Roma Hukuku (The Roman Law)
 

Roma Hukuku, The Roman Codex, The Roman Law

Roma Hukuku

The Roman Codex, The Roman Law

Roma Hukuku (The Roman Codex), kamu hukuku ve özel hukuk ayrımına dayanmaktadır. Beşerî bir sistem olarak milattan önce 7. yüzyılda kurulan Roma İmparatorluğu'nda ve milattan sonra 396'da ikiye bölünmesinden sonra Bizans imparatorluğu'nda hüküm sürmüştür. 5. yüzyılda Justinianus, Corpus Juris Civilis denilen külliyatı toplamıştır. Kıta Avrupa ülkeleri hukuku bu külliyat temeline dayanmaktadır. Milattan sonra 6.yy.da Justinianus Batı Roma İmparatorluğunu kaybettiği toprakları yeniden kazanmak ve Roma hukukunun bütün bu topraklarda eski saf haliyle uygulanmasını sağlamak amacıyla çalışmalar başlattı.Bu çalışmalar sonunda bir kanunlaştırma hareketi olan Corpus Iuris Civilis oluştu.Corpus Iuris Civilis 4 bölümden oluşmaktadır: Institiones, Digesta, Codex ve Novella. Institiones ve Digesta'da klasik dönem hukukçularının eserlerinin derlendiğini, Codex'te Justinianus'a kadarki imparator emirnamelerini, külliyata daha sonradan eklenen Novella'da ise Justinianus'un emirnamelerini görüyoruz. Glossator'ların (şerhçiler) çalışmaları çağdaş hukuka tesir etmiş, Roma Hukuku'na bağlı ülkelere "civil law" denilmiştir.[1]

Roma Hukuku, genellikle Roma şehrinin kuruluş tarihi olarak kabul edilen M.Ö. 753 yılından, Doğu Roma İmparatoru Justinianus'un M.S. 565 yılında ölümüne kadar geçen süre içinde Roma İmparatorluğu sınırları dahilinde uygulanmış olan hukuktu. Ancak bu dönemden sonra da, Roma hukuku hemen hemen tüm Kıta Avrupa'sı ülkelerinde, 19. yüzyıldaki kanunlaştırma hareketlerine kadar, etkinliğini sürdürmüştü. Roma Hukuku, bugün özellikle kıta Avrupa'sında yürürlükte olan özel hukuk sistemine kaynak teşkil etmektedir. Günümüzde, Almanya, Fransa, İtalya, İsviçre gibi ülkelerde yürürlükte olan özel hukuka ilişkin kuralların büyük bir kısmı Roma hukuku temellerine dayanmaktadır.[2]

Roma'da hukuk, Roma şehrinin M.Ö. 753 yılında kurulmasından, M.S. 6. yüzyılda Justinianus'un kanunlaştırma hareketlerine değin uzun bir gelişme geçirmiştir. Bu nedenle, bin yılı aşkın bir süre Roma devletinde geçerli olan hukuk sistemi için kullanılan "Roma Hukuku" deyimi, gerçekte, bu uzun gelişim süreci içinde oluşan, kaynakları ve nitelikleri farklı çeşitli hukuk sistemlerini kapsamaktadır.[1]

Roma Hukukunun Dönemleri, Periods of Roman Law

Roma Hukukunun Dönemleri

Roma hukuku, başlangıcı Roma tarihinin ilk devirlerine kadar uzanan ve milâdî altıncı asırda Jüstinyen'in (Justinianus) kanunlarıyla nihayet bulan uzun bir gelişmenin mahsulüdür. Yani bu inkişâfın takriben bin yıldan fazla sürmüş bir tarihi vardır. Bu uzun gelişme çağlarında mezkûr hukuk âni değil, tedricî inkılâp ve değişmelere uğramış, mütemâdiyen şeklini değiştirmiştir. Öyle ki meselâ cumhuriyet ve prenslik devirlerinin hukuku, Jüstinyen hukukundan derin bir şekilde ayrılmaktadır. Doğrudan doğruya Roma hukukundan ve bu hukukun modern hukuklar üzerindeki tesirinden bahsedildiği zaman daha çok son safhası (Jüstinyen hukuku) kast olunmaktadır.

