Süleyman Şah
 
Süleyman Şah

Süleyman Şah

Süleyman Şah, Selçuk Bey'in torunu Kutalmış'ın oğludur.[1] Süleyman Şah, 1045'te, o sıralarda Büyük Selçuklu Devleti'nin elinde bulunan Horasan'da doğdu.[2] Kutalmış, Sultan Alparslan karşısında giriştiği savaşta yenilgiye uğrayıp kaçarken atından düşüp ölmüş, çocukları Süleyman Şah, Mansur, Alp İleg ve Devlet (Dolat), Alparslan tarafından esir alınmıştı. Nizamülmülk, Kutalmış'ın bütün çocuklarının öldürülmesini isteyen Alparslan'a bunun devlete hayır getirmeyeceğini söyleyip engel olmuştu. Süleyman Şah ve kardeşleri bu dönemde Urfa-Birecik taraflarında bir tür sürgün hayatı yaşadılar. [1]

Süleyman Şah, kumandanlık yapmak için yetiştirilmişti ve her seferine gâzâ niyetiyle çıkardı. 1085'teki Halep Seferi ise onun son seferi oldu. Türk-İslâm tarihinin ünlü ve büyük simalarından biri olan Süleyman Şah'ın, bu vatan toprakları üstünde hâkimiyet kurmamızdaki hissesi son derece büyüktür. Onun 41 yıllık kısa denilebilecek hayatı, Horasan'dan İzmit'e, Kafkaslar'dan Suriye'ye kadar uzanan bir coğrafya içinde cihat, fetih ve zaferlerle geçmiştir.[2]

Malazgirt meydan muharebesinin kazanılmasıyla, Türklere, Türkiye'nin(Türklerin Ülkesi) kapısının açılmasıyla Türkler artık çekirge sürüleri gibi görevlendirildikleri bölgeleri ele geçirmeye başladılar. Bu görevlendirmenin içinde Kutalmışoğulları da vardı.Kutalmış'ın 4 oğlu vardı: Mansur, Süleyman Şah, Alp İleg ve Devlet.Alp İleg ve Devlet daha Türkiye‟ye gelmeden Atsız tarafından bertaraf edilmiş bu olaya ses çıkaramayan diğer kardeşler daha güvenli ve büyük Selçuklu Devletine uzak bir bölgeye yerleşmek için Türkiye'nin iç kısımlarına doğru hareket etmişti.1073 de Konya, 1075 de İznik alınarak merkez oluşturulmuş, 1078 yılına gelindiğinde ise artık Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Türkiye Selçuklu devletinin sorunlarının çoğunu halletmiş olarak devletini kurmuştu.[3]

Anadolu’nun kapılarını kapanmamak üzere açan Malazgirt zaferinden sonra, Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan, Anadolu’daki fütuhâtın devam etmesi için Süleyman Şah’ı görevlendirdi. O, bir dâvâ adamına yaraşır şuur ve mesuliyet duygusuyla on yıl zarfında boğazlardan Suriye’ye kadar olan toprakları hâkimiyetine aldı.

Süleyman Şah, Malazgirt zaferinden sonra Anadolu’ya geçti. Yanında Artuk, Tutuk, Danişmend, Saltuk Beyler gibi büyük komutanlar vardı. Kızılırmak’a kadar hiçbir mukavemetle karşılaşmayan Süleyman Şah, Konya ve havalisini Rumlardan alıp burasını kendisine başkent yaptı. Bu gelişmelerden rahatsız olan Bizans imparatoru Michael Dukas, Prens İssakios Kommenos ve kardeşi Prens Alexius Kommenos’u Süleyman Şah’ın üzerine gönderdi. Kayseri yakınlarında yapılan savaşta Bizans ordusu ağır bir mağlubiyete uğradı. Prens Alexius Kommenus’un esir alındığı bu savaş, Türkler için 2. bir Malazgirt olmuştu. Bu zaferi takip eden tarihlerde de Anadolu’nun tamamı fethedilecektir.[2]

Emevi ve Abbasi halifelerinin yüzyıllardır kutsal bir mefkûre olarak yaşattıkları Anadolu’nun fethi, artık adım adım gerçekleşmektedir. Ardından, Hz. Muhammed'in hedef olarak gösterdiği İstanbul'u fetheden kumandan olma arzusu gelmektedir. Süleyman Şah da, bu pâyeye nâil olmak istemektedir. Hatta bir ara kardeşi Melik Mansur’u da yanına alarak Üsküdar’a kadar gelip Ayasofya’yı seyreder. Fakat öncelikle Anadolu’nun tamamen fethedilmesi lazımdır.

