Siyah ve Beyaz Giysili Adamlar (1.Bölüm)
 

Siyah ve Beyaz Giysili Adamlar

BİRİNCİ BÖLÜM

Siyah Giysili Beyaz Adamlar ve Beyaz Giysili Siyah Adamlar...

Üst Not: «Bu hikâyede yaşanan olaylar, şahıs ve kurumlar tamâmen hayâl ürünüdür.»

Gelin, önce bir hikâyeyle başlayalım söze başlarken / yahut, gelin gülle başlayalım şiire atalara uyarak...

Eskiden fil terbiyecileri ve fildişi avcıları, filleri önce kovalayıp bir çukura düşürürlermiş. Sonra SİYAH BİR ELBİSE giyerler, gün boyunca filleri aç bırakıp elindeki değneklerle çukurdaki fillere işkence ederlermiş. Daha sonra BEYAZ BİR ELBİSE giyip çukura inerler, işkence ettikleri bu fillerin yarasını sarıp ona ot, su ve yiyecek verirlermiş. Böylece önce onları korkutup, işkenceler yapıp sindirir, sonra da onlara yardım ediyor gibi görünerek fillerin güvenini kazanırlarmış. Filler, artık bu beyaz giysili adamların sözünden hiç çıkmazlarmış.

Bu hikâye size hiç tanıdık geliyor mu? Günümüz "mankurtlaştırılan" toplumlarının "mankurtlaştırılanlarca" (sadece ama sadece,) kalabalıklar yığını ('ndan ibâret) olarak görüldüğü, düşüncelerin ve kişiliklerin "mankurt avcısı"nın silahlarıyla yıkanıp toplumun his, düşünce ve maneviyatının elimize edildiği, duyarga ve oto-kontrol merkezlerimizin daha çocukluktan itibaren "post modern" ameliyatlarla yerinden alınıp yerine bize neyi nasıl göreceğimizi yada  neyi nasıl düşüneceğimizi bizim düşünmemize gerek kalmadan çanak antenler vasıtasıyla bizlere iletildiği bir hayat tarzı, size hiç bir şeyler anımsatıyor mu?

Belki daha bir yüzyıl önceki atalarımızla genlerimiz bile aynı değil; baştan başa değiştirilip yeniden tasarlandık... Belki sadece benzer "kırılmış kişiliklerin" fotokopi gibi çoğaltıldığı "görüntü"lere dönüştürüldük. Belki her birimiz derin bir hipnoz altındayız ve hissizleşmemizin; olaylara/oynananlara tepkisiz kalışımızın ardından bize "3 deyince normal haline döneceksin." deyip parmak şıklatacak (ve bunu yapmak isteyen) hiç bir el yok. Belki yeni teknolojilerde; ama eski çağ dönemlerinde yaşıyoruz. Belki konuşuyor, ama neyi niye konuştuğumuzu bilmiyoruz. Belki hiç yaşamıyor; ama illüzyonlarla yine de yaşadığımızı zannediyoruz. Belki o, belki bu, belki şu...

Peki kim bu siyah giysili beyaz ve beyaz giysili siyah adamlar? Muhtemelen başlığa aldanıp Barry Sonnenfeld'un yönetmenliğini yaptığı "Siyah Giysili Adamlar" filmiyle ilgili bir yazı bulacağınızı düşünmüşsünüzdür bir önceki sayfadaki linke tıklarken. Ama bu sayfada UFO'lar ya da uzaylılar yok. Aslında UFO ya da uzaylı denen şey yok. "Mankurt Avcısı"nın 3. dünya ülkelerinden, hatta 1. ve 2. dünya ülkelerinden bile gizlediği teknolojileri var. Kulluk ettiği bir başka boyutun sakinleri (Şeytâni güçler'le emirlerindeki cinnîler) ve kızağıyla Noel Baba gibi dünyanın dört bir tarafını gezip üzerimize beyin frekanslarını karıştıran sinyaller gönderen "millenium şamanlar", ip cambazları, akrobatlar, palyâço ve "şaklabanlar", vs vs.

"The New Order"in Sâkinleri ve Küresel Sirk

Siyah ve beyaz giysili adamların her biri, usta bir ip cambazıdır aynı zamanda ve kendilerini seçenler tarafından tahtlarına otur(tul)up Hollwood Aktrislerine parmak ısırtan bir yetenekle kusursuzca rollerini icrâ ederler. Siyah elbiseli'lerin görevi, hikâyedeki gibi beyaz elbiselilerin (Assolistler, en son sahne alırlar çünkü) hükümdarlığına zemin hazırlamaktır ve beyaz elbiseliler, hep önemli bir olayın/olayların öncesinde tahta otururlar. Çünkü beyaz giysili adam'ın her tahta oturuşunda ya yeni bir çağ açılıp eskisi kapanır ya da en basitinden o ülkede ciddî bir reform'a/dönüştürülme'ye gidilecektir. O'nun sahne alması ve "Savaşma, seviş / Don't fight have sex" şarkısını söylemesi, kuyruklu yıldızların seyri gibi kimi zaman bir asır, kimi zamanda bir insan ömrü kadar süren "çağcık"ları kapsar.Yâni bir seyircinin ikinci kez sirke gelip başka bir gösteriyi izlemesine pek rastlanmaz. Çünkü her yeni çağ ya da çağcık öncesi, toplumların kahraman arama dürtüleri uyandırılmalı, yâni çukurun başında elinde değneğiyle filleri dürten ve canlarını yakan siyah giysili adamlar bulundurulmalıdır -ki beyaz giysili (siyah) adam'a (Yâni BARIŞ'IN PRENSİ'ne) ihtiyaç duyulsun-. Bunun yanında YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ'ne de.

Toplumlardaki  kahraman arayışları, beyaz giysililerin sahne alma zamanıyla doğru orantılıdır. Yâni çukurdaki fillerin artık kendilerini kurtaracak olan beyaz giysili adamlara dört elle sarılıp peşlerinden gidecekleri ortam oluşturulur. 11, beyaz giysili adam'ın hiç değişmeyen uğurlu sayısıdır (12 havârî - 1). Kendisinden önce 10 solist, sahne alıp şarkı söyleyecek; sonra beyaz giysili adam sahneye 11. (ya da 22,33,44,55,66 gibi 11'in katları) olarak yerini alacaktır. (Hiçbir zaman 77 olmaz. Çünkü 7, Tanrı'nın sayısıdır.) 11, YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ'nin hiç değişmez anahtarıdır.

BİRİNCİ BÖLÜMÜN SONU

www.gizliilimler.tr.gg Admin
29 Nisan 2009, Çarşamba






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36747927 ziyaretçi (102836171 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.