Tahir ile Zühre
 

Tahir ile Zühre

Varyant 1

Geçmiş zaman ve eski günlerde, zengin ve şöhretli bir padişah vardır. Malı, mülkü, askeri; kısaca her şeyi vardır. Ancak çocuğu olmamaktadır. Doktorlara gitmiş derdine çare bulamamıştır. Bunlardan fayda göremeyince kendisini eğlenceye verip ve yaptırdığı bahçeye gidip gelmeye başlar. Birgün veziri ile çarşıda dolaşmaya çıkar. “Her kim bana bir altın verirse, Allah da onun muradını versin.” diyen bir dilenciye para verir. Oradan ayrılıp bahçeye doğru giderler ve bir ağacın altında otururlar. İleride bir ağacın altında da yaşlı bir derviş görürler, onun yanına giderler. Derviş “Marifetlerim vardır.” deyince; padişah, gönlünden geçeni bilmesini ister. Derviş de padişah ve vezirin çocuğunun olmadığını, evlat istediklerini bilir. Bunun üzerine dervişten yardım isterler. Derviş de cebinden cebinden bir elma çıkarır ve ikiye böler. Bu elmaları yerlerse çocukları olacağını, padişahın kızı, vezirin oğlu olacağını; ama onları ayırmamalarını evlendirmelerini söyler. Padişah da vezir de çok sevinir. Akşam, elmayı yerler ve 9 ay 10 gün sonra padişahın bir kızı, vezirin de bir oğlu olur. Kızın adını Zühre, oğlanın adını ise Tahir koyarlar.

Tahir ile Zühre, birlikte büyürler. En tanınmış hocalardan ders alırlar ve çok zeki olduklarından her şeyi öğrenirler. Fakat 10 yaşında Zühre'nin gönlü, Tahir'e düşer ve uyurken Tahir'i öper. Tahir, çok kızar çünkü kardeş olduklarını sanmaktadır. Birgün Zühre, Tahir'i yine öper ve Tahir de Zühre'yi döver. Zühre, o kadar üzülür ki Allah'a “Allah'ım benim sevgimin yarısını Tahir'e ver” diye dua eder. Böylece Tahir de Zühre'ye aşık olur.

Bu sefer Zühre kendini naza çeker. Ancak kardeş olmadıklarını öğrenen Tahir ile Zühre, günden güne birbirine daha çok bağlanırlar. Sazlarını alıp birbirlerine türkü söylerler. Bunları gören Arap köle, padişahın karısına bunları söyler. Padişah, kızını Tahir'le evlendirmenin zamanı geldiğini söyler. Ancak karısı, kızının bir padişah oğluyla evlenmesini istemektedir. Padişah, kendi gözleriyle aşıkları görmek ister ve görünce de aşıkları evlendirmeye karar verir.

Bu arada Tahir, rüyasında iki kara köpeğin kendisine saldırdığını görür ve rüyası çıkar. Padişahın karısı, padişaha sihirbaz cadının yaptığı şerbeti içirince padişah, Tahir'den soğur ve onu saraydan kovar. Aşkı ile yanıp tutuşan Tahir, Zühre'nin köşkünün önüne gelerek sitem dolu türküler söyler. Zühre de olayları dadısından öğrenir ve herşeyi Tahir'e açıklar. Arap köle, bunları görünce yine padişaha haber verir. Bu sefer padişah onu Mardin'e sürer.

Mardin'de 7 yıl kalan Tahir, birgün Allah'a dua eder ve onu zindandan kurtarmasını ister. Duası, kabul olur. Zindanın açılan kapısından siyah atıyla Hızır gelir ve onu atına alıp, o uyurken Zühre'nin köşkünün önüne bırakır. Zühre, Tahir'i dadısına gönderir. O günden sonra her gece gizli gizli buluşup zevk ve sefa eylerler. Fakat birgün, Tahir rüyasında yine kara köpeklerin etrafını sardığını görür. Rüyası yine çıkar. Çünkü Arap köle, onları yine görmüştür. Bunu padişaha haber verir ve Tahir, üstü açık bir sandıkla Şat suyuna bırakılır.

Şat suyu kenarında da Göl padişahının sarayı vardır. Zühre, bunu bildiği için Göl padişahının kızına mektup yazar ve göl padişahının kızları da onu bulurlar. Ancak, Göl padişahın üç kızı da Tahir'i aşık olmuşturr ve birgün onu paylaşamadıkları için kavga ederken; Tahir, bunları duyar ve kaçar. Bir çeşme başında dua eder ve uyur. At sesiyle uyanınca, yanında bir derviş görür. Yine ata biner ve gözlerini kapatır. Derviş; “aç” dediği zaman Tahir, kendisini Zühre'nin köşkü önünde olduğunu görür. Dadısına gider. Dertleşirler.

Birgün Tahir, davul zurna sesleri duyar ve dadısından Zühre'nin evleneceğini öğrenir. Kadın, esvabı ile düğüne gider. Kendini Zühre'ye tanıtır. Ertesi gün, Zühre ile anlaşırlar. Hamama gitmek için çıkıp kaçmaya karar verirler. Ancak Arap köle de kadın kılığına girmiş ve onları görmüştür. Arap köle, durumu padişaha haber verir. Padişah, Tahir'i yakalatır. Mecliste onu ve kızını anmadan üç hane türkü söylerse affedeceğini söyler. Tahir, iki haneyi söyler; fakat üçüncü hanede Zühre'nin içeri girdiğini görünce onun ismini kullanır. Padişah da onun boynunu vurdurmaya karar verir. Cellat, Tahir'in boynunu vurmadan Tahir namaz kılıp Allah'a ruhunu alması için dua eder ve hemen ölür. Bunu gören Zühre, aklını kaçırır. Hekimler, çare bulamaz. Hatta Tahir'in etini yedirmeye çalışırlar; ama dadısından bunu öğrenen Zühre de çok kızar, Tahir'in mezarına gider. Allah'a ruhunu alması için dua eder ve ölür. Mezara gelen Arap köle de Zühre'ye aşık olduğu için kendini hançerle öldürür. Padişah, kızını Tahir'e vermediği için pişman olur; ama iş işten geçmiştir.

