Obsesyon (Musallat, Tasallut)
 
obsesyon, musallat, tasallut

Obsesyon (Musallat, Tasallut)

Hazırlayan: Akhenaton

Kişinin kendini gerçekleştirme ve yüksek bilinç yolu tuzaklar ve engellerle doludur. Bunların en önemlilerinden biri birisi de obsesyon adını verdiğimiz “bedensiz varlık” için kullanılan kavramdır.

Öte âlemden gelen etkiler çok çeşitlidir. Bunlar pozitif enerji olabildiği gibi tersi de olabilir. Ne yazık ki negatif olanların çoğunu çeşitli nedenlerle algılayamayız. Yanımızda ya da çevremizde etkisini gönderebilen ve bizi bir şekilde etkileri altına alabilecek çeşitli ruh varlıkları vardır. Obsesyonu daha iyi anlayabilmek için bu varlıkları ve özelliklerini öğrenmemiz gerekir.[1]

Bir insanın enerji alanında bulunan davetsiz enerjiler örneğin başka birine ait bir “düşünce formu” olabileceği gibi, “öfke, kızgınlık, kıskançlık” şeklindeki duygusal bir formda da, fizik olarak dünyaya bedenlenemeyen başka yaşam formları şeklinde de olabilir. Ölmüş olduğu halde herhangi bir nedenle ışığa gidemeyip psişik atmosferin dünyaya yakın kısımlarında kalmış olan “bedensiz bir varlık” formu şeklinde de olabilir. Klasik ruhçulukta kullanılan obsesyon, ruhsal posesyon gibi kavramlar daha çok “bedensiz bir varlık” formu için kullanılır.[2]

Obsesyon, ruhçulukta ve psikolojide farklı olarak tanımlanır ve farklı kavramları ifade etmek üzere kullanılır. Psikiyatri sözlüklerinde kısaca “yanlış olduğunu bildiğimiz halde kafamızdan atamadığımız, mantık ve muhakeme ile uzaklaştırılamayan, arzu edilmeyen saplantı halindeki fikirler” olarak tanımlanır. Ruhçulukta ise, “bir bedensiz ruhun bir bedenliyi (insanı) hükmedecek derecede etkisi altına alması” olarak tanımlanır. Tanımlardan da anlaşılabileceği gibi, birinde obsede edici etken bir fikir olarak kabul edilir, diğerindeyse bu etken bir fikir değil, bu tür fikirleri obsedeye (obsesyon olayına maruz kalana) aşılayan canlı bir varlıktır. " Obsesyon" (obsession) sözcüğü Latincede “rahatsız etme” anlamında kullanılan “obsideratum” ya da “obsidere” sözcüğünden türetilmiştir.[3]

Spiritüalizm inancına göre “obsesyon” ya da eski dille tasallut denilen olay, bir bedensiz varlığın ya da varlıkların bir bedenli varlığın bedenine hükmetmesi ya da hükmetmeye çalışmasıdır. Spiritüalizme göre kimi bedensiz varlıklar bunu rahatsız ettikleri şahıstan intikam almak amacıyla, yeniden bedenlenemedikleri durumda başkasının bedenini bir amaç için kullanmak, geri varlıklarsa ya kendiliklerinden eğlenmek, dünyayla maddi bağlantıda olmak için başkasının bedenine sahip olmak ya da kimi büyü yapan insanların güçlerini kullanmalarına araç olarak yaparlar.[4]

Obsedör ise, obsesyon olayında obsede denilen kişiyi etki altına almış olan bedensiz varlığa klasik spiritüalizmde verilen addır. Fakat günümüzde obsedörlere özgü yöntemlerle çevresine saf, iyiniyetli insanları toplayan kimseler için de kullanılmaktadır.[5]

Obsedör varlıkların en büyük gereksinimi, kendilerini kemiren hükmetme hırslarının tatminidir. Bunlar kayıtsız şartsız kendilerine teslim olacak çömez, mürit ararlar. Bir bedenliyi ele geçiremezlerse acı duyarlar. Bunlar dünyada bedenliyken de çevrelerine kimi safdil kimseler toplamış, onların hem ruhlarına hem bedenlerine istedikleri gibi tasarruf etmiş, yalan yanlış düşünce, inanış ve görüşlerini onlara aşılamış ve bu şekilde belirli bir zümre üstünde hükmetme hırslarını tatmin etmiş varlıklardır.

