Tarih Boyunca Kurban, II
 

Kurban, İslam, قربان

Tarih Boyunca Kurban, II

Hazırlayan: Akhenaton

20. İslam'da Kurban

Kurban, Allah'a yaklaşmayı Allah yolunda malların feda edilebileceğini, Allah'a teslimiyeti ve şükrü ifade eder.[47] Mal ile yapılan bir ibadettir ve vacibtir.[48] Kurban ibadeti hicretin ikinci yılında eda edilmeye başlanmış ve Peygamber Efendimiz, hicretten itibaren on yıla yakın bir süre hep kurban (Udhiyye) kesmiştir.[49][50]

Kurân-ı Kerîm'de;

إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ. فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ. إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْأَبْتَرُ

«Şüphesiz biz sana Kevser'i verdik. O Halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Doğrusu sana buğzeden, soyu kesik olanın ta kendisidir.» (Kevser Sûresi 1-3) [51]

buyrulmaktadır. Yine;

وَلِكُلِّ أُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنسَكاً لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَى مَا رَزَقَهُم مِّن بَهِيمَةِ الْأَنْعَامِ فَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَلَهُ أَسْلِمُوا وَبَشِّرِ الْمُخْبِتِينَ

«Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır. Şu halde yalnız ona teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!» (Hac Sûresi, 34) [52]

şeklinde emredilmektedir. Peygamber Efendimiz de Hadis-i Şeriflerinde kesilen kurbanın akan kanı ile birlikte sahibinin günahlarının da bağışlanacağını müjdelemiştir "Yâ Fâtıma, kurbanının yanına git! Kesilirken orada bulun! Yere akacak ilk kan damlası ile, geçmiş günâhların affedilir." (İbni Hibbân) Diğer bir Hadisi Şerifte ise; “İnsanoğlu Allah nezdinde, kurban gününde kurban kesmekten daha sevgili bir iş işlememiştir O kurban; kıyamet gününde boynuzları, postu ve tırnakları ile gelir Kurban kanının Allah nezdinde büyük itibarı vardır Kan akıp yere düşmeden kurban kabul olur Kurbanı temiz ve hâlis bir kalp ile Allah'a takdim edin.” (Tirmizî) buyurmak suretiyle kurban kesmenin önemine dikkat çekmişlerdir.[53]

Zeyd bin Erkâm (r.a.) bildirmiştir:

«Ashab-ı Kiram: “Yâ Resûlullah! Şu bayramda kesilen kurban nedir?” dediler. Peygamber Efendimiz (asm): “Babanız İbrâhîm'in sünnetidir” buyurdu. Sahabîler: “Peki, kurbanda bizim için ne sevap vardır?” diye sordular. Allah Resûlü (asm):“Her kıla ve yüne karşılık bir hasene vardır. (Bir hasene en az on sevaptır.)” buyurdu.» [54]

Kurban kesmenin meşrûiyeti Kitap, Sünnet ve icmâ-ı ümmet ile sabittir. Allah Teâlâ'nın Kurân-ı Kerîm'de; "Rabbin için namaz kıl ve kurban kes" (Kevser, 108/2), Hz. Peygamber Efendimizin de "İmkânı olup da kurban kesmeyen bizim namazgâhımıza yaklaşmasın." [55] şeklindeki ifadeleri konunun önemini ortaya koymaktadır. Bu ve benzeri nasslardan hareket eden Hanefi fukahâsı kurban kesmenin vâcip olduğu görüşündedirler.[56][47]

Kurban, Allah'a yaklaşmak maksadıyla ve yalnız O'nun rızasını kazanmak için kesilir. Allah'tan başkası adına hayvan kesmek haramdır ve bu yola tevessül edenleri Peygamber Efendimiz, "Allah'tan başkası nâmına hayvan kesene Allah lânet etsin " [57] şeklindeki ifâdeleriyle uyarmıştır.[47]

