Semavi Dinlerde Yecüc ve Mecüc
 

Semavi Dinlerde Yecüc ve Mecüc

Hazırlayan: Akhenaton

Konu Başlıkları

  1. Yahudilik'te Yecüc ve Mecüc (Gog ve Magog)
  2. Hıristiyanlık'ta Yecüc ve Mecüc
  3. İslamiyet'te Yecüc ve Mecüc

1. Yahudilik'te Yecüc ve Mecüc (Gog ve Magog)

Kitâb-ı Mukaddes'te yer alan Eski Ahit, Yahudi ve Hıristiyanlar indinde kudsiyetine inanılan 39 kitaptan teşekkül eder. Eski Ahdi meydana getiren bu kitaplar da, mahiyet ve muhteviyâtları itibariyle Tevrat, Kutubim (tarih ve hikmet kitapları), ve Nebiim (peygamberlerin eserleri) gibi üç bölüme ayrılırlar.[1] Ye'cüc ve Me'cüc, daha ziyade "Gog ve Magog" adı altında çeşitli .bölümlerde geçmektedir.

"Yafes'in oğulları: Gomer ve Me'cüc ve Maday ve Yevi'm ve Tubal ve Meşek ve Tiras." (Tekvin 10/2)

Burada Me'cüc, Yafes'in oğullarından biri olarak görülmektedir.

"Rab uzaktan, dünyanın ucundan bir milleti, dilini anlayamayacağın bir milleti, kartal uçar gibi senin üzerine getirecek, kocamış olanın şahsına itibar etmeyen ve çocuklara acımayan sert yüzlü bir millet ve seni helak edinceye kadar, hayvanların semeresini yiyecek ve seni bitirinceye kadar sana buğday, yeni şarap ve yağ, hayvanlarının yavrularını ve koyunların yavrularını bırakmayacaktır... " (Tesniye 28/49-51)

Bu babda doğrudan doğruya sarih bir isme rastlanmamakla beraber, Allah'a karşı kulluk vazifesini yapmayan Yahudi milletinin, sert bir milletle te'dib edileceği tehdidi mevcuttur. Zaten Tesniye kitabı, bozulan Yahudi dinini ıslah ve Musa şeriatını yeniden temin gayesiyle kaleme alınmış olduğundan, aynı zamanda bu kitaba, ikinci şeriat kitabı denildiğini unutmamak gerekir.

"İşte, ey İsrail evi, uzaktan üzerinize bir millet getireceğim, Rab diyor, o zorlu bir millet, eski bir millettir, bir millet ki, sen onun dilini bilmez, ve ne dediklerini anlamazsın." (Yeremya: 5/15)

Bu ifade de, Tesniye kitabında geçen ifadenin bir tekrarından ibarettir. Yeremya (M.O. 630-587) yıllarında Yahuda'da yaşamış Yahudi Peygamberidir. Eserinde, ekseriyetle Yahudi halkının azgınlıkları ve isyanları sebebiyle, kendilerinin büyük belalara maruz kalacaklarını bildirir.

"Ademoğlu, Magog diyarından olan, Roşun, Meşekin ve Tubalın beyi Gog'a yönel ve ona karşı peygamberlik et ve de: Yehova şöyle diyor: Roşun, Meşekin ve Tuhalın beyi Gog, işte, ben sana karşıyım." (Hezekiel 38/2-3)

İlk defa burada Gog ve Magog tabirlerine rastlıyoruz. Metnin ifadesinden anlaşıldığına göre Magog bir memleket adı, Gog ise, o memleketin reisi olmaktadır.

"Bundan dolayı, Adem oğlu peygamberlik et ve Gog'a de: Rab Yehova şöyle diyor: Kavmim İsrail emniyette oturunca, sen o gün öğrenmeyecek misin? Ve sen, ve seninle beraber bir çok kavimler, hepsi atlara binmiş, büyük bir cumhur, ve kuvvetli bir ordu olarak, şimalin sonlarından, kendi yerinden geleceksin, ve diyarı örtmek için bir bulut gibi kavmim İsrail'e karşı çıkacaksın, son günlerde vaki olacak ki, milletlerin gözü önünde sende takdis olunacağım zaman, ey Gog, onlar beni tanısınlar diye, seni kendi diyarıma karşı getireceğim." (Hezekiel 38/14-16)

Bu ibareden azmış olan İsrail oğullarını terbiye ve te'dib etmek için onları şimalden gelecek kuvvetli bir kavim ile tehdit etmektedir. Burada Gog ya bir reis veya bir kavmin ismi olduğu anlaşılmaktadır.

"Ve Gog, İsrail diyarına karşı geldiği zaman; Rab Yehova'nın sözü, o günde vaki olacak ki, ateş püsküreceğim." (Hezekiel 38/18)

Burada da Gog, reis veya kavim olabilir.

"ve sen, ademoğlu, Goga karşı peygamberlik et, ve de: Rab Yahova şöyle diyor: Roşun, Meşekin ve Tubalın beyi Gog, işte, ben sana karşıyım. Ve seni geri çevireceğim ve seni ileri götüreceğim ve Şimalin sonlarından seni çıkaracağım ve sol elinden yayını ve sağ elinden oklarını vurup düşüreceğim. Sen, bütün ordularınla ve yanında olan kavimlerle, İsrail dağları üzerinde düşeceksin, yesinler diye her çeşit yırtıcı kuşa ve kırın canavarlarına seni vereceğim. Açık kırda düşeceksin, çünkü ben söyledim, Rab Yehova'nın sözü ve Magog üzerine ve adalarda emniyette oturanlar üzerine ateş göndereceğim, ve bilecekler ki, ben Rab'ım." (Hezekiel 39/1-6)

Bu ifadelerde Gog, büyük bir memleketin, kuvvetli bir kavöin reisini olarak görülmektedir. Magog da bir memleketin halkı olduğu anlaşılmaktadır. Bunlar, Yahudilerle çarpışacak ve neticede mahvolacaklarına işaret edilmektedir.

