Paranoid Kişilik Bozukluğu
 

Paranoid Kişilik Bozukluğu

(İng. Paranoid Personality Disorder)

Paranoid kişilik bozukluğu olan kişiler sürekli şüpheci ve genel olarak insanlara güvensizlikle karakterizedir. Sık olarak düşmanca, huzursuz ve kızgınlardır. Mutaassıp, adaletsizliği biriktirici, patolojik kıskançlığı olan eş ve kavgacı, garip huyları olan kişilerin paranoid kişilik bozukluğu vardır.

Paranoid kişilik bozukluğunun yaygınlığı % 0,5–2,5'dir. Bozukluğu olan kişiler nadiren tedavi arayışı içine girerler. Eşi ve iş arkadaşları teşvik edici olduklarında işbirliği yaparlar ve bundan rahatsızlık duyarlar. Şizofrenik hastaların yakınları reaktif olarak kontrollerden daha yüksek paranoid kişilik bozukluğu gösterir. Bozukluk erkeklerde kadınlardan daha yaygındır ve ailevi geçiş göstermektedir. Azınlıklar, göçmenler ve sağırlar arasında genel popülasyodan daha yüksek oranda görüldüğüne inanılmaktadır.[1]

Bu hastalığın temelinde başkalarına karşı duyulan güvensizlik ve kuşkuculuk yatar. Kişi kuşkularını, tartışarak, şikayet ederek yada agresiflik ile ifade eder. Paranoid kişiler görüntüde soğuk, objektif ve mantıklı gibi görünebilirler ama genelde saldırgan, inatçı ve sarkastik davranırlar. Başkaları hakkında negatif yargılar geliştirebilir ve kendileri gibi paranoid inançların paylaşıldığı tarikatlara yada gruplara üye olabilirler.[2]

Paranoid kişilik bozukluğu olan insanların en önemli özellikleri, alıngan ve kırılgan oluşlarıdır. İnsan ilişkilerinde karşısındakilerin kendisini aşağıladıklarını, ima yolu ile tehdit ettiklerini, laf soktuklarını düşünmeye eğilimlidirler. Arkadaşlarını dürüstlük ve vefa bakımından sürekli sorgularlar. Aşırı kıskançtırlar. Eşlerinin sadakatinden hep kuşkulanırlar. İnatçı, tartışmacı ve kavgacıdırlar.[3]

Ortada tam ve geçerli bir kanıt bulunmaksızın, herhangi bir gerçekçi temel bulunmaksızın, kişinin aldatıldığından, takip edildiğinden, kullanıldığından, kendisine zarar verildiğinden veya zarar verilmek istediğinden aşırı derece kuşkulanması olarak tanımlanabilir. Çevresindekilerin samimiyetinden, bağlılığından ve güvenilirliğinden emin değildir. Sıradan olay ve durumlardan kendisine karşı bir aşağılanma, küçük düşürülme veya gözdağı verilmesi gibi anlamlar çıkarır. Sürekli kin besler. Görmezden gelinmeyi bağışlamaz. Yeterli ve gerçek bir kanıt olmaksızın eşinin/partnerinin sadakatinden sürekli şüpheler duyar. Karşısındakinin sözlerinden kendince anlamlar çıkararak hiçbir sebep yokken öfkeyle saldırıya geçebilir.[4]

Hastalar, kendi yaptıkları yanlışlıklarda bile kendilerini suçsuz görüp, başkalarını suçlarlar. Farz ettikleri tehditlere karsı yasal yollara başvurabilirler. Başkalarına da bazı kişi ve durumların bu ur algılanan özelliklerini onaylatma ihtiyacı içindedirler. Kişilik yapılarının altında gerçeklere uymayan,hayali aşırı büyüklük, güçlülük düşünceleri vardır. Kendilerine yakıştıramadıkları eksiklik ve yanlışlıkları yansıtma (projeksiyon) denen bir savunma mekanizmasıyla karsılarındakilere yansıtırlar.[5]

Paranoid kişilik bozukluğunun esas özelliği, yaygın ve erken ergenlikte başlayan ve birçok durumda bulunan diğer insanların hareketlerini küçültücü ve tehdit edici olarak algılayan haksız duyarlılıktır. Sık sık, kanıtı mümkün olmaksızın, arkadaşlarının ve beraberindekilerinin güvenirliğini veya bağlılığını sorgular. Sık olarak bu gibi kişiler patolojik olarak kıskançtır, eşlerinin sadakatini kanıtı olmaksızın sorgular.[1]

