Reytingi Yüksek Kıssa Anlatıcılığı Tartışması
 

Reytingi YŁksek Kıssa Anlatıcılığı Tartışması

Zaman gazetesi yazarı Ali Bulaç “Ekranda kassaslar” başlıklı yazısıyla (6 Eylül 2008) çok önemli bir konuya el attı. Dine ilgi bakımından medyanın 25 yıllık serüvenine değinen Bulaç, bugünlerde televizyon kanallarında çok rağbet gören İslam tarihinden hikayeler anlatılmasını temel alan kıssa anlatıcılığının hangi sonuçlara yol açtığını değerlendirdi.

Ratingi yüksek kıssa anlatıcılığı tartışması: Yeni muhafazakarlığın din dünyası

Zaman gazetesi yazarı Ali Bulaç “Ekranda kassaslar” başlıklı yazısıyla (6 Eylül 2008) çok önemli bir konuya el attı. Dine ilgi bakımından medyanın 25 yıllık serüvenine değinen Bulaç, bugünlerde televizyon kanallarında çok rağbet gören İslam tarihinden hikayeler anlatılmasını temel alan kıssa anlatıcılığının hangi sonuçlara yol açtığını değerlendirdi.

Bulaç yazısında şöyle diyordu:

Ramazan, genelde televizyonların program akışını ciddi manada etkiliyor. İftar ve sahur programları çok reyting alıyor.

Basının "din" konularına ilgisi 1980'lerden sonraya rastlar. Bunun tipik örneği zamanın popüler haftalık dergisi NOKTA idi. Derginin neredeyse dönüşümlü iki kapak konusu vardı: Din ve cinsellik. 12 Eylül darbesi, cinselliğe belli bir serbestlik getirdi, mesela ilk defa kadın bedenini erotik fotoğraflarla metalaştırarak para kazanan Playboy "askerî rejimin sağladığı özgürlük ortamı"nda yayınlandı. "Türk-İslam Sentezi" de dinin araçsallaştırılmasını belli mesafeden tolere ediyordu.

Televizyonların dine gösterdiği ilgi özel kanalların TRT'nin tekelini kırdığı 90'lardan sonra başlar. Bu tarihten sonra dini meseleler, İslami hareketler, ibadetlerin edası vb. konular ekranlardan eksik olmadı. Ramazan ayı bu konular için mümbit bir zaman dilimidir.

Son 20 senede dinî/İslami tema çerçevesinde ekranda üç belirgin profil belirdi. Sembolik figürleriyle: 1) Cedelci-kavgacı profil: İsmail Nacar-Hüseyin Üzmez, 2) Laik çözümlere arkadan fetva getirenler: Y. Nuri Öztürk-Zekeriya Beyaz, 3) Kassaslar: Nihat Hatipoğlu-D. Ali Erzincanlı.

Belirtmek gerekir ki, ilk iki profil -hamdolsun- etkisini neredeyse kaybetti sayılır. Bu seneki Ramazan programlarına baktığımızda, bir-iki istisnası hariç Kassaslar profilinin programların dilini ve formatını domine ettiğini görüyoruz. Kassasların ekranları şu beş parametreyle kullandıkları söylenebilir:

1) Retorik: Emeviler (Tabiin) döneminde ortaya çıkıp İslam bilginlerini zora sokan kassasların en önemli özellikleri güçlü bir retoriğe sahip olmalarıdır. Kassas hitabeti, anlamı ve bilgiyi ikinci sıraya iter, büyüleyici bir etki yapar.

2) Menkıbeler: Bilgi ve haber değeri sıhhatli olsa bile, kassasın anlatımında ana muhteva tarihî olayların aktarımına, menkıbelerin efsaneleştirilerek, abartılarak aktarımına dayanır.

3) Masal anlatımı: Kassası halk üzerinde etkin kılan faktör, anlatımın yarı ninni yarı masal tarzında kullanımıdır. Nihat Hatipoğlu'nun programlarında anlatıcının yüzü ekranı doldurur. Kızgın, öfkeli değildir, hatta tepkisiz sayılır. Dalgındır. Geriye çağıran mimiklerle, geçmişte çocuklarına ve torunlarına masal anlatan dede veya büyükanne ses tonuyla dikkatleri üzerinde toplar.