"Ve o gün vâki olacak ki, İsrail'de denizin şarkında Geçiciler deresinde Gog'a kabir yeri vereceğim ve oradan geçenleri o durduracak, ve orada Gog'u ve bütün cumhurunu (halkını) gömecekler, ve oraya Hamon-Gog deresi denilecek. Ve memleketi temizlesinler diye İsrail evi, yedi ay onları gömmekte devam edecekler." (Hezekiel 39/11-12)

Burada da Gog'un reis ve kabilesinin çok kalabalık olduğu ve neticede mahvolacağı belirtilmektedir. Hezekiel kitabında geçen ibarelerin hepsi aşağı yukarı aynı olup, biraz farklı tavsiflerle aynı anlamı ifade etmektedirler.

2. Hıristiyanlık'ta Yecüc ve Mecüc

"Ve bin yıl tamam olunca, şeytan zindanından çözülecektir. Ve yerin dört köşesinde olan milletleri, Ye'cüc ve Me'cücü, saptırmak ve onları cenk için bir araya toplamak üzere çıkacaktır. Onların sayısı denizin kumu gibidir." (Yuhanna'nın Vahyi 20/7-8)

Bu ibarede, Şeytan, yer yüzünün bütün milletlerini, Ye'cüc ve Me'cüc'ü saptırmak için çalışacak, bu müfsid taifesinin sayısının çok olacağı ifade edilmektedir.

Görüldüğü gibi, Tevrat ve İncillerde Ye'cüc ve Me'cüc hakkındaki fikirler, yukarıda zikrettiklerimizden ibarettir.

Kitabı Mukaddesin Latin harfli Türkçe tercümesinde, bir defa Tekvin'de Yafes'in oğlu Ye'cüc ile, Yuhanna'nın Vahyinde Ye'cüc ve Me'cüc lafızları geçmekte, diğerlerinde ise ekseriyetle Gog-Magog şeklinde zikredilmektedir. Zikredilen şu ibarelerden genel olarak anlaşılan mana, Yahudilerin, Allaha isyanları karşısında, onların çok kuvvetli bir kavim ve reisleriyle çarpışmak mecburiyetinde kalacakları ve Allahın yardımıyla bu mütecaviz ve müfsid kavimin mahvolacağı ve onların mekanları olarak ta uzak şimal gösterilmektedir. Bu kavmin ismi, yeri ve zamanı hakkında kat'i bir bilgi yoktur. Böyle olmasına rağmen, bunların Türkler olduğu fikri
nereden gelmektedir. Bu husus da biraz da gayrimüslim müelliflerin Gog ve Magog hakkındaki tefsirlerini gözden geçirmemiz gerekecektir.

Gayrı Müslim Müelliflerin Eserlerinde Ye'cüc ve Me'cüc

Gayrımüslim yazarlar, "Gog ve Magog" adı altında meseleyi ele almışlar, onlar hu meseleyi bir neticeye ulaştırmaktan ziyade, daha karışık ve müphem bir mecraya sürüklemişlerdir. Şimdi bunlardan bazılarını görelim:

Encylopedie de I'Islam

Yafeth maddesinde, Yafes, Ye'cüc ve Me'cüc'ün ceddi olarak zikredilir. Bunlar, ekseriyetle Hazer Türklerine itlak edilmekle beraber, nadiren de Slavlara hamledilir.[2] Ye'cüc ve Me'cüc maddesinde ise, Onların Gog ve Magog diye takdim edildiklerini ve bunların iki millet olduklarını zikreder. Bunların Kitab-ı Mukaddes ve Müslüman eskatolojisinde şeklini bulduğu beyan edildikten sonra, Magog'un Yafes'ten geldiği ve bu fikrin Arap kaynaklarında bulunduğu kaydedilir.

Ahdi Atik ve Arap kaynakları, bu milletleri dünyanın kuzey doğusuna yerleştirdiklerini, ahir zamanda hücuma geçerek Cenuba geçeceklerini, sayılarının çok olduğunu, yer yüzü sakinlerini öldüreceklerini ve bütün suları içeceklerini kaydeder.[3]

La Grande Encyelopedie

Gog ve Magog:,Yuhanna'nın rüyalarında belirttiği dehşetli bir buhrandır. Orada şeytan, Allahın seçilmiş kullarına, bütün milletleri kışkırtması adı altında hülasa edilir .... Ezekiel, Gog'u, Magog diyarında bir prens olarak gösterir.Bunlar, ıslah edilmiş Yahudiliğe muhalif olan Kuzey milletleri topluluğunun başıdır. Bunlar, İskitler diye isimlendirilen barbar milletlerdir.Kitabı Mukaddes'e ait bölümlerin tavsiflerine, Hıristiyan şarihlerin tasavvurlarını da katarak, Asya milletlerinin Avrupa'yı istilaları, zihinleri işgal etmiş, adeta bu istilalarda, ahiret günü sahneleri ihdas etmeğe kalkışmışlardır. Bu da Macarların (Hunların olsa gerek) istilasıdır. Londra'da Guild Hall'de görülen iki acaip şeklin menşei, şüphesiz ki, bu efsaneden gelmektedir).[4]

The Universal Jewish Eneyelopedia

Gog ve Magog maddesinde Yafes'in oğullarından biridir. Magog ise tam manasıyla tayin edilememiştir. Belki onlar Sami olmayan küçük Asya'daki ırkı gösterir. Ezekiel'in kehanetlerinden biri de Gog ile ilgilidir. Bu Me'cüc arazisi kralıdır. O, büyük bir fatih olup bir çok ülkeleri ve milletleri istila eder. Sonunda Filistin'deki İsrail dağlarına kadar gelir. Çeşitli fesadlar zuhur eder ve İsrail, bu karışıklıklar sonunda nihai hürriyetine kavuşur. Ezekiel'in bu kehaneti, vazıh olmadığı gibi, Gog ve Magog da açıkça belli değildir.

