Pandora'nın Kutusu
 
Pandora'nın Kutusu, Pandoras's box

Pandora'nın Kutusu

Hazırlayan: Akhenaton

Kategori: Mitoloji

Pandora, becerikli fakat çirkin tanrı Hephaistos tarafından Zeus’un emriyle yaratılmış ilk kadındır. Bütün tanrılar ona bir yetenek vermiştir. Mitolojideki en belirgin kadın karşıtı hikâyelerden biridir. Öyle ki, Rönesans sonrası bile kimi eserlere konu edilmiş ve benzer şekilde “kötülük kaynağı kadın” imajı sürdürülmüştür.[1]

Efsanenin Ortadoğu ve Sami kaynaklı olması muhtemeldir, çünkü "Adem-Havva Efsanesi" ni andırmaktadır ve kadını tüm kötülüklerin temeli kabul etmek Yunan kültürüne özgü bir düşünce tarzı değildir.[2]

Mitolojide Tanrıların dışında ölümlü olarak yer alan ilk kadın Pandora'dır ve erkeklere ceza olarak yeryüzüne gönderilmiştir. Çoklukla bütün kültürler ve ataerkil din kitaplarında da söz konusu edildiği gibi Tanrılar insan yaratmaya karar verdiklerinde öncelikle erkeği sonrasındaysa 2. sırada kadını yaratırlar[3]

Pandora'nın sözcük anlamı, "Tanrıların armağanı" dır ve baş Tanrı Zeus'un isteği doğrultusunda sanatçı ve ateş Tanrısı Hephaistos tarafından su ve topraktan yaratılır.[4]

Pandora, cazibesini Afrodit’ten, becerikliliği Athena’dan, yaltakçılık ve sinsilik yeteneklerini Hermes’ten almıştır. Pandora’nın kutusu, deyim olarak günümüzde de sık sık kullanılmaktadır. Pandora’nın asıl öyküsü ise, bir hayli “kadın karşıtı” unsurlarla doludur.

Prometheus’un sürekli insanları kollayan tavırları, Zeus’u rahatsız etmektedir. Kimilerine göre sırf anlaşmazlığı su yüzüne çıkarmak için Prometheus’un insanlar lehine bir sunak eti paylaşımındaki hilesine göz yumar. Sonra da hileyi anladığında ceza olarak insanların elinden ateşi alır. Prometheus da ateşi çalarak insanlara verir. Zeus da Prometheus’u cezalandırmak için harekete geçer.

İşte Pandora’nın öyküsü burada başlar.[1] Efsaneye göre çok uzun bir süre, özellikle Altın Çağ boyunca ölümlüler ve ölümsüzlerin bir arada yaşadıkları dönemde, yeryüzünde yalnızca erkekler bulunmaktadır.[2] O ana kadar sadece erkeklerden oluşan insanoğluna isminin anlamı “her şeyi bahşeden” anlamına gelen Pandora, yani bir kadın gönderilmiştir! Zeus’un güzellikle ve bütün kötülüklerle donattığı bu kadınla insanlıktan intikamını alma zamanı gelmiştir. Bu bela, yeryüzünde sadece Prometheus’un kardeşi olan Epimetheus’un evinde kendisine yer bulabilmiştir. Her tanrı gibi kendisine biraz fazla güvenen ve elbette güzellerden hoşlanan Epimetheus, kardeşi Prometheus’un “Zeus mutlaka bir intikam için ölümlüleri cezalandırmak üzere bir tuzak kuracak, Olympos’tan gelen her şeyi reddetmelisin” ikazını unutacak ve Pandora’ya aşık olacaktır. Pandora, Epimetheus’un evindeyken bir erzak küpünün kapağını açar ve o güne kadar hastalık, suç, kötülük yüzü görmemiş insanlık bütün felaketlerle yüz yüze kalır.[1]

Pandora kutunun kapağını kapatmak ister fakat artık çok geçtir. Bütün yeryüzü bu kötülüklerle dolmuştur. Cehennem artık bu dünyadadır. Buna rağmen Pandora, kutunun kapağını s11 hamleyle zar zor kapatmayı başarır. Dışarı çıkamayan, kutunun içinde tek kalan ise, insanları bütün bu zorluklarla, kötülüklerle, savaşlarla, cehaletle, karanlıkla, gericilikle ve düşüncesizlikle mücadele gücü veren şeydir: Umut! [5]

Pandora, kutuyu açmakla geri dönüşümü olanaksız bir eylem içine girmiştir. Söylencede, Pandora'ya kendisine kutuyu açmaması tembih edilmesine karşın kutuyu açtırmakla, doğrudan kadının yapmaması gereken ilk şeyin itaatsizlik olduğuna göndergede bulunulur. Çünkü kadın ve erkek arasındaki cinsiyet çatışmasını tetikleyecek ilk etken itaatsizliktir. Gerçi Pandora, son anda kutuyu kapatır, ama hiçbir şey değişmeyecektir, kutunun içindeyse yalnız umut kalmıştır.[6]