Kendilerine körükörüne bağlı olabilecek kimi zayıf ruhlu insanları her ortamda bulabilmişlerdir. Onlarda dünyadayken yerleşmiş hükmetme hırsı spatyumun ilk aşamasındaki teşevvüş anlarında da devam eder; yani orada da emirlerini körükörüne kabul edecek müritler arar; fakat bulamazlar. Çünkü spatyumda bütün ruhlar serbestliklerini kazanmışlardır. Ne kadar geri olurlarsa olsunlar, orada onların böyle bir varlık tarafından yanlış bir yola zorla sürüklenmelerine meydan verilmez.

Bu durumda, hükmetme hırsıyla yanan bu ruhlar arzularını ancak ilişki kurabildikleri bedenlilerin (insanların) üstünde uygulamaya çalışırlar. Avları hakkında sinsi ve kurnazca bir araştırma ve inceleme yaptıktan sonra fikirlerini avlarına kabul ettirmeye çalışırlar. Amaçlarına ulaşmak için her yola başvururlar ve çeşitli taktikler kullanırlar.[6]

Obsesyon, özgür iradenin kullanılamaz hâle getirilmesidir. 2 şekilde tezâhür eder:

İlki, şeytanın sayısız tuzaklarla kandırdığı ya da korkutarak baskı kurabildiği nefislerin iradelerine koyduğu tekeldir. Şeytan, nefisler planından yaratılışa dalış öncesinde hileli anonslarla o evrede daha hileden haberdar olmayan nefislerin safiyane inançla bölünmeye başladıkları anda savaşı da başlamış oldu. Tüm planda kimi nefislerin iradelerini önce yönlendirmeyi zamanla da çalmayı başardı.

Esir nefisler konusunda işlenen, bilinçsiz nefisleri kullanım becerisini onların özgür iradelerine egemenliğiyle elde etti. Bu yüzden de esaret altındaki tüm özler, özgür olacakları güne kadar şeytanın obsedesi altında kalmak durumundadır.

Obsesyon hâlindeki bir kişinin kukladan farkı yoktur. Tüm yaptırım ve düşüncelerinin kendisine ait olduğunu zannetmektedir.

2. şekilde; kişilerin kendi iradeleriyle ve tercihleriyle bir başka kişinin ya da varlığın otokontrolüne girmeyi ve onun iradesine teslimiyeti, anlamsız bir aşkla benimsemelerinden oluşur. Bu tarz teslimiyeti nefisler planında bilinçli halde iken tercih eden ve şeytana tabi olan nefisler, o günden bugüne ifrit gurubunu oluşturmaktadır.

Bir de çoğunlukla insan formu içindeki ruhların yine anlamsız kurtuluş arayışı ya da yalnızlığını giderme ihtiyacı ya da aşkın öyle yaşanılır zannıyla hatta ilahi aşkın pîrini, önderini buldum ve ona itaat, Allah’a imandır gibi nice akıl almaz nedenlerle bilinçsiz teslimiyetlerin sonucu oluşan obsesyon halleri de vardır.