Bu şekilde bahis konusu edilen kimseler, o zamanın kuvvetli devleti olan Lidyalılardır. Zira Gog kelimesi, Lidya krallarının lakabı olan Gyges'le aynıdır. Diğer bir tahmin de Magog, Buhilin Cipher'i dir. Daha sonra Yeni Ahid'deki yerlerine işaret edilmekte ve bu hikayenin Yahudilerden Araplara geçtiği söylenmektedir. Buna Kuran'da atıflar vardır. Yü'cüc ve :Me'cüc, bunun Arapça şeklidir. Gog ve Magog, cin ve devlerin ismi olmuş, ayrıca bu iki isim, Londra'da Guild Hall'de dikilen iki odun heykele verilmiştir.[5]

The Jewish Enclopedia

Magog, Yafes'in ikinci oğludur. Gommer ile Maday arasında bulunur. Magog, Cimmarias'ların doğusunda, Medyanların Batısında yerleşmiş, Kuzey Doğudan gelen karışık barbar halk toplulukları olmalıdır. Josephus, onları İskitler olarak belirtir. Ve onları bilinmeyen vahşi kabileler olarak tanımlar. Jerom'a göre, Magog, Hazer denizi ile Kafkasya arasına yerleşen Kafkas menşeli kimselerdir. İran veya İndo-Avrupa lehçelerinden gelmiş olması tatmin edici değildir. Hezekil'de, Magog, bir bölge veya bir millet ismi olarak geçer, liderleri de Goğ'dur. Gog kelimesinin, Gyges diye tarifi, ister halk ananesinden gelsin, isterse müellifin fikri olsun, açıkça bir yakıştırmadan ibarettir.[6]

Encyclopedia Britannica

Gog, Kıyametten önce kendini ortaya koyacak habis bir kuvvettir. Magog, Ermenistan'da bir mevkii temsil eder. Efsaneler, devler ve cinlerle şekillenir. Gog ve Magog adlı iki heykel Londra'da Guild Hall'dedir.[7]

The Encyclopedia Americana

Gog ve Magog, Ezekiel'e göre bir kral ve onun milletidir. Vahy kitabına göre (Rosh, Medheeh ve Tuhal ülkesinden) Gog, Magog halkının kralını Magog'da Batı Asya'da yayılmış olan göçebe kabileleri temsil eder. Muhtemelen Yunanlıların Gygcs'idir. Gyges de Asurluların Kuzey Batısındaki kralların tipik ismidir. Suriye'nin Kuzeyindeki milletlerin istilalarına işaret eder.

Gog ve Magog, ilk İngiliz tarihinin başındaki iki devi temsil eder. Onların heykelleri Guild Hall'de dikilmiştir. Bu heykeller 1666 da yanmıştır, 14 fit yüksekliğindeki kopyaları 1708 de yeniden dikilmiş, 1940 da Londra'ya vuku bulan hava akımlarında tahrip edilmişlerdir.[8]

A. Jeffery

Ye'cüc ve Me'cüc, bu iki pasaj, Büyük İskender'le ilgili Süryani hikayelerinin bir in'ikasıdır. Kabul edilmiştir ki, bu isimlerin Arapça olup olmadıkları hususunda şüpheler vardır. Hemzeli veya hemzesiz okunacağı hakkında fikirler ileri sürülmüştür. Bu isimler, açık olarak İslam'dan önce de bilinmekteydi. İlk şiirlerde onlara atıflar yapılmaktadır. Onlar hakkında şiirlerde görülen ifadeler, Hıristiyanların ahiretle ilgili yanlarından gelmiştir. Şüphesiz bu isimler İbrani ve Süryanicedir. Horowitz'in zikrine göre Mandeenlerde'de Hag ve Mag vardır.[9]

D. Sindersky

Gog ve Magog, Peygamber Ezekiel 38 ve 39. bölümlerinde Gog ve Magog halklarından ve kıyamete yakın olan günlerde onların tahriplerinden
bahsolunmaktadır. Yahudi Aggadah'ın bir çok pasajlarında Gog ve Magog harbinden bahsedilmektedir. Mesih devri mübeşşiri olan Yahya Peygamber de buna işaret etmektedir.

Büyük İskender (Zü'l-Karneyn) onların akınlarına nihayet vermiş ve geçebilecekleri yagan geçide tunçtan yükselen bir duvar koymuştur. Bu duvar, kıyamet gününe doğru gürültülerle yıkılacaktır. Zü'l-Karneyn (iki boynuzlu) ismi, Makedonyalı fatihe denilir ki, o, dünyanın öbür ucuna kadar gitti. Ye'cüc ve Me'cüc gog ve Magog Orta Asya'daki barbar millet dalgalarına verilen isimdir. Büyük İskender, onların akınlarını, Müslüman inancına göre, duvardan bir set çekerek durdurdu. Ahdi Atik'te bu isimlerle İskitler benimsenir. Barbarların istilalarına mani olmak için Büyük İskender tarafından yükseltilen tunç duvarın efsanesi çok eskidir. M. Roth bunu, birçok eserlerden yaptığı iktibaslarla ispat etti.

