Ramazan Ayını Nasıl Karşılamalıyız?
 
Ramazan

Ramazan Ayını Nasıl Karşılamalıyız?

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُواْ الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

“O Ramazan ayı ki, insanları irşat için, hak ile bâtılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kurân, onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz. ” [1]

Allah, Ramazan ayına bazılarını şöyle sayabileceğimiz ve diğer aylardan farklı pek çok özellik ve üstünlükler vermiştir;

1. Oruç tutanın ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha hoştur.

2. Melekler, oruçlulara iftar vaktine dek mağfiret diler.

3. Allah, her gün cennetini süsler ve şöyle buyurur:

“Salih kullarımın üzerlerindeki sıkıntı ve eziyet veren şeyleri atarak sana gelmelerine fazla bir zaman kalmadı”.

4. Bu ayda azgın şeytanlar zincire vurulur, cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kilitlenir.

5. Yine bu ayda 1000 aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi vardır. Bu gecenin hayrından mahrum kalan kimse, hayrın tümünden mahrum kalmış demektir.

6. Ramazanın son günü, bütün oruçlulara mağfiret olunur. Bu ayda Allah’ın cehennem ateşinden azat ettiği kimseler vardır ki, bu da Ramazanın tüm gecelerinde gerçekleşir.

Böylesine özellik ve faziletlere sahip olan bir ayı nasıl karşılayalım? Hayırlı bir bir kimse bu ayı; samimi bir tövbe, tam bir kararlılık, vakitlerini salih ameller ile mamur etmek niyetiyle karşılar. Allah’tan kendisine güzel bir şekilde ibadet edebilmemiz için yardımını esirgememesini niyaz ederiz.[2]

O halde Ramazanı en güzeliyle değerlendirmek için ne gibi salih amellerde bulunmalıyız sorusunun yanıtını birlikte arayalım.

Ramazanda Yapılması Gereken Salih Ameller

1. Oruç

Ademoğlunun bütün amelleri kendisinindir. Bir iyilik 10 misli ile 700 katına kadar mükâfat görecektir. Aziz ve celil olan Allah da “Oruç müstesnâ, o benimdir ve onun mükâfatını verecek olan benim; o arzularını, yemesini, içmesini benim için terk etti” buyurur. Oruçlunun iki sevinci vardır; biri iftar ettiğinde diğeri Rabbine kavuşacağı gündedir. Andolsun oruç tutanın (orucundan dolayı) ağız kokusunun değişmesi Allah nezdinde misk kokusundan daha hoştur. [3]

“Kim Ramazanı (farziyetine) inanarak ve ecrini Allah’tan umarak oruçla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” [4]

“Her kim yalan söz söylemeyi ve o doğrultuda amel etmeyi terk etmeyecek olursa, onun yeme ve içmeden uzak durmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur” [5]

“Oruç bir kalkandır. Sizden herhangi bir kimse oruçlu olduğu günde çirkin söz söylemesin, kötü iş işlemesin, cahillik etmesin. Herhangi bir kimse kendisine sövecek olursa ‘ben oruçluyum’ desin” [6]

Bu bakımdan oruç tutan kimsenin; kulağı, gözü, dili ve bütün azalarıyla oruçlu olması gerekir. Oruç tuttuğu gün ile oruçlu olmadığı gün arasında daha olumlu bir değişiklik olmalıdır. [2]

2. Namaz

“Rahman’ın kulları yeryüzünde ağır ve vakûr yürürler. Cahiller onlara sataşarak hitap ettiklerinde onlar: Selametle, der geçerler. Onlar gecelerini Rablerine secde ile kıyam ile (namaz kılmakla) geçirirler” [7].

“Her kim Ramazanı (farziyetine) inanıp ecrini de Allah’tan umarak namazla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” [8]

Geceleri namaz kılmak, Resûlullah ve ashabının üzerine düştükleri bir sünnetti. Hz. Ayşe, “Gece namaz kılmayı bırakma. Çünkü Resûlullah, onu bırakmaz; hastalanır veya yorgun düşerse oturarak namazını kılardı” der.

Hz. Ömer de gece arzuladığı kadar namaz kılar, gece yarısı olunca da aile efradını namaza kaldırırdı. Onlara, “Namaza, namaza” der ve “..Ve aile halkına da “Namazı emret, sen de ona sebatla devam et. Biz senden bir rızık istemiyoruz, seni rızıklandıran Biziz, güzel akıbet takvânındır” [9] ayetini okurdu.

Alkame b. Kays şöyle der: Bir gece Abdullah b. Mesud’un yanında kaldım. Gecenin ilk vakitlerinde kalkıp namaz kıldı. Tıpkı mahalle mescidinde namaz kılan bir imam gibi ağır ağır, tane tane okuyordu. Bununla birlikte çevresinde bulunanlar onun kırâatini işitmiyor, hatta kendi sesini kendisi de işitmeyecek hale geliyordu. Nihayet sabaha yakın alaca karanlığa (tan yerinin ağarmasına) akşam ezanı ile akşam namazının bitirileceği kadar bir zaman kaldı mı vitir kılardı.

