Peloponnesos Savaşı (M.Ö. 431-404)
 

Peloponnesos Savaşı (M.Ö. 431-404)

Peloponnesos Savaşı (M.Ö. 431-404)

Persler Salamis, Plataiai ve Mykale'de Peloponnesos Birliği'nin, Atina'nın ve müttefiklerinin birleşik donanması tarafından M.Ö. 480 ve 479'da yenilgiye uğratılmıştı; ancak Karya ve Likya üzerindeki Pers egemenliğinin, yaklaşık olarak Atinalı kumandan Kimon'un Persleri Eurymedon Savaşında nihai olarak yendiği ve Atina'nın Karya ve Likya şehirlerini kendi hegemonyası altına aldığı 460 yılına kadar sürdüğü görülür. Öte yandan antik kaynaklarda Peloponnesos Savaşının başladığı M.Ö. 431 yılına kadar olan dönem ile ilgili fazla bir bilginin yer almaması, Atinalıların Karya ve Likya'ya askeri müdahalelerinin bu tarihten önce fazla yoğun olmadığı savını desteklemektedir.[1]

Atina ile Sparta yıllardan beri eski Yunan kent devletleri üzerinde egemenlik kurma çekişmesi içindeydi ve bu kent devletleri Atina önderliğindeki Delos Birliği ile Sparta önderliğindeki Peloponnesos Birliği içinde, iki ayrı ittifakta toplanmıştı. Kara güçlerine ağırlık veren Sparta büyük bir ordu, daha çok ada ve kıyı kent devletleriyle ittifak içindeki Atina ise büyük bir donanma kurmuştu Sparta sorun çıkarmak için, Atina'ya bağlı kentlerde çıkan ayaklanmalardan yararlanı­yordu. M.Ö. 433'te kuzeybatıdaki Kerkira (bugünkü Korfu) halkı Atina'dan, kendisini Sparta'nın dostu Korint'e karşı korumasını istedi. Çok geçmeden Atina ile Sparta arasın­da yıllardır süren rekabet savaşa dönüştü.[2]

Yunanistan'ın batısında kaygı verici ve rekabetçi politika sonunda daha bile kötü gelişmelere yol açmıştır. Korfu (Kerkyra) ile Korinthos arasında Atina ile Samos arasındakine çok benzeyen bir anlaşmazlık doğmuş ama bu sefer üçüncü bir taraf olarak Atina duruma müdahale etmiştir. İ.Ö. 435'de Korinthos'a karşı bir deniz zaferi kazandıktan sonra Korfu kendisinden ağır bir öç alınacağından korkarak Atina'ya başvurmuş ve Korinthoslular'ın diplomatik çabalar göstermelerine karşın Atina Korfu ile bağlaşmış ve Korinthos'a karşı çatışmaya girmiştir. Perikles, bundan sonra şimdi 15 yıldır Peloponnesos birliğinde bulunan Megara'yı Atina'nın denetimi altındaki bütün liman ve pazarlardan sürüp çıkarmak için bir karar tasarısı önermiş ve kabul ettirmiştir. Atina'nın rekabet enerjisi ve bunun getirdiği kaçınılmaz haksızlık hep yukarıdan alan tutumu ve demokratik yöntemlere duyduğu acımazsız güvenç onu korkunç bir savaşın eşiğine getirmişti. Spartalılar da öfkelenmiş muhtemelen korkmuş kıskançlığa kapılmışlardı ve en az Atinalılar kadar küstahtılar.

