Popol Vuh, VIII
 

Popol Vuh

Mayaların Kutsal Kitabı

8. Bölüm

Hun-Ahpu ve Xbalanque adındaki iki genç tarafından Zipacna'nın nasıl öldürüldüğünü anlatalım size.

Az önce sizlere anlattığımız gibi dört yüz gencin Zipacna tarafından öldürülmesi, bu iki gence çok acı verdi.

Zipacna, karnını doyurmak için her gün nehir kıyısında balık ve ıstakoz avlıyordu. Gün boyunca yiyecek aramak için dolaşıyordu. Geceleri ise dağları omzunda taşıyordu.

Hun-Ahpu ve Xbalanque, ormanda bulunan "ek" bitkisinin yapraklarından büyük bir ıstakoz yaptı. Istakozun büyük kıskaçlarını yapmak için bu bitkiyi kullandılar. Küçük kıskaçlarını ise "pahac"tan yaptılar. Sırtını koruyan kabuğunu ise taştan yaptılar.

Sonra yaptıkları bu ıstakozu Meavan adındaki büyük bir dağın ayağında yer alan mağaranın ağzına koydular. Zipacna'yı da işte orada yendiler. Ardından Zipacna'yı bulmak üzere nehir kıyısına gittiler.

"Nereye gidiyorsun delikanlı?"

diye sordular ona.

"Hiçbir yere gittiğim yok; yalnızca yemek arıyorum gençler."

diye yanıtladı Zipacna.

"Sen ne yersin ki?"

"Yalnızca balık ve ıstakoz. Ama burada hiç yok. Bir tane bile bulamadım. İki gündür hiçbir şey yemedim. Açlıktan ölüyorum."

dedi onlara Zipacna.

"Orada vadinin ağzında bir ıstakoz var. Hem de kocaman. Senin için muhteşem bir yemek olur. Onu yakalamaya çalıştığımızda ısırdı bizi, bu yüzden korkuyoruz. Onu yakalayamayız biz."

dedi Hun-Ahpu ve Xbalanque.

"Bana merhamet gösterin gençler. Hani nerede o? Gelin, gösterin bana haydi."

dedi Zipacna.

"Biz gelmek istemiyoruz. Sen yalnız git. Merak etme, kaybolmazsın. Nehir kıyısını takip et. Büyük bir dağın yamacına varacaksın. Orada vadinin ağzında sesler çıkarıyor. Tek yapman gereken oraya gitmek."

"Ah! Ne kadar da şanssızım. Benimle gelmeyecek misiniz gençler? Haydi, benimle gelin siz de. Avlayabileceğimiz bir sürü kuş var. Onları nerde bulabileceğimizi biliyorum."

dedi Zipacna. Onun bu alçakgönüllü tavrı, gençleri ikna etti.

"Onu nasıl yakalayacağını biliyor musun?"

diye sordu gençler.

"Çünkü yalnızca senin için geri dönüyoruz. Onu yakalamaya çalışacağız tekrar. Onu neredeyse yakalıyorduk; ama mağaraya girmeye çalışırken ısırdı bizi. Bu yüzden tekrar oraya girmeye korkuyoruz. En iyisi senin girmen mağaraya."

"Tamam"

dedi Zipacna ve birlikte yola koyuldular. Oraya vardıklarında Zipacna mağaraya indi. Orada kırmızı sert kabuğunu gösterecek şekilde ıstakoz yatıyordu. Ama aslında orada gençlerin hazırladığı tuzak bekliyordu Zipacna'yı.

"Harika!"

dedi Zipacna neşeyle.

"Onu hemen mideye indirmek istiyorum."

Açlıktan ölüyordu. Sürünerek içeri girmeye çalıştı; fakat ıstakoz yukarı tırmanıyordu. Bunun üzerine dışarı çıktı Zipacna.

"Yakalayamadın mı?"

diye sordu gençler.

"Henüz değil!"

diye karşılık verdi Zipacna.

"Tırmanmaya devam etmese nerdeyse yakalıyordum onu. Belki yukarıdan girsem daha iyi olacak"

Bu kez de sürünerek yukarıdan girmeye çalıştı mağaraya. Neredeyse içeri girmişti ki, büyük bir toprak yığını kaydı ve göğsüne yığıldı. Zipacna, geri dönemedi ve bir taşa dönüştü.

Hun-Ahpu ve Xbalanque adındaki iki genç tarafından işte böyle öldürüldü Zipacna. Eski bir efsaneye göre Zipacna, Vukub-Cakix'in büyük oğlu, dağların yaratıcısıydı.

"Meavan" adındaki dağın eteğinde ölüp gitti Zipacna. O kendini beğenmişlerin ardından bir anda yok olup gitmesi bir mucizeydi. Geriye tek bir tanesi kalmıştı; diğer bölümde de onun hikayesini anlatacağız...






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36893795 ziyaretçi (103090699 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.