Umûmiyetle Roma hukukunu kavrayabilmek için şu beş devreyi göz önünde bulundurmak gerekir:

  1. Roma'nın başlangıcından (M.Ö. 754), milâttan önce dördüncü asra kadar süren "eski hukuk devri". Bazı müellifler bu devre "krallık devresi" demişlerdir.
  2. İkinci Pön harbinden (M.Ö. 200) Prensliğin kuruluşuna kadar devam eden devre. Bazılarına göre bu devre M.Ö. 509 yılında kralların kovulmasıyla başlar ve adına "cumhuriyet devri" denir.
  3. Prenslik devrinden milâdî üçüncü asrın ortalarına kadar devam eden "klasik hukuk devri". Bazı Roma hukukçularına göre bu devre M.Ö. 27 yılında Augustus ile başlayıp M. 284 yılında Diocletianus ile son bulan "prenslik" devridir.
  4. Klâsik hukuk edebiyatının birden sona ermesiyle başlayan ve Jüstinyen kanunlarıyla sona eren "Bizans" devri. Daha çok amme hukukunu nazar-ı itibârî alanlara göre bu devre M. 284-565 yılları arasında geçer ve "aşağı imparatorluk devri" adını alır.
  5. 565'ten 1453 yılına kadar devam eden "Bizans İmparatorluğu" devresi. [3]
Roma Devleti'nin Sosyal Yapısı

Roma Devleti'nin Sosyal Yapısı

HAKLARIN KAZANILMASI VE HAK EHLİYETLERİNE GÖRE TOPLUMUN SINIFLARA AYRILMASI

Roma devletinde halk sınıflara ayrılmıştı. Bugünkü toplum yapısından tamamen farklı olarak halk; yas,cinsiyet,evli olup olmama,hür ve köle olma,roma vatandaşı olup olmama ve mesleklerine göre sınıflara ayrılmıştı. En büyük ayrım hak ehliyetlerine göre yapılan ayrımdı. Hak ehliyeti bir hak sahibi olabilme ve borç altına girebilme ehliyetini ifade eder.Hak sahibi olabilmek için belli statülere sahip olmak gerekliydi.Bu statüler 3 tanedir:

a. Status Librertatis (Hürriyet Durumu)

Şahısların sosyal durumuna göre yapılan en büyük ayrım hürlük ve kölelik kavramlarıydı.Bu ayrımda köleliğin kavimler hukukunun bir düzenlemesi olduğu ve bunun gereği olarak bir kimsenin tabiata aykırı şekilde başka bir kimsenin hakimiyeti altına konulduğu ifade edilmektedir.

İlk devirlerde köleler aile evlatlarından farklı muamele görmez,aile evlatları gibi Roma ailesinin sofrasına,dini merasimlerine katılırdı.Romalıların ahlaki yapısını denetleyen “censor”lar( bakiniz/yukarıda/ “cumhuriyet devri”),bu hususu kontrol ederlerdi.Cumhuriyetin sonlarına doğru ahlâkî görüşteki olumsuz değişiklikler kölelere yapılan kötü muamelenin diğer bir nedeni olmuştur.

a.1. köleliğin sebepleri:

  1. Doğum yoluyla: köle bir anneden dogma
  2. Harp esareti: savaşlarda alınan esirler köle statüsünde sayılırlardı
  3. Diğer haller: Alacaklı borçlusunu borcunu ödemezse köle haline getirebilirdi.