Vücûbiyetinin Şartları

Kurban kesecek kimsenin: Müslüman, hür ve yolculuk halinde bulunmayıp mukîm olması, nisab miktarı mala sahip olması [58] gerekir. Akıllı ve bülûğa ermiş olma şartı konusunda ihtilâf vardır. İmam Azam ve İmam Ebû Yûsuf'a göre kurban kesmekle mükellef olmak için akıllı ve bülûğa ermiş olmak şartı yoktur. Zengin olan çocuk veya delinin malından velîsi kurban keser. İmam Muhammed'e göre ise akıl ve bülûğa ermek şarttır. Fetva bu görüşe göredir.[59]

Kâfire kurban kesme vacib olmamakla birlikte eyyâm-ı nahr (Kurban kesme günleri) da Müslüman olana veya bülûğa ermiş olana kurban vacibtir ve kurban kesmesi gerekir.[60]

Seferî olanlar kurban kesmekten muaftır. Bundan dolayı seferîliği gerektirecek yoldan gelen hacılara kurban vücûbiyeti yoktur. Ancak mukîm olan Mekkeliler için bu vücûbiyet düşmez. Eyyâm-ı nahr'da yolculuğa çıkan kişi, vakit çıkmadan mukîm olursa kurbanla mükelleftir. Eyyâm-ı nahr'ın ilk günlerinde mukîm olduğu halde kurban kesmeyen ve son gün sefere çıkan kişiden vücûbiyet düşer.[61]

Kurban kesmede nisab, sadaka-i fitırla mükellef olmaktır. Bu durumdaki Müslümana kurban kesmek vaciptir.[62]

Nisabı eksilten borç, eyyâm-ı nahrda kurbanlığın kaybolması kurbanın vücûbiyetini düşürmez. Kişi vaktin başlangıcında fakir, sonunda zenginleşirse kurban kesmesi gerekir. Kurban kesmekle mükellef olan aldığı kurbanlığı kaybeder ve mal varlığı nisabın altına düşerse eyyâm-ı nahr'da fakir olduğundan yeni bir kurban almaya gerek yoktur. Zengin olduğu halde yerine yenisini alıp keser ve diğerini de bulursa bunu kesmesi gerekmez.[63][47]

Kurbanlık hayvanlar ve bu hayvanlarda aranan Şartlar

Kurban edilecek hayvanlar, koyun, keçi, sığır, manda ve devedir. Vahşi hayvanlardan kurban etmek caiz değildir. Çiftleşen hayvanlardan doğan yavrunun annesi ehlî ise erkeği vahşî'de olsa bu yavrudan kurban etmek câizdir. Çünkü hayvanlarda yavru anneye tâbidir. Koyun ve keçinin bir yıllığı kurban edilir. Ancak altı ayını doldurmuş olan kuzu annesinden ayırdedilemeyecek kadar gösterişli ve semiz ise kurban edilebilir. Oğlak için bu durum geçerli değildir. Sığır ve mandanın iki, devenin ise beş yaşında olanı kurban edilir.[64] Koyun ve keçi bir kişi adına kurban edilebilir. Sığır ve deveye ise birden yediye kadar kişiler ortak olabilir. Ancak ortaklardan her biri Müslüman olmalı ve kurban niyetiyle ortaklığa girmiş bulunmalıdırlar. Et yeme maksadıyla ortaklık kurulursa veya birisi et yeme maksadıyla ortaklıkta bulunursa hiç birisinin kurbanı yerine gelmiş olmaz. Sığır veya deveyi kurban etmek üzere ortaklık kuranlardan her birinin vacip olan kurban niyyetleri şart değildir. Ortaklardan bazısı vacip olan kurban, bazıları nafile, bazıları keffâret kurbanı, ceza kurbanı, Hacc-ı temettü veya Hacc-ı kıran kurbanı, akîka kurbanı gibi değişik niyetlerle oraklıkta bulunabilirler. Kurban kesildikten sonra et, tartı ile eşit şekilde paylaşılmalıdır.[65]

Yaradılıştan boynuzsuz, burma, yenini yiyebilen delirmiş hayvan, çok zayıflamamış olan uyuz hayvan, yaradılıştan kulakları küçük olan hayvan, dişlerinin azısı düşmüş veya dişleri olmadığı halde yemini yiyebilen ve otlayabilen hayvanlardan kurban etmek câizdir.