Paranoid kişilik bozukluğu, çocukluk veya gençlik döneminde  tek basına kalma, benzer yaştakilerle arkadaşlıklarının iyi olmaması, kalabalık ortamlarda kaygı duyma, ders notlarının düşüklüğü, aşırı duyarlılık, tedirginlik, giyim,konuşma, düşünce itibari ile kendini kısıtlama, farklı hayaller ile kendini gösterebilir.[9]

Manschreck'in bildirdiğine göre; Keadler ve arkadaşları, öncelikle birinci derece akrabalarında paranoid bozukluk olanlarda paranoid kişilik bozukluk insidansının daha yüksek olduğunu bildirmiş daha sonraki yayınlarında ise birinci derece akrabalarında şizofreni olanlarda paranoid kişilik ve paranoid bozukluğun daha sık görüldüğünü belirtmişlerdir. Ancak bu yöndeki tüm çalışmalar sonucunda paranoid bozukluklarda kalıtsal ya da yapısal bir zeminin varlığını kanıtlayacak somut verilere henüz ulaşılamamıştır. Şu an benimsenen görüş, birinci derece akrabalarında şizofreni olanlarda paranoid bozukluk ve paranoid kişilik için risk söz konusu iken; birinci derece akrabalarında paranoid bozukluk olanlarda şizofreni ya da şizotipal kişilik gelişme riski olmadığıdır.[6]

Hastalar kendi duygularını dışsallaştırır ve projeksiyon savunmasını kullanırlar, kendilerinin kabul edemediği düşüncelerini ve dürtülerini başkalarına yönlendirirler. Bozukluğu olan hastalar afektif olarak kısıtlanmıştır ve duygusuz görünürler. Gerçekçi ve objektif olmakla kendileriyle gurur duyarlar, ancak onlar sıcak değildirler, güç ve kıdeme önem veririler, zayıf hasta sağlıksız göründüklerinde küçümseyici tavır gösteririler.[1]

Paranoid kişiler, arkadaşlarından yada dostlarından sadakat gördüklerinde çok şaşırırlar ve hatta inanamazlar, çünkü bir sorun olduğunda herkesin kendisine saldıracağını yada umursamaz davranacağını beklerler. Başkalarından gelen iltifatları genelde gizli eleştiriler ya da daha iyisini yapması için kendisine yapılan baskı olarak algılarlar. Çoğunlukla başkalarının yardım teklifini bir işi tek başlarına beceremediğine dair bir mesaj gibi düşünürler. Başkalarından yardım isteyemezler ve kişisel bilgilerini paylaşamazlar çünkü bilginin kendilerine karşı kullanılmasından korkarlar.

Bu kişiler kendilerini iki zıt şekilde görürler: bir taraftan davranışları ukalaca ve kendini beğenmişçe olmasına rağmen diğer taraftan küçük düşmeye ve aşağılanmaya karşı savunmasızdırlar. Bu kişiler genelde kendilerini dürüst, adil ve doğru olarak görürler fakat başkalarının kendilerini yanlış anladıklarına inandıkları için güç kullanarak kendilerini göstermeye çalışırlar. Her zaman diğer insanlar hatalı kendileri doğrudur. Araştırmalar paranoid kişilerin altı temel inanca sahip olduklarını göstermektedir:

  1. Felaket çok yakın.
  2. Dünya kötü insanlar ile dolu.
  3. Kaza diye bir şey yok; bu tür olaylar kötü niyetli insanlar tarafından gerçekleştirilir.
  4. Herkes bana kötülük yapmaya çalışıyor.
  5. Ben haklıyım, diğer insanlar yanlış.
  6. Ben diğer insanlardan farklıyım; başkalarının göremediklerini görebilir ya da hissedebilirim.[2]

