Subliminal Mesaj
 

Subliminal Mesaj

Hazırlayan: Akhenaton

Subliminal mesaj; o anda insanın fark edemediği, başka bir öğenin içine gizlenen ve bilinçaltı tarafından algılandığı öne sürülen mesajlardır. Bunlar film ya da reklamlarda gözün görüp beyne sinyal gönderemeyeceği fakat bilinçaltının algılayabileceği hızdaki, 25. kare görüntüleri ve farklı nesnelerin bir araya gelmesiyle bilinçaltında oluşan toplu resimlerdir.[1]

İnsan gözü doğası gereği saniyede 24 kareyi görüntüleyebilecek kapasitededir. Ve bu kareleri birbirine benzeterek akıcı ve doğal olan görüntüleri beyinde oluşturur. Bu noktada 25. karenin önemi dikkatleri çekiyor. İnsan beyninin bu özelliğini kullanan film ya da reklam yapımcıları esas fikirlerini ya da empoze etmek istedikleri mesajları 25. kareye yerleştirdikleri görüntüye koyarak bunun bilinçaltı tarafından algılanmasını sağlamaktadırlar.Önceleri daha çok reklamcılık sektöründe kullanılan bu yöntem artık görsel ve işitsel uyaran alınan her alanda herhangi bir amaca yönelik kullanılmaktadır.[1]

Subliminal mesaj ya da bilinçaltı mesaj, başka bir objenin içine gömülü olan bir işaret ya da mesajdır ve normal insan algısı limitlerinin altında kalmak, o anda fark edilmemek üzere tasarlanmıştır. Subliminal mesajlar insanın bilinçli dikkati tarafından fark edilemezler, ancak bu mesajların insanın bilinçaltını etkiledikleri ileri sürülmektedir. Subliminal teknikler reklamcılık ve propaganda alanlarında sıklıkla kullanılmaktadır. Dizilerde ya da filmlerde karakterlerin içtiği içecek markaları, kıyafetleri subliminal mesaj örneklerindendir. Bu tekniklerin amaçları, etkisi, kullanım sıklığı ve rekabet gibi konularda ahlâka uygunluğu konuları tartışmalıdır. Marka ve ürünlerin pazarlamasından toplumun ilgi , ihtiyaç ve algısını değiştirmeye kadar birçok konuda kullanılmaktadır. Bir kişiyi kurumu ya da ürünü kötü göstermek için o şey ile kötü olan bir nesnenin aynı temada işlenmesi subliminal mesajın en yaygın kullanılma şeklidir. Şu ana kadar yapılan çalışmalar sonucunda en bilinçli ve defansif kişiler bile bu mesajları ilk bakışta 0 olarak çözememektedir. Bu da toplumlarımızı yönlendirmeli reklamlara karşı savunmasız bırakmaktadır.[2]

Kişinin bilinçaltına “subliminal” mesaj göndermenin birçok yolu bulunuyor. Bunlardan en çok kullanılanları:

  1. Dijital ses dosyalarına gizlenen işitsel yolları.
  2. Gözle algılanamayacak kadar kısa süreyle ve sık patlayan flaşlar şeklinde sinema ya da televizyon görüntüsü yoluyla bilinçaltına itilen 25. kareler.
  3. Reklam afişleri, logoları ve benzeri nitelikteki görsel malzemenin içine saklanmış şekil, kelime ve rakamlar.
    Bu yöntem, bir ürünün reklâmını yapmaktan, bir inancın ya da görüşün propagandasını yapmaya kadar varan geniş bir yelpazede kullanılmaktadır. Görsel ve işitsel olarak (bilinçli) algılananlar değil; bilinçaltı seviyesinde algılanan söz, resim, görüntü ve şekillerden oluşur. Bunlardan en çok kullanılan Dijital ses dosyalarına gizlenen ses mesajlardır. Üzerinde oynanabilirliği ve işlenilmesi ve yayılması daha kolay olduğundan MP3 dosyaları gizli mesaj için biçilmiş kaftandır diyebiliriz.[3]