Bir veya iki gözü kör, kemiğinde ilik kalmayacak kadar zayıflamış, kesileceği yere gidemeyecek derecede topal, kulak veya kuyruğunun yarıdan fazlası kesilmiş veya kopmuş, boynuzunun çoğu kırılmış, memesi kesilmiş, yavrusunu emziremeyen, memesi kurumuş veya memelerinden birisi sütten kesilmiş olan koyun-keçi ile, ikisi sütten kesilmiş sığır-deve, dört ayağından biri kesilmiş olan hayvan, burnu kesilmiş, pislik yiyen hayvanlar etindeki pislik temizleninceye kadar tutulmamış ise kurban olmazlar. Bu konuda ulemadan bazıları şöyle bir genel kaide koymuşlardır: "Hayvandan tam olarak, güzelce istifadeye mani olan her kusur kurbana manidir." Kusur bu durumda değilse kurbana mani değildir. Kurbana mani olan bu kusurlar zengin içindir. Zengin, kurban edeceği hayvanı bu kusurlardan biri bulunduğu halde satın alırsa veya satın aldıktan sonra bu kusurlardan birisi meydana gelirse bu hayvanlar kurban edilemez. Fakir için ise her hâlükârda kesmek câizdir.[66][47]

Kurbanın Vakti

Kurban, eyyâm-ı nahr (Kurban kesme günleri) denilen Zilhicce ayının onuncu, on birinci ve on ikinci günleri kesilir. Onuncu gün kesmek daha faziletlidir. Zilhiccenin onuncu günü ikinci fecir doğmadan önce kurban kesmek câiz değildir. İkinci fecirden sonra Zilhiccenin on ikinci günü güneş batıncaya kadar geçen zaman içinde gece ve gündüz kurban kesilebilir. Ancak geceleri kesmek mekruhtur. Bayram namazı kılınan yerlerde, imam bayram namazında iken veya teşehhüd miktarı oturmadan önce kurban kesilmesi caiz değildir, Selâm verdikten sonra ise kurban kesilebilir. Bayram namazı kılınmayan yerlerde ikinci fecrin doğumundan sonra kurban kesilebilir.[67][47]

Kurban Nasıl Kesilir?

Kurban kesmek için bıçak önceden bilenip hazırlanır ve hayvanın göremeyeceği bir yere konulur. Sonra hayvan ayakları ve yüzü kıbleye gelecek şekilde sol tarafına yatırılır. Hayvanın sağ arka ayağı serbest kalmak şartıyla diğer ayakları bağlanır. Bundan sonra tekbir ve tehlîl getirilir. Arkasından "Bismillâhi Allâhü ekber" denilerek, hayvanın boynuna bıçak vurulur. Nefes ve yemek boruları ile şahdamarı denilen iki ana damarı kesilir. Hayvan soğumaya bırakılır, kanının akması beklenir ve sonra derisi yüzülür. Hayvanı elinden gelirse, kurban sahibinin kendisinin kesmesi menduptur. Kendisi kesemezse, bir Müslüman'a kestirir.[68][47]