Bu efsanenin tam bir metni Pseudo-Callisthene'nin' Süryani yazmasında muhafaza edilmiştir. (bu döküman üçüncü asra ulaşır). Bu, M. Ernest A.Wallis-Budge tarafından neşredilmiştir.[10]. Pseudo-Callisthene metnini müteakip M. Budge, İskenderiye arşivinde bulunan, İskender'e ait bir Hıristiyan efsanesini orada yeniden zikretti ki, onu aşağıdaki pasajda icmalen yazacağız:

«Birgün İskender, kuzey bölgesinde yüksek bir dağın girişine (Kafkas dağına) ulaştı ..... Pers kralı Tubarlak tarafından idare edilmelerine rağmen 300 ihtiyar, ona tebliğde bulundular ..  Oradan dar bir patika, Hunların, vahşi kabilelerin oturdukları mekanlara doğru sevke der ki, onların prensleri Gog, Magog, ve Nawal, Japhet'in sülalesinden gelen krallardır. Bu barbarlar, çiğ et yerler, insan kanı içerler ve hayvanlar gibi yaşarlar. Önlerine gelen her şeyi yakıp yıkarlar, öldürerek, ekseriya medeni komşularına akınlar yaparlar. Mısırlı işçilerin yardımıyla İskender, demirden ve tunçtan kuvvetli demir bir kapı ile, iki dağın yamaçları arasındaki dar geçidi kapatarak, barbarların dışarıya sirayetlerine mani oldu. E. Montet: Ye'eüe ve Me'cüeün, Tevrat'taki Gog ve Magog olduğunu söyler. Genellikle bunlar Asya'daki barbar milletlerdir. Ahd-i Atik'teki bu isimler İskitlere uygulanır.» [11]

Bunlar, Büyük İskender tarafından, iki dağ arasına yapılan demirden bir duvarla durdurulmuşlardır. Ahir zamanda bu demir kapı kırılacaktır. Burada maheıır şehrin insanlarının, yeniden dirilme ve hüküm gününde oraya tekrar döneceklerine bir ima vardır). [12]

M. Kasımirski: «Ye'cüc ve Me'cüc, Tevrattaki gog ve Magog'dur. Orta Asyadaki müphem barbar milletlere verilen İsimdir. İslam İnancına göre Büyük İskender bir duvar yaparak onların istilalarına mani olmuştur.» [13]

Ye'cüc ve Me'cüc, komşularını korku içinde bırakan korkunç İki kabiledir. Zü'l-Karneyn, geçişe müsait olan yegane bir boğaza, tunçtan bir duvar yükselterek, onların istilalarına mani oldu. Bu duvar, "yeniden dirilme" zamanında yıkılacak ve bu zaman, burada bir geleceğe işaret etmektedir.[14]

M.Savary: «Bu zat da Ye'cüc ve Me'cüc'ü Jagog ve Magog diye isimlendirir. Bunlar, iki barbar kabilenin adıdır. Zamchascar, onları Nuh'un üçüncü oğlu Yafes'in neslinden yapar. Onların yamyam olduğu ileri sürülür. Diğer yazarlar da Jagog ve Magog'un dev veya cin olduklarını ileri sürerler. Bizzat onlar Ezechiel'in bahsettiği Gog ve Magog olarak görünürler. Aynı zamanda onlar Yahya'nın kitabında zikrettikleridir.» [15]

H. Lammens: «Dünyanın sonunun yaklaştığını haber veren musibetler ve garip olaylar meydana gelecektir. Mesela Ye'cüc ve Me'cüc istilaları gibi).»

Gregory Abu'l-Farac(Bar Habraues): «İranlı Kurus'tan sonra oğlu Kampiz, 8 yıl hüküm sürdü. İbraniler onun Nebuckadnezzar adını taşıdığını söylüyorlar. Onun devrinde Judith, Magoglardan yani Türklerden olan Rolophernesi (ki bu, Kampiz orduları başkumandanı idi) öldürdü. Devrinin altıncı yılında Sur şehri kamilen tahrip edildi.» [16]

Artaxerxes Oehus, bir rivayete göre Büyük İskender'in gayrı meşru babasıdır. Ochus Yahudileri de hükmü altına aldı ve bunları kendisine vergi vermeye mecbur ederek, onları Hazer denizi kıyısındaki Hyrcania şehrinde yerleştirdi.[17]

İskender, 12 şehir inşa etti ve Hunların geçmesine mani olmak için bir demir kapı yaptırdı. Kapının yüksekliği, 12 ve genişliği 8 arşındı.[18]

Hüen-Cang'a göre, Peygamberin çağında Orta Asya: .... «Buraya Demir kapı denilmesi, bu kapı yüzündendir. Bu kapılar, Tu kiu yani Göktürklerin hududu (yani İran, yahut Baktarya hududlarını) aşmamaları için mani olarak yapılmıştır. Bu mevki, Orhun Abidelerinde, Çin ve Arap kaynaklarında zikredilen, bugün de mevcut Demir Kapı, Derbenttir.[19]

Nouveau Petit Larousse: «Gog, Magog diyarının kıralı olarak geçer. Magog ise, Küçük Asya'nın, yani Anadolu'nun Kuzey Doğusu, mesela İskitler olarak gösterilir.»