“Pandora’nın kutusu” deyiminin yanlış çevirilerden ve daha sonraki bu yanlış çeviriye dayanan Rönesans sonrası eserlerden kaldığı zannedilmektedir. Fakat, Pandora’nın ilk adının geçtiği ve bu öyküsünün anlatıldığı “Hesiodos: İşler ve Günler” eserinde, Yunanca Pithos yani kutudan çok küp-kavanoza karşılık gelmektedir. İlk eserde Pandora’nın bu erzak küpünü yanında mı getirdiği, yoksa Epimetheus’un evinde mi bulduğu belirtilmemektedir. Daha da ilginciyse, Pandora’nın küpün kapağını bilerek, yani kasıtlı olarak mı açtığı yoksa kadınsı bir “aşırı meraklılığın” insanlığın felaketi mi olduğu anlatılmaz. Fakat, bütün hikâyelerde Pandora, şu ya da bu şekilde erkeklerin başına “felaket” getiren “kötülük kaynağı” olarak gösterilmektedir.

Pandora’ya ilişkin hikâyelerden ilginç bir nokta da yaratılışıyla ilgilidir. Hephaistos’un Pandora’yı çamurdan yarattığı anlatılmaktadır. Bu hikâyeye göre Hephaistos, Zeus’un emrini yerine getirirken, kendi karısı olan Afrodit'in vücudunu model olarak kullanmıştır. Heykel bitince onun kalbine ruh yerine bir kıvılcım koymuş, heykel canlanmış ve gözleri açılmıştır. Bu güzel insanı süslemek için bütün tanrılar ve tanrıçalar yardım etmişlerdir. Herkes kendisinden ona bir şey armağan etmiştir.

Athena ona güzel bir kemer, süslü elbiseler vermiştir. Letafet perileri Kharites beyaz göğsüne parlak altın, gerdanlık takmıştır. Afrodit başına güzellikler saçmış, güzel saçlı Horalar ilkbahar çiçekleriyle onu süslemişlerdir. Dişi tanrıların “bu çalışmalarından” sonra Hermes, Pandora'nın kalbine, hainlik ve aldatıcı sözler koymuş, Zeus da “hiç açmaması koşuluyla bir küp” hediye etmiştir. Böylece Zeus, ilk kadını beraberinde kötülüklerle dolu bir kutuyla yeryüzüne yollayarak insanlardan intikam almıştır.[1]

Pandora’nın Kutusu; gizli, örtülü kalan konuları açığa çıkarma anlamına gelen bir metafor olarak psikoloji literatüründe de kendisine bir yer bulmuştur. Öyle ki ‘Pandora’nın kutusunu açma’ bir deyim olarak iletişim alanında, denetlenmesi olanaksız denge bozucu hareketler yapma ya da ‘kötülükleri ortaya çıkacak’ ifşalarda bulunma gibi durumlarda kullanılmakta; bazen de örgütlerde önleyici, koruyucu girişimler yerine, onarıcı, düzeltici müdahalelerde bulunmaya işaret etmek üzere ‘Pandora’nın kutusu açıldıktan sonra’ seklinde kullanılmaktadır.[2]

Pandora’nın Kutusu’nda gizli anlamlardan biri de şudur ki, kadın için hatta bazen kadına rağmen yeryüzünde erkekler gücünü ispatlamak için savaşmışlar. Aşkı, ihaneti, entrikayı ve daha birçok kötülüğü varlığıyla dünyaya taşıyan kadının; kutuda kalan “umut” ise yine kendine bahşedilen doğurganlığıyla rahimde gizlediği çocuktur diyebiliriz.[7]

Günümüzde de "Pandora'nın kutusu" , olumsuz ve kötü şeyleri içinde saklayan kutu anlamında bir deyim olarak kullanılır.[6] Ayrıca, “Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü” sözünün de Pandora’nın Kutusuyla ilişkili olabileceği üstünde durulmaktadır.[6]

Kaynaklar

[1] "Yunan Mitolojisinde İlk Kadın: Pandora" , Medicine Dergisi, Eylül 2007, s.92.
[2] Yard. Doç. Dr. Emet Gürel-Arş. Gör. Canan Muter, "Psikomitolojik Terimler: Psikoloji Literatüründe Mitolojinin Kullanılması" , s.557.
[3] İlkay Gezgin, "Mitoloji (Mythos ve Logos) Hayatımıza Yön Veren Söylenceler" , Güncel Yayınları, İstanbul 2004, s. 150.
[4] Reiner Abenstein, "Griechische Mythologie" , Paderbom: Schöningh UTB Verlag, 2007, s. 108.
[5] Abdulkadir Kılınç, "Pandora, Kötülük, Kutu ve..." , Dergi. Bursa, Sayı:6, s.34.
[6] Cemile Akyıldız Ercan, "Mitolojide Çocuk Katili Kadınlar: Lilith, Lamia, Medea" , Zeitschrift für die Welt der Türken, vol:5, no:1, 2013, s.92.
[7] Dilek Yaka, "Pandora'nın Kutusu" , Labmedya, yıl: 3, sayı: 18, Ağustos 2013, s.28.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36685415 ziyaretçi (102724174 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.