Fakat çok iyi bilinmelidir ki, insan, ne denli saf duygularla bu teslimiyete gönüllü olsa da, şeytanın kumanda kadrosu olan ifritlerden başka hiçbir bedenli, böyle bir boyun eğişi ve teslimiyeti asla kabul etmez.[7]

Ruhen ve bedenen güçlü insanlar durup dururken Obsesyona maruz kalmazlar. Obsesyona şiddetli bir korku, şiddetli bir hastalık nöbeti gibi zayıf bir an, ruhsal zayıflık, aşırı duyarlılık ve duygusallık yanında bilinçsiz spritüel deneyler de neden olur. Ülkemizde ne yazık ki çok yaygın olarak yapılan papaz büyüsü de bu şekilde tasalluta yol açabilmektedir, tabii başarılı olursa. Geri bedensiz varlıkların insanlara musallat olmalarına ve saldırılarına karşı Hıristiyanlık, “Excorcism” denilen o konuda deneyimli Papazların uyguladığı bizim yanlışlıkla “şeytan kovması” olarak çevirdiğimiz çok özel bir tedavi yöntemi geliştirmiştir. Ülkemizde de papaz büyüsünü papazlar benzer şekilde kendi dualarıyla bozmaya çalışmaktadırlar.[4]

Kimilerine göre, obsesyon olayının oluşması için bir bedensiz varlığın olması şart değildir. Yani insanlar arasında da oluşabilir. Obsedör varlıklar bedenlendiklerinde de saf, temiz insanları kandırarak çevrelerine bir sürü mürit toplarlar. Bu duruma örnek gösterilebilecek sayısız tarikat ve benzeri oluşumlar bulunmaktadır.[7]

Obsesyonun oluşmasını hazırlayan ve ilerlemesine yol açan birçok neden vardır. İnsanların konuyla ilgili eğitim ve deneyimleri olmadan ruhsal çalışmalar yapması, arkadaşlar arasında biraz merak biraz da eğlence olabileceği düşüncesiyle yapılan ruh çağırma seansları, son zamanlarda çok moda haline gelen, kimi varlıklardan mesaj aldıklarını söyleyen kişilerin yanlış yönlendirmeleri bu nedenlerden yalnızca birkaçıdır. Bu tür yanlışlar, sözünü ettiğimiz varlıklar için elverişli şartlar hazırlar. Sonuçta obsesyonun oluşması hızlı ve güçlü olacaktır

Obsesyona uğramış insan, o ruh varlığının artık esareti altındadır. Birey, kendi arzusu dışında hareket etmekteyse de yaptıklarının doğru olduğunu zanneder ve söyler. Üstelik bir de kendisine uzatılan yardım ellerini de reddeder.

Yersiz korkular, depresyon, nedenini çözemediğiniz bağımlılıklar, kaygılanmak, açıklayamadığınız yorgunluklar, hiç yapmayacağınız bir şeyi aniden yapma dürtüsü, ruh halinizdeki ani değişmeler davetsiz enerjileri işaret edebilir.

İlerlemiş bir obsesyon olayında varlık, takıldığı kişiye her türlü akıldışı hareketi yaptırabilir. Hassas kişiliğe sahip insanlar, yer ve zaman da uygunsa başlangıçta hissedemeyeceği sinsi bir tablo içinde böyle bir varlığın etkisi altına kolaylıkla girebilir. Bu, özellikle de spritüalizm konusunda görgü ve deneyimi olmayan ya da yok denecek kadar azken kulaktan dolma bilgilerle ruhsal iletişim seansları düzenleyen kişiler için, küçük bir çocuğun ateşle oynamasına benzer.[1]

Onun her sözü kontrolsüz ve aynen kabul edildikçe, genellikle kendisi de farkında olmadan, o varlık işi azıtacak ve en manasız, en boş fikirleri kişiye aşılamaya başlayacaktır. Aslında kişinin yerleşmiş bir kanısı olmadığından, o, bütün bu sözleri kabul edince, yavaş yavaş o ruha bağlanmaya da başlayabilecektir; bunun mümkün olan en kötü sonucu, bir tasallut (obsesyon) halinin oluşumuna yol açılmasıdır. Eğer bedensiz varlıklarla görüşme işine, aynı medyumla ya da (kendisi medyum ise) bizzat kendisi devam ederse bu tasallutun olması adeta bir olup bitti olur. Buna karşın, eğer medyumları değiştirerek, rastgele ve ara sıra bu işle meşgul oluyorsa, o zaman da başka türlü sonuçlar görülmeye başlayacaktır.

