Orda Hiç Kimse Yok (Nesir Şiir Denemesi - Admin)
 

Hüzün, Şiir, Özlem

Orda Hiç Kimse Yok

~ «Orda Birisi Var!» Öyküne İnat ~

Sen, siyahtın; biliyorum. Bütün bu ışıkların, sarı aydınlıkların arasında, ölüm sesiyle gizlenmiş patiskaların; avuçlarında sakladığın erik çekirdeklerinin arasında...

Hüznü bir kız çocuğunun yüzüne işlenmiş...

Hani bir kardelen çiçeğine yaslanmış o dal... Aynalar ve kimin bilmem titrek yüzü...

Artık eskisi gibi gülmüyorsun. Artık, eskisi gibi dostun değil bu sözler! "Ağzı mühürlü bir papağan"ın anlattığı yarım kalmış öyküler... Hep ters lügâtten... Henüz 17 yaş... Değil... Seni tek anlaması gereken: ölüler! ! ! Ölüler, her akşam cesetlerini bırakıp... Ölüler, her akşam "unutmabeni çiçekleri" toplayıp sana gelirler. Gecenin emzirdiği düşüncelerim arasında sen, sen... Asla "beyaz" değilsin... Tıpkı ellerin, tıpkı gözlerin... Tıpkı o yarı korkak öyküler gibi.

Gözlerini "siyâh"a boyamıştın ve görmedi kimsecikler o gördüklerini... Gülümsüyor... Gibi değil... Değil gözlerinde bütünleşen bu aksak nehirler...! Yanı başımda uzanan, dev bir akvaryumun içinde, bu beyaz'dan bozma sarı bir damlacığın kaderi gibi, senin de, senin de yoksun mu ölümden damarların? Ve göğsüne bağlanan, tekrar kendi rengine dönüşerek yanaklarından seni besleyen o sular... İçimde niye mi mavi bir denizin özlemi var? Yanıltıcı ışıkların, zevksiz körebelerin içinde ayaklarımı gerçek bir suya sokup, içimi körelten sterillerin, serum ve ilaç kokularının, gece hiç bitmeyen görüntülerin, durmadan açıp kapanan kapıların... Tüm bunların dışında ve tüm her şeyin dışında niçin mi "tanıdık bir ses"in bu EZGİ'li özlemi? Sabaha daha çok var. Sus, sus, sus... Her şey bir rüyâ ve her şey bitecek. Susunca o canavar aygıtın gurultusu... Sus, sus, sus... Tanınmadık neyin var?

Öykülerin... Tutuktu biliyorum: Babalar ve kızlar... Koşar adım gençliğiyle birleşememiş yüzleri... Olmak istediklerinin ve olduklarının arasında sıkışıp kalmış bu aldırışsız kayıp rûh. Suda yaşamaktan bıkıp yalnızlık dolu bu sâhîle vuran kırgın bir balığın öyküsü. Söyle başka nen var? ! Söyleyecek neyin var? ! Saklı gibi duran yüzlere inat /aslında yüzler de benzemiyor gördüklerine/ bu kargaşalı bekleyişlere ve adını sakladığın bilişlere inat. "Suskunluk"tu cümlelerde biriktirdiğin. Hâlâ anlamıyor musun: yazmak istemediğin kadar kesilmiş bileklerim! Gözlerinde cân ablaların gölgesi var. Bir "yarasa"yı sürükleyip alıştırmak ışığa, bu hızla giden trende gördüğün silik bir yüzün ne önemi var? Sesinde martıların sesi var. Seni çoook sevdim; çünkü bir denizden kalma gözlerin. Gözlerinde mavi bir denizin elbisesi var. Sesinde "#yıldızların_sesi" var. Seni çoook sevdim; çünkü tanıdık bir yüze dokunur ellerin. Sen, siyâhtın; ama beyaz bir umûda uzanmıştı ya o eller... Sen, dokuduğun bütün hüzünler gibi, çileden ipliklere ayrılmış, her dağılıp gidişinde senle dokuduğun yüzler... Bu bedeni hala sıcak; ama ölü bir çocuğun gönlüyle dolu. Saklayacak neyim var? Ölümü yarım koymaz ellerim; ellerim bir düş kırıklığı, bir kardelenin fışkıran filizinde, güneş görmemiş mevsimlerin ortasında... Hala yazacak bir şeylerim var. Gülüşlerim hâlâ bir sığınak, hani eskisi gibi yıkılmaz durduğum... Gönlüm saklıyor beni; incitmesin şarkıların sus, sus, sus...

www.gizliilimler.tr.gg Admin.
2001, Kahraman Maraş.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36871516 ziyaretçi (103051678 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.