Risale-i Nur'da Cifr ve Ebced (Mahiyeti, Hakikati, Delilleri)
 

Risale-i Nur'da Cifr ve Ebced (Mahiyeti, Hakikati, Delilleri)

Abdulkadir Badıllı

Mukaddeme

Ebced ya da Cifir ilmi, menşe itibarıyla İslām'ın öz kaynağından gelmediği gibi, İslām'ın birinci sınıf ilimlerinden de değildir. Buna göre, herkesin onu öğrenmesi ve uğraşması lāzım olan bir şey de değildir. Fakat İslām'ın reddetmediği özel ve sırlı ilimlerden bir ilim olup, müsait ve müstaid bazı zātların özel şekilde meşgul olmalarına izin verilmiş ve bazı ālimlerin özel şekilde uğraştıkları ve onunla bazı gaybī ēıkarımları karine ve emarelere bina ederek bulup ēıkardıkları bir ilim ēeşididir.

Kim ne derse desin, bu ilim, esas ve menşe itibariyle İslām'dan direkt gelmediği halde, Resul-i Ekrem tarafından haramiyetine hükmedilip red ve yasak edilen bir ilim tarzı değildir. Öyle ise asliyeti İslām'dan gelmemiş olmakla birlikte, bātıl ve merdud da değildir. Zira, bugün İslām'ın tādil ve tensik ettiği fiilī, amelī ve kavlī bir ēok işler ve hāller vardır ki; kökeni İslāmiyet'ten evvel var olan şeylerdir.

Meselā: Kölelik ve cariyelik kavramı, İslām'dan önce de var olduğu halde, İslām dini onu tādil edip en ehvene indirmiştir. Aynı şekilde evlenmek ve sakal bırakmak gibi fiiller dahi İslām'dan evvel de mevcuttu. Lākin islām dini bunları en güzel şekle ve insanlığa yakışır bir tarza getirdi. Aynı şekilde yazı ve harf işi dahi İslām'dan evvel vardı ve hakeza.

Demek her şey, her mes'ele ve her hāl bizzat İslām'ın öz kaynağından gelmiş olması şart değildir. Yeter ki, cahilī ādetler gibi bazı pis ve kerih şeyler tarzında olup İslāmca reddedilmiş olmasın.

Faraza, Ebced ve Cifir ilmi, İslām'dan önce bazı Yahudī ve Hıristiyan ālimleri tarafından bazı şarlatanlıklarda kullanılmış olsa dahi, lākin İslām'a girdikten sonra, yani bu ilim İslāmlaşınca, başta Hz. Ali ve Ca'fer-i Sādık ve Muhyiddin-i Arabī ve İmam-ı Gazalī ve Beyazıd-ı Bistamī gibi İslām büyükleri onu ēok hayırlı ve menfaatli işlerde istimal ettiler ve onu hakikī gaye ve hedefine yönlendirerek nurlandırdılar. Bu dediklerimizin ispatı gelecektir.

Hem Ebced ve Cifir, İslām'a girdikten sonra da, bazı nā-ehillerce su-i isti'mal edilip asıl mecrasından saptırılmış da olabilir. Fakat bu, onun asliyetine ve hayırlı cihetine bir zararı dokundurmaz. Ēünkü her meslekte nā-ehillerin karışması ile, onun bazı taraflarını kötü ve dūn işlerde isti'mal etmiş olabilirler. Lākin hiēbir zaman o gibi su-i isti'mal fiilleri noktasından o mesleğin ya da o ilmin esas kıymetine ve hayırlı kaidelerine bakılmaz ve bakılmaması lāzımdır.

Bununla beraber, Cifir ve Ebced ilmine bazı İslām ālimleri tarafından itiraz edilmiş ve hatta reddedilmiş de olabilir. Hatta bazıları yanlış olarak: "Onunla uğraşmak haramdır" demiş de olabilirler. Fakat bu mes'elede İslām ālimlerinin cumhuru ne demişler, onu bilmek lāzımdır. Evet cumhur-u ulemanın fikri, Cifır ilmi hakkında müspet olduğu ilerde ispatlanacaktır.

"Hadīs ilmi" bölümünde kaydettiğimiz gibi; ēeşitli meşrep ve meslek sahipleri olan İslām ālimleri, ādeta her şeye, her meseleye itiraz edebilmişler. Hatta İmam-ı A'zam'a ve İmam-ı Şafiī'ye bile bazı hususlarda haksız olarak ağır ittihamlarla itiraz eden ālimler de bulunmuş. Lākin sonra cumhur-u ulemaca tebeyyün etmiş ki; o gibi mu'terizlerin itirazları meseleyi ve hakikat-ı hāli bilmemelerinden ve kavrayamamalarından ileri gelmiş bir su-i zandan ibaret olduğu anlaşılmıştır.

Öyle ise, her mes'elede ve her ilimde mutlaka ihtisas, meleke ve rüsūh lāzımdır. Bir kimse ihtisası dışındaki bir meseleye itiraz etse de, gabavetinin neticesi olur. Eğer birisi, yani bir ālim: "Ben islām'ın bütün ilim dallarını en iyi şekilde biliyorum!" deyip dava etse, herhalde cehaletini ilān etmiş olur. O halde herkes mütehassıs olduğu ilminden konuşabilir. Yani haddini bilip aşmaması lāzımdır.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
📊 19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 49583253 ziyaretçi (125951435 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)

gizli, gizli ilim, ilim, gizli ilimler