Şöyle ki, varlıktan aldığı sözlere tamamen inanmış bir halde bulunurken, bu defa başka bir (bedensiz geri) varlığın yine bambaşka düşünceleriyle karşılaşacak ve onu da önceki gibi kontrolsüz olarak aynen kabul edecek; fakat bu kez kabul ettiği her şeyler, önceki­nin tamamıyla karşıtı olacak ve bu durum, böylece, birbirine zıt ya da sadece uygun olmayan fikirlerle karşılaşa karşılaşa devam edecek. Sonunda günün birinde bu inangaç kişi, ya bu birbirini tutmaz sözler söyleyen bedensiz varlıklarla görüşmekten büsbütün vazgeçecek ya da da bir fikir keşmekeşi içinde bunalıp, üstelik bir de etrafındakilere karşı zor durumlara düşüp, sonunda Spiritizma’ya karşı kötümser bir ruh hali içinde güvenini bütünüyle yitirecektir.[2]

Obsedör varlıklar, birbirlerine göre çeşitli düzeylerde bulunurlarsa da bunları 2 genel grupta ele almak mümkündür:

1- Bu tür varlıklardan oldukça yüksek düzeyde olanları insanlar için aldatıcılık bakımından daha güçlü olabilir. Bu gruptakilerden bazıları öyle ustalıkla, öyle kuvvetli bir mantıkla ve dünyasal realiteler içinde insan aklının yatabileceği öyle bir şekilde konuşurlar ki, sözleri aklı başında birçok insana bile bir büyü gibi etki edebilir ve o insanlar kendilerine büyük gerçekleri açıklayan yüce bir varlıkla karşı karşıya bulunduklarını sanabilirler. Bu gruptaki obsedör varlıklar, kurbanları olacak insanlar üstünde etkili olabilmek için gerekirse vatanperver bir kahraman, gerekirse bir bilim adamı, gerekirse bir din misyoneri, gerekirse herhangi bir yüksek varlık kılığına girebilirler.

2- Bu gruptaki varlıklara çok daha sık rastlanır. Yalnız yüksek ve tanınmış kişilerin adlarını takınarak onların ağzından yalan yanlış, yarım yamalak sözler söyler, şiirler yazdırır, öğütler verir, acemice telkinlerde bulunurlar. Obsedör varlıklardan oldukça aşağı düzeyde olanlarıdır. Bunların obsesyonlarına yakalanma tehlikesi daha azdır. Çünkü bu varlıkların çelişkilerini fazla zeki olmayan bir insan bile ortaya çıkarabilir. Fakat, bunu bile beceremeyecek kadar düşünmesi gelişmemiş ve aklı kıt bir insan söz konusu spiritizm deneylerine tek başına girişir ve böyle bir varlığın etkisi altına girerse tehlike diğer obsesyonlardan daha büyük olur. Çünkü bu varlıkların yapacağı zararlar öncekilerde olduğu gibi yalnız moral ve fikrî olmakla kalmaz, fiziksel rahatsızlıklar ve teşevvüşler halinde kendini gösteren zararlar da meydana gelir. Derin ya da ağır obsesyon denilen hali oluşturan obsedör varlıklar bu gruptaki varlıklardır.[6]

Obsesyonun Oluşmasını Hazırlayan ve İlerleten Başlıca Koşullar

A- Psişik hallerle ilgili olanlar:

1. Hipnoz

2. İbadet ya da meditasyon, konsantrasyon, izolman gibi birtakım mistik deneyimler sırasında kişinin kendisini çevreden yalıtması.