Görüntüler aracılığıyla bilinçaltını etkilemenin, bütünüyle teknik yöntemlerle de sağlanabileceği düşünülmektedir. Örneğin üstünde önemli tartışmalar yürütülmüş “subliminal” imge gösteriminin reklamcıların ya da propagandacıların elinde etkili bir silaha dönüşebileceği ileri sürülmüştür. Bu yöntemde çeşitli görüntüler, bilinçli olarak algılanamayacak kadar kısa bir sürede gösterilmektedir. Bu şekilde seyirciye ulaşması istenilen mesajın bilinci atlatarak, bilinçaltını etkilemesi ve seyirciyi istenilen biçimde yönlendirmesi hedeflenmektedir. Bu yönteme David Fincher tarafından " Dövüş Kulübü" adlı filminde gönderme yapılmış ve bu yöntem sınırlı da olsa kullanılmıştır.[4] Etkileri daha tam anlamıyla kanıtlanamamış olsa da bu yöntem kanımızca, filmler aracılığıyla seyirciyi yönlendirme isteğinin varabileceği noktaları göstermesi açısından dikkate değerdir.[5]

Kubilay Aktaş, Elest Yayınları'ndan basılan “Gizli Telkinle Kurân Terapisi” kitabında:

“Fight Clup filminde 26 tane 25. kare var. Ağır çekime alıp izlerseniz bu kareleri yakalayabilirsiniz. Bu filmin yönetmeni, müziklerini yapan kişi eşcinsel ve 25. karelere de eşcinsellikle ilgili mesajlar yerleştirilmiş. Bu mesajları aldığınızda eşcinsellik size normal bir olaymış gibi geliyor. Yüzüklerin Efendisi'nde de 25. kare mesajları var. Müzik endüstrisinde de Madonna ve Michael Jackson kullanıyor. Mc Donalds'ın çektiği reklamlarda o kadar çok 25. kare var ki! Kimi siyâsî partiler bile 25. kareyi zaman zaman kullanıyor.”

diyor. Aktaş'a göre bu mesajların en çok kullanıldığı ülkelerden biri Rusya. Sırf bu mesajları tespit edebilmek için özel detektörler varmış. Kendisine bile bu teknikle insanları alışverişe yönlendiren müzikler yapma teklifleri geldiğini anlatıyor Aktaş. Fakat Aktaş'ın asıl ilginç iddiası Amerika'nın Irak'ı işgali sırasında radyoda yapılan Kurân yayınının altında Iraklıların bilinçaltına “direnmeniz faydasız” gibi mesajlar verildiği.[6]

Sinemaların konuları kitlelere birtakım düşünce ve davranış kalıpları sunduğu da bir gerçektir. Sinema her ne kadar da kurgulanmış bir yapımlar sürecinden oluşsa da kişiler söz konusu davranış ve ifadeleri kendi iç dünyalarında yeniden yorumlayabilir ve olumlu ya da olumsuz bir şekilde etkilenebilir. Arsev Bektaş’a göre sinema insanları ikna etme, tutum ve davranışlarını değiştirmede kullanılan bir iletişim aracıdır. Görsel etkinin gerçeklik etkisi, özellikle savaş zamanlarında ve seçim propagandalarının yapıldığı dönemlerde kullanılmaktadır. Siyasi liderlerin ya da partinin ideolojilerine göre de vatanseverlik, eşitlik, ulusal bütünlüğü pekiştirme gibi unsurlar filmlerin içerisine ya açıkça ya da subliminal bir ifade biçimiyle yerleştirilebilmektedir.[7]

Bu metot çocuklarımızın izlediği birçok çizgi filmde de karşımıza çıkmaktadır. Yetişmekte olan soyların yönlendirilmesi konusunda kolay ve pratik yol gibi görünüyor. Ayrıca bu sayede her kesimden birçok çocuğa da hızla ulaşabiliyorsunuz. Dikkatle izlerseniz bu tür mesajların birçoğunu siz de yakalayabilirsiniz. Örneğin; Aslan Kral adlı çizgi filmde yıldızlarla gökyüzüne nahoş bir kelime yazılmıştır. Alaaddin adlı çizgi filmde birtakım mesajlar hipnotik bir tonda gizli olarak tekrarlanmaktadır…vb. bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz.