Paranoid düşüncenin bir diğer özelliği kişinin kendine ait uygun olmayan düşünce ve eylemleri yadsıması, sonra da bunları başkalarından geliyor şeklinde yansıtarak buna inanmasıdır. Saldırganlık, kin, nefret, utanç, suçluluk gibi kabullenilmesi zor olan duygular kişi tarafından önce inkar edilir. Çünkü bunlar uygun olmayan duygulardır ve onda olamazlar, olmamalıdır da. Sonra, bu kabullenilemez duygu ve eğilimler dışarıda bir nesneye yansıtılır ve “öteki”nden gelen bir tehdit olarak algılanır. Gittikçe ağırlaşan bu durum, bir endişeye dönüşür. Örneğin kişinin içindeki saldırganlık duyguları nedeniyle birilerinin ona zarar vereceği, denetledikleri gibi... Paranoyak çevredeki her şeyi bu şekilde algılamaya başlar. Bütün algılar oraya yönelir, bunları doğrulayacak kanıtlar aranmaya başlar ve savunmaya geçer.[7]

Araştırmalar, Paranoid kişilerin eleştiri ve cezalandırma sonucunda ortaya çıkan utanç ve aşağılanma duygusuna karşı aşırı derecede hassas olduklarını göstermektedir. Doğal olarak bu kişiler otorite sahibi insanlar ile sürekli problem yaşarlar, çünkü özgürlüklerini yitirmekten, köle haline getirilmekten ve bastırılmaktan korkarlar.

Pranoid özellikler normal insanlarda belli ölçüye kadar mevcuttur ve bir insanı Paranoid kişilik bozukluğuna sürükleyen etkenler belirsiz olabilir; örneğin stres altında ortaya çıkabilir. Görünümleri gergin, savunmada, sinirli, aşırı hassas ve her an saldırmaya hazır olabilir. Kendilerine yönelik eleştiriyi asla kabul etmezken, başkalarını kritize etmeye ve aşağılamaya meyillidirler. Genelde bu tür insanlar enerji dolu, hırslı, çok çalışan ve başarılı insanlardır. Saldırgan, inatçı ve katı olmalarının yanı sıra oldukça akıllı ve bilgilidirler. Paranoid kişiliğin bir özelliği sorumluluğu başkalarının üzerine atarak suçu kendi dışındaki diğer insanlarda aramaktır.

Eğer siz paranoid kişilik bozukluğu yaşıyorsanız, çevrenizdeki insanlar sizi geçinmesi zor birisi olarak görüyor olabilirler. Arkadaşlarınıza güvenmiyor ve agresif tavırlarla yaklaşıyorsunuz. Sürekli şikayet ediyor, insanlara soğuk ve ilgisiz davranıyorsunuz. Arkadaşlarınızla inatlaşıyor, alaylı ve iğneleyici sözler sarf ediyorsunuz. Başkalarına alınmakta çok hızlı ama affetmekte çok yavaşsınız. En ufak olayda bile intikam almak istersiniz.[2]

Paranoid kişilik bozukluğu bazı kişilerde yaşam boyu sürer. Bazılarında ise şizofreninin habercisidir. İş ve evlilik sorunları yaygındır.[1] Yapılan araştırmalar, ruhsatlı silah taşıyan ya da bulunduran kişilerin üçte birinin paranoid kişilik bozukluğu olan insanlar olduğunu göstermiştir.[8] Mahkumlarda, mültecilerde, yaşlılarda, işitme kaybı olanlarda da paranoid fikirler zaman zaman artış gösterir.[9]

Paranoid Kişilik Bozukluğu'na eşlik eden diğer psikiyatrik bozukluklar ise şöyledir:

  1. Majör depresyon
  2. Saplantı-zorlantı boz. (obsesif- kompülsif bozukluk)
  3. Alkol-madde bağımlılığı.
  4. Diğer kişilik bozuklukları (en çok şizotipal kişilik bozukluğuolmak üzere ayrıca narsistik, çekingen ve borderline kişilik bozuklukları.[9]

