Türk Mitolojisinde Tastarakay ya da Keloğlan
 
Keloğlan, Tastarakay

Türk Mitolojisinde Tastarakay ya da Keloğlan

Altay Türkçesinde masala "çörçök" adı verilmektedir. Masal anlatıcıları ise daha çok kadınlar olmakla birlikte "kayçı" adı verilen destancıların da masal anlattığı bilinmektedir. Destanlarda ve masallarda geçen "tastarakay" (Тастаракай), tipi Anadolu’daki keloğlan tipiyle benzerlikler gösterir.[1][2]

Keloğlan masallarının eski dönemlerde destan koluna ait anlatı parçaları olabileceği ihtimali üzerinde durulmaktadır. Dr. Pervin Ergun, Altay destanlarının karakteristik motifi olan Tas, Tastarakay'la Keloğlan’ın aynı kökten geldiğini belirtir.[3] Ergun, dünya nizamını sağlamakla görevlendirilen Türk hakanlarının, hak düzene uymayan bir durumla karsılaştıklarında, Tanrı vergisi kutlu özelliklerini kullandıklarını, kılık değiştirerek Keloğlan-Tastarakay olduklarını ve hata yapanları tespit edip suçluları cezalandırdıktan sonra eski hâllerine döndüklerini ifade eder. Bu yönüyle Keloğlan masalları, “eski Türk destanlarında gördüğümüz kutlu hanların, kötülerle mücadele ederken kılık değiştirerek mücadele ettikleri bölümün günümüze gelen uzantıları” olarak değerlendirilir.[4]

Altaylardan Balkanlara, bütün Türk dünyasında tanınan karakter, Türk kültürüne has önemli motiflerden biridir. Türkün dünya görüşüne göre kellik, köseliğin zıttıdır ve Tanrı kutunu sembolize eder. Tanrı tarafından yeryüzünü yönetmekle görevlendirildiğine inanan Türk hakanı, zaman zaman kılık değiştirerek halk içinde gezer; hak düzene uymayanları, kötüleri bu şekilde tespit ettikten sonra, cezalandırır. Türk devlet yönetiminin temelini oluşturan bu sistem, kültürümüzün bütün ürünlerinde karakterize edilmiştir. Gerek Altay destanlarında, gerekse Anadolu halk masallarında sıkça görülen Tastarakay-Keloğlan, zeki, muktedir, insanlar tarafından öldürülemeyen, dürüst, kötülere karşı acımasız, uykucu, uyuz kel görünüşlü, komik, zayıf, cılız, kel atlı, vb. özelliklere sahiptirler. Yalnız Altay destanlarında aslına dönerek kutlu han olan Tastarakay, Anadolu masallarında bazen kutlu han olur; bazen de geleneğin bozulması sebebiyle Keloğlan olarak kalır.[5]

Keloğlan tipinin yalnız Anadolu sahası Türk masallarında değil, Arap ülkeleri, İran, Kafkasya, Orta Asya, Rus ve Batı Avrupa masallarında da karşımıza çıkması, kültürel etkileşimin, bir diğer şekilde ifade etmek gerekirse, kültürel yayılmanın gücünü göstermesi açısından önemlidir. Adları, kişilikleri, görünüşleri farklı olmakla birlikte, bu masal kahramanlarının birbirine benzeyen yanları olduğu görülür.[6]

Bütün Türk dünyasında daz, dazlak, kavlak, keçel, taşşa, tas, tas-kul, keçeli, keçel, taz keçel, Keçel Yelgen, Keçel Mehmet vb. adlar verilen motif, Altay destanlarında “Tas”, “Tastarakay”, Anadolu coğrafyasında Keloğlan adıyla tanınmaktadır.[5] Anadolu’da Keloğlan adıyla bilinen bu masal tipi, [6] diğer Türk boylarında; "Taşza Bala" (Kazakistan), Keçel, Keçel Mehemmed, Keçel Yeğen (Azerbaycan), Keçeloğlan (Kerkük), Kelce Batır (Türkmenistan), Tazoğlan (Kırım), Tas, Tastarakay (Altay) gibi adlarla da bilinir. Ayrıca Gürcüler arasında, “Kel Kafalı Kaz Çobanı” terimi, Keloğlan için kullanılır. Almanların “Grindkopf” / “Goldener” şeklinde adlandırdıkları kahramanların da Keloğlan'la kimi benzerlikleri dikkat çeker.[7]