Bizlerin şu an için yapması gereken en önemli şey bu tür mesajlara karşı uyanık olmak ve çocuklarımıza izlettiğimiz çizgi film ya da diğer çocuk programlarını kontrol etmek. Ya da aynı metotlarla doğru olan mesajları çocuklarımızın bilinçaltına kazımayı başarabilmek. Bu konu imkansız olmamakla birlikte üstünde düşünülmeyi ve çalışılmayı bekliyor.[1]

Bilinçaltı Mesajların Tarihi

  1. Tarihin bütün dönemlerinde insanlar birbirlerini ikna edebilmek için değişik yöntemler kullandı. Fakat ilk kez 1859’da Alman fizyolog A.W. Volkman tarafından geliştirilen “takistoskop (tachistoscope) cihazı” ile ikna da farklı bir gelişim sürecine girildi.
  2. Takistoskop; bir saniyenin 1/3000’I gibi kısa bir sürede açılıp kapanan objektif kapağı sayesinde mesajlar (görüntü ya da resim) yansıtan bir film projektörüdür.[8]

Subliminal teknikler reklamcılık ve propaganda alanlarında sıklıkla kullanılmaktadır. Yani anlayacağınız gibi insanın ilk algılama durumunda gizli kalarak bilincin değil de bilinçaltının algılaması üzerine tasarlanmıştır. İlk olarak çıkışı reklam sektörü sayesinde ortaya çıkmıştır.[9]

1900’lü yıllarda Knight Dunlap adında Amerikalı bir psikoloji profesörü illüzyon gösterisi yaparken bilincin farkında olmadığı “hissedilemez gölge”ler kullanarak aynı uzunluktaki 2 çizgiyi seyircilerin farklı algılamasını sağladı.

1957’de market araştırmacısı, reklamcı James Vicary sinema ekranında çok hızlı bir şekilde parlayan mesajların insanların gıda üstündeki tercihlerini etkilediğini belirtti.[9] Vicary, yaptığı araştırmada “Takistoskop” adı verilen cihazla filmlerin arasına “Coca Cola İç”, “Patlamış Mısır Ye” mesajları yerleştirdi. Bu mesajlar saniyenin 1/3000 kadar kısa bir sürede görünüyor ve her 5 saniyede bir tekrarlanıyordu. Bu filmin arkasından New Jersey’deki Cola satışları % 18.1 ile % 57.5 arasında arttı.[9]

Reklamlarda Subliminal Mesaj

Subliminal reklamcılık denen bilinçaltını hedef alan bu tür reklamlar ilk kez 1950'li yıllarda Amerika'da ortaya çıktı. James Vicary adlı reklamcılık uzmanı, sinema salonlarında yaptığı bir deney sonucu patlamış Mısır ve kola satışlarının arttığını iddia etti. Bu deneyde film perdede oynarken, saliselik görüntüler halinde " patlamış Mısır ye" ve " Kola iç" sloganları çıkıyordu. Seyirci bu sloganları bilinciyle algılayamadığı halde, bilinçaltına hitap eden bu sloganlar sayesinde Kola satışlarının .1, patlamış Mısır satışlarının ise W.7 arttığı iddia edildi. Bilinçaltı reklamları Amerika ve İngiltere gibi ülkelerde yasaklandı.[10]

Amerikalı reklamcı James 6CARY'nin 1957’de yaptığı açıklamalarla üne kavuşan 'subliminal reklam' konusunun, aradan geçen yıllara karşılık, hala tam olarak aydınlatıldığı söylenemez..

