Sana Gözlerinde Erdim
 

Sana Gözlerinde Erdim

Akhenaton

~bedeli ödenmiş aşklara~


i.

var mıydın, yok muydun sorusuna bir yanıt:
«ben, sende biraz da kendimi görüyorum.» demiştin,
bir sabah sisi gibi yüzlerinde aydınlık...

göğe aynı penceresinde baktık,
aşka adanmış bir yüreğin.
ince göğsümden kanadın,
şahdamarlarımdan geçtin.


ii.

(ben) bir ceylanın gözlerinde erdim,
bedeli ödenmiş aşkların sırrına.
ne dayanabildi avuçların sevdâya,
ne sürgün etti beni anneleşen yüreğin.

cân verirdi tereddütsüz ölsen yüreğim,
gözyaşın bir bıçakken kanatlarıma.
yetimlerin duâsıyla korur Allah demiştin;
söz vermiştim (ben) ölmeyi dudaklarında.


iii.

yakındı aşk gibi her duân bana.
sensizlik mübâhtı,
ve mübâhtı sensiz bir zamân bana.
toprakta yandım, gökte eridim...
değmedi bir serinlik hiçbir ân bana.

mevsimlerdi çalan bahâra ey bilsen yüreğim,
bir müphem bakışıyla dert olan bana.
derdim dermânım oldu ve dermânım derdim,
cefân bana emânetin; kavuşmak âteş-i sûzân bana.
çağlara inat, asrın tüm yalan sevdâlarına,
cân verirdi tereddütsüz ölsen yüreğim.


iv.

esmer bir kız çocuğu, aklı karışık...
bir ceylân gözlerinde yanmak üzere.
kefenini yırtıp beyaz kaderin
kırpıyor gözlerini uyanmak üzere.

o, diker gözlerini siyâh gecelere,
odalarda sönünce ışık.
ben, bomboş bir duvara bakıp,
üşürüm sezen aksu gecelerde.


v.

bir unutmabeni çiçeği gibi yüzleri albümlerde,
sevdâ yarasını sarıyor ölüler.
babaları gibi bakıyor çocuklar,
ölüyor kızları anneleri gibi;
yaşatı(yo)r ölüleri o içlerinde keder,
bir unutmabeni çiçeği gibi yüzleri albümlerde...


vi.

sana gözlerinde erdim,
gençliğimin hicret kuşlarında.
düştüm ve ölüverdim,
kırılgan, o incecik avuçlarında.

yüreğinin kesik ellerini mi,
ne görürdü melekler uykularında?
benimse yakar ellerimi,
yüreğin, parmak uçlarında.


vii.

ne görürdü ölünce bebekler,
çizgi çizgi bir anne mi;
fotoğraflarında son gülümseyişi,
annelerinin kucaklarında?


viii.

kahverengi gözlerinde erdim,
yüreğimden kıbleye.
sen, gözlerini dikerek yere;
bakamazken gözlerine hiçkimsenin.

sen, yaklaşamadığı kadar hiçkimsenin,
doğunun, batının azîzliğinin
başkenti olmuştun hep yıllarca.
(bense) çözülüp çözülüp erirdim,
yüreğinin coğrafyasında.


ix.

belki alışırdım hayata
-akıp giden gösterişle-
kabullenip yitirdiğimi,
aşkı ilk öpüşte.


x.

ilk sığınışım gözlerine.
bir kadının kör yüreğine.
anlasaydı, sevdâ;
cehennemde yanmak yerine.


xi.

ufalanışım ellerinde,
tesbih taneleri gibi...
sen, gözlerin inci inci
ellerini açarken göğe.

düştüm, sendeledim;
sende ilk günâha düştüm.
yazılmış kader böyle dedin;
bir çocuk gibi Allah'a küstüm.


xii.

acır gibi baktı ölüm,
kalanlara arâfta.
acı ve sevdâ içen
gölgeler her tarafta -

- tutuşup yandırmakta aklı,
zamân geçtikçe her keder.
akla doldurur saçları,
gençleştikçe özlemler...


xiii.

beklemek öldürür insanı,
ölesiye sevmek öldürür!
yanar çocukların dudakları,
çocuklar ateşten ölür.


xiv.

anladım niçin ölür melekler,
avuçlarını kim yaktı...
her çocuğun kalbinde yazılı
sevdâ ölünce ölürler.

xv.

elbet alışırdım hayâta,
-neye alışmadım ki-
ölümün kesik yüzleri,
hep karşıma çıkmasa...

19 Aralık 2006, Adana






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36786064 ziyaretçi (102903737 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.