Ortak Rüya Düzeyi Üzerine
 
rüya

Ortak Rüya Düzeyi Üzerine

Akhenaton

Günümüz bilim insanlarının henüz yanıtlayamadığı sorulardan biri de herhalde gördüğümüz rüyaların kişisel olup olmadığı ya da başkalarıyla aynı rüyayı paylaşıp paylaşmadığımız konusu. Eğer günün birinde rüyalarımız kayıt altına alınabilse ve rüyalarımızdaki hiç tanımadığımız mekanların ve kişilerin gerçek olup olmadığı hakkında bir rüya veritabanı oluşturulup tüm bu rüyalar arasında süper bilgisayarlarla karşılaştırmalar yapılabilse sonuç ne olurdu? Bizimle aynı rüyayı ya da rüyalarımızda rastladığımız aynı yabancı kişileri gören başkalarının da olduğu ihtimali karşısında tavrımız ne olurdu? Ben, benimle aynı rüyayı gören diğer kişi ve kişilerle ne gibi bir bağım olduğunu merak ederdim açıkçası.

Belki gördüğümüz rüyalar, belli bir gruba bir mesaj içeriyordur ya da çoğu kez rüyalarımız, sadece kendi bilinç altımızın değil ortak/kolektif bir bilincin ürünüdür. Daha da uçuk bir teoriden bahsetmek gerekirse, bizlerin “misaller alemi” diye kişiselleştirdiğimiz hayali koordinatların çok çok dışında başka bir alemde buluşuyoruzdur. Belki de o âlem, gerçekler ya da gerçekten yaşadığımız âlemdir de şu an, bilinç altımızın ürettiği misaller âleminin ta kendisidir. Gerçek anılarımızı hatırlamadığımız ve bilinç altlarımızın üst üste bindiği bir başka “ayna âlem”. Daha da özetlersek, öz bilincimizden uzak bir yaşam alanında kendi bilinç altımızın ürünü bir dünyanın içindeyizdir ve aslında aynaya baktığımızda, hayali ve sanal olan, aynanın karşı tarafı değil; bizler oluyoruzdur. Ve aslında rüya dediğimiz şey, bilincimizden bilinç altımıza akan gerçek anıların simgesel bir deviniminden başka bir şey değildir.

“Ortak rüya düzeyi” konusu, bilimin ve ağırlıklı olarak psikolojinin olduğu kadar edebiyatın, sanatın ve yine ağırlıklı olarak sinemanın da içine yerleşmiş. Paulo Coelho'nun “O Alquimista” (Simyacı)'sında gördüğü bir rüya üzerine Mısır piramitlerine giden Endülüslü çoban Santiago, orada kendisiyle aynı rüyayı gören bir Arap'la karşılaşıyor ve gördüğü rüyanın gerçek olduğunu anlayıp hazineyi buluyordu. Larry ve Andy Wachowski kardeşlerin yazıp-yönettiği “Matrix” filminde ise insanlar, makinaların kontrolünde ortak bir rüya düzeyi yaşıyordu ve bu düzenin tümü, yine “Matrix” olarak adlandırılıyordu. Eski edebiyatımızın aynı rüyayı ya da rüyalarında birbirlerini sevgili olarak gören ve birbirlerine aşık olan, o rüyadan sonra gerçek hayatta da birbirlerini bulan “Sebkî Hindi” tarzı hikâye ve anlatımlarını da unutmamak gerekir.



Rüyalarda görülen ortak yabancı kişilerle ilgili Milliyet Gazetesi'nde ilginç bir haber vardı... Gazetenin haberine göre, 2006’da New York'ta bir kadının “Her gece rüyama giriyor.” diyerek robot resmini yaptırıp psikiyatristinin masasında bıraktığı yüzü gören başka bir hasta da bu adamı sıkça rüyasında gördüğünü söylemiş. Doktor, çizimi diğer psikiyatrist arkadaşlarına gönderirken gelen tepkiler aynı olmuş. 50 farklı ülkeden 2.000 kadın, adına “thisman.org” adlı internet sitesi kurulan adamı, rüyasında gördüğünü açıklamış. Kimileri, onun bir “fenomen” olduğunu düşünürken kimileri göre bu yüzün sahibinin bir medyum ya da doğal olarak bu yeteneğe sahip olduğunu düşünüyor. Bu adamı rüyalarında görenlerin çoğu, hemen hemen aynı kelimelerle onu tanımlıyorlar ve rüyalarından garip bir şekilde huzurlu ve mutlu uyandıklarını belirtiyorlar.

Bahsi geçen sitede, kimsenin kim olduğunu bilmediği, ama binlerce insanın rüyalarında gördüğü bu ortak yabancı kişi olayı hakkında birçok teoriler öne sürülüyor. Örneğin Jung'un psikanalitik teorisine göre, duyarlı kişilerin hayatlarındaki dramatik değişiklikler ve stresli yaşam koşulları, kolektif bir düzeyde benzer arketip ve yüzler olarak rüyalarımızda karşımıza çıkıyor.

Başka bir teori olarak da paralel evrenlerin, farklı seçimler ve  zaman çizgilerinin var oluşu ileri sürülebilir. Örneğin bir zaman çizgisinde henüz yaşayan kendi zaman çizgimizde ise bir çocukken ya da gençken ölmüş tanıdığımız bir insan bize ve geniş zamanlara bağlı olarak ilişkili olduğu diğer insanlara -bu tür farklı zaman çizgisine ait rüyalarda- bir yabancı olarak görünecektir. Bu durumda farklı bir evrendeki diğer benzerlerimizle ne tür bir bağa ya da ilişkiye sahip olduğumuz bizim için henüz bir bilinmeyendir. Hele de paralel evrenler konusu, kuantum fiziğinde henüz bebek bir teoriyken ve varlığı bile henüz kanıtlanmamışken.

Kolektif rüyalar üzerinde yapılacak araştırmalar, günümüz metafizik konularının cinler, lüsid rüyalar ve karabasanlar gibi halk inanışlarıyla, parapsikoloji ve ezoterik öğretilerle ya da benzer terimlerle ilintilenen birçok fenomenin açıklanmasında da öncülük edecek gibi görünüyor.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36843250 ziyaretçi (103002492 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.