421 ile 420 arasındaki bir yıllık bırakışma dışında savaş İ.Ö. 431'den 404'e kadar tam 27 yıl sürecekti. Atina'nın yıkılmasıyla sonuçlandı ama bu yıllar boyunca bütün Yunanistan'da sarsıntılarla parçalara ayrıldı. Tabii tarihte hiçbir şey anlattığı kadar kesin değildir. Gerçekte savaş hiçbir zaman tamamlanmayan 30 yıllık barışın sona ermesinden çok önce 460'da başlamış ve ondan sonraki yüzyılın Atina'sı da çok güçlü bir hortlak olmuştur.[3]

Nedenleri

Peloponnesos savaşının nedenleri, Eski Çağ'dan beri tarihçiler arasında bir çok tartışmalara yol açmıştır. M.Ö. 431 yılına doğru partilerin üstünde büyük bir devlet adamı düzeyine ulaşmış olan Perikles gerek sağ, gerek sol taraf partilerinin şiddetli hücumlarına uğramış ve bunlar tarafından bu harbe yol açan başlıca kişi olarak gösterilmiştir. Bu hususu gerek Aristofanes'in komedyalarında, gerek Eforos'un tarihinde açıkça görmek mümkündür. Esasen harpten bir süre önce gittikçe kuvvetlenen muhalifler Perikles'in hayat arkadaşı Aspasia'dan başka yakın adamlarından heykeltıraş Fidias'ı, filozof Anaksagoras'ı mahkemeye vererek dışa sürmüşlerdi. Peloponnes harbi tarihçisi Tukidides başlı başına bir fikir ve sanat anıtı olan ünlü eserinde bu tezin büsbütün tersini iddia etmekte, insanlık tarihinde ilk kez olayların gerçek nedenlerini görünürdeki nedenlerinden ayırt ettikten sonra harbin asıl nedeni olarak Pers harplerinden sonra Atina'nın gerek siyasal, gerek ekonomik alanda pek fazla güçlenmesini ve başta Sparta olmak üzere Peloponnesliler'i kuşkulandırmış olmasını ileri sürmekte, görünürdeki nedenler arasında ise Korint'le bu şehrin kolonisi Korkira arasında çıkan anlaşmazlığa Atina'nın karışmasını görmektedir. Fakat teşkilat ve bünye bakımından birbirinden çok farklı iki siyasal birliğin başında bulunan en güçlü iki Yunan devleti ve bunların müttefikleri arasında patlak veren bu harpte her şeyden önce ekonomik nedenler büyük bir rol oynamış olsa gerektir. Atina ticaret ve sanayinin, Ege bölgesine egemen olduktan sonra, Adriyatik denizi ve İtalya'ya kadar uzanması batı ülkeleriyle öteden beri ticarette bulunan Megara ve Korint gibi şehirleri Atina ile rekabet edemez duruma düşürmüştü. Atina batı ülkelerine ihraç ettiği sanayi mamulleri ve sanat eserlerine karşılık buralardan en çok çeşitli madenler ve hububat ithal ediyordu. Tüm batı ticareti Atina'ya inhisar edecekmiş ve Pire limanı bu ticaretin merkezi olacakmış gibi görünüyordu. Fakat böyle bir durum gerçekleştiği takdirde Peloponnes devletlerinin Atina'nın yalnız ekonomik değil, fakat siyasal nüfuzu altına girmeleri de mukadderdi. Çünkü bütün bu şehirler artan nüfuslarını besleyebilmeleri için batıdan besin maddeleri getirtmek zorundaydılar. Hatta batı ticaretiyle doğrudan doğruya ilgisi olmayan Sparta bile Peloponnes'in bir gün tümüyle Atina'nın nüfuzu altına gireceğinden kuşkulanıyor, Megara ve Korint gibi şehirlerin sonu gelmeyen sızlanmalarına kulak vermeğe hazır bulunuyordu.

