Nesîmî’nin “Yoh” Redifli Gazeli
 

Nesîmî’nin “Yoh” Redifli Gazeli

“Gerçek hâdis imiş ki hûbun vefâsı yoh
Kim sevdi hûbı, dedi ki hûbun cefası yoh”


Anlamı: Güzellerde vefâ olmadığı, doğru bir sözmüş. Kim (bu âlemde) bir güzel sevdi de bana cefâ (eziyet) etmedi, (sevgiliden bir zulüm görmedim) diyebilir?

“Aşkun belâsı yoh deyüben aşka düşme var
Kim âşık oldı kim; dedi aşkun belâsı yoh”


Anlamı: Aşkın belâsı yok zannederek sakın ola ki aşk (celladın)’ın eline düşme. Çünkü (sevgili’nin zulmü gibi) onun da belâsı vardır. Söyle, âşık olup da aşktan bela bulmamış hiç kimse var mıdır?

“Anun ki Hacc-ı Ekber’i ey cân sen almadun
Beytülharâm’a varmamış anun Safâ’sı yoh”


Anlamı: Ey cân! Sana varmayı ve seni ziyaret etmeyi hac gibi mübarek bir ibâdet görmeyen bir kimse, Kâbe’ye gitmemiş Safâ (ve Merve)’de durmamış hacıya benzer. (O sahte hacı gibi böylesi de sahte bir âşıktır. Böyle birinin gönlünde zevkten, SEFA’dan, hac ibadetindeki yürek gibi saflık ve temizlikten hiçbir eser  bulunmaz.)

“Şeytandır ol ki sûretüne kılmadı sücûd
Bir ince derde düşdi ki hergiz devâsı yoh”


Anlamı: Senin güzel yüzüne secde etmeyen kimsenin dün Adem’e secde etmedi diye Tanrı’nın huzurundan kovulan Şeytan’dan farkı yoktur ve onun bu hâli, asla ilâcı olmayan bir derde düşmüş kişinin hâli gibidir.

“Şol cân ki senden özge talep etmedi murâd
Hicrinde yakasın ânı, her dem devâsı yoh”

Anlamı: Senden başka murâdı (istediği başka bir şeyi) olmayan ve senden başka hiçbir şey istemeyen bir cânı her zaman ayrılığın ateşinde yakman adaletli değildir.

“Yârâb, ne şem imiş bu mehûn yüzi kim ânun
Yüzi katinde şems-i duhânun ziyâsı yoh”


Anlamı: Ey Tanrı! Bu Ay’a benzeyen sevgilinin yüzü nasıl bir mum imiş ki, onun ışığı ve parlaklığı yanında kuşluk güneşi dahi sönük kalır!

“Bîmâr-ı aşka cân verür ey cân lebün velî
Münkir sanur kim ol şefeteyn’ün şifâsı yoh”


Anlamı: Ey sevgili! Aşk hastasına senin dudağın cân verir. Fakat buna inancı olmayan kimse, o dudakların şifâsını bir uydurmadan ibaret zanneder.

“Gel gel berü ki savm ü salâtün kazâsı var
Sensüz geçen zamân-ı hayâtun kazâsı yoh”


Anlamı:
Ey sevgilim, artık gel, gel… Çünkü orucun ve namazın bile kazası (telafisi) mümkünken, sensiz geçirdiğim günlerimin kazâsı mümkün değildir ve telafisi imkânsızdır!

“Aynün hatâsuz ey büt-i Çin tökdi kânumu
Türk-i hatâdur aslına varur hatâsı yoh”


Anlamı: Ey Çin putu gibi teni incecik ve pürüzsüz olan sevgili! Bir bakışın, hata mı ediyorum bile demeden kanımı döktü. O bir Hatalı güzeldir, elbette aslına çekecektir. (Çin putu gibi gözükse de aslına döner ve birgün Türkler gibi attığını vurur, oku hedefe isabet ettirir.)






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36818582 ziyaretçi (102960630 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.