Paranoid Kişilik Bozukluğu'nun Belirtileri

  1. Başarısızlıktan ve aşağılanmaktan aşırı derecede korkma
  2. Karşılaştığı kötü davranışları asla affetmemek, kin tutmak
  3. Kuşkuculuk, kıskançlık, çekememezlik
  4. Sorumluluktan ve suçu üstlenmekten kaçınmak
  5. En sıradan davranışların bile kötü amaçlı olduğunu düşünmek
  6. İnsanların sadık olmadığına dair sürekli şüphe duymak, kimseye güvenmemek
  7. Kendini korumak için aşırı ve saldırgan bir tarz ile hareket etmek.
  8. Başkalarını suçlamak
  9. Sabit fikirli, inatçı ve katı bir yapı
  10. Kızmaya, öfkelenmeye ve agresifleşmeye hazır olma
  11. Otoriteye karşı başkaldırma
  12. Ukalalık, kendine aşırı güven, herkesten üstün olduğuna inanmak
  13. Yalan söylemeye ve gerçekleri farklı göstermeye eğilim [2]
  14. Başkaları tarafından sömürüldüğünü, aldatıldığını ya da zarara uğratıldığını düşünme ve sürekli bundan yakınma.
  15. Eşine dostuna yersiz güvensizlik gösterme.
  16. Başkalarına bir türlü güvenememe ve söylediklerinin aleyhine kullanılacağından kuşkulanma nedeniyle ketum davranma, kimseyle sırrını paylaşamama.
  17. Alınganlık yapma. Sıradan söz ve davranışlardan alınma. Kendisine bir şeyler ima edildiğini düşünme.
  18. Reddedilmeye, dışlanmaya, aşağılanmaya karşı aşırı duyarlılık, küskünlük, güceniklik gösterme. Aşırı kırılganlık ve kin gütme. Başkalarının kendisine önem vermediğini düşünme eğilimi.
  19. Eşine (sevgilisi ya da flörtüne) güvensizlik, Yersiz ve aşırı kıskançlık.
  20. Tartışmacı, kavgacı, inatçı tutum.
  21. Çevresinde ve dünyada olup bitenleri hep komplo yaklaşımı ile açıklama eğilimi.[3]

Hastalığın Sebepleri

Paranoid kişilik bozukluğunun kesin sebebi bilinmemektedir ama biyolojik ve psikolojik faktörlerin bu bozukluğun oluşumunda etkili olduğu düşünülmektedir. Paranoid kişilik bozukluğu olan kişilerin, yakın şizofreni hastası akrabaları olması bu iki rahatsızlık arasında genetik bir bağ olabileceğine işaret etmektedir. Fiziksel veya psikolojik travmalar da dahil olmak üzere erken çocukluk yaşantılarının da paranoid kişilik bozukluğu oluşumunda etkili olabileceği üzerinde durulmaktadır.[10]

Ailenin mantıkdışı ve aşırı baskıcı ezici nitelikteki öfkesinden etkilenen çocuğun bu duygularla özdeşip, sonrasında bu saldırgan dürtülerin farkında lığından kaçınmak için bu dürtülerin kendinde değil, karsısındakilerde olup,kendine yöneldiği seklinde bir yansıtma mekanizması ile gerçekleştiği düşünülmektedir. ayrıca bu kişilerin yetersiz, aşağılanmış ve kendilerine yardim edilemez hissettikleri, bu duyguların etkisini hissetmemek için çevreyi suçladıkları düşünülmektedir.[11]

Paranoid Kişilik Bozukluğu Hastalarının Temel Özellikleri

Diğerlerine Bakışları: Diğer insanları temelde sahtekâr, üçkağıtçı, manipülatif olarak görülürler. Diğer insanların kendi işlerine karıştıklarına, kendilerini aşağıladıklarına inanırlar. Diğerlerinin arkalarından gizli işler çevirdiklerine inanırlar.

Temel Şemaları:

  1. "İnsanlar, eninde sonunda beni inciteceklerdir."
  2. "İnsanlara güvenilmez. Beni her zaman sömüreceklerdir."
  3. "İnsanlar, beni rahatsız etmeye kızdırmaya çalışacaklardır."
  4. "Onlara öfkelenme, sana yaptıklarını yap."
  5. "Bana yönelik herhangi bir aşağılama, ne kadar hafif olursa olsun, cezalandırılmalıdır."
  6. "Uzlaşma yapmak teslim olmaktır."

Fonksiyonel Olmayan İnançları:

  1. "Eğer dikkatli olmazsam, insanlar, beni kötüye kullanabilirler, sömürebilirler, manipüle edebilirler."
  2. "Eğer arkadaşça davranırlarsa, beni kullanmaya çalışıyorlardır."
  3. "Uzak dururlarsa, arkadaş olmadıklarının kanıtıdır."