3. Üzüntü, sevinç gibi heyecan hallerinde aşırılık ve bu heyecanlara kapılarak kendini kaybetmek

4. Dalgınlık ve aşırı yorgunluk.

5. Hastalık komaları

B- Karakter özellikleriyle ilgili olanlar:

1. Bilgisizlik

a- Obsesyon hakkında bilimsel yazıları okumamaktan kaynaklanan bilgisizlik.
b- Ruhsal bağlantı seansında bedensiz varlıkça verilen bilgilerin kontrolüne ve eleştirilmesine olanak veren bilgilerden yoksun olma.
c- Obsedör tarafından kullanılabilecek manevi (din, tasavvuf vs.) konulardaki bilgisizlik

2. Kişinin akıl ve muhakeme yeteneklerini gerektiği gibi kullanamaması

3. Temiz, saf kimselerin obsedör tarafından kullanılabilecek din, kutsallık duyguları, mistik eğilimleri ve karşısındakini yüceltme eğilimi.

4. İnangaçlık. Muhakeme etmeden akla her gelene ya da her söylenilene inanmak.

5. Bağnaz (dogmatik) ve sabit fikirli olmak.

6. Cesaretsizlik. Obsedöre karşı gelecek cesareti gösterememe, her şeyine boyun eğme.

C- Ruhsal bağlantı seansıyla ilgili olanlar:

1. Medyumun bilgi, görgü ve deneyim eksikliği.

2. Operatörün bilgi, görgü ve deneyim eksikliği.[7]

Obsedörlerin Taktikleri

Obsedörler avlarını ele geçirmek için her yola başvururlar ve çeşitli taktikler kullanırlar. Bu taktiklerden bazıları şöyle açıklanır:

1. Kendilerini iyi, güzel, erdemli, bilgin gibi göstermeye çalışırlar.

2. Avlarının huylarına göre ifadeler kullanarak telkinlerde bulunurlar.

3. Laf kalabalığı yaparak ve her bilim dalından yalan yanlış söz ederek kendilerini bilgili, deneyimli, uzman olarak kabul ettirmeye çalışırlar.

4. Yüksek sırlardan söz ediyormuş gibi poz yaparak birçok mûcizevî olay (levitasyon, fantom, doğrudan ses vb. gibi metapsişik fenomenler) meydana getireceğini vaat ederler.

5. Bilinmeyen ya da gelecekteki kimi olayları bildirerek avlarının güvenini kazanmaya çalışırlar.

6 Sorularla sıkıştırıldıklarında daha sonra yanıtlayacaklarını ya da yanıtların bilinmesinin soran için hayırlı olmayacağını söyler ya da bu tür kaçamak yollara başvururlar.

7. Karşılarındakileri bilgisizlikle nitelendirerek, her söylediğini rahatlıkla empoze etmeye çalışırlar.

8. Din, tasavvuf, mistisizm ve kutsallıkla ilgili konulara yapışarak, kendilerine çeşitli payeler biçerler (örneğin geçmiş Yeniden Doğuş’unda ünlü ya da önemli biri olduğunu bildirme).

Obsedörlerin Karakterleri

Obsedörlerin genel nitelikleriyse şunlardır:

1. Bağnazlık: Görüşlerini değiştirmekten nefret ederler, görüşlerini, inanç sistemlerini sarsacak herhangi bir düşünceye dayanamazlar, böyle düşüncelerden son derece ürkerler. Bu kararlı halleri de kimi deneyimsiz insanlar üstünde daha etkili olmalarına neden olur.

2. Sevk edicilik: Herkesi kendi yollarına sürükleme ve kendilerini diğerlerine bir lider gibi gösterme hırsları vardır. Bu amaç uğrunda, öğüt, rica, maddi ya da manevi çıkar vaatlerinde bulunur, çevrelerindekilere manevi payeler dağıtırlar, ısrar ederler ve gerekirse tehdit gibi her yola başvururlar.