Türk dünya görüşüne göre kellik, Tanrı kutunu sembolize etmektedir. Eski Türk düşüncesine göre Tanrı, her şeyi yoktan var etmiştir. Onun bulunduğu yerde hiçbir şey yoktur. Gen yerdir.[8] Çünkü onun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Tanrı’nın dünya nizamını sağlaması için gönderdiği Türk hakanları da geldikleri kutlu yerden izler taşırlar. Kellik bu izlerden biridir. Oğuz Kağan Destanı’nın daha başında ifade edilen “Gün doğusu, gen yerden kopan Oğuz” sözü, bu düşüncemizi açıkça doğrulamaktadır

Dünya nizamını sağlamakla görevlendirilen Türk hakanları, hak düzene uymayan bir durumla karşılaştıklarında Tanrı vergisi kutlu özelliklerini kullanırlar. Kılık değiştirirler; tebdil-i mekân gezerler; Keloğlan-Tastarakay olurlar. Toplum içinde hata yapanları bu şekilde tespit ettikten sonra, suçluları cezalandırır ve tekrar eski hâllerine geri dönerler.

Kültürümüzün bu özelliği, masal tipimizde olduğu gibi, destancılık geleneğimizin de değişmeyen motifi olmuştur. Tanrı kut verdiği için yeryüzünü yöneten Türk hakanı, Altay destanlarında “altmış kağanın ağabeyi”, “yetmiş kağanın ağabeyi”dir. Zaman zaman Tastarakay-Keloğlan kılığına girerek yeryüzündeki ve gök katlarındaki kağanları denetler; halka zulmedenleri cezalandırır; yerlerine adaletli kağanları atar. Bazen yer altına inerek, kutlu insanları kaçıran “Erlik-şeytan-kötü ruh”la mücadele eder; kutlu kişileri kurtararak yeryüzüne çıkarır; Erlik’i yerin 7-9 kat altına göndererek hak ettiği cezayı verir. Bütün kağanların üzerinde yaratılmış kutlu kağan ve kendisi gibi bu iş için kel olan atı, vazifesini tamamladıktan sonra, tekrar eski hâline geri döner.[5] Bu tür destanların en fazla ilgi çeken ve en komik olan bölümleri, hanın “tastarakay” olduktan sonraki maceralarını anlatan bölümleridir.[7]

Altay’daki kutlu hanların kahramanlıklarını anlatan destanların en fazla ilgi çeken ve en komik olan bölümü, hanın Tastarakay olduktan sonraki maceralarının anlatıldığı bölümdür. O bölümde anlatılanlarla masal kahramanımız Keloğlan arasında çok büyük benzerlikler vardır. Bu benzerlikleri şöyle sıralayabiliriz:

a) İkisinin de sadece yaşlı anne-babası ya da annesi vardır. Yalnız, Tastarakay’ın ailesi kutlu yaratılmış han soyudur. Keloğlan’ın ailesi ilk bakışta garibandır. Kutlu olduğu sonradan anlaşılır.

b) İkisi de kutlu yaratılmış han kızıyla evlenir.

c) Kötü, güçsüz görünmelerine rağmen, en zor engelleri aşarlar. Engelleri şöyle sıralayabiliriz: Kötü kişilerle mücadele (köse, dev, kötü yaratılışlı hakan, Erlik, vs.); üç âlemde seyahat (Kuyudan, ağaç kökünden, denizden, yol ayrımından vs. inilen çıkılan yer altı ve yer üstü âlemi.)

