Nisan 2008
 

Ayın Yazısı, Nisan 2008

Ayın Yazısı, Nisan 2008

Akhenaton

Hala kendimizi Batı'ya entegre etmeye çalışıyoruz. Yarım asırlık bir düşün içindeyiz. Tarih, tekerrürden ibarettir sözüne karşıyım. Ama aynı şartlarda gelişen her etki, benzer sonuçları doğuracaktır. Şartlar ne; "Emperyalizm"... Şimdi yıllarca bu topraklarda hep gözü olmuş Batı'nın bu fikirlerinden vazgeçtiğini mi söylüyorsunuz? Bir kere daha düşünün derim... Şimdiye kadar ki tüm bu satranç hareketleri, AB sürecindeki oyalamalar, müzakerelerin hep askıya alınması vb. Çok elden ama tek bir oyunun parçasıydı. Türkiye, pasta; "ayrılıklar" sadece bu pastanın nasıl bölüşüleceği kavgasıydı.

Genelkurmay, bu tehlikeyi çok kez dile getirdiğinde, içimizde hala bu "rüya"nın sarhoşluğunda olanlar, ordu'yu statiko'yla, içe kapanmacılıkla suçladılar. Soruyorum; tarihini, geçmişini bilen hangi vicdanın; bu ülkelerin bizi aralarına alacaklarına aklı yatıyor? Dün, manda'cılığı savunanlarla bugün AB düşü kuranların yüzlerinden, isimlerinden başka değişen neydi? Peki dün bu vatanı bilfiil işgal etmek için ordularını gönderenleri denize döktüğümüzde, acaba düşmanı sahiden dökmüş müyüz yoksa Atatürk'ten sonra, hadi buyrun, gelin bizi alın mı demişiz. Mehmetçik kanıyla alınan, bedeli ödenen bu toprakları, her hükümet, suudi riyallarıyla, amerikan dolarlarıyla, euroyla, falanla filanla peşmekanla peşkeş çektiklerine bugün Atatürk yaşasaydı ne derdi? Fatih Sultan Mehmet yaşasaydı, fethettiği İstanbul'u parsel parsel satan siyasetçilerimizin yüzüne tükürmez miydi? Ders kitaplarında "Kızıl Sultan" diye nitelediğimiz Sultan Abdulhamid, "Yahudilere değil küçük bir toprak, kurabiye parçası kadar bu topraklardan vermem" dediği bir dönem, şimdi kaç Thedor Herlz, bu yüce milletin ıslık çalarak kuyusunu kazıyor?

Etnik-i Eterya ya da Filik-i Eterya, tarihe mi gömüldü? Zannediyorsunuz ki İsrail (Bu çağın Thedore Herlz'leri), vaadedilmiş topraklar sevdasından vaz mı geçti? Dünkü Makarious'lar, bugün AB saflarının arkasına geçmiş, bu halimize bakıp inceden inceye gülüyor. Pontus Rus'çular hala Karadeniz'de genç Türk çocuklarının beynini yıkıyor... İran, Suriye mi! Kafalarında "mehdicilik" oynuyorlar. Bizse doğuyla batının arasına sıkışmış; onca Türk dünyasına burun kıvırmış, olmayacak bir düşün arkasından gidiyoruz. Ermeni diasporası, ta içimize kadar sokulmuş... Dün, elimizle önüne bir tabak kedi sütünü içen Barzani kedisi bile karşımızda aslan kesilebiliyor. Peki ney'den cesaret alıyorlar?

Ben söyleyeyim! Tarihimizi unutmamızdan! Kültürümüzden kopmamızdan! Tarih, "bir fener"dir. O feneri ışığını açmadan, ne güneyimizi, ne kuzeyimizi, be doğumuzu ve ne de batımızı gerçek yüzleri ve kimlikleriyle görebiliriz. Genelkurmay başkanımız uyarıyor: "Başka alternatiflerimiz de var..." Türkî Cumhuriyetler, gözümüzün içine bakıyorlar; sadece bir ufacık hareket bekliyorlar bizden... Amerika, PKK'ya sözler vermiş. İran'ı vurmamda bana yardım et, kandil dağında sonra istediğin kadar kal... Yani inanıyor musunuz ikiyüzlü Batı'nın, AB'nin, Amerika'nın zerre kadar iyiliğimizi istediğimize? Peki başka sözler de vermiş olamaz mı? Güneydoğu'da özerk bir Kürt devleti gibi?

En büyük kozumuzu da geçenlerde "Papa"ya teslim ettik. Fatih'in "Ortadoks"ları yanımıza alma stratejisini unutup evet, "Papa"ya gel al dedik. Senin olsun...

Şimdi kim bizi işte bu esnada dürtecek, çimdik atacak? Birileri tarih lambasının bütün ışıklarını yakıp sahte yüzleri, bize dost gibi görünen maskeleri yere düşürecek?

Sahi, gerçekten de uyanır mıyız...

En önemlisi, bu rüyadan uyanmak için en ufak bir isteğimiz var mı?

Size, soruyorum.... Var mı????

Akhenaton, Gizli İlimler Admin






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36669265 ziyaretçi (102696769 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.