Nehcü'l-Belâğa
 

Hz. Ali, Nehcül Belağa

Nehcü'l-Belâğa

Hazırlayan: Önder Demir

Kitap Tanıtımı

"Nehcü'l-Belâğa", Hz. Ali (a.s)'nin kısa hilâfeti döneminde buyurmuş olduğu 239 hutbe, 79 mektup ve 480 hikmetli kısa sözden oluşan bir kitaptır. Seyyid Râzî adıyla meşhur olan Muhammed b. Hasan Musevi (359-406), söz konusu hutbe, mektup ve kısa sözleri bir araya toplayarak değerli bir eser oluşturmuş ve bu eseri "Nehcü'l Belâğa" olarak adlandırmıştır. O, bu değerli kitabı H. 400 yılında kaleme almıştır. "Nehcü'l-Belâğa" yazarı Seyyid Râzî, bu eseri oluşturma hedefi hususunda kitabın önsözünde şöyle demektedir:

“Ömrümün baharındayken ve ömür dalım henüz tazeyken İmamların (a.s) özellikleri ve hususiyetleri hakkında bir kitap yazmaya başladım. Bu kitapta o zâtların güzel ve değerli sözleri vardı. Elbette bu kitabın başında da belirttiğim gibi, bu işe belli bir hedef ve niyetle giriştim. Ama Hz. Ali'nin özgün hususiyetlerini yazdıktan sonra bu kitabı devam ettirmeyecek bölümlere ve kısımlara ayırdım. Son bölümünde uzun hutbeler yerine, öğütlerini hikmetlerini, örneklemelerini ve kısa edebi sözlerini bir araya topladım.

Bazı dostlarım, bu kitabı okuyunca çok beğenip övdüler. fesahat ve belagati ile eşsizlik ve özgünlüğüne hayran oldular. Bu nedenle benden Hz. Ali (a.s)'nin çeşitli dallarda ve konulardaki öğüt, yazı, hutbe ve hik­metli sözlerini toplayarak derlememi istediler. Onlar, Hz. Ali (a.s)'ın bu sözlerinin fesahat ve belagatini, Arapça'nın incileri, dini-dünyevi sözlerin nûru olduğunu çok iyi biliyorlardı; çünkü böylesi özellikler, hiçbir beşeri söz ve kitapta bir araya gelmemiştir. Hz. Ali, fesahatin kapısı, belagatin temeli konumundadır. Fesahat ve belagatin gizlilikleri, onun sözlerinde tecellî etmiş ve onunla bir düzene girmiştir. Her hatip, onun örneklendirmelerini almış; her vâîz, onun sözlerinden yararlanmıştır. Buna rağmen o, herkesten ileridedir ve onlar, Hz. Ali'den geri kalmışlardır. Zîrâ onun sözlerinde ilâhî ilmin izi ve Peygamber'in kokusu vardır. Ben de bu isteklerine icâbet ettim ve telif ettiğim bu eserin adını da Nehc'ül-Belâğa koydum.”

"Nehcü'l-Belâğa" kitabı, 1000 yıl boyunca sürekli ilim, edep ve ilahi öğretiler semasında nurlu bir güneş gibi parlamış; ışık saçmış; İngilizce, Fransızca, Almanca, Farsça, Orduca ve Türkçe dillerine tercüme edilip, basılmıştır. İslam bilginleri, bu kitap için sayısız şerhler, tâlikâlar, lügât açıklamaları, lafız beyanları, seçmeler, özetler, "Nehcü'l-Belâğa"da gezintiler ve "Nehcü'l-Belâğa"dan dersler adı altında sayısız kitaplar kaleme almışlardır.

“Merhum Muhaddis Nuri, Seyyit Razi'nin Hesais'ul Eimme” bir nüshasının Şeyh Hadi Al-i Kaşif'ul Gıta kütüphanesinde ve bir nüshasının da Hindistan Rambor kütüphanesinde bulunduğunu söylemiştir. Aynı zamanda H. 1369 yılında da Necef-i Eşref'te de basılmıştır.

Yazıldığı ilk yıllarda bir kitap hakkında doğru dürüst bir hüküm vermek mümkün değildir. Şahsi sevgi ve kinler, aceleden kaynaklanan hükümler, zayıf ve güçlü noktaların gizli kalması ve benzeri sebepler, kitabın gerçeğinin gizli kalmasına veya değişik gösterilmesine sebep olabilir. Ama bin yıldır bilginlerin fikirlerini üzerinde yoğunlaştırdıkları, ince görüşlü düşünürlerin bilgisine ve basiretli insanların görüşüne su­nulan bir kitapta bu tür ihtimaller düşünülemez. Bütün bunlara rağmen bir kitap, değerini korumuş ve dikkatleri kendi üzerinde odaklandırmışsa bu o kitabın önem ve yüksek değerini gösterir.