3. Hükmedicilik: Hükmetme, yönetme, emretme ve kendini üstün gösterme özellikleri vardır.

4. Kurbanı bilgi kaynaklarından uzaklaştırıcılık: Kurbanlarını, uyanmalarını sağlayabilecek her türlü bilgi, fikir ve yayınlardan uzak tutmaya çaba gösterirler. Bunun için bu tür bilgi, fikir ve yayınların değersiz, hatta onlara zararlı olduklarını telkin ederler. Böylece, çevrelerinden yalıttıkları, kendi âlemine çekilen obsede ya da obsedeler üstündeki hakimiyetleri artar. Çünkü obsede, artık yalnızca obsedöründen aldıklarını doğru ve mutlak gerçek olarak kabul etmeye başlayacaktır.

5. Eleştiriden kaçmak: Eleştiriye hiç dayanamazlar. Çünkü kurdukları sistemi sarsabilecek bir öğedir. Eleştiri kavramını kurbanları olan obsedelerde de yok etmek isterler ve bunun için insanın akıl, muhakeme, düşünme, yaratıcı imajinasyon yeteneklerini köreltmeye, yok etmeye büyük çaba gösterirler. Kimi obsedörler bu amaçla müritlerine “ben sizleri gerçeklere akıl yoluyla değil, kalp yoluyla ulaştıracağım, akıl yolu şeytânî, kalp yolu rahmanidir” türünden fikirler telkin ederler.

6. Bilgilerinin sınırlı ve belirli oluşu: Obsedörlerin bilgilerinin çok eksik ve sınırlı olmalarına karşılık, bu küçük bilgilerine sıkı sıkıya bağlı olmaları, yapışmaları deneyimsiz kişilerin gözünde o bilgilerin abartılmasını sağlar. Eleştiri de söz konusu olmayınca obsedörün her saçmalaması eleştirilmemesi gereken büyük gerçekler ve hikmetler olarak kabul edilir. Oysa gerçeği gören deneyimli bir kimse o varlığın tüm sözlerini bir araya toplasa, orada herkesin bulup söyleyebileceği basit bir 2 fikrin ya da dünyada belirli formüllere saplanıp kalmış kimi tarikat talimatının yüzlerce kez tekrarından başka bir değer bulamayacaktır.

7. Araştırmacı sorulardan kaçıcılık: Kişi obsedörün söylediklerinden biraz daha fazla gerçeği öğrenmek ister ve söylediklerini biraz kurcalamaya kalkıştığı takdirde, söylediklerinin altında çelişkilerin, garip fikirlerin, anlamsız, hatta tehlikeli telkinlerin bulunduğunu görebilecektir. Obsedör varlıklar böyle sorularla, yani kurcalayıcı, çelişkileri ortaya koyucu sorularla karşılaştıklarında şaşırır, kızar, hatta tehditlerde bulunabilirler. Sonunda müritlerine bu tür sorular sormayı, daha ilerisini araştırmayı men edebilirler.[5][9]

Kaynaklar

[1] http://www.yodmeditasyon.com/?page_id=359
[2] http://www.dualarim.org/smf/spiritualizm_ruhculuk/obsesyona_giden_yol-t3514.0.html;wap2
[3] https://tr.wikipedia.org/wiki/Takıntı
[4] https://bpakman.wordpress.com/inanc-dunyasi/dininanc/kuranilahiyonetim/
[5] Bedri Ruhselman, "Ruhlar Arasında", Arıtan Yayınevi, 2013.
[7] Tülin Güran, "Ruhsal Terminoloji", OL Kitap, İstanbul 2013, s.144-145.
[6] Alparslan Salt, "Dharma Ansiklopedi".
[8] http://www.irad.org/makaleler.aspx?id=173
[9] https://tr.wikipedia.org/wiki/Obsedör






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36868222 ziyaretçi (103045569 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.