Pişmanlık ve Çileler II
 

Yeşil Gözlü Kadın

Pişmanlık ve Çileler II

(Üstâd) Sezai Karakoç

Bu metin, "Pişmanlık ve Çileler" şiirinin eski ve yeni versiyonlarından derlenmiştir.

Rüzgâr eser, yağmur yağar, tilkiler üşür;
Bir odun parçası, aydınlatır ocağı...
Anne, ateşin önünde perişân,
Anne, ateşin içinde hür.
Rüzgâr eser, yağmur yağar, tilkiler üşür...

Yağmurlar, sırtıyla sırtım arasındadır;
Şarkılar, dudaklarıyla dudaklarımın.
Kalbimi bin parçaya böldü dîvâne sır
Sesi geliyor, sesi; günahkâr çocukların.
Şarkılar, dudaklarıyla dudaklarımın arasındadır...

Benim boyum, ufak; onun da ufaktı
Kıvırcık saçlarından öpmediğim için onu
Onun bu ocakta yanan toprağı
Her gece rüyamda avuçlarımı yaktı
Benim boyum ufak onun da ufaktı

Gönüller, yanarak kavuşacaktı;
Yüzdeki ıstırap, çile ocağı...
Onun bu ocakta yanan toprağı,
Bir gece rüyâmda avuçlarımı yaktı;
Gönüller, yanarak kavuşacaktı...

Benim gözlerim yeşildir, onun gözleri kara;
Ben, günah kadar beyazım; o, tövbe kadar kara.

Annenin başı, elleri arasında;
Parmağında aydınlık günlerden kalma yüzük.
Bir fotoğraf asılıdır duvarda,
Aynaya, geceye, mâziye dönük.
Annenin başı elleri arasında...

Bir tüfeğin burnu havadadır,
Ateş almak üzeredir mermisiz...
Ben bir küçük kızım, ben bir deli kızım,
Siz beni ne anlarsınız... Siz...
Bir tüfek ateş almak üzeredir mermisiz...

Bir saman çöpüne tutunmuş kızların
Eteğini ben çektim.
Neyleyim, göğsümü Karacadağ'ın sert rüzgârı doldurmuş...
Annemden ben ilk sütü Geyve'de içtim;
Ankara'ya Çataldağ'a bir zindandan gül vurmuş.
Az kalsın ben ölecektim,
Bir saman çöpüne tutunmuş kızların

Kediler, halıları parçalıyor.
Kırmızı bir ışık düşüyor yere.
Annenin dizinde derman yok...
Hükmedemiyor insan rûhuna ateş;
Rüzgâr, hükmedemiyor incecik perdelere.
Kediler, halıları parçalıyor.

Ateşte sarı gül açan saksılar,
Kızarmış bir ekmek gibi duruyor...
Kulağıma garip sesler geliyor...
Kuş yumurtasından çıkan insanlar,
Ahırda bir ata eyer vuruyor.
Kulağıma garip sesler geliyor...

Ben bir şarkı, bir türküyüm;
Ben, Meryem'in yanağındaki tüyüm.
Beni bir azîzin nefesi uçurur,
Kalbimde Allah'ın elleri durur.
Cici ayaklarım, ilikli bağlı
Ben, onun sılası, kendimin gurbetindeyim.
Ben, azîzin hasreti,
Ben Meryem'in yanağındaki tüyüm.

Benim gözlerim yeşildir, onun gözleri kara.
Ben, günah kadar beyazım; o tövbe kadar kara...

Ocak, sönüyor; ateş, kül oluyor...
Annenin saçları beyaz,
Anne, saçlarını yoluyor...

Ateşin içinde gül açılmış;
Servi büyür, ardıç büyür, çocuk büyür...
Anne, rûhunda rûhuma eğilir...

Yaralı kuş kanadını ısıtan
Bir güneş, toprağı yarıp çıkacak.
Kadınlar, sansa da yaşadığını,
Şarkısız kaldıkça yaşamayacak.

Kadınları şarkılar, geceler aydınlatır.
Kadınları şarkılar, akrepler aydınlatır.
Kadınları şarkılar, zehirler aydınlatır...

Artık ben gideceğim; ata eyer vuruyorlar...
Hâtırâlarımı birer birer yakacağım...
Entârimi parça parça edip
Zehirli kirpilere bırakacağım...
Beyaz bir kayanın üstüne çıkıp
Göğsüme SİYAH BİR GÜL takacağım...
Batan Güneş'e doğru kurşunlar sıkıp,
Kendimi boşluğa bırakacağım...

Ayaklarımın altından geçiyor bir deniz, bir deniz...
Ben bir küçük kızım, ben bir deli kızım;
Siz beni ne anlarsınız... Siz...

Artık ben gideceğim; atım kişniyor...
Bir bebek, mum istiyor; bir ölü, şarkı istiyor...
Ayaklarımın altından geçiyor bir deniz, bir deniz...
Beni onun gözleri çağırıyor duramam, duramam...

Benim gözlerim yeşildir ah... onun gözleri kara
Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara

1952, Güz.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36930857 ziyaretçi (103160880 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.