Süfyan ve Süfyan’ın Ordusu
 

Süfyan ve Süfyan’ın Ordusu

Süfyan ve Süfyan’ın ordusu, kıyametten önce gerçekleşecek fitnelerden biridir. Süfyan(î), Halid b. Yezid b. Ebû Süfyan’ın soyundandır. Kafası oldukça büyüktür. Yüzünde kaşıntılı bir hastalıktan eser vardır. Gözünde de beyaz bir nokta bulunur. Şam şehrinden çıkacaktır. Ona tabi olanların çoğu kelb kabilesindendir.[1]

Moğol nesli, Müslümanlara saldıracak, halife ölecek ve 2 yıl biatten sonra azledilecek olan zayıf bir adam başa geçecek, Şam batısındaki bir cami batacak, ve Şam’dan 3 kişi ile batıdan gelenler birlikte Mısır’a gidecekler… Bu ise, Süfyan’ın alameti olacaktır.[2]

Süfyan’ın alametleri ile ilgili Hakim’den rivayet edilen hadis ise şöyledir: Türkler size hücum ettiği zaman, malı toplayan halifeniz öldüğü zaman, o halifeden sonra iki yıl içinde azledilecek olan zayıf bir adam başa geçtiği zaman, Şam’ın batısında batma olduğu zaman, Şam’dan üç kişi çıktığı zaman, batı insanları da Mısır’a çıktığı zaman bunlar Süfyani’nin alametleri olacaktır.

Süfyan’a rüyasında “Kalk ve ortaya çık” denir. Kalkar fakat kimseyi bulamaz. 2. bir rüya ile aynı şeyi görür fakat yine kimseyi bulamaz. 3. rüyada ise “Kalk, çık ve kapının önüne bak” denir. Kalkıp kapıyı açtığında ellerinde bayraklarla 7 ya da 9 kişi görür. Bunlar Süfyan’a “Biz senin ashabınız.” derler. Süfyan, onlarla beraber çıkar ve vadinin muhtelif yerlerinde bir çok insan da kendisine tabi olur. Allah kendisine karşı Şam sahibini çıkarır, ona karşı savaşır, ama sancağına baktığı zaman Süfyan, onu yenilgiye uğratır.[1]

Sayıları Bedir savaşçıları adedince olan insanlar, Rükun ve Makam arasında ona biat ettikten sonra, Irak ve Şam’dan pek çok ebdallar (Hz.Mehdi’ye tabi olanlar) gelecek ve Mehdi’ye katılacaklar, fakat Şam’dan ayrı bir ordu da ona karşı gönderilecek ama bu ordu çölde yere batacaktır.Ancak, biri Mehdi’ye, diğeri de Süfyan’a mensup iki kişi sağ kalacaktır.

Süfyan, 360 süvari ile, Hz. Mehdi’den önce çıkacaktır. Kelp kabilesinden 30.000 kişinin katılacağı bir orduyu Irak’a gönderecek ve bu ordu, Doğu’da bir şehir olan Zevra’da 100.000 kişiyi öldürdükten sonra Kufe’yi işgal edecektir. Ancak, Temimi kabilesinden Şuayb ismindeki bir komutanın emri altındaki mukabil bir ordu da Doğudan çıkacak ve Kufe işgalcilerini öldürerek, buradaki esirleri kurtaracaktır. Bunun üzerine Süfyan, 2. bir ordu düzenleyerek Medine ye gönderecek ve 3 günlük bir işgalden sonra Mekke’ye yöneldiğinde, Allah, Cebrail’i ayağıyla onlara vurmakla görevlendirecek ve çöl toprağında Süfyan’ın bu ordusu, yere gömülecektir. Süfyan’a haber verecek 2 kişi dışında sağ kalan olmayacaktır. Sonuçta Müslümanlar, Mekke’yi onlara teslim etmeyeceklerdir. Daha sonra Süfyan, savaşçılarının İstanbul’u tahrip etmeleri için Rum’un reisine haber salacak, ancak Şam kapısında Müslümanlar galip gelerek, onların boyunlarını vuracaktır.

Süfyan, kendi zulüm ve kayfine karşı geleni öldürtür ve saltanatı devam ederken aniden semadan bir münadi; "Ey insanlar, muhakkak Allah, size zâlimleri, münâfıkları ve onlara uyanları menetmiş ve size ümmeti Muhammed’in en hayırlısı olan ve Mekke’de bulunan ismi Ahmed, babasının ismi Abdullah olan Hz. Mehdi’yi reis kılmıştır, ona katılınız." diyecektir. Bu arada sahabe tarafından; "Ya Rasûlullah, Mehdi nasıl bilinecektir?" diye sorulmuş ve peygamberimiz de "O benim neslimdendir’, boyu posu sanki Beni İsrail ricalindendir, üzerinde pamuktan iki cübbe bulunur, yüzü parlayan yıldız gibi nurludur ve sağ yanağında bir nişan vardır, 40 yaşlarındadır." cevabını vermiştir.[2]