Reklam; fikirlerin, malların ya da hizmetlerin kişisel olmayan, paralı bir yolla tanıtımıdır. Basılı, sözlü ve görüntülü yayınlar, posta, katalog, film, pano, afiş gibi araçlar hep bu sınıfa girer. Reklam programı hazırlamada ilk adım, çağdaş anlayışa uygun olarak, hedef pazar ve gereksinimlerin saptanmasıdır. Bundan sonra reklamdan beklenenler, ayrılan para, mesaj, medya ve sonuç değerleme yöntemi belirlenir.

Tüm firmalarda, ister çağdaş ister geleneksel pazarlama anlayışı benimsenmiş olsun reklam, bilgilendirmek, ikna etmek ve anımsatmak amaçlarına yöneliktir ve reklamdan beklenen, belirli sürede, hedef müşterilere, saptanan mesajı ulaştırarak, davranışlarında istenen değişikliği oluşturmaktır. Bu değişikliği oluşturmada etkinlik, genellikle parasal anlamda, harcanan ve kazanılanların karsılaştırılmasıyla ölçülür ve firmaların, potansiyel müşterileri ikna ederek satın alma davranışlarında, kendi ürünleri yönünde olumlu değişiklikleri, en az harcamayla, en etkili biçimde gerçekleştirmek için gösterdikleri çabalar yadsınamaz.

Kimi (devletler dahil) isletmelerin, bu çabalar arasına, eğer etkinliği varsa, subliminal reklamları da alması olasılık dışı değildir. Bir görüşe göre, subliminal reklam, insanların en yüksek değer verilen bir bölgesine, beyinlerine, hem de gizlice girmekte ve bir hırsız gibi istediğini almaktadır. Başka bir görüşe göre, subliminal reklam hiçbir etkisi olmayan bir efsanedir.[11]

Subliminal Mesaj Örnekleri

Kaynaklar

[1] Psk. Kaniye Ayer, " Kendine İnanmalı, Bakugan'ına Güvenmelisin!" , deryaoncu.k12. tr/derya_oncu/uploads/files/files/KENDÄ°NE Ä°NANMALI BAKUGAN'INA GÜVENMELÄ°SÄ°N.pdf
[2] tr.wikipedia.org/wiki/Subliminal_mesaj
[3] " İnsan Bilincini Kodlamak" , e-Yavuzca (Aylık Eğitim, Kültür ve Sanat Dergisi), sayı:1, Ekim 2013.
[4] Kuylukhan Kutlu, “Dövüşelim, güzelleşelim!” Sinema, Y. 2002, S.91, s. 94-95.
[5] Dr. Elif Küzeci, " BEYAZ PERDEDE KARA BİR DÖNEMİN GÖLGESİ: MODERNİTE VE HOLOKOST’U SİNEMA ARACILIĞIYLA ANLAMAK" , s.326.
[6] cevsen.de/cevsen.../61- bilincaltimiza-oyle-mesajlar-geliyor-ki.pdf
[7] Kamil Kanıpek & İsmail Balıkçıoglu, " BİR İLETİŞİM ARACI OLARAK SİNEMA FİLMLERİNDE DİNİ İDEOLOJİNİN KULLANIMI: TAKVA" , AKADEMİK BAKIS DERGİSİ, Sayı: 39 Kasım – Aralık 2013 Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi.
[8] Beydanur Kayan, " Subliminal (Bilinçaltı) Mesajlar"
[9] Dr. Güntekin Şimşek, " Bilgi Çağı & Pazarlamaya Etkisi"
[10] pharmetic.org/bilgi-bankasi/subliminal-reklamcilik.pdf‎
[11] A. Tansu Say, " Eşikaltı Reklam" , Yönetim, Yıl 10, Sayı 32, Ocak- 1999, 5.33-43





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Kaya, 18.12.2014, 19:58 (UTC):
Ferdi Biskin'in Subliminal A.S.isimli kitabini siddetle oneriuorum

Yorumu gönderen: lokman mucur, 02.07.2014, 22:25 (UTC):
bütün tv kanallarında var bu iş..çoğu ülkede yasak bizde rtük uyuyor hala...