Süleyman Şah, 1075’te Bizans’a çok yakın bir şehir olan İznik’i fethetti. Bunun üzerine Sultan Melik Şah, kendisine bir ferman göndererek, ona merkezi İznik olmak üzere Anadolu Sultanlığı’nı verdi. Bu tarihten sonra Anadolu Selçuklu Devleti’nin Sultanı olarak anılacak olan Süleyman Şah, Sultan Melik Şah’a bağlı, büyük ve güçlü komutanlardan biri durumuna geldi.

Süleyman Şah’ın yanında bulunan komutanlardan Gümüştekin Bey, Urfa ve Antep çevresini, Danişmend Bey ise Malatya’yı fethederler. Kendisi de Konya ve Güneybatı Anadolu’yu Selçuklu topraklarına kazandırır. Bu arada Bizanslıların kışkırtmalarına kapılan kardeşi Melik Mansur Bey, Süleyman Şah’a karşı ayaklanır. Bizans’tan da yardım alan Melik Mansur Bey’e karşı, Büyük Selçuklu Devleti’nin güçlü hükümdarı Melik Şah, Porsuk Bey komutasında bir orduyu Süleyman Şah’a yardım için gönderir. Fakat 2 ordu karşılaştıklarında savaşmak istemezler. Bunun üzerine Mansur Bey ve Porsuk Bey birbirine meydan okur. Mücadelenin sonunda Mansur Bey ölür ve askerleri de Süleyman Şah’a katılırlar. Böylece Anadolu’nun fethini geciktirebilecek, belki de engelleyebilecek bir mani atlatılmış olur.

Anadolu’da güçlü bir devletin kurulmasıyla bu topraklarda yaşayan Türkmenler büyük gruplar halinde Süleyman Şah’ın hâkimiyeti altına girmeye başladılar. Anadolu dışından da birçok Türkmen gruplarının gelmesi, Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslâmlaşmasını oldukça hızlandırdı. Öte yandan, Anadolu’daki gelişmeler, Bizans’ı korku içinde bırakır. Bunun üzerine, imparator Michael, 1074’te yüzyıllarca sürecek ve günümüzde de sürmekte olan Haçlı zihniyetinin ilk tohumlarını atmıştır. Papa, 8. Gregory’e başvurarak yardım istemiş ve karşılığında birbirine düşman olan Ortodoks ve Katolik kiliselerinin birleşmesini vaat etmiştir. Bu teklifi memnuniyetle kabul eden Papa, Bizans krallarına ve bütün Hıristiyanlık âlemine bir bildiri yayınlayarak, Türklerin İstanbul surlarına kadar geldiğini, Bizans’ın bütün beldelerini istila ettiğini söyleyerek, onları Haçlı seferine çağırmıştır. Fakat kimi siyâsî karışıklıklar nedeniyle bu sefer, 20 yıl sonra gerçekleşecektir.

Anadolu Fatihi Süleyman Şah’ın yaptığı fetihler artık ses getirmeye başlamıştı. Yüzyıllarca sürecek olan Haçlı seferlerinin temelleri bu sıralarda atılıyordu. Gâyeleri, Türkleri Anadolu’dan atmak ve geldikleri yer olan Asya’ya geri sürmekti. Yüzyıllardır süren bu gâye günümüzde de devam etmektedir.

Öte yandan, Bizans’ın adaletsiz ve baskıcı yönetimi, bitip tükenmek bilmeyen iç buhranlar halkı bezdirmişti. Bu yüzden de çeşitli ırklardan oluşan Ermeni, Süryani vb. yerli halklar da Süleyman Şah’ın yönetimini kabul ettiler. Ayrıca büyük arazi sahiplerinin hizmetinde çalışan ve esir muamelesi gören köylüler, hürriyetlerini elde ettikleri gibi, uygulanan toprak rejimiyle de toprak sahibi oldular.

Daha sonraki yıllarda Süleyman Şah, Marmara havzasındaki diğer şehirlerle Kocaeli Yarımadası’nı da alarak İstanbul Boğazı’na kadar dayandı. Bu sıralarda Bizans’taki taht kavgalarından da yararlanmasını bilen Süleyman Şah, devletini güçlendirerek 1078’de karargâhını Üsküdar’a kurdu. 1080’de Süleyman Şah, boğazın Anadolu yakasına gelir. Burada bir gümrük yönetimi kurarak, geçen gemilerden vergi alır. Böylece Bizans’ın boğazdaki hâkimiyetine son verir. Bu suretle de Kocaeli’nin kilidi Türklerin eline geçer.