Süfyan, Kufe’ye girer ve 3 günlük bir işgalden sonra, 60.000 kişiyi öldürür. Burada 18 gece kalır. Kufe’nin mallarının hepsini paylaştırır. Ancak Süfyan’ın Kufe’ye girişi, Türkler ve Rumlarla Karkısa’da çarpışmasından sonradır. Sonra onların aralarına fitneler sokar ve onlardan bir grup Horasan’a döner. Süfyan, öldürür, kaleleri yıkar, Kufe’ye girer. Sonra Horasan ehlini arar. Horasan’dan Mehdi’ye bir ordu gönderir, Hz. Muhammed’in soyundan bazı insanları Kufe’ye getirir. Sonra Mehdi ve Mansur çıkıp kaçar ve Süfyan, onları araştırır. Mehdi ve Mansur Mekke’ye vardığında Süfyan’ın ordusu da Beyda’da batmış olur.

Sonra Mehdi Medine’ye gelerek Beni Haşim’den hapiste olanları kurtarır ve bu arada siyah bayraklılar çıkarak bir su kenarına varırlar. Bunu duyan Süfyan ve yakınları kaçarlar. Mehdi, ardından Kufe’ye inerek burada Haşimileri kurtarır. Sonra Kufe havalisinden, kendilerine Usub adı verilen bir cemaat çıkar ki, silahları da azdır. Onların arasında Süfyani’nin arkadaşlarını fark etmiş olan bir kısım Basralılar da bulunur. Böylece onlar Kufe halkından esir bulunanları Süfyanilerin elinden kurtarırlar ve ardından siyah bayraklı ordu biat için Mehdi’ye gelir.[1]

Siyah bayraklar taşıyan ordular çıkacak ve Süfyan’la savaşacaklar. Onların y savaş, Temimi soyundan Salih oğlu Şuayb adındaki bir kumandanın öncülüğünde yapılacaktır.

Mehdi’nin gelmesinden önce, Süfyan’ın ordusu Kufe’ye gidecek, Horasan ehli de Mehdi’yi aramaya çıkacaktır. Horasan ehli ve aralarında Haşimi gencin bulunduğu ordu siyah bayraklarla birleşecekler ve başlarındaki önder, Şuayb b. Salih olacaktır. Bu ordu, Süfyan’la Estahir kapısının sağında karşılaşacak ve büyük bir savaştan sonra Süfyan’ın askerleri dağılacak ve siyah bayraklar galip gelecektir. İşte o zaman insanlar Mehdi’yi temenni edecek ve onu arayacaklardır.[2]

Mehdi, Şam’dan, Mısır ve Doğu illerinden birçok insan Mekke’ye gelir, burada Rükun ve Makam arasında ona biat ettikten sonra, önlerinde Cebrail, arkalarında da Mikail olduğu halde, Şam’a gelmek üzere Mekke’den yola çıkarlar. O zaman, yer ve gök ehli, bütün yabani hayvanlar, kuşlar, hatta denizdeki balıklar bile onun hilafetiyle sevineceklerdir. Onun devrinde, akan ırmaklar bile suyunu fazlalaştıracaktır. Hz. Mehdi, hazineleri çıkaracak ve Şam’a geldiğinde Taberiye adasına ulaşan ağacın altında Süfyan’ı keserek öldürecektir.

Ve yine Mehdi, Kelp kabilesini yok edecektir. Rasûlullah, bu savaşla ilgili olarak "Kim o savaşta bulunmamışsa, zarara uğramıştır." buyurmuştur. Bu kabilenin yok edilmesine, içkiyi helal kılmaları sebebiyle müsaade edilmiştir.[3]

Kezâ, bütün ümmet 1400 senedir âhir-zamanın dehşetli şerrinden, Deccal ve Süfyan’ın korkunç fitnesinden hep istiaze ile Allah’a sığınmış, "Allahümme ecirna min fitnet–i âhirizzaman; Allahümme ecirna min fitnet-i Mesihi’d-Deccal ve’s-Süfyan" diye duâ etmiştir.[4]

Kaynaklar

[1] "Kıyamet Öncesi İle İlgili Hadislerden Seçmeler", www.peygamber.info.tr/gelecegintarihi.pdf
[2] Ahmed İbn-i Hacer-i Mekki, "Beklenen Mehdi’nin Alametleri", çev. Müşerref Gözcü, Güneş Yayıncılık, İstanbul, s.22,30-31, 38-39.
[3] http://www.kutubisittedemehdiveisa.com/01_01heytemi.html
[4] M. Lâtif Salihoğlu, "Risale-i Nur’da Mehdi Meselesi".





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: misafir, 27.11.2016, 17:05 (UTC):
kitaplarda Karkısa bölgesi Süriye'nin Deyr Ezzor bölgesi olarak geçiyor . Yani Rakka bölgesinin aşağısındaki bölge... Allah her şeyin doğrusunu bilir .

Yorumu gönderen: Muhammed Musab Dağ, 06.10.2016, 09:52 (UTC):
Karkısa bölgesi Musul ve Kerkük mü?



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36647307 ziyaretçi (102657749 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.