Stratejileri:

  1. "Tetikte ol."
  2. "Kimseye güvenme."
  3. "Gizli amaçlar ara."
  4. "Aldatılma."
  5. "Her zaman kendini en kötüsü için hazırla."
  6. "Yakınlıktan kaçın. Eğer insanlara çok yakınlaşırsan, zayıflıklarını keşfederler."
  7. "Güçlü insanların yanında uyanık ol. Sana zarar verebilirler."

Temel Korkuları: Gizlice manipüle edilmek, kontrol edilmek, aşağılanmak, ayırımcı muameleye tabi tutulmak.

Tipik Davranışları: Hiperaktivite ve sürekli tetiktelik. Kuşkuculuk, yüzleştiricilik ve bir süre sonra sözünü ettikleri düşmanca muameleye maruz kalmak.

Duyguları: Olası bir sömürülmeye karşı kızgınlık, algılanan bazı tehlikeler karşısında sürekli anksiyete (kaygı). Terapiye girişleri, genellikle bu anksiyete yüzündendir.[12]

Paranoid kişilik bozukluğu, DSM-IV Tanı Ölçütleri

A. Aşağıdakilerden en az dördünün olması ile belirli, genç erişkinlik dönemimde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, başkalarının davranışlarını kötü niyetli olarak yorumlayıp sürekli bir güvensizlik ve kuşkuculuk gösterme.

  1. Yeterli bir temele dayanmadan başkalarının kendisini sömürdüğünden, aldattığından veya kendine zarar verdiğinden kuşkulanır.
  2. Dostlarının veya iş arkadaşlarının kendine olan bağlılığı veya güvenirliği üzerine yersiz kuşkuları vardır.
  3. Söylediklerinin kendisine karşı kötü niyetle kullanılacağından yersiz korkuları olduğundan başkalarına sır vermek istemez.
  4. Sıradan sözlerden, olaylardan aşağılandığı veya kendisine gözdağı verildiği şeklinde anlamlar çıkarır.
  5. Sürekli kin besler.
  6. Karakterine ve itibarına saldırıldığı yargısını taşır ve öfke ve karşı saldırıda bulunur.
  7. Haksız yere eşinin sadakatsızlığı ile ilgili kuşkulara kapılır.

B. Şizofreninin, psikotik özellikler gösteren bir duygudurum bozukluğunun veya başka bir psikotik bozukluğun gidişi sırasında ortaya çıkmamaktadır ve genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.[13][14]

Tedavi Süreci

Yukarıda saydığımız birçok belirti bize gösteriyor ki bu kişilerin insanlara karşı ciddi bir güven sorunları olduğudur. Dolayısıyla psikoterapi seansları da güven kavramı üzerine yoğunlaştırılmalıdır. Bunun yanında hipnoterapi yönteminin de etkili olabileceğini düşünmekte ve bu konuda bir takım araştırma ve çalışma taslakları tarafımızdan hazırlanmaktadır. Paranoid kişiler psikoterapi seanslarına katılımı en zor olan kişilerdir ancak terapi sürekliliğinde ciddi düzelmeler görüleceği ön görülebilmektedir. Tüm bunların yanında psikotik boyuttaki yakınmalar ve semptomlar sonucunda ise antipsikotik ilaçların endike olabileceği düşünülmektedir.

Bir takım araştırmacılar ve bizim karşılaştığımız vakalar üzerinden yola çıkarsak bu kişilerin aile öykülerinde benzer belirtilerin olduğunu görebilmekteyiz. Bu kişi küçük yaşlardayken babasını model alması, aynı zamanda babanın da paranoid olması karşılaştığımız klasik bir tablodur. Dolayısıyla paranoid kişilik bozukluğu olan kişilerden iyi bir aile görüşmesi alınmalı ve terapi sürecine gerekli görüldüğü takdirde ailenin de katılımı sağlanmalıdır. Bilindiği üzere bu kişilerin psikoterapi seanslarında kökleşmiş düşünce kalıpları ve güven ilişkisi kurma durumları üzerine çalışılacaktır.