Hz. Ali (a.s), Nehcü'l-Belaga'nın 17. hutbesinde şöyle buyurmaktadır: "Cahilce yaşayan ve delalet üzere ölenlerden, Allah'a yakınırım. Allah'ın kitabı hakkıyla okunduğu zaman onların yanında değersiz ve güçsüzdür, ama tahrif edildiği zaman onların yanında çok değerli ve kıymetlidir, onların yanında iyilik en büyük kötülüktür. Ve kötülükte en büyük iyiliktir."

Hz. Ali (a.s), Nehcü'l-Belâğa'nın 87. hutbesinde şöyle buyurmaktadır: "Tarih buyunca böyle olmuştur, Allah zorbalara fırsat ve imkan vermeden onları cezalandırmamıştır. Hiç bir ümmeti zorluk ve beladan geçirmeden ona kolaylık ve selamet de eriştirmemiştir. Sizin karşılaştığınız sıkıntılarda ve geçirdiğiniz zorluklarda da ibretler vardır. Her kalp sahibi akıllı olmadığı gibi, her kulağı olan da işitiyor değildir ve her gözü olan da görüyor değildir. Çok hayret vericidir! Nasıl hayret etmeyeyim! Bu ihtilafa düşmüş ve dinleri hakkında dilleri farklı olan fırkalara! Ki ne Peygamber (s.a.v)'in yolunda giderler ve nede vasisini izlerler. Ne gayba inanırlar ve nede ayıp olandan kaçınırlar. Şüphelerle amel eder ve nefsani duygular peşinden giderler. Sadece kendi iyi bildiklerini iyi bilir ve kötü bildiklerini kötü sayarlar. Sorunlara karşı sadece kendilerine sığınıp önemli işlerde sadece kendi görüşlerine dayanırlar. Sanki her biri manevi güveni kendi nefsinden alan birer imamdır."

Hz. Ali (a.s), Nehcü'l-Belâğa'nın 104. hutbesinde şöyle buyuruyor: "İnsanları kötülük yapmaktan alıkoyun ve kendiniz de onu terk edin. Zira kötülüğü terk ettikten sonra men etmekle de yükümlüsünüz."

"İyiliği emretmek ve kötülükten menetmek, Allah'ın sıfatlarındandır."

Hz. Ali (a.s), Nehcü'l-Belâğa'nın 155. hutbesinde şöyle buyuruyor: "İyiliği emretmek ve kötülükten men etmek, Allah'ın iki sıfatıdır. Bu ikisi,ne ölümü yaklaştırır ne de rızkı azaltır."

"Kötülüğe rıza göstermek onu İşlemek gibidir."

Hz. Ali (a.s), Nehcü'l-Belâğa'nın 192. mektubunda şöyle buyuruyor: "Ey insanlar, bir işe sevinmek ve kızmak aynı mükafata sahiptir. Yani bir iş yapanla razı olanla aynıdır. Zira Semud kavminden bir kişi deveyi öldürmüştü ama Allah hepsine azap indirmişti. Çünkü onlar buna rıza göstermişlerdi." Yüce Allah şöyle buyuruyor: " o deveyi öldürdüler ama pişman oldular" onların azabı şöyle idi: yer kızarmış demir gibi kükremiş ve çökmüştü ve böylelikle onlarda işlediklerinin cezasını bulmuşlardı."

Hz. Ali (a.s), Nehc-ül Belâğa'da şöyle buyuruyor: "iyiliği emret ta ki onun ehli olasın, elinle ve dilinle kötülüğe karşı çık ve kötülük işleyen kişilerden şiddetle sakın."

Hz. Ali (a.s), Nehcü'l-Belâğa'nın 171. hutbesinde şöyle buyuruyor: "(Cemel ashabı hakkında) onlar benim amilimi ( zekat memuru) ve beytü'l-mal sorumlusu ve bunların dışında ve başkalarına da gelerek bazılarını sabır ettikleri için ve bazılarını da bilerek öldürdüler. Allah'a ant olsun eğer onlar tek bir Müslüman'ı suçsuz yere ve bilerek öldürselerdi, bu askeri öldürmek bana helal olurdu. Çünkü onlar benim yanındaydılar ve bana karşı çıkmadılar, elleri ve dilleriyle onu savunmadılar nerede kaldı ki onlar kendi askerleri sayısınca Müslüman öldürmüşlerdi."

İyiliği emretmek işlerin ıslahı için farz kılınmıştır.

Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: "İyiliği emretmek, halkın maslahatı için ve kötülükten menetmekle akılsızların kötülüğü terk etmeleri için farz kılınmıştı."

