Philemon’la Baukis Efsanesi (İzmir)
 
Philemon, Baucis

Philemon’la Baukis Efsanesi (İzmir)

İzmir efsanelerinde Yunan mitolojisinden kaynaklanan söylencelerin yanı sıra, Antik Çağ öğelerinin de izlerini görürüz. İzmir efsanelerinden Philemon’la Baukis efsanesi, bu izlerin en belirgin örneğidir.

Zeus, günün birinde Hermes’i yanına çağırarak:

“Gel şu yeryüzüne inelim de ölümlülerin nasıl yaşadıklarını bir görelim.”

Der.

“Çoktandır kesilen kurbanların dumanı göğe yükselmiyor. İnsanlarda tanrı sevgisi kalmadı mı yoksa?”

Hermes, hemen hazırlanır. Eski-püskü giysilerle Bergama Ovası’na inerler.

“Tanrı misafiriyiz.”

Deyip birçok evin kapısını çalarlar. Ama hiçbirinden kabul görmezler, hiç kimse onlara kapıyı açmaz. Sonunda Philemon’la Baukis’in yoksul kulübesinin kapsını çalarlar. Philemon’la Baukis, yıllarca birbirlerine sevgilerini yitirmeden yaşayan yaşlı bir karı-kocadır. Misafirlerini sevinçle içeriye buyur ederler. Sıcak suyla ayaklarını yıkar, yiyecek olarak neleri varsa bir testi şarapla özenle sofralarına koyarlar. Şarap sundukları testinin kendiliğinden dolduğunu görünce, konuklarının tanrı katından olduğunu anlarlar ve önlerinde diz çöküp yalvarırlar.

Zeus, ayağa kalkar ve Philemon’la Baukis’e kendileriyle gelmelerini söyler. Birlikte kentin yanı başındaki yamaca tırmanırlar. Yaşlı karı-koca, tepeye ulaştıklarında kentin sular altında kaldığını görürler. Oysa kendi kulübelerinin bulunduğu tepecikte mermerden çok güzel bir tapınak yükselmektedir. Zeus;

“Ey iyi insanlar, dileyin benden ne dilerseniz. İyiliğiniz, cömertliğiniz, konukseverliğiniz karşılıksız kalmayacak.”

Der. Karı-koca, bir kenara çekilip aralarında konuşurlar. Sonunda Philemon konuşur:

“Zeus, senden ne dileyelim? Biz bugüne kadar bir yastıkta yaşadık ve yaşlandık. Yediğimiz yemek, içtiğimiz su ayrı gitmedi. Bugünden sonra da bizi ayırma, birimiz önce ölüp diğerini kollarında mezara taşıma acısı yaşamasın. Daha ne kadar yaşayacaksak yan yana yaşayalım, sonra da birlikte can verelim.”

Der. Zeus, Philemon’la Baukis’in dileklerini kabul eder ve onları kulübelerinin yerinde yükselen tapınağa bekçi yapar.

Aradan uzun yıllar geçer. Birgün karı-koca, tapınağın eşiğinde güneşlenirken birbirlerini görürler. Ayakları toprağa gömülmekte, gövdelerini kabuk sarmaktadır. Kollarını birbirlerine dolayıp vedalaşırlar. Baukis;

“Can yoldaşım… Sen bir çınar ağacı oluyorsun.”

Der. Philemon, Zeus ve Hermes’i anımsayıp gülümser;

“Sen de bir ıhlamur ağacı.”

Diye yanıtlar. Çok geçmeden birbirlerine sarılı iki ulu ağaç olurlar. Biri çınar, diğeri ıhlamur ağacı olur. Antik Çağ’a ilişkin bu efsaneye göre bu ağaçlar, günümüzde de yaşamaktadır.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36848849 ziyaretçi (103011620 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.