O esnada Atina batıdaki durumunu sağlamlamak için birtakım tedbirler almağa, Korkira ve Magera'yı ilgilendiren bazı problemleri kökünden çözmeğe karar verdi. Yunanistan'la İtalya arasında bir çeşit köprü olan Korkira 435 yılından beri ana şehri Korint'le harp halinde idi. Gerçi Korintliler Levkimne muharebesinde Korkira'lılara yenilmişler, fakat 433 yılına kadar donanmalarını yeniden düzenleyip güçlendirdikten sonra tekrar bu adaya karşı taarruza geçmişlerdi. İki taraf kuvvetleri karşı karşıya durdukları esnada gerek Korintliler, gerek Korkiralılar, Atina'ya elçiler göndererek bu şehirle ittifak yapmak istediler. Atinalılar Korkira tarafını tuttular, fakat 446 barışına sadık kalarak bu ada ile yalnız tedafüi bir ittifak yaptılar. Aynı yıl içinde Atina'nın Korkira'ya göndermiş olduğu gemiler, Korint'le Korkira donanmaları arasında Sibota adaları yöresinde yapılan deniz muharebesine katılmakla beraber, Korint gemilerinin kesin bir sonuç almadan geri dönmelerine, bu suretle adanın taarruzdan kurtulmasına yol açtılar. Bununla beraber gerek bu ittifak, gerek bu muharebe Korint için büyük bir darbe oldu. Çünkü böylece batı yolu gerek Korkira'da, gerek İtalya ve Sicilya'da birçok üslere sahip olan Atina donanmasının kontrolü altına girmiş oluyordu. Sparta ve müttefikleri batı ülkeleriyle olan ilişkilerinden vazgeçip geçmemek hususunda kesin bir karar vermek zorunda idiler.[4]

Savaşın Başlangıcı ve Seyri

M.Ö. 431'de Atina ve Sparta arasında tekrar savaş çıktı. Mora savaşının sebebi kaynaktan kaynağa değişir ama tüm bunların arasında en tutarlıları eski Yunan tarihçileri Tukidides ve Plutarh'ın söyledikleridir. Yazılanlara göre Korint ve kolonilerinden biri olan Korfu, Atina'nın kışkırtması ile birbirine düştü. Daha sonra Atina ile Korint arasında Potidaea (Nea Potidai) kontrolü üzerine, Atina'nın Potidaea'yı kuşatmasıyla sonuçlanan bir sürtüşme başladı. Sonunda Atina, Megoria Fermanı adı ile ekonomik fermanlar dizisi çıkardı ve bununla 30 yıllık Peloponnesia Barış Antlaşması'nı bozmakla suçlandı. Böylece, her iki tarafın da önceden kararlaştırdıkları hükümler gereğince Sparta, Atina'ya savaş açtı.

Birçok tarihçi bunu savaşın asıl sebebi sayarken bir kısmı da Sparta'nın Atina'nın Yunan çevrelerindeki üstünlüğünü çekememezliğinden kaynaklandığını öne sürerler. Bu savaş tam 27 yıl sürmüş, fakat ne donanması güçlü Atina ordusu, ne de kara kuvvetleri güçlü Sparta, birbirlerine karşı herhangi bir üstünlük sağlayamamıştır.[5]

Savaş M.Ö. 431'de, Sparta'nın müttefiki Thebai'nin Atina'nın müttefiki Plataya'ya saldırmasıyla başladı. Atina'nın büyük devlet adamı Perikles, donanma Peloponnesos kıyıları­na saldırılarda bulunurken, halkı sağlam surlarla çevrili Atina'da toplanmaya çağırdı. Bu sırada Atina'nın çevresindeki Attika topraklarını istila eden Spartalılar bölgedeki ekinleri yaktılar.[6]

Sparta'nın başlangıçtaki stratejisi Atina'yı işgal etmekti fakat Atinalılar'ın ardına sığınabilecekleri güçlü şehir surları vardı.[5]

M.Ö. 430 Haziran'ında Atina'da veba salgını çıktı ve sıcak yazın da etkisiyle hızla yayıldı. Kalabalık kentte binlerce Atinalı ölürken, hastalık donanmaya da sıçradı. Halkın yüz çevirmeye başladığı Pe­rikles de bir yıl sonra vebadan öldü.[6]

Aynı zamanda Atina filosu (M.Ö. 429) Naupactus ve (M.Ö. 425) Pylos savaşlarını kazanarak askerî birliklerini Pelaponnesia'ya çıkardı. Fakat bu taktikler her iki tarafa da kesin bir zafer getirmedi.[5]

Perikles'in ölümünden sonra, ona her zaman karşı çıkmış olan Kleon, Atina'nın önderlerinden biri olarak yönetime geçti. Kısa bir süre için, Atinalılar Sparta'ya karşı üstünlük elde etti. M.Ö. 425'te Sparta barış istediyse de, Kleon bu öneriyi reddetti.