Bir süre sonra aşıklara mezar yapılır. Arap köle de başuçlarına gömülür. Oradan geçenler, Zühre'nin mezarında beyaz bir gül fidanı, Tahir'in üzerinde ise kırmızı bir gül fidanı görürler. Arab'ın mezarında da kara bir çalı bitmiştir. Her sene aşıklar, baltalarla o çalıyı keserler; ancak çalının yine bittiğini görürler. Ziyaretgah olan mezarı da aşıklar ve bağrı yanıklar sürekli ziyaret ederler.[1]

Varyant 2

Tahir ile Zühre'nin Karagöz oyununda anlatılışı da şöyledir;

Zühre'nin babası, Hacıvat'a bir kahya aradığını söyler, Hacıvat da Karagöz'ün bu işi yapabileceğini söyler. Karagöz, eve kahya olarak girer. Tahir ile Zühre, birbirlerini çok sevmektedirler. Zühre'nin babasının yanında kahya olan Tahir'in babası, ölürken Tahir ile Zühre'nin evlenmelerini vasiyet etmiştir. Zühre'nin babası da evlenmelerini istemektedir. Tahir ile Zühre'yi yanına çağırarak bu fikrini onlara da söyler. Karısının da onayını almak için durumu ona da anlatır. Bu fikri kabul etmeyen Zühre'nin üvey annesi, sonradan kabullenmiş gibi görünür. Odasına gittikten sonra Karagöz'ü odasına çağırarak Tahir'i kendisinin sevdiğini söyler.

Zühre ile evlenmesine engel olması için kocasına büyü yaptırır, Karagöz'e para vererek büyüyü kocasının sarığının içine koymasını ister. Karagöz, Zühre'nin babası uyurken büyüyü sarığının içine koyar. Zühre'nin babası uyandığında evlenme işinden vazgeçtiğini söyler. Tahir, bu sevdadan vazgeçmeyeceğini söyleyince Zühre'nin babası seymenleri çağırarak Tahir'i Mardin'e sürgüne gönderir. Bir süre sonra Tahir, kaçıp geri gelir ve Karagöz'e bu işi düzeltmesi için yalvarır. Karagöz, bir punduna getirip Zühre'nin babasının sarığından büyüyü çıkarır. Birden kendine gelen Zühre'nin babası, kızını Tahir'e vereceğini söyler. Olan biteni Zühre'nin babasına anlatan Karagöz iki sevgilinin kavuşmasını sağlar.[2]

Varyant 3

Kıbrıs Varyantı

Zühre'nin babası padişah, Tahir'in babası ise vezirdir. Tahir ile Zühre'nin anneleri de birbirlerini tanıyan kişilerdir. “Çocuksuzluk” yüzünden dert yakınan her iki kadın da birlikte dolaşmaya çıktıkları sırada yaşlı adam (derviş) ile karşılaşırlar.

Hem padişah ve veziri hem de onların hanımları “çocuksuzluk” yüzünden çok üzüntü ve dert çekmektedirler. Padişah devamlı olarak, günü geldiğinde padişahlığını kime devredeceğini düşünür ve soyunun kuruyacağından endişe eder. Bu sırada bu üzüntüyle bir yol tutup gezintiye çıkan padişah ve vezirin hanımlarının karşısına “yaşlı bir adam” (derviş) çıkar. Yaşlı adam koynundan bir “elma” çıkarır ve kadınlara verir. Bu elmayı ikişer parçaya bölüp yemelerini böylece birinin kızının birinin de oğlunun olacağını söyler. Ancak onlarla bir “sözleşme” yapar. Yapılan sözleşmeye göre doğan çocukların büyüyünce birbirleriyle evlendirilmesi gerekmektedir.

Elmayı verip bu açıklamaları yapan “yaşlı adam” konuşması biter bitmez ortadan kaybolur. Saraya dönen kadınlar elmayı dörde bölüp ikişer dilim yerler
ve elmanın kabuklarını da “halayığa” (Halayık: Arap köle kadın) verirler. Elmayı ve kabuklarını yiyen bu üç kadın gebe kalır ve dokuz ay on gün sonra doğurur. Padişahın hanımı bir kız, vezirin hanımı ve halayık da birer erkek çocuk doğururlar.

Eğitim almaya başlayan çocuklar birgün birlikte okuldan dönerlerken bir “kocakarı” ile karşılaşırlar. Kocakarı, Zühre'ye Tahir ile kardeş olmadıklarını ve hatta Tahir'le nişanlı olduklarını söyler. Kocakarı başka bir gün de bu gerçekleri Tahir'e anlatır. İlk önce kocakarının söylediklerine inanmayan Tahir ile Zühre, sonraları buna inanır ve birbirlerine âşık olurlar. Diğer varyantlarda da Kıbrıs Türk varyantında olduğu gibi, Kahramanlar buluğ çağına erişinceye kadar birlikte büyürler ve birlikte okula giderler. Hatta kardeş olduklarına inanırlar. Herhangi bir yolla kardeş olmadıklarını öğrenince de sevişmeye başlarlar. Kardeş olmadıklarını öğrendikleri anda birbirlerinin sözlüsü olduklarını da öğrenmişlerdir.