Sahabe fecre yakın bir vakte kadar sürekli namaz kılardı. Geceleri namaz kılmak, Resûlullah ve ashabının üzerine düştükleri bir sünnetti. Hz Aişe, “Gece namaz kılmayı bırakma. Çünkü Resûlullah, onu bırakmaz; hastalanır veya yorgun düşerse oturarak namazını kılardı” der. [2]

3. İnfak / Sadaka Vermek

Resûlullah, insanların en cömertiydi. Ramazanda diğer günlere nispeten daha çok gayret ederdi. O, bizlere de şunu öğütler, “Sadakanın en faziletlisi Ramazanda verilenidir” [10]

Ömer b. Hattab şöyle der; Resûlullah, bize sadaka vermemizi emretti. Bu sırada benim de yanımda bir miktar malım vardı. Kendi kendime “Eğer, Ebû Bekir’i geçmem mümkünse işte onu bu gün geçeceğim” dedim ve malımın yarısını getirdim. Resûlullah bana, “Aile halkına ne bıraktın?” diye sordu. Ben de bunun kadar dedim. Ebu Bekir ise yanındakilerin hepsini getirdi. Resûlullah ona, “Ailene ne bıraktın?” diye sorunca; “Onlara Allah ve Resûlünü (sevgisini) bıraktım” dedi. Ben de, “hiçbir hususta ebediyen seni geçemeyeceğim,” dedim.

Görüldüğü gibi Ramazan ayında sadakanın bir üstünlüğü, bir özelliği vardır. O halde bu konuda elimizi açık tutmalıyız, durumumuza göre sadaka vermeye, infakta bulunmaya gayret göstermeliyiz.

Sadaka vermenin birçok çeşidi vardır. Bunlardan bazıları şöyledir:

4. Yemek Yedirmek

“Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler. “Biz size Allah rızası için yemek yediriyoruz; sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz. Biz, sert ve belâlı bir günde Rabbimizden (O’nun azâbına uğramaktan korkarız” (derler). İşte bu yüzden Allah onları o günün fenalığından esirger; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir. Sabretmelerine karşılık onlara cenneti ve (cennetteki) ipekleri lütfeder”.[11]

Selef-i salihîn yemek yedirmeye oldukça gayret gösterir, buna birçok ibâdete göre öncelik tanırlardı. Bu ister aç bir kimseyi doyurmak ister çevresindeki salih arkadaşlarını yedirmek olsun fark etmezdi. Yemek yedirilecek kimsede fakirlik şartını aramazlardı.

Seleften birisi şöyle diyor; “Arkadaşlarımdan 10 kişiyi dâvet edip onlara canlarının çektiği bir yemek yedirmem benim için İsmailoğullarından 10 tane köleyi azat etmekten daha sevimlidir”.

Seleften pek çok kimse oruçlu olduğu halde iftarını açacağı yemeği başkasına yedirir, onu kendisine tercih ederdi. Onlar kendisi oruçlu olduğu halde kardeşlerini yedirir, bununla da yetinmeyip onlara hizmet eder ve onların rahat etmelerine gayret gösterirdi. Yemek yedirme ibâdeti bir takım ibadetlerin de kaynağını teşkil etmektedir: Kendilerine yemek yedirilen kardeşler sevinir, onlara muhabbet beslenir. Bu da cennete girmeye bir sebep teşkil eder:

“İman etmedikçe cennete asla giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de asla iman etmiş olamazsınız” [12]

Yine yemek yedirmek sebebi ile salihlerle birlikte oturup kalkılmış olur ve yedikleri yemek neticesinde ibadetlere karşı güç ve kuvvet kazanmaları nedeniyle onlara bu hususta yardımcı olunduğu için ecir umulur.

5. İftar Vermek

“Oruçluyu iftar ettiren onun kadar sevap alır da oruçlunun ecrinden bir şey eksilmez” [13]

“Kim bir oruçluyu iftar ettirir ya da bir gaziyi techizatlandırırsa ona da aynı ecir vardır” [14]

Kaynaklar

[1] Bakara, 2/185.
[2] Abdullah Yolcu, "Mübarek Ramazan Ayı ve Resulullah’ın Orucu", Guraba Yayınları El Broşürleri.
[3] Buhârî, Müslim.
[4] Buhârî, Müslim.
[5] Buhârî.
[6] Buhârî, Müslim.
[7] Furkan, 25/63-64.
[8] Buhârî, Müslim.
[9] Tâhâ, 20/132.
[10] Tirmizî.
[11] İnsan, 76/8-12.
[12] Müslim.
[13] Nesâî
[14] Bkz. Terğib.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36725170 ziyaretçi (102795073 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.