Ahdi Atik ve Ahdi cedid'de Ye'cüc ve Mecüc varsa da, onların hiç birinde Türk lafzı yoktur. Yukarıdaki misallerde de gördüğümüz gibi, bu lafzın Türklere delalet ettiğini söyleyen, Kitabı Mukaddes müfessirleri ve gayrımüslim yazarlar olmuşlardır.[20]

3. İslamiyet'te Yecüc ve Mecüc

Yecüc ve Mecüc, İslâm inancına göre "eşrâtu'ssaat"tan (Kıyametin büyük alâmetlerinden) biri olmak üzere, yeryüzünde bozgunculuk çıkaran ve gerçek mahiyetlerini Allah'ın bildiği iki topluluktur.

Ye'cüc ve Me'cüc kelimeleri Arapçaya başka bir dilden girmiştir. Frenkler, buna "Yağuğ ve Mağuğ" demişler, Şeytanın zürriyeti olduğuna inanmışlardır. Bazı kimseler de yeryüzündeki insanların onda dokuzunun Ye'cüc ve Me'cüc olduğunu söylemişleridir. İslâm inancına göre ise, Ye'cüc ve Me'cüc, eşrât-ı saattan (Kıyametin kopacağına işaret sayılan büyük alâmetler)dir. Ye'cüc ve Me'cüc Kitap ve Sünnetle sabittir. Ye'cüc ve Me'cüc Kurân-ı Kerîm'de iki âyette geçer:[21]

قَالُوا يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ إِنَّ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ مُفْسِدُونَ فِي الْأَرْضِ فَهَلْ نَجْعَلُ لَكَ خَرْجاً عَلَى أَن تَجْعَلَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ سَدّاً

«Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye'cüc ve Me'cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?”.» (Kehf Sûresi, 94) [22]

حَتَّى إِذَا فُتِحَتْ يَأْجُوجُ وَمَأْجُوجُ وَهُم مِّن كُلِّ حَدَبٍ يَنسِلُونَ . وَاقْتَرَبَ الْوَعْدُ الْحَقُّ فَإِذَا هِيَ شَاخِصَةٌ أَبْصَارُ الَّذِينَ كَفَرُوا يَا وَيْلَنَا قَدْ كُنَّا فِي غَفْلَةٍ مِّنْ هَذَا بَلْ كُنَّا ظَالِمِينَ

«Nihayet Ye'cüc ve Me'cüc'ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler. Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz” derler.» (Enbiyâ Sûresi 96-97) [23]

Rivâyetlere göre, Ye'cûc ve Me'cûc, kötü ve belâlı iki millettir. Yüzleri yassı, gözleri küçük, kulakları çok büyük, boyları kısa, sayıları çoktur. Kıyâmete yakın yeryüzüne yayılacaklardır. Ye'cûc ve Me'cûc kavminde ânî doğumlar olacak, böylece birdenbire artacaklardır. Nasıl sinekler teressübât üzerinde birden çoğalıyorlarsa, onlar da öyle çoğalacaklardır. Şu an bulundukları yer Hak Teâlâ'nın ilminde gizlidir.

Vakti geldiği zaman, Sedd-i Zülkarneyn dümdüz olacak ve bu kavim yeryüzüne yayılacaktır. Ancak Mekke-i Mükerreme, Medîne-i Münevvere ve Kudüs-i Şerîf'e giremeyeceklerdir. Bu mübârek beldelerin dışındaki her yere gireceklerdir. Geçtikleri yerlerde yiyip içip her şeyi kurutacaklar ve etrafını fesâda uğratacaklardır. Çekirgeler gibi olacaklar, haşerât gibi zarar vereceklerdir. Nihâyet Allâh onları helâk edecektir.[24]

Hz. Peygamber (s.a.s)'in hanımlarından Zeynep binti Cahş (r.a)'dan gelen bir rivâyette ifade olunduğuna göre, bir defasında telaşla Zeynep (r.a)'ın yanına girerek; "Lâ ilahe illallah!.. Vukuu yaklaşan bir çerden, büyük bir fitneden dolayı vay Arabın haline? Bugün Ye'cüc ve Me'cüc'ün seddinden şunun gibi bir delik açıldı." buyurdu da, başparmağıyla onun yanındaki şehadet parmağını halkaladı. Bunun üzerine Zeynep b. Cahş; "Ey Rasûlüllah! İçimizde bu kadar iyi kimseler varken biz helak olur muyuz?" diye sordu. Rasûlüllah; "Evet! Fısk ve füccur, fuhş ve ma'siyet çoğaldığı zaman helak olursunuz!" diye cevap verdi.[25]

İskender'den l 300 sene kadar sonra yaşamış olan büyük İran destan şairi Firdevsî, meşhur "Şehname"sinin birinci fasılında İskender'in İran'ı idare ettiği devirde bu memleketi Gog'lardan ve Magog'lardan korumak için şimali - şarkî hududu boyunca, kızgın neft ile tereyağının beraberce eritilmesinden elde edilen mütecaniz kitlelerden yapılmış bir duvarla kapadığı yazılıdır.[26]

Muhammed Esed'e göre; Arapça'daki Ye'cûc ve Me'cûc tabirleri, Kitâb-ı Mukaddes'de bunlarla ilgili belirsiz bazı atıflara dayanarak [27] bütün Avrupa dillerinde Gog ve Magog olarak geçmiştir. Klasik dönem sonrası müfessirlerin çoğu, bu kavimleri Moğollar ve Tatarlar'la özdeşleştirmektedirler.