Bir süre sonra kardeş olmadıklarını öğrenen Tahir ile Zühre birbirlerine âşık olurlar. Bu yakınlaşmayı fark eden padişahın gözcüleri, durumu padişaha bildirirler. Padişah, ilk önce bu durumu umursamaz görünür; ancak bir zaman sonra Tahir'i “sürgün”e göndermeye karar verir.

Padişahın Tahir'i sürgüne gönderme kararının ardından hazırlıklara başlanır. Tahir bir sandığın içinde denize atılacaktır. Bunu duyan Zühre sandığın yapımında bizzat rol alır. Sandık bittikten sonra Tahir sandığa kapatılarak denize atılır. Sandık yüze yüze “Fest padişahı”nın ülkesine varır. O anda sahilde gezen Fest padişahının üç kızı, aralarında anlaşma yaparlar: “Sandıktan mal çıkarsa küçük ve ortanca kızın; can çıkarsa büyük kızın olacaktır.” Daha sandık açılmadan Tahir ile atışmaya başlayan büyük kız Tahir'i görür görmez ona âşık olur ve daha sonra onunla evlenir. Kızın babası da tahtını Tahir'e bırakmak istediğini söyler ve Tahir de bunu kabul eder.

Tahir sürgüne gönderildiği ülkede gayet iyi karşılanır ve orada herhangi bir kötülükle karşılaşmaz. Ancak yine de kendi yurduna dönmek ister. Bu isteğini padişaha (eşinin babasına) bildirir. Bunun üzerine padişah Tahir'in ülkesine götürülmesini emreder. Böylece Tahir gemi ile denizde yol almaya başlar. Yolun yarısını geçince Tahir gemiyi durdurur ve geri kalan yolu kendisinin gideceğini söyler ve bir tahta parçasına tutunarak sonunda Zühre'nin köşkünün bulunduğu kıyıya varır. Ağlamaktan yorgun düşen Zühre, Tahir döndüğü gece uykudaydı. Ancak Tahir'in geldiğini duyan Zühre bir süre sonra uyanır ve Tahir'i saraya getirtir. Tahir'in saraya girmekte olduğunu fark eden Karaçol Tahir'i engellemeye çalışır, ancak bunu başaramaz. Bunun üzerine Karaçol, Tahir'in döndüğünü padişaha bildirir. Tahir'in döndüğünü duyan padişah, onu yakalatma emrini verir.

Padişahın emriyle Tahir'i yakalayan askerler, onu padişahın huzuruna çıkarırlar. Padişah Tahir'e; “Eğer içinde Zühre kelimesi geçmeyen üç dörtlük söylersen seni affedeceğim.” der. Ancak Tahir daha ilk dörtlükte, aşkına yenik düşerek, Zühre'nin adını kullanır. Böyle olunca padişah cellatlara Tahir'i infaz emrini verir. Ancak cellatlar, Tahir'e kıyamazlar. Bunun üzerine Karaçol Tahir'i öldürebileceğini söyler ve onu şehir dışına çıkartarak kılıçla kellesini alır; vücudunu da parça parça eder.

Daha sonra Zühre Karaçol'a bir avuç altın vererek ondan Tahir'in vücut parçalarını ve kanla ıslanan toprağı alıp getirmesini ister. Karaçol, bu parçaları bir torbaya doldurup Zühre'ye getirir. Zühre, ağlaya sızlaya Tahir'in vücut parçalarını yerli yerine koyar ve kırk gün kırk gece ağlayarak Tahir'in ölü bedenini gözyaşıyla yıkar. Kırkıncı gün Zühre'nin hapşırmasıyla Tahir'in bedeni canlanır; ancak hemen ardından, Zühre'nin konuşmasıyla büyü bozulur ve Tahir tekrar ölür; öldükten sonra da boynunun kesildiği yere gömülür.[3]

Varyant 4

Tahir Men Zuhra (Tahir ile Zühre)

Bir han kızı Zuhra ösip yetse, vezimin ulı Tahirge bereyek bolıp ant etken. Eki sebiy bir ormda yatıp, bir ayaktan as isip ösediler. Balalar ösip yetken de aşık boladılar. Bir kere süygennen dayanalmay Tahir zuhradıfi üstine kolm saladı. Sonda Zuhra yırlaydı: (Hanın biri, kızı Zühre büyüyüp yetişince, vezirinin oğlu Tahir'e vermek için yemin etmiş. ki çocuk bir yerde yatıp, bir kaptan yiyip içerek büyürler. Balalar büyüyüp yetişince de birbirlerine aşık olurlar. Bir keresinde sevdiğinden dolayı dayanamayarak Tahir, Zühre'nin üzerine elini koyar. O zaman Zühre, şöyle bir şarkı söyler:)

Zuhra (Zühre):

Yol mınan yoldasımsm, (Yoldayoldaşımsın,)
Sır mınan sırdasımsın,
(Sırda sırdasımsın,)
Kolm mennen al, Tahir,
(Elini benden çek, Tahir,)
Sen menim kardaşımsm
(Sen benim kardaşımsm)

Tahir (Tahir):

Yol mınan yoldaşmman, (Yolda yoldaşınım,)
Sır mınan sırdasınman, (Sırda sırdaşınım,)
Men vezirdin ulıman, (Ben vezirin oğluyum,)
Men kay dan kardaşmman? (Ben nerden kardaşınım?)

Zuhra (Zühre):

Közimdey kördim seni, (Gözüm gibi gördüm seni,)
Özimdey süydim seni, (Özüm gibi sevdim seni,)
Esinde barım, Tahir, (Aklında varım, Tahir,)
Urgan zamannın meni. (Vurduğun zamandan beni.)