Kurbanlıktan Faydalanmak

Kurbanlıktan tüylerinin kırpılması ve sütünün sağılması suretiyle faydalanmak mekruhtur. Eğer kırpılmış ise tüyü ve sütlü ise sütü sağılıp tasadduk edilir. Hatta karışmasın diye alâmet olmak üzere alman tüyleri bile tasadduk etmek gerekir. Eğer kullanılmış ise parası tasadduk edilir.[69] Kurban kesildikten sonra derisi satılmış ise parası tasadduk edilir. Ancak deriden mest, seccade vb. şekilde istifâde edebileceği gibi eve demirbaş eşya almak üzere satmakta da bir sakınca yoktur.[70]

Kurbanın eti konusunda en faziletli tutum üçte birini tasadduk, üçte birini dostlara ikram, üçte birini de evde alıkoymaktır.[71]

Kurbanlık yapmak üzere satın alınan bir hayvan satılıp yerine başka bir hayvan almak câizdir. Eğer paradan arta kalan olursa tasadduk edilir.[72]

Kurbanlığa binmek, onunla yük taşımak veya herhangi bir iş için ondan istifade etmek mekruhtur. Eğer hayvan kullanılır ve değeri noksanlaşırsa eksilen kıymeti tasadduk etmek gerekir. Kiraya verilmiş ise kiradan elde edilen para da tasadduk edilir.[73]

Kurbanın eti, yağı, başı, tüyü, sütü vb.lerinin satışı câiz değildir. Eğer satılmış ise tasadduk etmek gerekir.[74]

Kurbanlık olan hayvan boğazlanmadan önce yavrularsa o da annesiyle beraber kesilir. Bu hüküm kendisine kurban vacip olmadığı halde kurbanlığı satın alıp kendine vacip kılan fakir hakkındadır. Çünkü kurban bizzat o hayvana taalluk etmiştir ki yavrusu da kendisine tabidir. Eğer bu yavru boğazlanmayıp satılırsa parasını tasadduk etmek gerekir. Şayet yavru eyyâm-ı nahr geçinceye kadar boğazlanmaz ve elde tutulursa tasadduk edilir.[75] Zengin, yavruyu eyyâm-ı nahr'dan önce veya sonra kesebileceği gibi eyyâm-ı nahr'da diri olarak tasadduk da edebilir. Eğer eyyâm-ı nahr'da satılmış olursa kıymeti tasadduk edilir. Yavru kesilmez ve satılmaz ise diri olarak tasadduk edilir.[76][55]

21. Kurban İle İlgili Hadisler

«Cimrilerin en kötüsü (vacib olduğu hâlde) kurban kesmeyendir.» (S. Ebediyye)

«Hâli vakti yerinde olup da kurban kesmeyen, namaz kıldığımız yere gelmesin!» (Hâkim)

«Kurbanın postunun her kılına ve her parçasına bir sevab vardır.» (Hakim)

«Kurbanlarınız semiz olsun. Onlar Sıratta bineklerinizdir.» (Zâd-ül mukvin)

«Kurbanın derisindeki her tüy sayısınca size sevab vardır. Kanının her damlası kadar mükâfat vardır. O sizin mizanınıza konacaktır. Müjdeler olsun!» (İbni Mace)

«Kurbanlarınızı gönül hoşluğuyla kesin! Çünkü hiçbir Müslüman yoktur ki, kurbanını kıbleye döndürüp kessin de, bunun kanı, boynuzu, yünü, her şeyi kıyamette kendi mizanına konan sevabı olmasın!» (Deylemi)

«Sevap umarak kurban kesen, Cehennemden korunur.» (Taberani)

«Kurban bayramında yapılan amellerden Allahü teâlâ katında kurban kesmekten daha kıymetlisi yoktur. Daha kanı yere düşmeden Allahü teâlâ, onu muhafaza eder. Onunla nefsinizi tezkiye edin, onu seve seve kesin!» (Tirmizi)

«Kurbanların en hayırlısı boynuzlu koçtur.» (İbni Mace)

«Ya Fatıma, kurbanının yanına git! Kesilirken orada bulun! Kurbanının yere akacak ilk kan damlasıyla, geçmiş günahların affedilir.» (İ. Hibban)