d) Keloğlan'la Tastarakay, karakter olarak birbirine çok benzer. İkisi de kutlu yaratılışlıdır. Akıllı, zeki, sevimli, muktedir, dürüst, kötülere karşı acımasız, vs.

e) İkisi de uykucudur. Tastarakay, bazen, belki altı ay boyunca uyur. Keloğlan’ın annesi, oğlunun tembelliğinden ve uykuculuğundan yakınır.

f) Dış görünüşleri birbirine çok benzer. Yamalı, yırtık kıyafetli, başı kepekli, burnu sümüklü, uyuz, kel görünüşlü, güçsüz, takatsiz, komik bir hâldedirler.

g) Kutlu yaratılışlı oldukları, ancak iyi yaratılışlı insanlar tarafından anlaşılabilir.

h) İkisinin de uyuz kel görünüşlü atı vardır ve onlara can yoldaşıdır. Sahibi gibi kutlu yaratılışlı bu atlar, gerektiğinde akıl verir, konuşur, korur. Ait oldukları hanla, doğumlarına sebep olan obje aynıdır: Elma. Dikey düzlemde yaratıldığına inandığımız üç âlemde birlikte seyahat ederler.

i) İkisi de kötüleri cezalandırırlar, iyileri mükâfatlandırırlar. Bazen ceza, ölüm de olabilir.

j) İkisi de hakan üstü özelliklere sahiptir. Hiçbir yaratılmış onları öldüremez. Onlar, Tanrı tarafından yeryüzünü nizama sokmakla görevlendirilerek gönderilirler. Vazifeleri bitince tekrar Tanrı’nın emriyle ve kutlu objeler vasıtasıyla cennete götürülürler.

k) Sazlı sözlü, zekâ yarıştırıcı deyişmelere ve spor müsabakalarına katılırlar ve hepsinde mutlaka muvaffak olurlar.

Altay destanlarındaki Tastarakay'la Keloğlan arasında tek fark vardır: Tastarakay tekrar eski hâline döner, kutlu yaratılışlı han olur. Keloğlan ise bazı masallarda aynı şekilde kalarak kutlu han olur.[5]

Kaynaklar

[1] "Altay Halk Edebiyatı", http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/Eklenti/12595,altayhalkedebiyatipdf.pdf?0
[2] Seniha Sönmez, "Türklerde Dağ Kültü İnancı ve Altay Tıva ve Şor Destanlarında Dağ" (lisans tezi), Balıkesir Üniversitesi, Balıkesir 2008.
[3] Yrd. Doç. Dr. Nevin Akkaya, "Keloğlan Masallarında Yer Alan Değerlerin İncelenmesi", Asos Journal (Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi), Yıl: 2, Sayı: 2/1, Haziran 2014, s. 321.
[4] Meriç Harmancı, "Keloğlan Hilebazlığı", Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi (hakemli dergi), yıl:1, sayı:2, Yaz, İstanbul 2010, s. 82.
[5] Dr. Pervin Ergun, "Altay Destanlarında ve Anadolu Türk Masallarında Tastarakay-Keloğlan", Millî Folklor, 2005, Yıl: 17, Sayı: 68, s.78-80.
[6] Dr. Zülfikar Bayraktar, "Geleneğin Güncellenmesi Bağlamında Masaldan Çizgi Filme Keloğlan Tipi Üzerine", Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi Cilt / Sayı XLIX, s. 30.
[7] Prof. Dr. Esma Şimşek, "Masalların Sembolik Dili Bağlamında Keloğlan Tipi Üzerinde Bir Değerlendirme", VII. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi 26-30 Haziran, Gaziantep 2006.
[8] Hiçbir hayvanın yaşamadığı ve bitkinin yetişmediği çorak yer.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36898009 ziyaretçi (103098008 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.