Tahir (Tahir):

Ot bolıp yana yanım, (Ateş olup yanar canım,)
İriydi aldı sanım, (Yüzülür ön yüzü bacağımın,)
Bilmeslik etken edim, (Cahillik etmişim,)
Kesersin, Zuhra hanım. (Afedersin, Zühre hanım.)


Zuhra (Zühre):

Sen aşıgımsın menim, (Sen aşıgımsın benim,)
Şarkında yanım senin, (Canım senin çarkında,)
Kel uşayık, Tahirim, (Gel uçalım, Tahir'im,)
Kuşaklap ısla belim. (Kucaklayıp tut belim.)


Tahir (Tahir):

Zuhra, menim yanmasın, (Zühre benim camınsın,)
Derdime darmanımsın, (Derdime dermanımsın,)
Şarkında yanım menim, (Çarkında canım benim,)
Men kurmanın men senin. (Ben kurbanınım senin.)


Zuhra (Zühre):

Süygenmen seni, Tahir, (Sevmişim seni, Tahir,)
Kul ettin ahir meni, (Kul ettin sonunda beni,)
Şarkında yanım senin, (Canım senin çarkında,)
Kimdi süymeyek seni? (Kim sevmez seni?)


Tahir (Tahir):

Erüvler kop bolmada (Güzeller çoğalmakta,)
Karaman eş birine, (Bakmam hiç birine,)
Seni körgende közim, (Seni görünce gözüm,)
Yüreğim bek tebine. (Yüreğim pek heyecanlanmakta.)


Zuhra (Zühre):

Tahir, kaşların kara, (Tahir, kaşların kara,)
Ettin meni avara, (Ettin beni avare,)
Kaytpayakpan bu sözden, (Dönmeyeceğim bu sözden)
Ölsem de yoktı sara (Ölsem de olmaz çare.)


Tahir men Zuhra aşık bolup baslaganda, Tahirdin atası vezir öledi. Han endi öksiz yaska kızın bermeyek boladı. Tahirdi Zuhradan ayırarayak bolıp, han zor man başka yakka bir hıylı yıllarga deyim vede salıp yiberedi. (Tahir ile Zühre aşık olmaya başladıkları bir anda, Tahir'in atası vezir ölür. Han, artık öksüz olan gence kızını vermeyecek olur. Tahir'i, Zühre'den ayırmak isteyerek, zorla, başka yerlere uzun bir zaman dönmemesi için gönderir.)

Keteyekten aldın eki aşık körisedi. Birbirlerine yüregindegilerdi aytadılar. (Gitmeden önce iki aşık görüşür. Birbirlerine yüreğindekileri söylerler:)

Tahir (Tahir):

Özim yuvarıp yettim, (Ben koşturup yetiştim,)
Er kimnin keregine, (
Herkesin ihtiyacına,)
Hannm kızın süygennin (
Hanın kızını sevmek,)
Kıyındı yüreğine. (
Ağır idi yüreğine.)

Zuhra (Zühre):

Kökiregimde tüyin, (Gönlümde kör düğüm,)
Tappayman tüyin küyin,
(Aramam dert keder,)
Dastan ayırılgan künim,
(Dosttan ayrıldığım gün,)
Kıyamet künim bugün.
(Kıyamet günüm bugün.)

Tahir (Tahir):

Dastm doska tilegi, (Dostun dosta dileği,)
Esenliği,amanı, (Esenliği, sağlığı,)
Kelgenge usay, Zuhra, (Gelmişe benzer, Zühre,)
Ayınlmak zamanı. (Ayrılık zamanı.)

Zuhra (Zühre):

Kül boldım tiri etimnen, (Kül oldum canlı adamken,)
Közimnen şıktı yasım, (Gözümden çıktı yaşım,)
Kaytpasafi bu vededen, (Dönmezsen bu sözden,)
Kesiler menim başım. (Kesilir benim başım.)

Tahir (Tahir):

Oynadık birge yaşta, (Oynadık birlikte genç yaşta,)
Aşıklık oyı başta, (Aşıklık fikri başta,)
Kevdemde yanım turıp, (Gövdemde canım dururken,)
Yaşaman sennen başka. (Yaşamam senden başkasıyla.)

Zuhra (Zühre):

Kaygılı yüregimdi, (Kaygılı yüreğimi,)
Yubarttın şükir salıp, (Rahatlattın su serpip,)
Aytkan erüv sözlerin, (Söylediğin güzel sözlerin,)
Kettiler akılım alıp. (Gitti aklımı alıp.)

Söytip Tahirdi uzakka eketip, tutnakka kapaydılar. Zuhra tenleri men kaygı basıp yasaydı. Bir kün kervan arbalar kelip Zuhradm üyinifi kasına tuvardılar. Zuhra Tahir'den habar alayak bolıp, bilerme ekenler dep, kaslarına barıp yır man soraydı: (Böyle yaparak Tahir'i uzağa götürüp, hapse kapatırlar. Zühre arkadaşlarıyla kederli bir şekilde yaşamını sürdürür. Birgün, kervan arabaları Zühre'nin evinin yanına gelip dururlar. Zühre Tahir'den haber almak isteyerek, bilirler mi acaba deyip, yanlarına varıp şarkı ile sorar:)

Zuhra (Zühre):

El kezgen kervansızba? (El gezen kervan mısınız?)
Dertlerge darmansızba? (Dertlere derman mısınız?)
Kaygısı köp Tahir'den (Kaygısı çok olan Tahir'den)
Bir habar algansızba? (Bir haber almış mısınız?)

