Sivas Deliktaş Köyünde Halk İlaçları
 

Sivas, Deliktaş

Sivas Deliktaş Köyünde Halk İlaçları

Murat Türkyılmaz

İnsanlığın var olduğu tarihten günümüze kadar hastalıklarla mücadele, değişik toplumlarda ve kültürlerde farklı yöntemlerle yapıla gelmiştir. Hastalıklarla mücadelede, yaşanılan coğrafya ve iklim şartları, önemli bir etken olarak karşımıza çıkmakta ve tedavide başvurulan malzemelerin ve yöntemlerin değişmesini sağlamaktır.

Türkiye şartlarına baktığımız zaman tedavi yollarının birçoğunun yöre bitkileri ve inanmalarla yapılmaya çalışıldığı görülmektedir. Hatta modern tıbbın çaresiz kaldığı birçok alanda halk ilaçlarının çözüm olduğu düşüncesi yaygındır. Buna rağmen, ne yazık ki geleneğin bir parçası olarak gelen bilgi birikimi yavaş yavaş unutulmaktadır. Bu yazımızda Sivas-Kangal Deliktaş Köyü Halk İlaçlarından örnekler vererek, alternatif olarak düşünülen iki tedavi yönteminden bahsedeceğiz.

Konumuzu; Bitkilerle yapılan tedaviler, Ocaklama ve Yel İpliği Bağlama olarak ele alacağız.

1) Bitkilerle Yapılan Tedaviler

Bu bölümde bitkinin yöredeki ismi ile uygulamanın nasıl yapılacağı kaynak kişilerden aldığımız bilgiler verilecektir:

Bağ Yaprağı: Mide arısı için, kaynatılarak suyu içilir. İltihaplı yaranın üzerine konulursa iltihabı temizler.

Böğürtlen-Alıç Kökü: Şeker hastalığı için kaynatılarak suyu içilir.

Kısacık Mahmut Otu: Çocuğu olmayan kadınlara, kaynatılıp içirilir.

Kuşburnu: Karın ve mide ağrısı için kaynatılıp içilir veya ezmesi yenir.

Isırgan: Romatizmaya arpa unuyla lapa edilip sarılır.

Mayasıl Otu: Sık düşük yapanlara kaynatılıp içirilir.

Yavşan: Çocuğu olmayan kadınlara ve soğuk algınlığına, kaynatılıp aç karnına içilir.

Soğan: Isıtılarak iltihaplı yaranın üzerine konur.

Madımak: Madımağın her türlü hastalığa iyi geldiğine inanılır. Tüketimi artırmak veya bu inancı kuvvetlendirmek için de şu olay anlatılır: Adamın birinin oğlu hastalanır. Adam oğlunu ne kadar doktor varsa gösterir, çalmadık kapı bırakmaz ve oğlu ölür. Bunun üzerine adam, "Ben, oğlumun derdinin dermanını bulacağım." der. Oğlunun midesini açar bakar ki midesi kilden çanak gibi olmuş. Kilden çanağa benzeyen midenin üzerine ne döktüyse kar etmez, en sonunda madımak çorbasını dökünce kilden çanağın eridiğini görür.

2) Ocak-Ocaklama

Ocak: Bazı hastalıkları iyi ettiğine inanılan aile. Ocak inancı, Anadolu'nun birçok yerinde olduğu gibi Sivas'ta da yaygındır. Ocak kişi kadın veya erkek olabilir. Ocak bir kişi olabileceği gibi, aile fertlerinin hepsi ve sonraki kuşaklarda olabilmektedir. Ocaklı olma halk arasında ayrıcalık ve Allah'ın bir lütfü olarak düşünülmektedir.