Ancak kişinin patolojisi baba tarafından destek görüyorsa terapinin anlamı azalacak ve iyileşme sağlanamayacaktır. İlaç destekli psikoterapiler, gidişatı olumlu yönde etkileyebilir ve ilaçla anlamsız hezeyanların terapide karşılaşılma ihtimali düşürülür. Sonuç olarak baştan beri saydığımız belirtilere sahip kişilere Paranoid Kişilik Bozukluğu tanısı koymaktayız ve bu kişilerle ilgili klinik tecrübelerimizde bir çok psikiyatrist ve psikolog meslektaşımız bir takım zorluklarla karşılaşmakta fakat süreklilik arzeden terapi ve psikofarmakolojik tedavi sonucunda olumlu gelişmeler kaydedilmektedir. Kişinin terapiye ve tedaviye iknası gerçekleştirildiğinde sonuca gidilmesi mümkündür.[14]

Kaynaklar

[1] www.dpsikiyatri.com/hastaliklar161.asp
[2] Çiğdem Alper (psikoterapist), "Paranoid Kişilik Bozukluğu", www.hatunca.net/psikoloji-mainmenu-258/kisilik-bozukluklari-mainmenu-108/316-paranoid-kisilik-bozuklugu
[3] www.alikemalgogus.com/index.php/kisilikbozukluklari
[4] www.kigem.com/content.asp?bodyID=2460
[5] www.menacam.com/paranoid-kisilik-bozuklugu-paranoya-t28861.html
[6] Uz. Dr. Çiçek Hocaoğlu (Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı, Trabzon), "Paranoid Semptomlar ve Sendromlar", www.cty.com.tr/files/journals/4/56.pdf
[7] www.3dem.net/sanal_dergi/sorun_soyleyelim/e_psikolog/default.asp?bolum=paranoid
[8] Dr. Ayhan Akcan (Bakırköy Psikiyatri Tedavi ve Araştırma Merkezi Bapam-İstanbul), "Ateşli Silah Ruhsatına Başvuranların Demografik ve Kişilik Özellikleri", www.psikosecurity.com/pdf/atesli_silah.pdf
[9] e-psikoloji.com/forum/showthread.php?36-Paranoid-Kižilik-Bozuklušu
[10] www.psikolojimagazin.com/v/373
[11] www.uslanmam.com/ruh-sagligi/198677-paranoid-kisilik-bozuklugu-paranoya.html
[12] www.zen.com.tr/makale/paranoid.pdf
[13] www.psikoloji.gen.tr/kisilik/index_dosyalar/paranoid.htm
[14] Prof. Dr. Ertuğrul Köroğlu & Sinan Bayraktar, "Kişilik Bozuklukları", HYB Basım Yayın, Ankara 2007; www.psikohipnoz.com/paranoid-kisilik-bozuklugu-belirtileri-tedavi-ve-psikoterapisi.html





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: doktor, 10.10.2016, 13:29 (UTC):
Kişilik bozuklukları, ruh hastalıklarında NEVROZ VE PSİKOZ (akıl hastalığı,gerçegi değerlendirme bozukluğu)gibi durumların dışında değerlendirilen bir grup rahatsızlığı barındırır.Kişilik buzuklugunun en basit ve genel tanımı UYUM VE ESNEKLİGİN olmamasıdır.çeşitleri vardır.antisosyal k.b,narsist k.b, şizotipal k.b,borderline k.b vb gibi.Kişilik bozukluğu toplumda çok sık rastlanır, %10-20 gibi yüksek oranlardadır.Bu kişiler hasta olduklarını ,uyumsuz olduklarını bilmezler.Düşüncenin formal yapısı normal olduğundan, yani normal konuştuklarından uzaktan saglıklı görünürler.Hatta kibar,ciddi, objektif ve akıllı görünebilirler.Her hastalık gibi hafif orta ve agır formları vardır.hafif ve orta formları dışarıdan farkedilmeyebilirler.Yani beraber yaşamadan onun kişilik bozukluğunu anlamayabilirsiniz.Bunlar yanlarında yaşadıkları yakınlarına sıkıntı verirler ve onları anormal görür,onları değiştirmeye çalışırlar.Buna ALLOPLAST denir.Paranoid kişilik bozukluğu olan bireyler toplumda sıktır%2-2,5 cıvarındadır.bunlar alıngan hassas,affı olmayan,normal olayları büyüten ,pireyi deve yapan devamlı geçmişteki olaylara takılan,objektif olarak kötü olmamasına rağmen çevrelerindeki insanları güvenilmez ve kötü gören kişilerdir.Devamlı sevilmediklerini ve sömürüldüklerini düşünürler.Yapılan iyiliği bile yanlış değerlendirirler.Yapılan iyi niyetli konuşmalardan gizli manalar çıkarırlar.Bunlardan sebep hiç kimseyle uzun süreli ilişki yaşayamazlar.Tüm ilişkilerinde muhakkak kırılma noktaları olur.İş ve aile yaşamları sorunludur.Bunlar uzaktan kibar akıllı objektif görünebilirler.Halk normal konuştukları için söylediklerne inanabilirler.Hiç kimseyle geçinemediklerini görürlerse bunlara GEÇİMSİZ derler, hastalık olarak değerlendirmezler.Genelde kişilik bozukluklarının tedavisi yoktur ve/veya zordur.Paranoid kişilik bozukluğunun esas tedavisi psikoterapidir.ilaçla da desteklenir,iyi sonuçlar alınabilir.Herkese sağlıklı günler dilerim.