Klasik müfessirlerden bazıları (örn. Taberî) bu ifadeyi belirli bir tarihî olay için bir ön-haber olarak, yani sonraları Moğollar ve Tatarlarla özdeşleştirilen saldırgan "Yecüc ve Mecüc" topluluklarının gelecekteki saldırılarına dair gaybî bir haber olarak görmektedirler. Bu "özdeşleştirme", daha çok, İbni Hanbel, Buhârî ve Müslim tarafından nakledilen oldukça güvenilir bulunan bir rivayete dayandırılmaktadır. Bu rivayete göre, Allah'ın Resûlü birgün gelecekten işaretler taşıyan bir rüya görür ve uykudan uyandığında bu rüyasından bahisle esef içinde:

"Allah'tan başka ilah yok! Yaklaşan felaketten ötürü vah Araplara: Yecüc Mecüc seddinde bugün küçük bir gedik açıldı!"

der. Ortaçağ'dan beri Müslümanlar, bu rüyada 13. yüzyılda cereyan eden ve Abbasi İmparatorluğu'nu yıkıp böylece Arap siyasal gücünü felce uğratan Moğol istilasını önceden haber veren bir îma bulagelmişlerdir. Oysa, sûrenin 99-101. ayetlerinde "Yecüc ve Mecüc"le baglantılı olarak "O Gün"den -yani, Hesap Günü'nden- bahsediyor olması göstermektedir ki; "Rabbimin belirlediği gün" ifadesi aslında, insanın bütün faaliyetlerinin son bulacağı Son Saat'le ilgilidir. Fakat Son Saat'in yaklaşmasına ya da yakınlığına ilişkin Kur'ânî atıfların hiç biri beşerî zaman kavramıyla bağdaşmadığına göre, yukarıdaki her iki açıklamayı da, "Son Saat'in vukuu"nun insan için belirsiz -ve beşerî deyimlerle ifadeye çalışıldığında belki çok uzun- bir süreyi kapsadığı ve inkarcı/bozguncu "Yecüc ve Mecüc" kuvvetlerinin zuhurunun "Son Saat"in yaklaşmasına delalet eden belirtilerden biri olduğu anlamında geçerli saymak mümkündür. Ve nihayet, özellikle 21:96-97'ye dayanarak, Yecüc ve Mecüc'ün, belli kavimler ya da varlıklar anlamında değil, fakat Son Saat'in gelip çatmasından önce insan uygarlığının bütünüyle yok olmasına yol açacak bir toplumsal felaketler serisi anlamında, bütünüyle temsîlî bir unsur olduğunu söylemek son derece mantıkî olacaktır.[28]

Tefsir kitaplarındaki bilgilerden öğrendiğimize göre, salih bir zat olan Zülkarneyn [33] dindar kimsedir. İşte bu zat Cenab-ı Hakkın lütfuyla bir batıya, bir doğuya, üçüncü kere de kuzey tarafa doğru gitti ve iki sed arasında bir yere vardı ki, işte buradan Ye'cüc ve Me'cüc hücum ediyor, bozgunculuk çıkarıyor; ekinleri ve insanları yok ediyor. Orada halkın isteği üzerine, Zülkarneyn, Ye'cüc ve Me'cûc'ün zararından onları kurtarmak için bir sed yaptı. (Seddin yapımı bitince), artık Ye'cüc ve Me'cüc onu ne aşabildiler ve ne de delebildiler (Kehf; 18/97). Buradan anlıyoruz ki, artık Ye'cüc ve Me'cüc, saldırganlıklarını sürdürmediler. İşin tarihi yönü böyle. Zülkarneyn, sed yapmış ve Ye'cüc ile Me'cüc'ûn fesadını önlemiştir.

Enbiya sûresi 96-97. âyetlerinden de anlaşılıyor ki, Kıyamet kopmadan önce, onlarla bir takım insanlar arasında bir engel olarak yapılan sed açılacak; onlar insanlara saldıracaklardır.[21]

Ye'cüc ve Me'cüc'ün bahsi hadis kitaplarında da geçer. Ezcümle, S.B.M. 789 ve 1372. Hadislerinde; Ibn-i Mâce 36. Kitab-ül Fiten 9, 28, 33. Bablarında; S.M. 8.ci. 52. Kitab-ül Fiten 1. Bab sah. 403'de ve başka hadis kitaplarında Ye'cüc ve Me'cüc'den bahsedilir.[29]

Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki:

"Ye'cüc ve Me'cüc (seddi) her gün kazarak nihayet güneşin ışığını görmeye yakın, başlarındaki kişi onlara: "Haydi dönün, kazımıza yarın devam ederiz!" der. Allah Teâla hazretleri, sabah oluncaya kadar seddi eski güçlü haline iade eder. Bu hal onların müddetleri doluncaya kadar devam edecek. Vakit dolup da Allah onları insanların üzerine göndermek istediği zaman, aynı şekilde yine kazacaklar, güneşin ışığını görecekleri gedik açılacağı zaman, başlarındaki "haydi dönün inşaallah yarın kazmaya devam ederiz" diyecek. Onlar da "inşaallah!" diyecekler; ertesi günü gelecekler. Bu sefer seddi bıraktıkları gibi bulacaklar. Yine kazacaklar, bu sefer insanların üzerine çıkacaklar ve (uğradıkları) suyu içip tüketecekler. İnsanlar, onlara karşı kalelerine çekilecekler. Bu sefer onlar da oklarını göğe atacaklar. Okları, üzeri kanlı olarak geri dönecek. Bunun üzerine Yecüc ve Mecüc: "Biz yeryüzündeki insanları kahrettik ve göktekilere de galebe çaldık" diyecekler. Sonra Allah, onların enselerine musallat olacak deve kurtlarını gönderecek, bunlarla onları öldürecek."