«Kesilen kurban, Kıyamette, etiyle, kanıyla 70 kat büyüyerek mizana konur.» (İsfehani) [77]

22. Sonuç

Kurban ibadetinin tarihi oldukça eskidir. Hz. Âdem (a.s)'ın çocuklarının adakları ile ilgili olarak bizlere ulaşmış olan bilgiler kurban kesme ya da adamanın, adak sunmanın ilk insanla başladığını yani her ümmette olduğunu gösterir niteliktedir:

“Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızk olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine O'nun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık. Sizin Tanrınız tek bir İlâhdır, O'na teslim olun. Allah anıldığı zaman kalpleri titreyen, başlarına gelene sabreden, namaz kılan, kendilerine verdiğimiz rızıktan sarf eden ve Allah'a gönül vermiş olan kimselere müjde et.” [78]

Kurban ibadetinin pek çok hikmeti ve amacı vardır. Kurban sadece et yardımı amaçlı bir ibadet değildir. Hatta etinin dağıtılması bile vacip değil, sünnettir. Bu ibadetin özü Allah'a yaklaştıran maddi bir fedakarlık ve O'nun emrine bir bağlılıktır. Kur'an-ı Kerim kurban ibadetinin eski millet ve topluluklar tarafından yerine getirilen bir ibadet olduğunu ifade etmektedir. Zira, Kur'an-ı Kerim'de: “(Ey Muhammed!) Onlara Adem'in iki oğlunun kıssasını doğru olarak anlat! İkisi birer kurban sunmuşlardı da birininki kabul edilmiş; diğerininki ise kabul edilmemişti..…” buyrulmuştur. (Maide Suresi; 27) Saffat Suresinde de (Ayet: 107); Hz. İbrahim'in oğlu Hz. İsmail'in yerine bir kurbanın, Allah tarafından kendilerine fidye (kurban) olarak verildiği açıkça bildirilmektedir. Ayrıca diğer bazı ayetlerde de kurban ibadeti ile ilgili nasslar mevcuttur.[79]

Bu nokta da Alı Şeriati'nin sorduğu şu soruyu sormalıyız:

«Senin İsmail'in kim? Ancak sen bilebilirsin, başkası değil. Belki eşin, işin, yeteneğin, gücün, cinsiyetin, statün vs. Ne olduğunu bilmiyorum, ama İbrahim'in İsmail'i sevdiği kadar sevdiğin bir şey olmalı. Senin özgürlüğünden çalan, görevlerini yerine getirmeni engelleyen, seni eğlendiren, hakikati duymaktan ve bilmekten alıkoyan, sorumluluk kabul etmektense meşrulaştırıcı sebepler ürettiren ve seni sadece gelecekte senden gelecek yardım için destekleyen ne varsa; işte bunlar onun işaretlerindendir. Onu arayıp bulmalısın. Eğer Allah'a yaklaşmak istiyorsan, (sen de kendi) İsmail'i(ni) Mina'da kurban etmen gerek.» [53]