Yorumu gönderen: Ayşegül, 28.03.2014, 08:27 (UTC):
Desenize sabah sabah bir "Ayşegül Klasiği" daha yaşadık :) Hatamı fark edince koşa koşa geldim düzelteyim diye, yorumu yazdım yolladım. Sonra bir baktım ki, geç kalmışım:)Neyse o kadar olur artık değil mi? Yine de, harf kodlamalarına gıcık oluyorum. Bazen öyle iç içe geçiyorlar ki, tekrar tekrar denemekten sıtkım sıyrılıyor.

Yorumu gönderen: Ayşegül, 28.03.2014, 08:15 (UTC):
Düzeltme: Yorumumda yazar soy isminde karışıklık olduğunu vurgulayan cümlemin kendi algılamamdan kaynaklanan bir HATA olduğunu az evvel yazıyı tekrar okuduğumda anlamış bulunuyorum... Çok özür dilerim....

Yorumu gönderen: Akhenaton, 28.03.2014, 08:14 (UTC):
Kubilay Aktaş ve Arsev Bektaş, ikisi farklı yazarlar. Yorumlarda CAPTCHA doğrulamasının yorum yapmayı zorlaştırdığınınsa ben de farkındayım. Ama henüz elimizden gelen bir şey yok. Çünkü bütün bedava-sitem sitelerine getirilen ve seçmeli olmayan bir uygulama.

Yorumu gönderen: Ayşegül, 28.03.2014, 07:49 (UTC):
Yazıyı okurken de, bitirince de "Vauuuuvvvvvv" dedim. Elbette konunun içeriğine dair az-çok birşeyler güncel hayatta da kulağımıza geliyor. En çok da, alışveriş merkezlerinde mağazalara girerken insanların bir ışığa maruz kaldığı ve çalınan müziklerin içine alışverişe teşvik edici ve zihne etki eden kodlar yerleştirildiğine dair iddealar vardı ki bunun gerçekliğine inanıyorum. Eh, ben duyunca çok rahatladım tabii ki, meğer kabahat ben de değilmiş:) Ben de, bir jöle markasında Masonik bir işaret keşfetmiştim. Yani öyle bir tasarım olmuştu ki, piramit ve tek göz ustalıkla yerleştirilmişti. Bir de, bir seccade de, haç işareti fark etmiştim ki bunu oldukça sık yapıyorlar sanırım. Aklıma nedense fringe'den bir cümle çağrıştırdı bu yazı :" Sanki bazı insanlar deneyler yapıyorlar ve dünya onların labaratuvarı" sanırım böyleydi ya da buna yakın bir söz. Bence de, dünya içinde başka başka dünyalar var. Ama biz bu başka başka dünyaların hangi dünyasındayız anlamak çok zor. Yoksa yine farkında olmadan guruplara ayrılarak kendi kafeslerinde tutulan kobaylar mıyız bilemiyorum açıkçası... Daha önce de birkaç kez dile getirmiştim. Amerikada yetişme çağındaki gençler ve çocuklar arasında oldukça tehlikeli boyutlarda olan şiddeti engelleyebilmek için de çizgi film yada filmlere bu tür alt mesajlar yerleştiriliyor. Ya da ayrımcılığın önüne geçebilmek için. Ama diğer yandan bu ayrımcılığı körükleyen bir karşı unsur da var. Bir de yazıya dair bir not: Bilemiyorum yazı hazırlanırken kullanılan kaynaklarda da mı bir 25. kare vardı? Yazarın soyadı bir "Aktaş" bir "Bektaş" yazılmış:) Bir de bu yorumları gönderirken harf kodlaması yapıyoruz ya, eğer o da bu tür bir şey ise söyleyeyim bana olan etkisi hiçde olumlu değil. Gıcık oluyorum harf kodlamalarına:)



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36868289 ziyaretçi (103045726 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.