Sivas'ta derma olarak bilinen egzama'ya (deride kızarık ve kabarcıklanma şeklinde görülen hastalık) yapılan uygulamayı anlatacağız. Deliktaş'ta ocak olarak bilinen aile, korku, tiksinti, pislikten kaynaklandığına inanılan dermaya şu uygulamayı yapmaktadır:

Ocaklık, dedesinden babasına ondanda kendine geçmiş. Babası dermanın etrafını kalemle çizip, içine eski yazıyla Fatiha Suresini yazarmış. (Derma etrafa dağılmasın diye daire içerisine alınır). Babası, kadınların vücuduna yazmaz elbiselerine yazarmış. Kendini yazmaya başlaması da köylülerin, Baban dermaya yazıyordu. "Siz ocaklamasınız, şuna yaz." demeleri ve onun da yazıp dermanın geçmesiyle oluyor. Şahıs, eski yazıyı bilmiyor. Fatiha Suresini okuyarak etrafını çevirdiği dermanın üzerini rast gele çiziyor. Kadınların el, ayak, yüz, mahrem olmayan yerlerine yazıyor. Dermanın erkek ve dişi olarak iki çeşit olduğuna inanılıyor. Kendisi erkek dermaya yazıyor. Dermanın erkek olduğu, kadın ocak yazıp geçmezse anlaşılır. Erkek ocak köyde yüze yakın kişiye yazmış, hepside geçmiş; bu, köy halkı tarafından da kabul edilmektedir.

3) Yel İpliği Bağlama

Yel: Ağrı, sızı, romatizma sebepsiz veya sebebi bilinmeyen ağrılar için yel yel girmek gibi ifadeler Sivas ve yöresinde kullanılmaktadır. Bu çeşit ağrılar için yapılan uygulamaya Yel İpliği bağlama denir.

Yel İpliği, baş ağrısı, diş ağrısı, sinir hastalıkları, loğusalık ağrısı ve her türlü ruhi, bedeni rahatsızlıklar için bağlanır. İp hasta kişiye bağlandığı andan itibaren ağrıların azalacağı veya tamamıyla iyileşeceğine inanılır.

Yel İpliği, insan uzuvlarının ağrıya daha duyarlı olduğu inancıyla, el, ayak bileğine bağlanır; eğer ağrı bel, sırt bölgesinde veya bacak kısmında ise, bel veya diz kapağı üstünde bağlanır. Eğer hasta bağlattırmak istemiyorsa ip, cep ve cüzdanda taşınabilir.

İp bağlamadan önce, bağlayacak kişi, abdest alır, besmele çeker ve Ya Rab, el benden sebep senden, yediden yetmişe fayda olsun diyerek niyet eder. Niyeti ederken ağrılı olan yer sağ el ile sıvazlanır.

Yel İpliği nasıl bağlanır, neler yapılır. Herhangi bir ipin üzerine; Salli-Barik, Kunut Duaları ve İhlâs Suresi okunur. Rahatsızlığı olan kişinin ağrısı olan yere bağlanır. Yediden yetmişe bütün dertlere şifa olacağı inancıyla yedi düğüm atılır. İp kopunca ağrıların da kopup gideceğine inanılır. İplik bağlamanın Allah'ın bazı kullarına özel bir lütfu olduğuna inanılır. Bağlayacak kişinin kalbinin saf ve temiz olduğuna herkesin inanması, aynı zamanda ip bağlanacak kişinin "Ben el verdim, şifa Allah'tan" diyerek gönülden niyet edip, bağlamak isteyen kişinin sağ eline kendi sağ elini sürmesiyle, bir başka kişinin de bağlamasıyla iş tamamlanır.

Kaynak:  TÜRKYILMAZ, Murat. Deliktaş Köyünde Halk İlaçları, Erciyes, s. 31, S. 285, Eylül 2001, Kayseri





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: selma, 13.03.2010, 21:22 (UTC):
boyun ve omuzlarımda hiçbir şekilde 12 yıldır geçmeyen ağrılarım var.bu yel bağlamayı halis kalpli ve inanaçlı olduğuna inandığım herhangi bir kişiye yaptırabilirmiyim. zimirde yaşıyorum.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36690827 ziyaretçi (102733438 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.