Hukuki davalı sonucunda ölüme ve madenlerde çalışmaya mahkum edilenler de köle sayılırlardı. Para için kendilerini köle olarak satanlar da statü olarak köle statüsüne geçerlerdi.

a.2. köleliğin sona ermesi:

  1. sahibinin rızasıyla değnekle azat etme
  2. sayım sırasında azat etme(censorlar nüfus sayımı yaparlarken)
  3. sahibinin vasiyetnamesi ile azat etme
  4. kilisede azat etme
  5. devletin; üstün hizmetlerinin bir ödülü olarak köle hizmet etmesi

a.3. Kölelerin ticari faaliyetleri:

Köleler sahipleri tarafından bazı işlerde görevlendiriliyorlardı.Özellikle belli paralar verilerek kölelere sınırlandırılmış olsa da para kazanma imkanı tanınıyordu. Fakat köleler hak ehliyetine sahip olmadıklarından , sahiplerinin verdiği paraları harcarken ya da bu parayı kazandırırken yine sahipleri adına işlem yapmış oluyorlardı. Kazandıkları yada harcadıkları aralar sahiplerinin hesabına kaydedilirdi. Ayrıca köleler sahiplerinin oluşturdukları şirket ya da çiftliklerde kahya olarak görevlendirilirler ancak bu da sadece sahiplerinin onlara tanıdığı özgürlük çerçevesinde olurdu. Sahiplerinin izin vermediği müdahaleleri yapamazlardı.

b. Status Civitatus (Vatandaşlık Durumu)

Vatandaşlık durumuna göre Romalılar “Cives Roman'ı” ve yabancılar “Pregrini” olarak ayrılırlardı.Roma hukuku yalnızca Roma vatandaşlarına uygulanırdı. Yabancılar, Roma hukukunun tanıdığı hiçbir haktan ve korumadan yararlanamazlardı.

Roma vatandaşlığının kazanılması ise oldukça zordu.bunun için ya anne ve babanızın her ikisi de Romalı olmak zorundaydı ya da oldukça yüklü paralar ödeyerek sadece belli kişiler Roma vatandaşlığını kazanabiliyordu.

c. Status Familie (Aile Durumu)

Bu statüde Romalılar “sui iuris” ve “alieni iuris” olarak ikiye ayrılırlardı. SUI IURIS ler; hiç kimsenin hakimiyeti altında olmayan( hür ve yetişkin ) erkek ve kadınlardır. ALIENI IURIS ler ise; bir aile babasının ( pater familias) hakimiyeti altındaki kimselerdir . Bu kişiler arasında aile babasının – kız ve erkek çocukları, – karısı ve - köleleri sayılabilir.[4]

Roma'da Hukuk ve Hukukun Uygulanışı

Roma'da Hukuk ve Hukukun Uygulanışı

1. Davaların Açılması ve Davaların görülme safhası

Dava; taraflardan birinin davayı açmasıyla baslar.Fakat davacının davayı açmak; davayı yürütmeye yetmez.Her iki taraf da davaya katılarak bazı faaliyetlerde bulunmak suretiyle onu, yürütmek zorundadır.

12 Levha Kanunu ( tarihte bilinen ilk yazılı kanunlardır. Roma devleti tarafından Roma vatandaşlarına uygulanmak üzere yapılmışlardır.12 adet levhaya yazılarak şehrin meydanına asıldıkları için adi 12 levha kanunudur.orijinali: ” LEX DUODECIM TABULARUM”)hükümleri “si in ius vocat , it , ....” yani “ seni magistra (yargıç-mahkeme anlamında) önüne çağırırsa git....” kelimeleri ile baslar.Eğer çağırılan kimse itiraz eder ve gitmeyi kabul etmezse, diğer taraf onu bizzat ve zor kullanarak götürebilir.

Diğer safhada ise , taraflar hakim önüne çıkarılırlar ve konu mahkemenin takdiri ile sonuca bağlanırdı.