Kervanşı-Yırşı (Kervancı - Şarkıcı):
.
Sedegerler berimiz, (Tüccarız hepimiz,)
Yat ellerge baramız, (Yad ellere gideriz,)
Tahirnifi kimdi senifi? (Tahir'in kimdi senin?)
Yok onnan habarımız. (Yok ondan haberimiz.)

Sol kervanşılar eldi keze-keze, Tahirdin tutnagı turgan yerge kelip arbalarm tuvaradüar. Sol yerde Tahir terezeden karap yırlaydı: (O kervancılar eli geze geze, Tahir'in tutsak olduğu yere gelip arabalarını durdururlar. O yerde Tahir, pencereden bakıp şarkı söyler:)

Kervan keldi saz mınan, (Kervan geldi saz de,)
Kondılar avaz mınan. (Kondular avaz ile,)
Zuhramnan aynlganı (Zühremden ayrıldı)
Yubanaman saz mınan. (Rahatlarım saz ile.)

Kervanşı-Yırşı (Kervancı - Şarkıcı):

Saz inkar etti mağa, (Saz meraklandırdı beni,)
Yüreğim küydi sağa. (Yüreğim ısındı sana,)
Kim ekenin bileyim, (Kim olduğunu bileyim,)
Atındı söyle mağa. (Adını söyle bana.)

Tahir (Tahir):

Atım Tahirdi menim, (Adım Tahir benim,)
Kaygımnın yoktı sam, (Kaygımın yok ölçüsü,)
Zuhramnın iysi bardı, (Zühremin kokusu var,)
Kayda kördifüz om? (Nerde gördünüz onu?)

Kervanşı-Yırşı (Kervancı - Şarkıcı):

Etpeş özindi zerli, (Etmesene özünü dertli,)
Tutpaş yüreğindi tarh. (Tutmasana yüreğini kederli.)
Yolda yolıkkan edi, (Yolda karşılaşıldı,)
Zuhradm salamı bardı. (Zühre'nin selamı vardı.)

Tahir tutnaktan kaşadı. Keşe Zuhra turgan iydifi terezesine kelip yırlaydı: (Tahir hapisten kaçar. Gece Zühre'nin yaşadığı evin penceresine gelip şarkı söyler:)

Aş terezen, yanım Zuhra, (Aç pencereni, canım Zühre,)
Men ezirmen, kirmege, (Ben hazırım girmeye,)
Seni bir körmeyek üşin, (Seni bir kez görmek için,)
Ezirmen yan bermege. (Hazırım can vermeye.)

Zuhra terezedi aşpaydı. Tahir terezedi özi aşıp kiredi. Karasa Zuhra uyklap yatır. Tahir yanma barıp tagı yırlaydı: (Zühre pencereyi açmaz. Tahir pencereyi kendisi açıp girer. Baksa, Zühre uyumaktadır. Tahir yanına varıp tekrar şarkı söyler:)

Uyan, ey, Zuhra-hanım, (Uyan, ey, Zühre-hanım,)
Men ezirmen, kirmege, (Dertlerime dermanım,)
Seni bir körmeyek üşin, (Göstersene gül yüzünü,)
Ezirmen yan bermege. (Kurban edeyim canım.)

Zuhra uyanmay uyklay beredi. Süyerde Tahir bek şidamsız bolıp, tizine şögip, zuhradıfi betin sıyap yırlaydı. (Zühre hâlâ uyumaktaydı. Orada Tahir sabredemeyip, diz üstü çökerek, Zühre'nin yüzünü okşayıp şarkı söyler.)

Aşık bolganlı sağa (Aşık olalı sana,)
Aldırganman abırım. (Telaşımı giderdim,)
Uyantaga,Zuhram-av, (Uyansana, Zührem-hey,)
Bitti menim sabırım! (Kalmadı benim sabrım!)

Yeti yıl turdım, Zuhra, (Yedi yıl durdum, Zühre,)
Körmege bolmay seni, (Görmeden seni,)
Köz aldınnan taygan sofi, (Göz önünden gittikten sonra,)
Mutkansıfima sen meni? (Unuttun mu sen beni?)

Sonda Zuhra uşıp turıp, tahirdi kuşaklap yırlaydı: (Orada Zühre fırlayıp kalkarak, Tahir'i kucaklayıp şarkı söyler:)

Sensiz künim keşedi, (Sensiz günüm geçer,)
Yüreğim yana, Tahir, (Yüreğim yanar, Tahir,)
Közimnen akkan yasım, (Gözümden akan yaşım,)
Suv bolıp aga, Tahir. (Su olup akar, Tahir.)

Tahir (Tahir):

Zuhramnın yüzi aktı, (Zühremin yüzü aktı,)
Tahir oga bilbildi, (Tahir ona bülbüldü,)
Yanımda Zuhram menim, (Yanımda Zührem benim,)
Yüreğim kuvnak küldi. (Yüreğim güçlü güldü.)

Zuhra (Zühre):

Kaygı mman uyandım, (Kaygı ile uyandım,)
Tenizge keme saldım. (Denize gemi saldım.)
Sennen ayırılganlı, (Senden ayrılalı,)
Şıraysız bolıp kaldım. (Sararıp solup kaldım.)


Tahir (Tahir):

Sen erüv bitken yansın, (Sen güzel yetişmiş cansın,)
Dertlerime darmansın, (Dertlerime dermansın,)
Kel kuşaklayım, Zuhra, (Gel kucaklayayım, Zühre,)
Kaygılı yüreğim kansın. (Kaygılı yüreğim kansın.)


