Sabır Taşı Sabır Bıçağı Masalı
 

Sabır Taşı Sabır Bıçağı Masalı

Bir varmış bir yokmuş, zamanın birinde okula giden bir kız varmış. Bu kız her sabah okula giderken, yolda kayabaşına bir kuş gelirmiş ve kıza:

“Kızcağız!”

dermiş. Kız da ona:

“Ne dedin kuşcağız!”

dermiş. Sonra da bu kuş, kıza:

“Kırk gün kırk gece meyit taşı bekleyeceksin!”

deyip uçup gidermiş. Bir gün böyle, iki gün böyle derken, kız bir gün olanları anne ve babasına anlatmış. Onlar da ne olduğunu anlamak için kızla birlikte düşmüşler yola.

Az gitmişler, uz gitmişler Gide gide bir dağın başına varmışlar. Orada bir ev görmüşler. Evin yanına gitmişler. Gitmişler gitmesine, ancak evin kapısını bulamamışlar. Aramışlar taramışlar en sonunda evin bir tane kapısını bulmuşlar. Kızın annesi kapıyı açmak için uğraşmış kapıyı açamamış. Babası açmak için uğraşmış, kapı yine açılmamış. Bu defa da kız kapıyı açmak için uğraşınca, kapı açılmış. Kızı içeri katıvermiş. İçeri girer girmez de kapı tekrar kapanmış. Kız içeride, annesi ve babası dışarıda kalmış. Kız başlamış ağlamaya. Ağlayınca annesi de dayanamamış, o da dışarıda ağlamış. Bakmışlar ki olacağı yok, annesi kızına:

“Evin içini bir dolaş bakalım ne var?”

demiş. Kız evi dolaşmış dolaşmış; fakat bir şey bulamamış. Sadece içeride bir kabristan görmüş. Annesi ile babası, kızı çaresiz orada bırakıp evlerine dönmüşler. Kız, gördüğü kabristanın başında hiç uyumadan beklemiş. Tam otuz dokuz gün uyumadan beklemiş. Kırkıncı gün olmuş. Oradan bir kervan geçiyormuş. Bu kervanda bir Arap Halayık varmış. Kız, evden Arap Halayık’a çarşaf sarkıtıp onu yukarı çıkarmış. Ona:

“Başım çok kaşınıyor bir kaşıyıver!”

demiş ve başını kaşıtmak için Arap Halayık’ın dizine yatmış. Yatınca uyuyup kalmış. Arap Halayık otururken, kabristan açılmış, oradan dünya güzeli bir oğlan çıkmış. Oğlan:

“Amma çok uyumuşum burada!”

demiş. Sonra Arap Halayık’ı görünce ona:

“Kırk gün benim başımı sen mi bekledin?”

diye sormuş. Arap Halayık da:

“Ben bekledim!”

demiş. Oğlan; uyuyan kızı gösterip:

“Bu kim?”

diye sorunca Arap Halayık da, kızı oradan geçen kervancılardan aldığını söylemiş. Oğlan:

“Madem benim başımı kırk gün sen bekledin, benimle evlenecek olan da sensin!”

deyip Arap Halayık ile evlenmiş. Aradan zaman geçmiş, bir gün kız uyanmış. Bir de bakmış ki, Arap Halayık ile oğlan evlenmiş. Kız, çaresiz bu durumu kabullenip onların hizmetçisi olmuş. Arap Halayık ne derse yapar olmuş. O buyurur, kız işlermiş. Oğlan bu duruma şaşkınmış. Kız dünya güzeliymiş; ama Arap Halayık’ın hizmetçisi olmuş. Gel zaman git zaman, kız artık bu duruma sabredemez olmuş. Bir gün oğlana:

“Sen bana pazardan sabır taşı, sabır bıçağı alıver!”

demiş. Oğlan:

“Tamam!”

deyip kızın dediklerini alıp getirmiş pazardan. Kız her gün:

“Sabır taşım, sabır bıçağım!”

deyip onları elinde oynarmış. Oğlan bakmış ki, kız her gün aynı şeyi yapıyor, bir gün kıza neden böyle yaptığını sormuş. Kız da olanları oğlana bir bir anlatmış. Oğlan da Arap Halayık‘ı evden kovup kız ile evlenmiş. Şimdi de geçinip duruyorlarmış…






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36891050 ziyaretçi (103085013 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.