Alexis Kommenos, 1081'de imparator olunca, ilk iş olarak Süleyman Şah ile bir anlaşma yaptı. Çünkü prenslik dönemi sırasında yaptığı savaşlarda Türklerle baş edilemeyeceğini anlamıştı. Bunun üzerine 2 devlet arasında bugünkü Kartal Maltepesi sınır kabul edilerek sulh yapıldı. Süleyman Şah, bu sulhtan sonra imparatorluk emrine 7000 kişilik bir Türk birliği göndererek Arnavutluk ve Teselya’da, Bizans’ın düşmanlarına karşı kullanmasına izin verdi. Bütün Avrupa’nın bir araya gelerek tertip edecekleri Haçlı seferlerini, dehâ sahibi bu devlet adamının, büyük ferasetiyle, önceden hissetmiş olduğu mutlaktır. Ortodoks Bizans âlemini, Katolik Avrupa’dan ayrı tutmak istiyordu ki; değişmez Türk siyâseti olarak, 4 yüzyıl sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından da aynısı uygulanacaktır.

Anadolu’da Bizans hâkimiyeti çökünce Fırat boylarında ve Kilikya’da birtakım Ermeni reisleri türedi. Bunlar, Anadolu Selçuklu Devleti’nin doğu ve güneydeki İslâm ülkeleriyle olan irtibatını kesiyorlardı. Süleyman Şah 1082’de doğuya doğru ilerleyerek Adana, Tarsus ve çevre şehirleri l083’de fethetti ve bütün Çukurova’yı yönetimi altına aldı. Bizans tarihçileri l083’de artık bütün Anadolu’nun Türklerin eline geçmiş olduğunu yazmaktadır.

Süleyman Şah, Batı ve Doğu'ya seferler yaptıktan sonra güneye inmeye karar verir. Zira Anadolu’nun sınırlarını güneyden de güven altına almak gerekiyordu. Bu amaçla Antakya’ya doğru yöneldi ve geldiğinin fark edilmemesi için yalnızca geceleri ilerleyerek şehre vardı. Böylece stratejik öneme hâiz ve güçlü kaleleri olan bu şehri almayı başardı. Aynı taktiği Süleyman Şah’tan sonra hükümdar olanlar da Haçlı seferlerinde tatbik edeceklerdi. Müslüman Türk hükümdarına yaraşır şekilde halka “eman” vererek, alınan esirleri salıverdi. O, Türk askerlerine “Hıristiyan halka iyi davranmaları, onlardan hiçbir şey almamaları ve halka adalet sahibi davranmaları için” bir emirnâme çıkarttı. Süleyman Şah daha sonra İslâm geleneğine uygun olarak, şehirde bulunan bir kiliseyi camiye dönüştürdü. Bu durum, Türklerin şehri hâkimiyetleri altına aldıklarının bir deliliydi. Bununla beraber câmiye çevrilen kilisenin yerine, Müslüman Türk hükümdarlarının ve halkının diğer milletlere olan hoşgörü ve alçak gönüllülüğünün bir nişanesi ile inançlarının kalplerinden süzülen bir katresi olarak, 2 yeni kilisenin yapılması için izin verildi. Dönemin ünlü şairi Muhammed Ebiverdi, bu fetih olayını şu kasidesiyle ölümsüzleştirmiştir:

“Kumla kaplı hiç basılmamış bir tepe üstünde
Kumral altın yelesi ateş gibi parladı.
Son kale/erini İskender’den beri genişleten
Bizans'ın Antakya’sını fethetti.”


Daha sonra Süleyman Şah, İskenderun ve Antep şehirleri başta olmak üzere bugünkü Hatay ve civar vilayetlerinin tamamını fethetti. Kumandanlarından Buldacı Bey 1085’de başladığı fetihlerini sürdürerek, Maraş, Elbistan ve çevresini almayı başardı. Bu tarihlerde Anadolu birliği kurulmakla beraber, Avrupa’da Anadolu’nun adı "Turguie=Türkiye" olarak geçmektedir. Bundan sonraki yıllarda da cihâdını sürdüren Süleyman Şah, fetihlerine devam etti. Fakat bu fetih hayatı, diğer bir Türk hükümdarı olan Tutuş Bey ile aralarında geçen hâkimiyet mücadelesiyle son bulmuştur. Büyük Selçuklu Hükümdarı Melik Şah, bu değerli devlet adamı ve kumandanının şehit olmasından üzgün olmuş, kardeşi Tutuş Bey’e çok sert bir mektup göndermiştir.[2]

İlgili Makaleler

Bknz. Caber Kalesi ve Süleymanşah Türbesi

Kaynaklar

[1] Ali Sevim, "Süleyman Şah I" maddesi, Diyanet İslam Ansiklopedisi, s.103.
[2] İlyas Uçar, "Anadolu Fatihi Süleyman Şah" , ilyasucar.com/component/content/article/69- tarih-cografya/190- kutalmisoglu-suleyman-sah.pdf
[3] Muhammet Kemaloğlu, "Türkiye Selçuklu Devleti'nin III. Hükümdarı Şahinşah Dönemi ve Şahinşah'ın Şahsiyeti", http://turkoloji.cu.edu.tr/GENEL/muhammet_kemaloglu_sahinsah_donemi.pdf






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36817087 ziyaretçi (102957565 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.