Zuhra (Zühre):

Sen oyla bizge sara, (Sen düşün bize çare,)
Er yüreğindi biylep, (Er yüreğine hükmedip,)
Bolayık yılagamm, (Olalım, ağlayanım,)
Endi oynayık külep. (Artık oynayıp gülen.)


Tahir (Tahir):

Kökiregimdegi yara, (Gönlümdeki yara,)
Zer boldım bara-bara, (Dertli oldum gitgide,)
Senin kaygmnan Tahir, (Senin kaygından Tahir,)
Ne körgen elin sora. (Gördüğü her şeyden halini sora.)


Zuhra (Zühre):

Dertlimen, Tahir, yanım, (Dertliyim,Tahir, canım,)
Dertlerim sosı man solısm, (Dertlerim şöylece solsun)
Zuhradm yanı sağa, (Zühre'nin canı sana,)
Min kere kurman bolsun. (Bin kere kurban olsun.)


Kim turar edi, Tahir, (Kim durur idi, Tahir,)
Dayım yüzine bagıp, (Daima yüzüne bakıp,)
Sermen ayırılgan künde, (Senden ayrıldığım günde,)
Şıktı köz yasım ağıp. (Çıktı göz yaşım akıp.)


Tahir (Tahir):

Ayırılgan kasta tabar, (Ayrılan hasta olur,)
Ayırılmak yaman habar, (Ayrılmak kötü haber,)
Dostan ayırılgan kişi, (Dosttan ayrılan kişi,)
Barıp bolmagan tabar. (Varıp olmayanı bulur.)


Zuhra (Zühre):

Köz yasım aga-aga (Göz yaşım aka-aka,)
Zer boldım sağa bağa, (Hasta oldum sana baka baka,)
Tahir bu yalgan dunıya, (Tahir bu yalan dünya,)
Aramdı sensiz mağa. (Haramdır sensiz bana.)


Tahir (Tahir):

Bir tüs körindi mağa, (Bir düş göründü bana,)
Keleyim dedim sağa, (Geleyim dedim sana,)
Eki iyt aldımnan alıp, (İki köpek önümü çevirip,)
Koymadılar barmaga. (Bırakmadılar varmaya.)

Barmaga koymadılar, (Varmaya bırakmadılar,)
Kestiler menim yolım, (Kestiler benim yolumu.)
Esirtken bu tüş meni, (Sarhoş etti bu düş beni,)
Bilmeymen ofum-solım. (Bilmiyorum sağımı-solumu.)


Zuhra (Zühre):

Tahir karadı bu tüs, (Tahir, gördüğü bu düşün,)
Yahşi tuvıl kelisi. (İyi değil gelişi.)
Yazgandı körmey turıp, (Yazanı görüp durmadan,)
Kazganga kirmey kişi. (Kazana girmez kişi.)


Zuhra Tahirdi yasırıp öz üyinde turgıstadı. Ora anılıp yürgen kaçar bilip, hanga aytadı, han kelip tahirdi kagı da ıslap, kutıkka salıp, suv man yibereyek boladı. Tahirdi suv man yibereyatkanda ol yırlaydı: (Zühre Tahir'i gizleyip kendi evinde tutar. Laf getirip götüren biri bunu duyunca hana söyler. Han gelip Tahir'i tekrar yakalayıp, bir sandığa koyup, ırmağa salacak olur. Tahir'i su ile göndereceği vakit o şöyle bir şarkı söyler:)

Kaygı mınan yubana, (Kaygıya dayana dayana,)
Kül boldım yana-yana. (Kül oldum yana yana.)
Ne yerge atar meni (Nereye atar beni)
Bilmeymen bu zamanda. (Bilmiyorum bu zamanda.)

Zuhra (Zühre):

Kaldık biz avaraga, (Kaldık biz avareye)
Duşpan kirdi arağa. (Düşman girdi araya.)
Seni mennen ayırgan, (Seni benden ayıran,)
Ogırsızlarga kara. (Uğursuzlara baksana.)
.
Kaldırıp ketesin meni, (Bırakıp gidersin beni,)
Alla saklasın seni, (Allah korusun seni)
Kimge kaldırıp, Tahir, (Kime bırakıp, Tahir,)
Amanat ettin meni. (Emanet ettin beni.)

Sen kelge deri Zuhra, (Sen gelene kadar Zühre)
Köz yasın töge tursm. (Göz yaşını döke dursun.)
Mennen baskadı süysen, (Benden başkasını seversen,)
Kılış moyınmdı kıysın. (Kılıç boynunu vursun.)

Tahir (Tahir):

Azaplar şeger Tahir, (Azaplar çeker Tahir,)
Sen rahat bol yerin.de. (Sen rahat ol yerinde.)
Mennen özge disüysen, (Benden başkasını seversen,)
Nesipli bol törinde. (Nasipli ol baş köşede.)

Ne karaysın, Zuhram-av, (Ne dalıyorsun, Zührem hey,)
Ne bar esinde senin? (Ne var aklında senin ?)
Sağa bir dura amanat, (Sana bir dua emanet,)
Mutpassın, Zuhra, meni. (Unutmazsın, Zühre, beni.)

En kızıl gül, Zuhra, (En kırmızı gül, Zühre,)
Meni karaştur, Zuhra, (Bana bakıp dur, Zühre,)
Bir Aliağa amanat, (Bir Allah'a emanet,)
Aman, esen tur, Zuhra. (Sağ salim dur, Zühre.)