Yorumu gönderen: doktor, 21.06.2016, 13:01 (UTC):
ben dr um, eşim ebe.20yıl önce evlendik.evlenirken ailesiyle küs geldi.eşim dışarıdan bakanlar için çok iyi biridir.evlendikten 4 ay sonra,eşim hiç neden yokken, kendisine prenses gibi davranılırken, aileme küstü ve 20 yıldır gerekmedikçe konuşmaz.annem ve kardeşlerim ona hizmet eder ve kendisi hiç rahatsız olmaz.ilk 8 yılda 3-4 yıl antidepressan kullandı.ailem ve ben eşime masallardaki gibi, gerçeküstü iyi davrandık.hasta diye düşündük, hep sevdik ve destekledik.11.yılda tüp bebekle bir kızımız oldu.bundan 2 yıl kadar sonra benden de uzaklaştı.yanına gidince beni sevmiyorsun diyordu.bende çok sevdiğimi söylüyordum ama inanmıyordu.ve benle yatağını ayırdı kızımla yatmaya başladı.evimizde kavga gürültü olmamasına rağmen,kendisini çok sevmeme rağmen, her türlü sorumluluklarımı en iyi şekilde yapmama rağmen, nedensiz yere benden uzaklaştı.en ufak bir uyarıda bile boşanmalara kalktı.ailesi de birbirleriyle geçinemeyen çok agır sorunları olan bir aileydi.şu anda eşimi boşamak için dava açtım.geçmişe baktığımda eşim aşırı alıngan ,iyiliği, normal davranışı anormal gören,kinci, affı olmayan,pireyi deve yapan,maddi manevi sömürüldüğünü, köle haline getirildiğini zanneden,sevilmedigini zanneden, hiç kahvaltı hazırlamayan,yemegi bile istediği zaman yapan (son yılda sadece 10 defa yemek yaptı),evi temizlemeyen ,çoğu zaman çöp ev gibi,bir eşle yaşamışım.bir doktor olarak eşimin PARANOİD KİŞİLİK BOZUKLUGU olduğunu düşünüyorum.aileside annesi ve küçük ablası dışında rahatsızlar.Babası ve ablası paranoid,iki erkek kardeşi antisosyal k.bozuklr.bunların yaptıklarını anlatsam dizi olur.bunlar anormal olduklarının farkında değiller.ailesi uyumlu olsa, onlardada aynı sorun olmasa eşimi en iyi psikiyatri hocalarına götürüp tedavi şansını denerim ama,ailesi onun yaptıklarını desteklediği için yapamadım.

Yorumu gönderen: emine, 16.05.2016, 00:00 (UTC):
bu yazı sayesinde oğlumun anlam veremediğim davranışlarına nacizane bi teşhis koyabildim..nihayet bir nebzede olsa tedavi sonrası normale dönebilme umudu yüreğime su serpti..biraz rahatladım.. hemen ilk fırsatta bi uzmana yönlericem kendisini..bunun için özel vıa hastanesi çok uygun muayene ücretleriyle uzman doktorlarıyla halka çok güzel hizmetler vermekte..tavsiye ederim ..çok geç kalmadan sevdiklerimizi ruh sağliklarına kavusturalım..bizde kavuşalım..çünkü bu tür vakalarla karşı karşıya olan kişilerinde sinirleri çokta sağlam kalmıyor haklı olarak..ihmal etmeyelim..çok arastırdım ..her yazıyı okudum..şimdi ıkna oldum..evet benim çocuğum malesef bu illetin pençesinde resmen can çekişiyormuş meğer..onu tekrar kazanmak..iyileştiğni görmek bana çok iyi gelecek..oğlumda kimbilir nasıl mutlu olacak..

