Râbıtâ-ül-Mevt (Ölüm Râbıtâsı)
 

Râbıtâ-ül-Mevt (Ölüm Râbıtâsı)

Ölüm Rabıtası Yapmak

1.

Allah-u Teâlâ'nın feyzi ve sadatların himmeti hazırdır. Fakat dünya malı, evlat, dost, ahbap, dünya lezzeti ve zevki bu hazır olan feyzi almaya ve himmetin gelmesine mânidir.Bu sebeple, kalbin tüm bu mâsivâdan kesilip, Allah-u Teâlâ'ya bağlanması için, ölüm râbıtasının yapılması gerekir.O da şöyle olur;

İnsan, kendisini sekerât halinde düşünerek, Azrâîl (A.S.)'in rûhunu almaya gelirken, şeytanın da bu sekerât durumunu istismâr edip, çeşitli yalancı vaatlerle, iman ve itikat esaslarına muhâlif söz söyletmek veya şüphe içine düşürmek sûretiyle imanını çalmak için hazır olduğunu düşünecek. İmanını kurtarmak için dostlarından, ahbaplarından, evlatlarından ve malından yardım umacak. Ama hiçbirisinden fayda olmadığını görecek. O zaman anlayacak ve yakînen bilecek ki, Allah-u Teâlâ'dan başka yönelmeye lâyık kimse yoktur. Yine anlayacak ki, Allah-u Teâlâ'nın lütfu ile bu dünyadan imanlı ayrılmak mümkündür. Bu şekilde bir düşünce ile son nefesini imanlı olarak verdiğini düşünecek.

Kişi, cesedinin yıkanmaya götürüldüğünü, yıkayıcısının ise, su ile vücudunun ancak dışını temizleyebildiğini, günah kirlerinin ise temizlenemeyip hâlen durduğunu düşünülecek. Bu günah kirlerinin temizlenmesi içinde yine Allah-u Teâlâ'nın rahmetinden ve mağfiretinden başka bir şeyin fayda vermeyeceğini idrâk ederek, Allah-u Teâlâ'dan yardım ve af dileyecek. Yıkandıktan sonra, vücudunun kefen ile örtüldüğünü düşünecek. Ancak, bu kefenin günah kirlerini örtmediğini düşünerek, yine Allah-u Teâlâ'dan açıkta kalan günah kirlerini rahmetiyle ve merhametiyle örtmesi için yardım ve af isteyecek. Tabuta konularak namazının kılındığını ve kendisine duâ edildiğini düşünecek. Ama duâlarının kabûlünün Allâh-u Teâlâ'ya ait olduğunu düşünerek, burada havf (korku) ve recâ (ümit) hâlini yaşayacak.

Daha sonra mezara konulduğunu, mezarda sorgu meleklerinin gelerek kendisine sorular sorduğunu ve bu sorulara mürşidinin himmeti ile cevap verdiğini, mahşer gününü, hesabın görülmesini, sırat köprüsünden geçişi vs. düşünecek.

Yaşadığını düşündüğü tüm bu haller içerisinde, günahlarından dolayı çekebileceği sıkıntıları düşünecek ve sonuçta anlayacak ki, Allah-u Teala'nın rahmetinden, mağfiretinden ve mürşidinin himmetinden başka hiçbir şeyde menfaat yoktur.Böylece tüm kuvvetiyle Allah-u Teala'ya yönelmek ve O'nun emirlerine uyarak yasaklarından kaçınmak gerektiğini anlayacak.

Bu şekilde ölüm râbıtâsı en az 5 dakika yapılacaktır.[1]

2.

Bundan sonra nefse ölüm ve ölüm hâlleri düşündürülür. Ölümü düşünmekten gaye kalbi yumuşatmak, kalpten dünya sevgisini çıkararak nefsin ibret almasını temin etmek, ayrıca yaptığı ibadetlerde ihlas kazanmak ve tövbenin sabit kalmasını sağlamaktır.

Kalbe ilahi muhabbetin ve mürşid sevgisinin gelmesi için, kalbin katılığının giderilmesi ve haram sevgilerden boşaltılması lazımdır. Bunu temin edecek engüzel sebeplerden birisi de, ölümü düşünerek kalbi uyandırmaktır. Herkes nefsini ölümle yüz yüze getirir ve şöyle düşünür:

Sekerat hâli başladı. Ölümün kokusu geldi, dünyadan ayrılık alametleri gözüktü. Son nefesler veriliyor ve son anlar yaşanıyor. Azrail Aleyhisselam geldi ruhu almak için bekliyor. Şeytan son oyununu oynamak istiyor, imanı çalmak ve mümini meşgul etmek için çırpınıyor. Evlatlar, hanım ve akrabalar baş ucunda çaresizlik içinde ağlaşıyor, hiçbirisinden yardım gelmiyor. O anda mal-mülk fayda yerine sıkıntı veriyor. Bu en zor ve en mühim anda ölümün sahibi Yüce Allah'tan başka yönelecek kimse yoktur. Onun geniş rahmetinden başka da sığınılacak bir yer mevcut değildir. İşte o anda ilahi rahmetin tecellisiyle müjdeci melekler ve mürşid-i kâmilin ruhu Allahu Teala'nın izniyle yanına teşrif ederler. Sana iman üzere ölmen için yardım ederler, fayda verirler; o andaki yalnızlığını giderir, ızdırabını dindirirler.