Söytip han Tahirdi kutıkka oltırtıp, suvga atadı. Suv man kalkıp barayatkan Tahir bek mıdah bolıp yırlaydı: (Böylece han Tahir'i sandığa oturtup, suya atar. Suda yüzüp gitmekte olan Tahir çaresiz bir şekilde şarkı söyler:)

Mingenim takta para, (Bindiğim tahta parçası,)
Bilmeymen kayda bara. (Bilmiyorum nereye varası,)
Tabılmas izlesem de, (Bulunmaz arasam da,)
Etpege mağa sara. (Benim için çaresi.)

Sol Tahir kalkıp bargan suvdın tömen betinde başka hanlık bolgan. Sol hannın üş kızı bolgan. Sol üş kız "Tahir suvga kutık pan atılgan" değen habardı eşitken ekenler. Sonda kızlardın en kişkeyi yırlaydı: (Tahir'in yüzerek gittiği ırmağın aşağı yüzünde başka bir hanlık varmış. O hanın üç kızı varmış.O üç kız Tahir'in bir sandıkta ırmağa atıldığı haberini işitmiş. Orada bu haberi duyan kızların en küçüğü şarkı söylemeye başlamış:)

Yürürüz kızlar uşayık, (Yürüyünüz kızlar uçalım,)
Şat suvına tüseyik. (Şat ırmağına inelim.)
Kalkıp Tahir keledi, (Yüzerek Tahir geliyor,)
Yardamgayetiseyik. (Yardıma yetişelim.)

Savıp barıp karasalar, kutık kalkıp keleyatır. Kutıktı suvdan şıgarıp, basın aşıp karasalar, işinde Tahir. Süyerde kızlardın en kişkeyi yırlaydı: (Koşup varıp baksalar, sandık yüzerek gelmekte. Sandığı sudan çıkarıp, kapağını açıp baksalar, Tahir içindedir. Orada kızların en küçüğü şarkı söylemeye başlar.)

Aşıktın şerbetine, (Aşığın şerbetine,)
Kömildim batar saklı. (Gömüldüm batacak kadar)
Şıgargaman bir Tahir, (Çıkaracağım bir Tahir,)
Min altın bolar saklı. (Bin altın olacak kadar.)

Kızlar Tahirdi şıgarıp, üylerine eketip saklaydılar. Bir az zaman ketken sofi, Tahirge üş kız da aşık boladılar. Ol üşevi de Tahirge kelip, oran yüregindegin bileyek boladılar. Üyken kız aytıp yırlaydı: (Kızlar, Tahir'i çıkarıp, evlerine getirip saklarlar. Biraz zaman geçtikten sonra, üç kız da Tahir'e aşık olur. Üçü de Tahir'e gelip, onun yüreğindekini bilmek ister. Büyük kız şöyle bir şarkı söyler:)

Üyken Kız (Büyük Kız):

Tahir, kasların kara, (Tahir, kaşların kara,)
Yas künin ozıp bara. (Gençliğin geçip gide.)
Zuhradan ne körgensifi, (Zühre'den ne gördün,)
Özlerge de kara? (Bizleri de görsene ?)


Tahir (Tahir):

Aşıklık muttıradı (Aşıklık unutturur)
Dunyadı, ahıretti. (Dünyayı, ahireti.)
Ömirimde körmedim, (Ömrümde görmedim,)
Zuhraday erüv süvretti, (Zühre gibi güzeli,)

Zuhra menim kanımdı, (Zühre benîm kanımdı,)
Dertime darmanımdı. (Derdime dermanımdı.)
Yanımdı Zuhra menim, (Canımdı Zühre benim,)
Men berer men yanımdı. (Ben veririm canımı.)

Ortansı Kız (Ortanca Kız):

Közlerim menim kara, (Gözlerim benim kara,)
Er edem karar mağa. (Her adam bakar bana.)
Yahşi bir karasana, (İyi bir baksana,)
Zuhra keleme mağa? (Zühre denk mi bana?)

Tahir (Tahir):

Közlerin kara yüzim, (Gözlerin kara üzüm,)
Yoktı sağa da sözim. (Yoktur sana da sözüm.)
Zuhra akılım algan, (Zühre aklımı almış,)
Ondadı eki közim. (Ondadır iki gözüm.)

Kişkeyi (En Küçüğü):

İncidi menim tisim, (İncidir benim dişim,)
Sekerden tetli tilim, (Şekerden tatlı dilim,)
Erüvlik yaktan, Tahir, (Güzellik yönünden, Tahir,)
Atım dunıyaga melim. (Adım dünyaya malum.)

Tahir (Tahir):

Erüvsifi süvret kimik, (Güzelsin suret gibi,)
Kimler de süyer seni. (Herkes de sever seni.)
Vedem bar Zuhra mınan, (Sözüm var Zühre ile,)
Süymeyekpen özgedi. (Sevmeyeceğim ondan özgeyi.)

Tahir tagı da yasırtın Zuhradın yurtına keledi. Kelse, avılda Zuhradın toyı bolıpturı. (Tahir bir kez daha gizlenerek Zühre'nin yurduna gelir. Bir de gelse baksa, köyde Zühre'nin toyu olup durmaktadır.)

Tahir bir eşekke minip, pise kiyimin kiyip, sol toyga baradı. Om oramda körip tanıgan bir pise yırlaydı: (Tahir bir eşeğe binip, bir kadın giysisi giyerek toya varır. Onu, avluda görüp tanıyan bir kadın şarkı söylemeye başlar:)

Eşekke minip bara, (Eşeğe binip gider,)
Tamaşasma kara. (Temaşasını seyreder.)
Tahir kimik yiğitler (Tahir gibi yiğitler,)
Katın süvrette bara! (Kadın suretinde gider!)