Son safha ise icra-uygulama ( kararın uygulanması) aşamasıdır:

2. kararın icrâsı( çeşitli icra şekilleri)

Borçlusu üzerine el koyan alacaklı onu 60 gün zincire vurabilir,hapsederek köle olarak kullanabilir ve eğer borcu ödenmezse onu öldürebilirdi.Bugünkü modern hukuk sistemlerinde olan mal varlığı ile sorumluluk ( yalnız maddi sorumluluk; kişinin bedeni üzerinde bir kısıtlama olmadan)Roma da yoktu. Maddi borcu olan kişiler bedenleriyle sorumlu tutulabiliyorlardı.

Daha sonraları bu sistem biraz hafifletilmiş. kişinin kendisi özgür bırakılarak maddi bir sorumluluk yüklenmiştir. Ancak yine de günümüz modern sistemlerine erişilememiş ve borçlu; borcunun miktarına bakılmaksızın tüm mallarına el koyularak mahkum edilmiştir.

Borcu 100sestertius( roma parası) olan kişinin bu borcuna karşılık 2.000.000 olan tüm mal varlığına el konuluyordu.Bu tabii ki pek adaletli değildi.

Çok daha sonraları ise bu sistem gelişerek bugünkü dünya hukuk sistemimizde olan yalnız borcuyla sinirli sorumluluk yerleşebilmiştir.[4]

12 Levha Kanunları (Leges <sup>[Lex]</sup> Duodecim Tabularum)

12 Levha Kanunları (Leges [Lex] Duodecim Tabularum)

Günümüz Avrupa Hukuku'nun temelini oluşturan Roma’da, ilk yazılı kanunlar olan 12 Levha Kanunları, Roma toplumundaki Patrici (soylular) ve Pleb (halk) arasındaki sınıf mücadelesi sonucu hazırlanmıştır.[5]

Roma İmparatorluğu'nda yazılı kanunlar olmadığı dönemde, örf ve adete göre hareket edilirdi.Bu örf ve adetleri de ancak Patriciler bilirdi. Bunun için Patriciler, örf ve adetlerin yazıya geçirilmesine, mümkün olduğu kadar uzun bir zaman karşı koymuşlardı.

Pleblerin baskısıyla M.Ö. 450’de kanunları yazmak üzere 10 kişilik bir komisyon ('decemviri legibus scribundis') kuruldu. Solon Yasaları'ndan da yararlanılarak 2 yılda hazırlandı. 12 madeni veya tahta levha üzerine yazılarak ve meclisin onaylamasından sonra, herkesin görebilmesi için Roma'nın en büyük meydanına (Forum Romanum) asıldı. M.Ö.307'de Galler'in Roma'yı yağmalamalarında imha edilene kadar orada asılı kaldı.

Bu levhalarda aile hukuku, veraset hakkı, dava hakkı, borç ve ceza kanununa dair hükümler vardı. Bunlar Roma Hukuku'nun hiç değişmeyen esaslarını teşkil ettiler. Bu kanunlar dizisi ile iki toplum arasında daha önce hiç olmayan adalet ve dürüstlük mekanizması kurulmuş ve güçler Patricili ve Plebli büyük toprak sahipleri tarafından paylaşılmıştır. Böylece, her iki halk grubu da seçme seçilme hakkı edinmiş, toplumdaki sınıf farklılıkları için ekonomik durum belirleyici olmuştur.

Bazı suçlar ilâhların mukaddes haklarına tecavüz şeklinde anlaşılmış, suçlu cemiyet dışı ve her türlü haklardan mahrum bırakılmıştır (herkes tarafından öldürülebilir). Şahıslara yönelik suçlarda şahsî intikam usûlü kullanılabilir. Diyeti kabul etmeyen suçlu, zarar görene teslim edilir; o da göze göz, dişe diş şeklinde öcünü alır. Aile reisinin (babanın) riyaseti altındakilere karşı hayat ve ölüm hâkimiyeti vardır.

Tarihçi ve hukukçuların naklettiği kısımlardan anlaşıldığına göre 12 Levha Kanunları'nda iki gaye güdülmektedir:

Siyasi gayesi: Asillerle halk arasında mümkün olduğu kadar eşitlik sağlamak ve vatandaşları, idarecilerin keyfi davranışlarına karşı korumak. (Ancak kanunlar bunu tam mânasıyla gerçekleştirememiştir; o devirde asiller ile halk arasındaki evlenme yasağı devam etmiştir.)
Hukuki gayesi: Eski teâmül hukukunu (örf ve adet hukunu) toplayıp tespit etmektir.[3]

12 Levha Kanunları'nın Önemi

Hukukun uygulanmasında, soylular sınıfına mensup olan rahiplerin tekelinin kırılması, On iki Levha Kanunu’nun çıkarılmasından ancak bir buçuk yüzyıl sonra sağlanabildi. Böylece hukuk bilimi rahiplerinden tekelinden kurtulmuş ve laik bir nitelik kazanmıştır. On iki Levha kanunlarında modern Avrupa medeniyetinin üç temel düşüncesi yer almaktaydı:

  1. Kişisel mülkiyet
  2. Vasiyet
  3. Kişisel Hak

Ayrıca On iki Levha Kanunu ile kişiler arasında eşitliğin sağlanmasına, hürriyetin kayırılmasına, fertlere hukuki muhtariyet verilmesine, bilhassa dikkat edilmiştir. Ceza hukuku bakımından bile, cemiyetin sınıfları arasında fark gözetilmemektedir. On iki Levha Kanunu, eski hukukun bilinmesi bakımından faydalı bir kaynaktır. Elimizde bulunan kaidelere bakarak, o devirde yaşanan hayat tarzlarını, adetlerini ve zihniyetlerini tahmin etmek mümkün olmaktadır. Ayrıca, çok muhafazakar olan Romalılar nezdinde, o devirde yürürlükte olan ana kaideler, çok sonraki asırlara kadar, az çok değişikliklere rağmen, esas sistemi itibariyle baki kalmış olduklarından, klasik devrin kurumların açıklanması bakımından da faydalı olmaktadırlar.[4]

Acta Diurna

Acta Diurna (lat: günlük faaliyetler, bazen Günlük Kamu Kayıtları olarak da çevrilir), Roma'nın günlük resmi haberlerinin kaydedildiği belgelere verilen isim. Taş ya da metal üzerine kazınır ve Roma Forumu gibi kamusal alanlardaki mesaj tahtalarında yayınlanırdı. Bu kayıtlar bazen basitçe Acta ya da Diurna, bazen de Acta Popidi ya da Acta Publica olarak da adlandırılırdı.

Acta kayıtlarının ilk şekline M.Ö. 131 yılında, Roma Cumhuriyeti döneminde rastlanır. Başlangıçta içerik olarak yasal tartışmaların sonuçlarını ve mahkeme kararlarını içerirdi. Sonradan içerikleri resmî haberler, duyurular ve önemli doğumlar, evlilikler ve ölümleri de kapsayacak şekilde genişletildi. Asıldıktan bir kaç gün sonra mesajlar panolardan indirilir ve arşivlenirdi (nedense günümüze hiç bir sağlam kopyası ulaşmamıştır).

Bazen bu Acta kopyaları kâtipler tarafından çoğaltılır ve bilgi verme amaçlı olarak eyalet valilerine gönderilirdi. Sonradan İmparator tarafından kraliyet ve senatörlük kararlarının ilan edilmesi ve sarayda olup bitenlerin anons edilmesi için de kullanıldı.

Acta olarak adlandırılan bu kayıtların bazı diğer formları ise yasal, kentsel ve askeri haberleri içerirdi. Acta senatus, M.Ö. 59 yılında Konsül Julius Caesar tarafından halka açılana kadar gizli tutulmuştu. Ancak Sezar'ın ardından gelen yöneticiler tarafından sık sık sansürlenmiştir.

İmparatorluk koltuğunun Konstantinapol'e taşınması üzerine, Acta Diurna kayıtlarının yayımlanmasına son verildi.

Acta Diurna, ilk günlük gazete ya da Resmi gazete olarak mütalaa edilir.[6]

Acta Senatus (Commentarii Senatus)

Acta Senatus ya da Commentarii Senatus, Roma Senatosu'nun tartışma ve karar zabıtlarına verilen ad. Julius Caesar'ın ilk Konsüllüğünden önce (M.Ö. 59), Senatonun faaliyetleri kayıt altına alınır ve ara sıra gayri resmî olarak yayınlanırdı; Sezar, Senato'nun müzakere protokollerine olduğundan daha fazla önem atfeden sır perdesini aralamak arzusundaydı ve ilk olarak bu protokollerin kaydedilmesini ve Acta Diurna içinde yayınlanmasını emretti. Bu zabıtların muhafaza edilmesi geleneği Augustus tarafından devam ettirildi ancak yayınlanması yasaklandı (Suetonius, Augustus, 36). Genç bir senatör (ab actis senatus) bu acta olarak adlandırılan kayıtların kaleme alınmasından ve halk kütüphanelerinde arşivlenmesinden sorumluydu (Tacitus, Ann. v. 4). Bu zabıtlar üzerinde tetkik yapabilmek, Şehir prefect'inin iznine bağlıydı.[7]

Angaria (Angarya)

Angarya, (Yunanca aggareia, zorunlu posta hizmeti; ἄγγαρος, 'zorla taşıma'dan türetilmiş; o da Farsça angara, 'haberci'den kaynaklanır), Pers İmparatorluğundan uyarlanarak Roma İmparatorluğunda kullanılan bir cins posta sistemiydi. Tarihçi Ksenofon'un yazdığına göre Pers imparatoru Büyük Kiros bu sistemi kurmuştu. Pers kralının habercileri (angaryacıları) taşıdıkları iletiyi hızla yerine ulaştırabilmek amacıyla yol kenarında evi veya toprağı olan herkesten yararlanabilirdi. Roma İmparatorluğu zamanında büyük yolları boyunca düzenli aralıklarla atlı haberciler, gece gündüz ve her hava şartında hazır beklerdi. Roma sisteminde bu atların temin edilmesi ve bakımı zorunlu bir görevdi. 4. yüzyılda bu sözcük posta sisteminin ağır taşıt araçları ve bunları çeken hayvanlar için de kullanılır olmuş ve terim "zorunlu hizmet" anlamında kullanılır olmuş. Dolayısıyla Angaria ve ortaçağ Latince'sinde Angariare zorla ve haksız olarak yaptırılan hizmet ve genel olarak zulüm anlamına gelmiştir.[8]

Curia

Curia, Roma'nın erken dönemlerinde aşağı yukarı kabilelere göre yapılmış toplumsal taksimle oluşmuş her bir alt bölüm ve aynı zamanda bir Mecaz-ı mürsel olarak kabile üyelerinin bir araya gelerek kabile ile ilgili meselelerini tartıştıkları yer. Etimolojik olarak Eski Latince "erkeler topluluğu" anlamına gelen "co-viria" teriminden türetilmiştir.

Curia per antonomasia, Roma'da bulunan ve genellikle Senatonun toplandığı yer olan Curia Hostilia idi. Senato, başlangıçta şehrin tüm kabilelerinden önde gelen yaşlılarının toplanma yeriydi (Senato, "yaşlı adam" anlamına gelen "senex" kelimesinden türetilmiştir). Görünüşe göre fetihlerle gelen güç, bir şehir dolusu mütevazı insanın koca bir Cumhuriyete hükmeder hale gelmesine neden olmuştur.