Bu zor anda mürşidinin Allah'ın lütuf ve izniyle ölüm anından haberdar olduğunu, kendisi için Allah'a yöneldiğini, ruhaniyetiyle o meclise teşrif ettiğini ve nurânî himmetleriyle Allah'ın rahmetini çekip şeytanı o meclisten defettiğini ve bu ilahi rahmetin desteği ile iman üzere öldüğünü düşünür

Teneşirde yıkanırken, kefene sarılırken, namazı kılınırken ve tek başına kabre konurken, kabirde sual meleklerine cevap verirken insana fayda verecek tek sermayenin Allah'ın bu rahmeti olduğunu, bu yolda en güzel arkadaşın salih ameller olduğunu düşünür. Hayattaki mümin kardeşlerinin ve özellikle ölene kadar hak yolda peşinden gittiği mürşidinin bu zor anlarda kendisine dua ve istiğfar ile destek verdiklerini düşünür. Zaten onlar, dünyada kendisi ile meşgul olmakta ve ona bir fayda vermeye çalışmaktadırlar.

Mümine kabri dışında yapılan bütün dua, istiğfar ve hayırların faydası vardır. Onun için cenaze namazı kılınır, kabir başında dua ve istiğfar edilir, Kur'an okunur, göz yaşı dökülür. Bir müminin, samimi olarak Allah'a yönelip: “Ey Allah'ım şu kulunu bağışla” diye inlemesi ne büyük bir rahmet sebebidir. İşte mürid, böyle kardeşlerinin ve yardımcılarının olduğunu düşünüp sevinir.

Asıl sevindiren ve bu sevincin sebeplerini halk eden Yüce Allah'tır. Bu iş, ilahi rahmetin bir tecelli şeklidir.

Kul, ölüm rabıtası içinde ahiretin her anında ve durağında Allah için sevdikleri ve yaptıkları hariç, hiçbir şeyin kendisine fayda vermediğini düşünür, bütün bunları gönül gözüyle seyreder, sanki görmüş ve içine girmiş gibi korkup ibret almaya çalışır. Bu yolculukta tek sermayenin ve fayda verecek şeyin Allah'a iman, salih amel, O'nun için sevgi ve güzel ahlak olduğunu görür, nefsini onlara yöneltmeye, salihleri ve iyilikleri sevdirmeye çalışır .

Kalp, kötü düşünce, sevgi ve dertlerden kurtulmadan içine ilahi feyiz ve muhabbet girmez. Bunun için Hz. Resűlullah (s.a.v) Efendimiz:

“Ölümü çokça hatırlayın. Hiç şüphesiz ölümü hatırlamak, günahları temizler ve kalpten dünya sevgisini giderir.”
buyurmuştur.

İşte bu ölüm rabıtası ile kalp dünya muhabbetinden arındırılır, içindeki boş düşünceler, kötü duygular dışarı atılır; kalp rahatlar. Sıra, bu boş kalbi Allah muhabbeti ile doldurmaya ve tatlandırmaya gelir. Bu da, yeryüzünde ilâhî muhabbetin ve feyzin taşıyıcısı olan Allah'ın dostu kâmil mürşidin kalbine kalbi bağlayıp oradaki nuru, muhabbeti ve feyzi çekmekle mümkün olur. Buna rabıta denir. Son vazife budur.[2]

Kaynaklar

[1] www.hespistani.com/index.php/home/38-adap/53-8-sart-adabi.pdf
[2] www.forumankebut.net/forum/serbest-kursu/53908-olum-rabitasi-olumu-dusunmek.html





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Emine, 04.11.2016, 20:53 (UTC):
Bikere rüyamda aynı rabıtada yapmamız gerekenleri gördüm öldüm yıkandım kefenlendim mezarımı kazdılar çok korktum bu rüyamda ama şuan yapamıyorum

Yorumu gönderen: Gökhan, 27.09.2016, 23:33 (UTC):
Konsantre olamıyorum

Yorumu gönderen: elif, 01.06.2016, 18:40 (UTC):
Çok zor denedim ama yapamıyorum daralıyorum allahım yardımcımız olsun

Yorumu gönderen: gulbahar, 03.02.2016, 18:59 (UTC):
Ben rabita yapamiyorum acaba neden



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36647285 ziyaretçi (102657705 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.