Resülullah aleyhissalatu vesselam devamla dedi ki:

"Nefsim elinde olan Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun ki, yerdeki hayvanlar onların etlerini yemek suretiyle muhakkak ki iyice semirecek ve memeleri sütle dolacaktır." [30]

Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor:

"Mirac gecesinde, Resülullah aleyhissalâtu vesselam Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa ile karşılaştı. Kıyameti aralarında müzakere ettiler. Önce Hz. İbrahim aleyhisselâm'dan başlayıp ona Kıyametten sordular. Onun Kıyamet hakkında herhangi bir bilgisi yoktu. Sonra Hz. Musa aleyhisselam'a sordular. Kıyamet hakkında onun da bir bilgisi yoktu. Söz Hz. İsa aleyhisselâm'a geldi. O: "Kıyametin kopmasına yakın şeyler (alametler) hakkında bana bilgi verildi. Ama Kıyametin kopma (vaktini) Allah'tan başka hiç kimse bilemez" dedi. Sonra (Kıyametin alâmetlerin en biri olarak) Deccal'in çıkmasını anlattı. Şunları söyledi: "Sonra ben inip onu öldüreceğim ve bundan sonra halk memleketlerine dönecek. Bu defa onların karşısına Ye'cüc ve Me'cüc çıkacak ve her tepeden hızla hücum edeceklerdir. Onlar giderken rastladıkları her suyu içip tüketecekler ve uğrayacakları her şeyi bozup alt-üst edecekler. Bunun üzerine halk feryat ederek Allah'tan yardım dileyecek. Ben de Ye'cüc ve Me'cüc'ü öldürmesi için Allah'a dua edeceğim. (Duâm kabul görecek) ve yer onların (leşlerinin) kokusu ile çok pis kokacak. Ben yine Allah'a dua edeceğim! Allah da bir su gönderecek ve o su, onları taşıyıp denize atacaktır. Daha sonra dağlar ufaltılıp dağıtılacak ve yer, derinin yarılıp genişletildiği gibi yayılıp genişletilecek. İşte söylenen bu hal vuküa gelince, insanlara yakınlığı itibariyle Kıyametin, ev halkı ne zaman doğumu ile aniden karşılaşacaklarını bilmedikleri hamile kadın gibi olacağı bana bildirildi" [30]

Hadîsin râvîlerinden el-Avvâm, bu hakîkatlerin Kur'ân-ı Kerîm'deki:

حَتَّى إِذَا فُتِحَتْ يَأْجُوجُ وَمَأْجُوجُ وَهُم مِّن كُلِّ حَدَبٍ يَنسِلُونَ

“Nihâyet Ye'cûc ve Me'cûc (setleri) açıldığı ve onlar her tepeden akın ettiği zaman.” (el-Enbiyâ, 96) âyet-i kerîmesiyle de sâbit olduğunu söylemiştir.[31][24]

Zeyneb bint-i Cahş -radıyallâhu anhümâ- şöyle anlatıyor:

Rasûlullâh -aleyhissalâtü vesselâm-, birgün korkulu bir vaziyette odaya girdi. Şöyle diyordu: «Lâ ilâhe illâllâh, yaklaşan bir belâdan Arab'ın vay hâline! (Baş parmağı ile şehâdet parmağını halka yaparak gösterdi ve:) Bugün Ye'cûc ve Me'cûc'ün seddinden şöyle bir gedik açıldı.» dedi. Ben: «Ey Allâh'ın Rasûlü, yâni içimizde sâlih kimseler olduğu hâlde toptan helâk mi olacağız?» dedim. «Evet, fenâlıklar artarsa öyle olur!» buyurdu.” [32]

Hadîs-i şerîfte, “Yaklaşan bir belâdan Arab'ın vay hâline!” buyrularak “Arab” isminin zikredilip diğer milletlerin isimlerinin zikredilmemesinin hikmeti, o gün için müslümanların hemen hemen tamâmını Araplar'ın teşkîl etmesi gerçeğidir. Bu bakımdan buradaki ifâde, bütün Müslüman toplulukları içine almaktadır. Bir kısım ulemâya göre, “yaklaşan belâ” ifâdesiyle de, Hz. Osman'ın öldürülmesiyle beraber ümmet için başlayacak olan fitneler kastedilmektedir. Ve bu fitneler, Ye'cûc ile Me'cûc'un seddinde maddî ve mânevî bir gediğin açılmasına sebep olarak kabûl edilmektedir. [24]

Ye'cüc ve Me'cüc hakkında Bediüzzaman Hazretleri, şu izahatı veriyor:

"Ye'cüc ve Me'cüc hâdisatının icmali Kur'anda olduğu gibi, rivayette bir kısım tafsilât var. Ve o tafsilât ise, Kur'ânın muhkemâtından olan icmali gibi muhkem değil, belki bir derece müteşabih sayılır. Onlar te'vil isterler. Belki râvilerin ictihadlan karışmasıyla tâbir isterler.

Evet( Gaybı ancak Allah bilir ) bunun bir te'vili şudur ki: Kur'ân'ın lisan-ı semavîsinde "Ye'cüc ve Me'cüc" nâmı verilen Mançur ve Moğol kabileleri, eski zamanda Çin-i Maçin'den bir kısım başka kabileleri beraber alarak kaç defa Asya ve Avrupa'yı herc ü merc ettikleri gibi, gelecek zamanlarda dahi dünyayı zir ü zeber edeceklerine işaret ve kinayedir. Hattâ şimdi de komünistlik içindeki anarşistin ehemmiyetli efradı onlardandır.