Tahir toyga kelse, Zuhra şımıldıktm işinde eken. Kasında bir kız oltırıp küdeydi. Tahir kızlarga karap yırlaydı: (Tahir toya geldiğinde, Zühre şımıldığın içindeymiş. Yanında bir kız oturup beklemekteymiş. Tahir kızlara bakıp şarkı söyler:)

Zuhra vedendi sana, (Zühre sözünü düşünüp,)
Turasın yala-yana, (Durursun yana yakıla.)
Aytanız asıl kızlar, (Söyleyiniz asil kızlar,)
Aşık neden yubana. (Aşık neden teselli bula.)


Zuhra şımıldıktm işinde turıp Tahirdi davazmnan tanıp, yavap beredi. (Zühre şımıldığın içinde durup Tahir'i sesinden tanıyıp, cevap verir.)

Zuhra (Zühre):

Sen de aşıksın bugay, (Sen de aşıksın belki,)
Men de tuvıl man tegin. (Ben de boş değilim.)
Karşımda turıp, Tahir, (Karşımda durup, Tahir,)
Bilmedifi könilimdegin. (Anlamadın gönlümdekini.)

Tahir (Tahir):

Turısın aman, Zuhra, (Sağ-salimsin, Zühre,)
Dertime darman, Zuhra. (Derdime dermansın Zühre.)
Ne tez mıtkansm meni, (Ne tez unuttun, beni,)
Vedendi buzgan Zuhra? (Sözünü bozan Zühre?)

Zuhra (Zühre):

İhtiyar mende tuvıl, (Seçim bende değil,)
Yoktı menim kunahım. (Yoktur benim günahım.)
Incıtpa meni, Tahir, (İncitme beni, Tahir,)
Keler bir künin ahır. (Bir gün sonun gelir.)

Tahir (Tahir):

Tahir kuldı özine, (Tahir kuldu özüne,)
Bilbildi ak yüzine. (Bülbüldü ak yüzüne.)
Erüv söyleysin, Zuhra, (Güzel söylüyorsun, Zühre,)
İnanmak yok sözine. (İnanmak yok sözüne.)

Aşıklık aldı meni, (Aşıklık aldı beni,)
Bolmayman onnan taya. (Ondan vazgeçemiyorum.)
Hannın kızın süygennin, (Hanın kızını sevmenin)
Kıyındı bolar zaya. (Güçlüğü, olur gölge.)

Tahirdin tagı da kelgenin esitip, han kelip, Tahirdi ıslap öltirtedi. "Sermen son men de kalmayman" dep Zuhra da şımıldıktan şıgıp, ölip yatkan Tahirdi kuşaklap, özine özi pışak tıgıp öledi. Halk yıyılıp, Tahir men Zuhradın kevdelerin birge komediler. (Han, Tahir'in tekrar geldiğini işitince gelip Tahir'i yakalayıp öldürtür. "Senden sonra ben de yaşamam " deyip Zühre de şımıldıktan çıkıp, ölüp yerde yatmakta olan Tahir 'i kucaklayıp, kendi kendini bıçaklayarak can verir. Halk toplanarak, Tahir ile Zühre'nin gövdelerini birlikte gömer) [4]

Sinemada Tahir ile Zühre

  1. Tahir ile Zühre (1952, Yönetmen: Lütfi Ömer Akad Oyuncular; Sezer Sezin, Kenan Artın, Settar Körmükçü, Muazzez Arçay, Temel Karamahmut, Sohban Koloğlu, Hamid Mecid, Nedime İbrahim) [5][6]
  2. Tahir ile Zühre (1972, Yıldıray Çınar, Fatma Belgen, Erol Taş, Muazzez Kurtoğlu, Atıf Kaptan
    ) [9]
  3. Tahir İle Zühre (2003, Seyfettin Tokmak, Kısa Film) [7]

Tahir ile Zühre Türbe ve Mescidi

Konya'da Beyhekim Mahallesi'ndedir. Türbe, halk hikayelerine geçmiş, Tahir ile Zühre'ye aittir. Tuğla örtülü bir kubbe olarak yapılmıştır. Mescidin doğusunda tuğla mozaiklerle küçük portale, oradan çapraz kubbeli bir dehlize, oradan da bir kapı ile mescide geçilmektedir. Türbenin alçı rölyeflerle süslü bir mihrabı vardır.[8]

 

Kaynaklar

[1] www.gorselsanatlar.org/mitoloji-ve-ikonografi/tahir-ile-zuhre/
[2] www.karagoz.net/tahirilezuhre.htm
[3] Burak Gökbulut, "Tahir ile Hikayesi Kıbrıs Türk Varyanrı)'nın Yapı Bakımından İncelenmesi", www.turkishstudies.net/eng/sayilar/sayi16/gökbulutburak1179.pdf
[4] ekitap.kultur.gov.tr/Genel/dg.ashx?BELGEANAH=210900&DIL=1&DOSYAISIM=TahirileZuhre.pdf
[5] www.sadibey.com/dosyalar/Basin_Bultenleri/S/Sofor_Nebahat_02.doc
[6] www.turksinemasi.com/filmler/konu.asp?id=225
[7] www.hazanmevsimifilm.com/obj/seyfettin_cv.doc
[8] osmanozkan.com/resimler/turizm/42 konya.doc
[9] wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=92841





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: züleyha, 20.03.2016, 10:01 (UTC):
offfffff çoooooooooook uzun be bunlar biraz daha kısa olsa sanki ne olucak

Yorumu gönderen: zühre demir, 14.03.2015, 11:59 (UTC):
güzel ama azerbeycenca

Yorumu gönderen: rey misteryo, 03.11.2010, 15:59 (UTC):
güzel ama birazdaha iyi yapabilirsin ama sadece konyanının efsanelerini yazın



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36874517 ziyaretçi (103056972 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.