Hz. Ali (a.s), Nehc-ül Belâğa'da şöyle buyurmaktadır: "Bütün güzel ameller ve Allah yolunda cihad etmek dahi iyiliği emretmek ve kötülükten menetmenin yanında denizde bir damla gibidirler. Şüphesiz iyiliği emretmek ve kötülükten menetmek ne eceli yakınlaştırır ve nede rızkı azaltır. Ama bütün bunlardan daha hayırlısı zalim imama karşı söylenen hak sözdür."

Hz. Ali (a.s), Nehc- ül Beleğada şöyle buyuruyor: "Ey müminler! Kim işlenen bir zulüm ve kendisine çağrılan bir kötülük görürde onu kalbi ile inkar ederse salim kamıştır. Kimde ona dili ile karşı çıkarsa ecir almış ve bir öncekinden daha faziletli bir iş yapmıştır. Ama kimde Allah'ın kelimesinin yüceliği ve zalimlerin alçalması için ona kılıcı ile karşı koyarsa işte o hidayet yoluna isabet etmiştir."

Hz. Ali (a.s), Nehc-ül Belâğa'da şöyle buyuruyor: "Bir toplumun işine râzı olan, onlarla beraber onu işlemiş gibidir ve her kötülük işleyen kişi, iki günah kazanır, onu işlemek günahı ve ona râzı olma günahı."

Hz. Ali (a.s), Nehcü'l-Belâğa'da şöyle buyuruyor: "İnsanlardan bazıları; elleri, dilleri ve kalpleriyle kötülüğe karşı çıkarlar. Bunlar, bütün hayrı kendilerinde toplamışlardır. Bazıları da elleriyle değil; ama dilleri ve kalpleriyle kötülüğe karşı koyarlar. Bunlar, iki özellikle amel etmiş ve birini terk etmişlerdir. Bazıları da sadece kalple kötülüğe karşı çıkarlar, bunlar birini almış ve önemli iki tanesini terk etmişlerdir. Ve bazıları da hem elle hem dille ve hem de kalple kötülüğe karşı çıkmayı terk etmişlerdir. İşte bunlar, yaşayan ölülerdir."

Hz. Ali (a.s), Nehcü'l-Belâğa'nın 213. hutbesinde şöyle buyuruyor: "Öyle kişiler vardır ki, Allah'ı anmakla ün bulmuş ve O'nu dünyaya tercih etmişlerdir. Alış-veriş ve ticaret, onları Allah'ı anmaktan alıkoymaz. Günlerini O'nu anmakla geçirirler. Gâfillerin kulaklarına caydırıcı sözler söylerler. Başkalarına adalet ve doğruluğu emrederler ve kendileri de onu yaparlar. Kötülükten men ederler ve kendileri de onu yapmazlar."

Hz. Ali (a.s), Nehcü'l-Belâğa'da şöyle buyuruyor: "İlk yenilginiz, elle olan cihadı terk etmenizdir. Daha sonra dille olan cihadı terk etmenizdir. Ve daha kalple olan cihadı terk etmenizdir. Her kim kalbiyle iyiliği tasdik etmez ve kötülüğü inkar etmez ise inkılaba uğramıştır (izzetten zillete düşmüştür)."

İyiliğe Emretmeyi ve Kötülükten Men Etmeyi Terk Etmek ilahi Rahmetten Uzaklaşmaya ve Lanete Sebep Olur.

Hz. Ali (a.s), Nehcü'l-Belâğa'da şöyle buyuruyor: "Allah sizden önceki nesilleri sadece iyiliği emretmeyi ve kötülükten menetmeyi terk ettikleri için lanet etmiştir. Allah cahil ve sefihleri günahlarından dolayı, alim ve bilirleri de kötülükten men etmedikleri için lanet etmiştir."

İyiliği Emretmek ve Kötülükten Men Etmeyi Terk Etmek Kötülerin başa geçmesine ve Duaların Kabul Olmamasına Vesile Olur.

Hz. Ali (a.s), vasiyetinde şöyle buyurur: "İyiliği emretmeyi ve kötülükten men etmeyi terk etmeyin. Aksi taktirde kötüleriniz başınıza geçer ve dualarınız müstecâb olmaz." [1]

Hazırlayan: Önder Demir
17.5.2010

Kaynaklar

[1] Hz. Ali, "Nehcü'l-Belâğa", hazırlayan: Abdülbâkî Gölpınarlı, Der Yayınları.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Ali'ye İftirâ Edenlere Allâh'ın Gadâbı Olsun, 04.06.2016, 14:06 (UTC):
Önce Mehdî (aleyhisselâm), sonra da Ali (kerremallâhu veche) efendimiz yapışacak bunların yakasına...



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36940308 ziyaretçi (103176351 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.