Spartalılar'ın büyük komutanı Brasidas, Yunanistan'da büyük yıkımlara yol açarak ilerlemeye başladı. Kleon ona karşı savaşmak üzere yola çıktı. M.Ö. 422'deki savaşta Brasidas ve Kleon öldüler. Atina önderlerinden Nikias savaşı sona erdirmeyi kabul etti ve Nikias Barışı denen, altı yıl sürecek bir dönem başladı.[6]

Atina ile Sparta arasında olumlu bir bağlaşma olunca Peloponnesos birliği çözülmeye başladı.Fakat diplomatik kucaklaşmalar ister istemez işe karışmaları anlamına gelmiştir. Birlik çözülünce Korinthos Mantinea ve Elis Argos'la bağlaştılar. 419'da Atina'da Argos Elis ve Mantinea'yla 100 yıllığına bağlaştı. Bu yeni bağlaşıklar topluluğu daha sonra hep birlikte Epidauros'a saldırdı;Sparta'ysa Epidauros'u destekledi ve (414'e kadar resmen olmamakla birlikte) savaş yeniden başladı.[3]

Ama, Atina ile Sparta birbirlerine karşı mücadeleyi sürdürdüler.[6] M.Ö. 418'de Sparta ve Atina müttefiki Argos arasındaki düşmanca tutum savaşın tekrar başlamasına sebep oldu.[5] İlk büyük muharebesi M.Ö. 418'de Mantinea'da oldu.[3] Montinea'da Sparta orduları, Atina ve müttefiklerinden oluşan orduları yendi. Savaşın tekrar ateşlenmiş olması, savaş taraftarlarının Atina'da iş başına geçmesine neden oldu. M.Ö. 415'de Alcibiades, Atina meclisini bir Peloponnesia müttefiki olan olan Sicilya'daki Siracusa'ya karşı bir keşif seferi düzenlemeye ikna etti. Nicias, Sicilya seferine karşı kuşku ile yaklaşıyor olmasına rağmen Atina meclisi tarafından Alcibiades ile birlikte kendini keşif grubunun başında buldu.[5] Nikias ve Alkibiades komutasındaki Atina ordusu Sicilya'ya doğru yola çıktı. Ne var ki, Alkibiades Atina'da tanrılara hakaret ettiği gerekçesiyle suçlandığı için, Atinalılar'a ihanet ederek Sparta'ya sığındı.[6] Şahsına karşı yapılan suçlamalar nedeniyle Sparta'dan yardım isteyen ve oraya sığınan Alcibiade'nin gitmesi ile keşif harekâtı tamamen bir felakete dönüştü.[5] Bu arada Sicilya'daki Siracusa Atinalılar'a karşı ayaklandı, Atina ordularını ve donanmasını bozguna uğrattı. Nikias'ın da aralarında bulunduğu işgalcilerin hemen hepsi öldürüldü.[6] Grup dağıldı, Nicias esir alındı ve idam edildi.[5]

