından biri olan “Fiziğin Tao’su” eserinin önsözüyle bir metafor haline gelecektir. [29]

Fritjof Capra, eserinin önsözünde şöyle demektedir:

“Yaklaşık beş yıl önce yaşamış olduğum olağanüstü bir tecrübe sonucunda, kendimi bu kitaba doğru giden yolda buldum. O gün, deniz kıyısında oturuyordum, sıcak bir yaz günü idi, dalgaların öylece gelip gidişini seyrediyor ve nefesimin ritmik sesini dinliyordum, işte tam o anda, çevremde olup bitenlerin gerçek ve bütünsel kavrayışına varmıştım. Sanki çevremdeki her şey büyük bir kozmik dansa katılır gibiydi. Aslında bir fizikçi olarak orada bulunan kumun, suyun, taşların ve havanın durmadan titreşen ve hareket eden molekül ve atomlardan oluştuğunu biliyordum. Bu molekül ve atomların, birbirlerini yok eden ya da birbirleriyle birleşerek yeniden yaratılan parçacıklardan meydana geldiklerini de öğrenmiştim.

Ayrıca dünya atmosferinin sürekli olarak bir ‘kozmik ışınım’ yağmuruna hedef olduğunu da biliyordum. Söz konusu ışınım, çok yüksek enerjilere sahip küçücük parçacıklardan kaynaklanmaktaydı ve bu küçük parçacıklar da hem kendi aralarında, hem de hava molekülleri arasında sayısız çarpışmalara maruz kalıyorlardı. Bunların tümünü, yüksek enerji fiziği alanında yaptığım araştırmalardan zaten biliyordum.

Ancak ben, o ana kadar, bu bilgileri yalnızca grafiklerden ve diyagramlardan elde edebilmiştim. Ama denizin kenarında otururken, sahibi olduğum bütün bilimsel tecrübeler birdenbire gözümün önüne seriliverilmişti, işte o gün, hayal edilemeyecek kadar uzaklardan gelen enerji akımlarını ‘görebilmiştim’.

Sayısız parçacıkların ritmik aralıklarla yok edilip, sonra yeniden yaratıldıklarını ‘görebilmiştim’. Doğada bulunan elementlerin ve bedenimin içinde varolan yapı taşlarının, o büyük ve muhteşem kozmik enerji dansına katılışlarını da ‘görebilmiştim’. Bu dansın ritmini ‘hissedebilmiş’ ve dansa eşlik eden müziği ya da senfoniyi ‘duyabilmiştim’. İşte o an, oracıkta, denizin kenarında, bunun ‘Şiva’nın Dansı’ olduğunu anlamıştım. Hindu’ların taptığı dansçılar Tanrısı Şiva’dan başka bir şey değildi bu.” [28]

Kaynaklar

[1] https://en.wikipedia.org/wiki/Nataraja (İngilizce)
[2] Ananda Kentish Coomaraswamy, “The Dance of Siva: Essays on Indian Art and Culture”, Dover Publications, New York, 1985, s. 57-58.
[3] https://www.astrovedik.com/nataraja/
[4] Gökhan Akmaz, “Şiva ve Dionysos: Hint ve Yunan Mitolojilerinde Doğa İle Kültür Bütünlüğü” (yüksek lisans tezi), Ankara Üniversitesi, Hindoloji Anabilim Dalı, Ankara 2014, s.28.
[5] Frederic Soltan & Dominique Rabotteau, “India & the Sacred”, Om Books Int., India, 2008.
[6] http://blog.kavrakoglu.com/tag/tandava/
[7] https://tr.wikipedia.org/wiki/Şiva
[8] Prof. Dr. Baki Adam, “Dinler Tarihi El Kitabı”, Grafiker Yayınları, 2. baskı, Ankara 2015, s.342.
[9] “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi”, EBA, 8. Sınıf, Ünite 6, "Hinduizm ve Budizm”, s.13.
[10] Gökhan Akmaz, a.g.e., s.93.
[11] Seda Karaöz Arıhan, “Eski Çağ Sanatında Cücelik”, Lokman Hekim Journal, 2011, 1 (3), s.42.
[12] http://www.kainatsessizlikmis.com/ucleme-den-mer-ka-ba/
[13] Hüseyin Tevfikî, “Büyük Dinleri Tanımak” (آشنائی با ادیان بزرگ - Aşîna-yi bâ Ediyan-i Bozorg), ISBN: 978-605-85969-4-8, İstanbul 2013, el-Mustafa Yayınları, s.49.
[14] Heinrich Zimmer, “Hint Sanatı ve Uygarlığında Mitler ve Simgeler”, Kabalcı Yayınevi, İstanbul 2004, 1. baskı, ISBN 975-8240-69-2, s.173.
[16] André Malraux, “Karşı Anılar”, çev. Ömer Laçiner, İletişim Yayınları, İstanbul 2011, ISBN-13: 978-975-05-0919-3, s.176.
[15] Heinrich Zimmer, a.g.e., s.225.
[17] Venkatarama Raghavan, “Hinduizm”(makale).
[18] Deniz Cankoçak, "Evrensel Yasalar Işığında Epilepsi”, Bölüm 9, "Nöroteoloji", s.54-55.
[19] Zbigniew Osinski, “Grotowski And His Laboratory”, Translate and Abridged: Lillian Vallee and Robert Findlay. New York: Paj Publications, 1986, s.50.
[20] Gökhan Akmaz, a.g.e., s.97.
[21] Heinrich Zimmer, a.g.e., s.174.
[22] Gökhan Akmaz, a.g.e., s.29-30.
[23] Daksha Kurbanı miti için bkz. J. L. Shastri (Ed.), “Ancient Indian Tradition & Mythology- Shiva Purāṇa”, Part I, (Delhi, Shri Jainendra Press, 2010, s. 440- 445. Ayrıca bknz. Dr. G. P. Bhatt, (Ed.), “Ancient Indian Tadition & Mythology- Padma Purāṇa”, Part I, (Delhi, Motilal Banarsidass Publishers Private Limited, (1988), s. 40-46.
[24] https://www.wisdomlib.org/definition/mulayaka (İngilizce)
[25] Aldous Huxley, “Ada”, çev. Seniha Akar, Ayrıntı Yayınları.
[26] https://en.wikipedia.org/wiki/Tandava (İngilizce)
[27] Heinrich Zimmer, a.g.e., s.195.
[28] Fritjof Capra, “Fiziğin Tao’su” (The Tao of Physics), çev. Kaan H. Ökten, Arıtan Yayınevi, s.6.
[29] http://www.fritjofcapra.net/shivas-cosmic-dance-at-cern/






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 46134706 ziyaretçi (118649376 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler