Ruh ve Mana
 

Rûh ve Mânâ

Bedenle rûh arasında tam bir uygunluk vardır. El, yazmaya; beyin, düşünmeye; dil, tatmaya; vücut, ibâdete münâsiptir. İnsan ruhuna kedi vücudu verilseydi, her şey ne kadar zor olacaktı. O zaman ruh, düşünemeyecek yazamayacak, kısacası insana yakışan fiilleri yapamayacaktı. Adil olan Allah, her rûha uygun bedenler yaratmıştır. Her fabrikaya uygun bir müdür tâyin edildiği gibi her bedene de münasip bir rûh verilmiştir.

Rûh, mânâya benzer. Meselâ “insan” mânâsı, zihinde mevcuttur. Hiçbir şekilde yazıya geçirilmese bile o yine vardır. Varlığı harflere bağlı değildir.

Bu kavramın herhangi bir şekli yoktur. Ölçülemez, tartılamaz, renginden ya da şeklinden bahsedilemez. Beş harfi bir ölçü dâhilinde yan yana getirip “insan” yazdığımız zaman, mânâ, o kelimeye iner.

Rûh ile beden arasındaki münâsebetler, bir anlamda kelime ile mânâ arasında da vardır. Mânâ, harflerin hiçbirinde değildir; fakat onların dışında da değildir. Mânâ, birinci harfe yakın da, ikinciye uzak denemez. Kelime, harflerine bölünebilir; fakat mânâ, bölünemez. O, bütün harflerde aynı anda vardır. Fakat hiçbirinin içinde değildir.

Şimdi bir an için “insan” mânâsının şuurlu olduğunu farz edelim. O zaman o mânâ, kendi varlığını bilecek, bir yazarı olduğunu anlayacaktır. Harfler silinip tahrip edildiği zaman, kelime mahvolacak; fakat mânâ, var olmaya devam edecektir. Çünkü kelimelerin silinmesiyle mânâlar yok olsaydı, lisan ve dil’de kavram kalmazdı. Bedenin çürümesiyle rûh da yok olmaz.[1]

Kaynaklar

[1]"Her İnsanın Rûhu Kendisinin Mi?", Gerçeğe Doğru, İnanca Tuzak Kuran Sorular ve Cevapları, cilt:3, s19.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36709751 ziyaretçi (102768201 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.