Doğrudan demokrasi politikasının Atinalılar üstünde iyi bir etkisi görülmüyordu. Atina kendi yıkımına doğru yürüyordu. İ.Ö. 416'da maceraperestlerden başka bir şey olmayan bu egemen halk Sicilya'nın sarsıntılı kavgalarına karıştı. Sicilya'daki savaş hiç kimsenin hayal edemeyeceği bir batak ve felâketti. Uzun bir kötü yönetimden sonra M.Ö. 413'te Syrakusa kuşatması başarısızlıkla bitince Nikias'ın yeteneksiz komutası altında geri çekilen Atinalılar'ın çoğunun kıyıma uğratılmasıyla sonuçlandı. Atina batıyordu. 20.000 kadar köle 413 yılında Attika'da Atina'nın kuzeyinde Spartalılar'ın kurduğu bir ileri karakol olan Dekeleia'ya kaçtı; Laurion madenleri de aynı yıl güvensizlik nedeniyle kapatıldı. Atina'nın bağlaşıkları birlikten ayrıldı. Persli taşra valileri etkinliklerini arttırıp Sparta'nın yanında biraz biraz savaşa katıldılar. Atina'da oligarşi yanlısı bir akım fark edilmeye başlandı ve İ.Ö. 411'de bir kurul Atina'da yönetimi ele geçirdi ve üç ay tiranlık etti.

Fakat Sparta onlarla anlaşmakta ya çok yavaş davrandı ya da öç almak istediği için ağırdan aldı ve demokrasi geri geldi. Bu aşamada bile Atina'nın denizde kazandığı bir zafer neredeyse dengeyi kuruyordu; 410'da barış isteyen Spartalılar bunu reddedense Atinalılar oldu. Şimdi savaş denizde ve doğuda geçiyordu.[3]

Sparta bu kez Perslerin de yardımı ile Atina'nın deniz üstünlüğüne meydan okumak için yeni bir donanma hazırladı. Donanması için Çanakkale Boğazı'nın yönetimini elde tutmakta olan, bölgenin stratejik inisiyatifi ele almış askerî bir lider buldu. Çanakkale Boğazı, Yunanistan'a giren tahılın kaynağıydı. Atina'nın karşısında, Atina'nın kaderini elinde tutan bir komutanın olması, açlık tehdidini doğuruyordu ve Atina son bir umutla elinde kalan tek filosunu da ağır bir yenilgi alacağını bilemeden oraya gönderdi. M.Ö. 405 Aegospotami Savaşı'nın kaybedilmesi ile Atina iflasın eşiğine sürüklenmeden, bir an önce barış istemek zorunda kaldı. Bu da Sparta'nın en çok istediği şeydi ve Atina için acımasız hükümlere sahip bir anlaşma hazırlandı. Çaresiz, anlaşmayı kabul eden Atina şehir surlarını, filosunu ve deniz aşırı tüm topraklarını kaybetti. Totaliter rejim Sparta'nın da desteği ile güç kazandı.[5]

Atina donanması, Atina'ya geri dönen Alkibiades'in de önemli katkılarıyla birçok başarı kazandıysa da, Hellespontos (bugün Çanakkale Boğazı) yakınlarındaki Aigos-Potamoi'de hazırlıksız yakalandı. Amiral Lysandros komutasındaki Sparta donanması Atina donanmasını batırdı. Daha sonra Atina açıklarına gelen Sparta donanması kente yiyecek girmesini engelledi. Altı ay süren açlıktan sonra, M.Ö. 404'te Atina teslim oldu ve 27 yıl süren savaş sona erdi.[6] Eski Yunan'daki kent devletlerinin en büyüğü olan Atina, bu savaşın sonunda gücünü yitirdi.[2]

Kaynaklar

[1] Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Demir (Muğla Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü), "Peloponnesos Savaşı (İ.Ö. 431-404) Sırasında Karya ve Likya'ya Yönelik Atina Seferlerinin Amaçları"
[2] Temel Britannica.
[3] www.uslanmam.com/tarih/20724-peloponnesos-savasi.html
[4] www.tezsitesi.com/index.php?topic=820.0
[5] www.msxlabs.org/forum/tarih/94063-peloponnesos-savasi.html
[6] www.delinetciler.net/forum/dunya-tarihi/65140-dunya-savaslari-peloponnesos-savasi.html






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36655772 ziyaretçi (102672392 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.