4) Duygu yoğun: Kassaslar bilgiyi geri plana ittiği gibi aklı da geri plana iter, öfkesiz heyecanı tahrik eder, duyguyu öne çıkarır. Duygunun nesneleri; merhamet, acıma, suçluluk, pişmanlık, kendinden utanma ve belirsizliğe sığınma gibi unsurlardır.

5) Aşırı basitleştirme. Tekrarlarla ve son derece yalın seçilen kelimelerle konu basitleştirilir. Zaten başarılı bir televizyon programı, hedef kitlesinin zekâ yaşını 12 olarak düşünmek zorunda olduğundan basitleştirme fonksiyonel olmak durumundadır.

Kesin olan şu ki, hem toplumsal olarak hem İslami hayat ve dinin doğru bilgilendirilmesi açısından önemli bir fenomenle karşı karşıya bulunuyoruz. Bu açıdan söz konusu programlar üzerinde daha etraflı durma mecburiyeti vardır.
Tabii ki söz konusu programlar tümden zararlı değil, yapanları da kötü niyetle itham edemeyiz. Ancak genel hasıla açısından baktığımızda, bu programların a) Bilgilendirmediği; b) Dinin akli boyutunu, düşünme ve tefekkür melekesini fazlasıyla ihmal ettiği; c) Dinin dünyevi (meşru ve gerekli maddi, hukuki, sosyal ve ekonomik) ilgi alanlarını sıfırladığı; d) Anlatımı kuvvetlendirmek, daha çok dikkat çekip hayret ve merak uyandırmak amacıyla bid'at ve hurafelere iltifat edildiği; e) Sonuç itibarıyla seyirciyi Kur'an ve Sünnet'le, çokça anlatıldığı halde Siret'le buluşturmadığı görülmektedir.

Ramazan ayı, dinî bilgi ve hayatın geniş kitlelere ulaştırılmasında büyük bir fırsattır. Ancak arza uygun talebin esas alınması ve bir kere elde edilmiş başarının (Hatipoğlu'nun stili -ki ne kadar sağlıklı olduğu ayrı konu) birçok kanal tarafından kötü biçimde tekrarı ve taklit edilmesi, reyting uğruna bu büyük fırsattan yeterince istifade edilmemesi sonucunu doğurmaktadır.

Gerçek şu ki, kıssa anlatıcılığına rağbet, Türkiye'de AKP döneminde yükselen muhafazakârlıkla eşzamanlı ve özdeş bir gelişme. Bilgi yoksunu bu üslup, muhafazakârın dinî sorumluluklarına vurgu yapmaktan çok, tarihten duygulu sahnelerle onun arınmasına daha fazla ağırlık veriyor. Tarih içinde yapılan gezinti muhafazakârın zaten yaşadığı kişilik bölünmesini güçlendiren etkiler yapıyor.

Muhafazakâr, politik iktidarla yakın ilişki ve ekonomi hayatının göbeğinde türlü ilişkiler yüzünden karşılaştığı ikilemlerden kurtulmak için büyük arınma gereği ile karşı karşıyadır. İşte kıssa anlatıcılığı tam da bu anda onun imdadına koşuyor. O da kendisini tarihin duygusal anlarını aktaran yeni tür şifacı olarak kıssa anlatıcının ellerine teslim ediyor.

Ortalama muhafazakârın din dünyası için de kıssa anlatıcılığı dinle ilişkiyi sabitleyen önemli bir işleve sahip.

Gündelik hayatında dinin yeri ancak simgesel ve kültürel öğelerle gerçekleşebilen muhafazakâr, kıssa anlatıcılarının duygusal coşku seanslarıyla periyodik bakımını yaptırıyor sayılabilir. Kilisenin dinsel kültürüne yakın bu tarzın, dinin gündelik hayat içinde referans alınmasını gereklilik olarak göstermemesi rahatlatıcı bulunuyor olmalı.

Kıssa anlatıcılığının işlevsel bir özellik kazanması yeni muhafazakârlığın din dünyasını inşa etmesi bakımından önemli kuşkusuz. Yoksa mesele İslam tarihinden sahnelerin anlatılmasıyla ilgili değil.

Öyle görünüyor ki, Türkiye'de İslami kesimlerin yapması gereken çok tartışma olmasına rağmen halihazırdaki iktidar gücü bütün bunların önündeki en büyük barikat.




Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36704870 ziyaretçi (102759372 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.