Seni Seviyorum Allah'ım
 

doğa, natural, nature, tree, ağaç

Seni Seviyorum Allah'ım

Ayşegül Osmanoğlu

Gökyüzünün mavisi, gecemizi süsleyen Ay ve yıldızlar, gündüzümüzü aydınlatan Güneş, ağaçların çeşitliliği, doğayı süsleyen renklerin eşsiz güzelliği, engin ve derin denizler ve içlerini dolduran sayısız canlılar bitkiler... Öylesine hayranlık verici bir sanat ve öylesine eşsiz bir sanatkârın elinden çıkma ki, bugüne kadar var olmuş ya da bundan sonra var olacak hiçbir yetenekli insanın böylesi bir işçilikle ortaya bir eser getirmesi mümkün değildir... İnsanoğlu, sadece O'nun yarattıklarını taklit etmeye çalışabilir. Hiç yaratılmamış ya da var olmamış bir şeyi meydana getirdiği görülmüş müdür ki?

Nasıl bir inceliktir bu Yarabbi! Sıra sıra dağlar, dağları süsleyen çeşit çeşit bitki örtüsü, yeşilin binlerce farklı tonu ve içinde yaşayan canlılar... Denize renk veren mavi, Güneş'e renk veren sarı, yağmurdan sonra topraktan yükselen koku ve ve gökkuşağının hayrete düşüren renk dizilimi... Biz insanlar için düşünülmüş her bir ayrıntı ve ihtiyaç duyduğumuz her şey, büyük bir titizlikle yaratılmış... İnsanlar bile çok çeşitli ve renk renk...

Yaratılıştaki her şey, bir misal oluşturur insan için. Mesela dört mevsim, insanlığın ömrünü anlatır. İlkbahar, çocukluk dönemidir. Cıvıl cıvıldır dünya. Ne kadar eski olursa olsun, yeni bir hayat için her şey, taze ve umut doludur. Baharda da öyle değil midir? Her şey, yeni ve taze... Sonra yaz gelir. Ömrümüzün gençlik çağı. Duygular, hayaller, ilk kırılganlıklar, ilk aşklar... Yavaş yavaş hayatın gerçek yüzü ile tanışmaya ve büyümeye başlarız... Sonbaharda ise; olgunlaşmışızdır ve hayattan aldığımız her bir ders karşılığı notlarımız, yüzümüze karnemiz gibi bir çizik olarak işlenmiştir... Artık yavaş yavaş rengi değişir her şeyin. Siyah, kahve ve gri tonlara dönüşür hayat... Yaklaşan kış ve biten yaz; türlü rüzgarların esmesine, başımızda hep yağmur bulutlarının birikmesine ve yerli yersiz gözlerimizden tuzlu ılık sızıların akmasına sebep olur....

Yaşam ağacında titrek bir sarı yaprağa dönüşmemizi engelleyemediğimizi görmek, bizi şaşırtır. Halbuki bunun böyle olacağını hep biliyorduk. Bizden öncekiler gibi biz de sararıp kuru bir dal olup toprağa düşecektik. Ama o günler, bize başlarda öylesine uzak görünür ki, ne kadar çabuk geldiğini bile anlayamayız... Derken, kış gelir... Dağların başındaki gibi bizim de başımızda beyaz karlar doluşur. Her bir duygumuz, bizi üşütür. Sarınacağımız hiçbir sıcaklık, bizi ısıtmaz. Yaklaşan son, içimizi titretir ve ömrümüzün kışında gökten süzülen başı boş kartanesi gibi nazlı nazlı süzülerek toprağa düşeriz...

Ama inanın, insan için bu, son değildir. Geçici güzelliklerle dolu olan bu dünyadan gerçek güzelliklere gözümüzü açacağımız başka bir bahara gözlerimizi açacağımızı biliriz... Ve bu dünyayı ve bizleri böylesine olağanüstü bir sanatla yaratan Eşsiz Sanatkâr'ımızla buluşacağımızı; her zaman O, bizi gördüğü halde bizim onu görmeden sevdiğimiz, yarattığı her şeyi eşsiz bir sanat eseri hayranlığı ile izleyip bunun neticesinde ancak yerlere anlımızı koyarak bu hayranlığımızı ve saygımızı belli edebildiğimiz Rabbimizle yaratılmış ve var olan her şeyin sahibi ile tanışacağımızı bilmek, yaşayacağımız sonsuz baharın müjdecisidir...

Rabbim, yarattığın her şey, çok güzel, kusursuz ve benzersiz... Çünkü Sen, güzel, kusursuz ve benzersizsin... Seni öyle çok seviyorum ki, yüreğime dönüp baktığımda "Acaba içime sığdırabilir miyim?" diye düşünüyorum. Sonra fark ediyorum ki; Sen büyüdükçe, yüreğim de büyüyor, genişliyor ve gördüğüm her şey, baktığım her yer, aldığım her bir nefes ve sevdiğim her şey, Sen oluyor... Yarattığın her şeyde Sen'in güzelliğini görüyorum ve her defasında Sana yeniden hayran oluyorum. Bana bunları görme ve farkında olma nimetini bağışladığın için teşekkür ederim Ey! Yerlerin ve göklerin ve ikisi arasındaki her şeyin, gökyüzünün üstünde ve yeryüzünün altında bulunan her şeyin, kainatın, bildiğimiz ve bilmediğimiz bütün âlemlerin, insanlığın sahibi... Benim ve kalbimin gerçek sahibi... Beni unutma... Seni unutturma... SENİ SEVİYORUM ALLAH'IM!...

Ayşegül Osmanoğlu,
22 Temmuz 2010, Perşembe.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: mehmet676727, 11.08.2010, 08:30 (UTC):
Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim Subhanallah, Rabbim öyle bir yürek vermiş'ki, O yürek, dile gelmiş ve konuşmaya -konuşturmaya başlamış. Hatta konuşturmakla yetinmemiş, birde yazdırmaya başlatmış, ve bu yazıyı veya yazıları, insanlar okusun faydalansın, ibret alsınlar diye, internet sayfalarında yayınlatmasına vesile olmuş. Ne mutlu senin ve senin gibi görüp'te bakmasını bilenler için. Yüreğine,ağzına ve ellerine sağlık, çok güzel bir paylaşım olmuş. Cenab-ı Allah hayırlısı ile bütün insanlara, senin baktığın pencereden, bakabilmeyi nasip ve müesser eylesin inşallah. Rabbim her konuda yar ve yardımcın olsun. Selam ve dua ile Allah'a emanet olunuz. Saygılarımla

Yorumu gönderen: ganimet, 08.08.2010, 14:57 (UTC):
allahımı çooooooooook seviyorum

Yorumu gönderen: onur, 07.08.2010, 14:22 (UTC):
hhhhhhhhhh



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36871483 ziyaretçi (103051604 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.