Romalılar fetihlerle gelen genişlemeleri sırasında, bu modeli Municipium statüsüne sahip tüm şehirlere ihraç etmişler, böylece her bir şehir kendi Senatosuna ve yerel yönetimden sorumlu görevlilere sahip olmuşlardır. (Roma dışında tüm şehirlerdeki seçilmiş yöneticiler merkezi yönetimin onayına ihtiyaç duyarken Roma'nın yöneticileri doğrudan halk tarafından seçilirdi. Bu uygulama İmparatorluk döneminde geleneklere uymak için sürdürülmüş ancak sadece sembolik bir anlam ifade etmiştir.) Senatörler Cumhuriyetin başlangıcından beri seçilmemişler, kalıtsal soyluluklarına göre göreve gelmişlerdir.

İmparatorlukla birlikte, Curia yerel hükümetin bulunduğu, yargılama işlemlerin yürütüldüğü, yönetimle ilgili toplantıların yapıldığı her hangi bir yer anlamında kullanılmış, kısa bir süre sonra da terim yerel yönetimin yapıldığı yer (curiales) anlamında kullanılmaya başlanmıştır.

Roma Forumunda bulunan Curia, Senatonun toplandığı ve İmparatorluğun idaresi ile ilgili tartışmalar yaptığı Senato binası işlevine sahipti. Yapı, Forumun kuzeyinde yer alıyordu ve özellikle bir İmparatorun yönetimi altındaki hükümetin işlerini yürütmek için kullanılıyordu. Roma Forumunda halâ ayakta kalan bir kaç yapıdan birisidir ve bu haliyle Romalılar döneminde neye benzediğini gözümüzde canlandırmak mümkün olabilmektedir.[9]

Homo Sacer

Homo Sacer (Latince, "kutsal insan (adam)") Roma hukukundaki bir figürdür: herhangi bir kişinin öldürebileceği fakat dinî ritüellerde kurban edilemeyecek yasaklanmış bir kişi. Bu kişinin vatandaşlık hakları elinden alınmıştır, ne vatandaştır ne de hak sahibi bir öznedir. Yaşamı negatif bir şekilde 'takdis edilmiştir'. Ünlü çağdaş filozof Giorgio Agamben buradan yola çıkarak kendi felsefî görüşlerinde Homo Sacer olarak adlandırdığı bir kavrama sahiptir ve çağdaş felsefede Agamben'in bu kavramı ve ilgili görüşleri büyük yankı uyandırmıştır.[10]

Theodoisus Kanunları

Theodosius kanunları (Latince: Codex Theodosianus) II. Theodosius'un vali Anthiokhos'un teşvikiyle 435 ve 438 yılları arasında hazırlattığı kanunlardı. Büyük Konstantin'den beri çıkartılmış olan imparatorluk kararnameleri tek bir derleme halinde toplanmış ve tasnif edilmişti.[11]

Kaynaklar

[1] Karadeniz Çelebican, Özcan, Prof. Dr., Roma Hukuku (Tarihî Giriş - Kaynaklar Genel Kavramlar - Kişîler Hukuku Hakların Korunması) Onuncu Baskı, Ankara 2004
[2] www.hukuk.gazi.edu.tr/dersler/roma.pdf
[3] www.hayrettinkaraman.net/kitap/tarih/0030.htm
[4] www.sorucevap.com/bilimkultur/sosyalbilimler/hukuk/ders.asp?207747
[5] www.sonbaski.com/anayasa1.htm
[6] tr.wikipedia.org/wiki/Acta_Diurna
[7] tr.wikipedia.org/wiki/Acta_senatus
[8] tr.wikipedia.org/wiki/Angarya_(Roma_hukuku)
[9] tr.wikipedia.org/wiki/Curia
[10] tr.wikipedia.org/wiki/Homo_Sacer
[11] tr.wikipedia.org/wiki/Theodosius_kanunları






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36640097 ziyaretçi (102645481 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.