Evet, ihtilâl-i Fransavîde hürriyet-perverlik tohumiyle ve aşılamasiyle sosyalistlik türedi, tevellüd etti. Ve sosyalistlik ise bir kısım mukaddesatı tahrip ettiğinden aşıladığı fikir, bilâhare Bolşevikliğe inkılâb etti. Ve Bolşeviklik dahi çok mukaddesat-ı ahlâkiye ve kalbiye ve insaniyeyi bozduğundan; elbette, ektikleri tohumlar hiç bir kayıd ve hürmet tanımayan anarşistlik mahsûlünü verecek. Çünkü kalb-i insanîden hürmet ve merhamet çıksa; akıl ve zekâvet, o insanları gayet dehşetli ve gaddar canavarlar hükmüne geçirir. daha siyasetle idare edilmez. Ve anarşistlik fikrinin tam yeri ise; hem mazlum kalabalıklı, hem medeniyette ve hâkimiyette geri kalan çapulcu kabileler olacak. Ve o şeraite muvafık insanlar ise: Çin-i Mâçin'de kırk günlük bir mesafede yapılan ve acâib-i seb'a-i âlemden birisi bulunan sedd-i Çininin binasına sebebiyet veren Mançur ve Moğol ve bir kısım Kırgız kabileleridir ki, Kur'an'ın mücmel haberini tefsir eden Zât-ı Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselam) mu'cizâne ve muhakkikane haber vermiş.."
[29]

Bugün bu Kur'ân'da adı geçen sed var mıdır, yok mudur? Henüz mesele açıklığa kavuşmuş değildir. Yalnız bu sed, Zülkarneyn tarafından yapılmıştır. Ye'cüc ve Me'cûc vardır ve bunların kıyamet kopmadan önce, ortaya çıkıp çekirgeler gibi bir çok yerleri yakıp yıkacakları kesindir.[21]

Kaynaklar ve Dipnotlar

[1] İlk beş kitap, Tevrat'ı teşkil eder. Altıncısı olan Yeşu'yu da Tevrat'a ilave ederler. 7-22 kadar kutubim, 23-39 arası da Nebiimdir.
[2] "Encyclopedie de 'İslam", LV. 1208.
[3] a.g.e., IV. 1204-1205.
[4] "La Grande Eneyclopedie", Paris, XVIII. 1167--1168.
[5] "The Universal Jewish Encyclopedia", New York 1948, V. 10.
[6] "The Jewish Encyclopedia", London 1904, VI. 19.
[7] "Encyclopedia Britannica", London 1953, X. 475.
[8] "The Eneyelopedia American", U.S.A. 1957, XIII. 7.
[9] A. Jeffery, "The Foreign Voeahulary of the Qur'nn", Geekwad's Orienta! Series, l'io, LXXIX.p. 288-289.
[10] "The History of Alexander the Great", Cambridge 1887.
[11] D,Sidersky, "Lcs Origines des Legendes MusuJmanes dans le Coran et dans les Vies des Prophetes", Paris 1933, s. 132-134.
[12] E. Montet, "Le Coran", Paris 1949, s. 414; a.g.e., s. 451.
[13] M. Kasımirski, "Le Coran", Paris (FasqueJle), II. 61.6.
[14] a.g.e., II. 651
[15] M.Sayary, "Le Koran", Paris (İmprimerie Lutetia), s. 297.
[16] G.Abu'l-Farae, "Abu'l-Farae Tarihi", Ankara 1945. i. 103.
[17] a.g.e., I. 105.
[18] a.g.e., I. 109.
[19] "Huen -Cang'a göre Peygamberin Çağında Orta Asya", (İslam Tetikleri Enstitüsü Dergisi Cild IV. Cüz 1-2.
[20] Doç. Dr. İsmail Cerrahoğlu, "Yecüc-Mecüc ve Türkler", dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/37/735/9388.pdf
[21] Şamil İslam Ansiklopedisi, "Yecüc ve Mecüc" maddesi, www.sevde.de/islam_Ans/Y/17.htm
[22] www.diyanet.gov.tr/kuran/meal.asp?page_id=302
[23] www.diyanet.gov.tr/kuran/meal.asp?page_id=329
[24] nebilersilsilesi2.darulerkam.altinoluk.com/hazret-i-zulkarneyn-aleyhisselam/ye’cuc-ve-me’cuc-kavmi/
[25] "Tecrid Tercemesi", IX, 96.
[26] La Revue Petrolifere, "Yirminci Asır Bidayetine Kadar İran Petrolünün Tarihi", 4 Kasım 1938.
[27] Tekvîn x, 2; I Tarihler i 5; Hezekiel xxxviii, 2 ve xxxix, 6; Yuhannanın Vahyi xx, 8.
[28] Muhammed Esed, "Türkçe Kurân-ı Kerîm ve Tefsîri", not 95, 100.
[29] www.sorularlaislamiyet.com/index.php?s=article&aid=2186
[30] www.sevde.de/kiyamet/yecuc.htm
[31] İbn-i Mâce, "Fiten", 33/4081
[32] Buhârî, Enbiyâ 7; Müslim, "Fiten" 1/2880
[33] İbn Kesir, "Muhtasaru Tefsiri", II, 433.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Yns, 01.10.2010, 08:15 (UTC):
Kıyamet yaklaşıyor Yecüc ve Mecüc ordusu hazır zaten doğuda bugün Çinlilerin nufüsu artıyor Allah o dönemde olanlara yardım ettsin.

Yorumu gönderen: AlexanderTG, 30.09.2010, 17:31 (UTC):
İnsanlığın gördüğü en hızlı, en yıkıcı işgal ve kırım Moğol akınlarıdır...Cengiz, Kubilay.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36742027 ziyaretçi (102825376 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.