Yorumu gönderen: Aylin, 05.05.2016, 18:00 (UTC):
Yazıyı çok dikkatli okudum.abim ile aynı sorunları yaşıyorum.yalnız çok net birşey söylenmemiş.hastaların kendilerini hasta hissetmemeleri ve Tedaviyi kabul etmemeleri.bu şekilde nasıl mücadele edilir bilemiyorum.aile için çok zor bir durum.peki yatarak tedavi için uygulanan prosedür nedir?ülkemizde bu konuda bilgi almak için 183 ü aradım.savcılığa gittim.verasetin alınması için bir dilekçe ile başvurulması gerekiyormuş .daha sonraki durumlarda doktor kararına bağlı.tam bir muamma.peki özel hastaneler yok mu?özel psikiyatristler inanın aldıkları paraya BAKIYOR.ve çaresizliğiniz karşısında ne yapılması gerekiyor kimsenin umrunda değil.hastalar kadar ülkemizde çevresindekiler de Çaresiz...ikna edin.4yıldır mücadele ediyorum.ilişkiler Çevremize karşı tutumu çok kötü derecede.nasıl ikna edeyim.sonu hep kötü.daha kötü oluyor.kimse ailesinden bir Kişiyi o durumda görmek istemez.ben de kendimi suçluyorum.annem babam çok mutsuzlar.hiç birşey elimizden gelmiyor...

Yorumu gönderen: seçil, 29.01.2016, 08:38 (UTC):
merhaba yazınızı çok büyük bir ilgiyle okudum.Eşim bu belirtileri gösteriyor sebepsiz yere kuşku duyuyor,çevremizdeki kişilerin yaptığı iyiliklerin bile altında bir şey arıyor ve bize hiç bir kötülük yapmayan kişilere karşı büyük bir kin ve nefret duyuyor.Ailesi çok büyük ekonomik sıkıntılar yaşamış ve akrabalarının hatta arkadaş çevresinin kendisini hor gördüğüne ve ezdiğine hatta zarar verebileceklerine inanıyor.Aynı özellikler annede de mevcut ve eşimin yaptığı mantık dışı duygu ve düşünceleri ve yersiz kin ve nefreti annesi tarafından destekleniyor. İlk zamanlar yaptıklarında mantık aramam kendimi de düşünce anlamında çok yıpratmama neden oldu.Ancak altında psikolojik bir rahatsızlığın olabileceği düşüncesiyle yaptığım araştırmalar beni bu yazınızla karşı karşıya getirdi.Ben ve benim gibi birçok kişiye yol gösterebileceğine olan inancımla teşekkürlerimi sunuyorum

Yorumu gönderen: ayşegül, 07.12.2010, 20:04 (UTC):
güzel,faydalı ve bilgilendirici bir yazı olmuş..geçenlerde okuduğum bir kitapta der ki:"bir insanın paranoyak olması şüphelerinin yanlış olduğu anlamına gelmez"ve günümüz dünyasında bunca tehlikenin kol gezdiği ve zararın nerden geldiğini kestiremediğin böyle bir ortamda bir parça paranoyakça düşünmenin faydalı olduğunu düşünüyorum.birde ben normal insan standartlarını öğrenmek istiyorum ve bu standartlar neye göre belirleniyor??yani hisleri ve duyguları kırılan bir insanın alınması kırılması doğal değilmidir neden bu paranoya'nın bir göstergesi olsun??insanlar birbirlerinin kuyusunu kazıp sağ gösterip sol vuruyorken normal olmayan bir davranışın altında acaba bir art niyet var mı diye sorgulamak neden"gizli amaç arama"stratejisi olsun??bunlar anormal davranışlar mı yoksa bu davranışları saplantılı hale getirmek mi anormal?



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36776544 ziyaretçi (102886406 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.