Padişahın Kızı ile Yörük Masalı
 

Padişahın Kızı ile Yörük Masalı

Bir varmış bir yokmuş, zamanın birinde bir padişah yaşarmış. Bu padişahın bir de karısı varmış. Bu kadıncağız çocuğunu doğururken ölmüş. Ölmüş ölmesine; ancak padişahın nur topu gibi bir kızı olmuş. Fakat padişah kızını, karısının ölümüne neden oldu diye istemezmiş.

Gel zaman git zaman, kız büyüyüp serpilmiş. Dünya güzeli bir kız olmuş. Ancak padişah, kızına sürekli eziyet edermiş. Kız, bir gün pazara gezmeye çıkmış. Gezerken bir Yörük’e rastlamış. Yörük, kızı pek beğenmiş. Kızın padişah kızı olduğunu bilmeden ona:

“Ben seni çok beğendim. Benimle evlenir misin?”

diye sormuş. Kız, babasının eziyetinden kurtulmak için Yörük’ün evlenme teklifini kabul etmiş. Padişahın kızı ile Yörük evlenmişler. Yörük, kızı evine götürmüş. Yörük, çok fakir bir adammış. Evi de çadırdanmış. Ormandan kestiği odunları pazarda satarak geçimini sağlarmış. Padişahın kızı Yörük’ün çok fakir olduğunu görünce, geçinebilmek için kocasına yardım etmeye karar vermiş. Bunun için kocasına:

“Pazardan gelirken deri alıp getir!”

demiş. Kocası da karısının sözünü tutmuş ve pazardan deri alıp getirmiş. Kız, kocasının getirdiği deriyi eğirip çorap örmüş. Sonra bu çorapları kocasına verip pazarda sattırmış. Çoraplar satılınca Yörük yine deri almış ve kız bu deriden yine çorap örmüş. Bu çorapları yine pazarda satmışlar. Bu şekilde geçimlerini sağlamışlar. Bu arada Yörük, yine ormandan odun kesip satıyormuş.

Birgün Yörük, ormandan yine odun getirirken bir fırtına çıkmış. Yörük fırtınadan korunmak için bir inin içine saklanmış. Orada biraz fırtınanın geçmesini beklemiş; ancak fırtına dinmemiş. Dinmeyince, kestiği odunları inde bırakıp evine dönmüş. Eve gelince karısına odunları fırtına yüzünden getiremediğini anlatmış. Karısı da ona:

“Canın sağ olsun bey!”

demiş. Ertesi gün fırtına dinince Yörük, bıraktığı odunları almak için ine tekrar gitmiş. Gitmiş gitmesine; ancak bir de ne görsün? Odunların olduğu yerde külçe külçe altınlar. Hemen altınları alıp evinin yolunu tutmuş. Eve gelince olanları karısına anlatmış. Karısı altınları görünce pek sevinmiş. Bundan sonra her gün ine gidip kestikleri odunları koymuşlar, ertesi günü olunca da çuval çuval altın külçeleri almışlar. Sonra zengin olup hanlar, konaklar yaptırmışlar.

Kız, kocasından babasının sarayı gibi bir saray yaptırmasını istemiş. Yörük, karısının isteğini yerine getirip padişahın sarayı gibi bir saray yaptırmış. Aradan zaman geçmiş; bir gün Yörük ile karısı, padişahı saraylarına yemeğe davet etmişler. Padişah, Yörük’ün karısının kendi öz kızı olduğunu bilmiyormuş. Padişah gelince kızı, ona görünmemiş. Sonra Yörük ile padişah yiyip içmişler, hoş sohbet etmişler. Vakit ilerleyince padişah sarayına dönmek için müsaade istemiş. Tam gidecekken, yanlarına kızı çıkagelmiş. Padişah kızını görünce çok şaşırmış. Kız, padişaha:

“Vaktiyle beni istememiştin. Ben de bu fakir Yörük ile evlendim. Birlikte çalışıp zengin olduk!”

demiş. Padişah, yaptıklarına pişman olup kızını bağrına basmış. Kız, babasını affetmiş ve hep birlikte mutlu yaşamışlar. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine…






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36897964 ziyaretçi (103097899 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.