<< Önceki Sayfa

23. Kaynaklar

[1] Evrim Hikmet Özler, "Opera Repertuvarında Kurban Ritüelleri", www.obarsiv.com/e_voyvoda_0607.html
[2] Gürbüz Erginer, "Kurban, Kurbanın Kökenleri ve Anadolu'da Kanlı Kurban Ritüelleri", Yapı Kredi ve Kültür Yay., İstanbul 1997, s.17.
[3] Ahmet Akyol, "Tarihte Kurban ve Kurban Bayramı", www.yalovamiz.com/article.php?id=1737
[4] Türkçe Sözlük, Yeni Baskı, 2 c., TTK Basımevi. (TDK Yay., 549 Sözlük Bilim ve Uygulama Kolu Yayınları:1), Ankara1988.
[5] Yeni Rehber Ansiklopedisi, "Kurban" maddesi, İhlas Gazetecilik, İstanbul 1993.
[6] ahenkdergisi.com/download/hacvekurban.pdf
[7] Bknz. Cessâs, Ahkâmu'l-Kur'an, III/365; Bağdâdî, el-Meûne, I/657 vd; İbn Hazm, el-Muhallâ, VI/3 vd; İbnü'l-Arabî, Ahkâmu'l-Kur'an, IV/458-462; Merğînânî, el- Hidâye, IV/70; Burhânüddîn el-Buhârî, el-Muhîtü'l-burhânî, VIII/455 vd; İbn Kudâme, el-Muğnî, XI/95 vd;
[8] Öğretim Üyesi Sabri Erturhan (C.Ü. İlahiyat Fakültesi İslâm Hukuku Anabilim Dalı), "Zekat ve Kurbanda Kıymet Ödemesi", Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, cilt X/1, s. 13-47, Sivas, Haziran 2006.
[9] Ali Murat Daryal, "Kurban Kesmenin Psikolojik Temelleri", 2. baskı,. İstanbul 1994, s.309-347.
[10] www.toplumsalbilinc.org/forum/topic-617.0.html
[11] www.so.gen.tr/islam/57189-her-dinde-kurban-kesmek-vardi.html
[12] Selahaddin Bekki (A.Ü. Sos. Bil. Enst. Halkbilimi Doktora Öğrencisi), "Türk Mitolojisi'nde Kurban", Akademik Araştırmalar, Yıl I, Sayı 3, Kış 1996, Sayfa 16-28.
[13] Mircea Eliade, "Ebedi Dönüş Mitosu", Çev. Ümit Altuğ, İmge Yay., Ankara 1994, s.109-110.
[14] Gürbüz Erginer, "Kurban. Kurbanın Kökenleri ve Anadolu'da Kanlı Kurban Ritüelleri. Yapı ve Kredi Yayınları", İstanbul, 1997; 15-85.
[15] H. Tahsi Feyizli, "İslam'da ve Diğer İnanç Sistemlerinde Oruç-Kurban", Öğretmen Yazarlar Dizisi, Milli Eğitim Bakanlığı Basımevi, İstanbul 1993.
[16] C. K. Maisels, "Uygarlıgın Doğusu", (Çev. Alaeddin Senel). mge Kitabevi, Ankara 1999; 307.
[17] Dr. M. Şemseddin Günaltay, "Türk Tarihinin İlk Devirlerinden I . Yakın Şark – Elam ve Mezopotamya". Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1987; VI + 607.
[18] Altan Armutak (İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Morfoloji Anabilim Dalı / Veteriner Hekimliği Tarihi ve Deontoloji Bilim Dalı), "Eski Çağ Uygarlıklarında Kurban Edilen Hayvanlar Hakkında Bir İnceleme", veteriner.istanbul.edu.tr/vetfakdergi/yayinlar/2004-2/makale-14.pdf
[19] Mehmet Zeki Canan, "Ansiklopedik Din ve İnanç Sözlüğü", Fatih Gençlik Vakfı, Matbaası, İstanbul 1983.
[20] Felicien Challeye, "Dinler Tarihi", Çev. Samih Tiryakioğlu, Varlık Yayınları, İstanbul 1960.
[21] Orhan Hançerlioğlu, "İnanç Sözlüğü", Remzi Kitabevi, İstanbul 1975.
[22] Mehmet Aydın, "Dinler Tarihine Giriş", ilaveli 2.bs., Din Bilimleri Yay., Konya, 2002, s.67-73.
[23] www.hakimiyetimilliye.org/index.php/hm-yazarlari/cevat-kulaksiz/516-tarihte-kurban-ve-kurban-adetleri-cevat-kulaksiz.html
[24] septikfikir.wordpress.com/2010/01/14/islam-ibadetleri-kabul-edilen-uygulamalar-ve-gerceklikleri/
[25] M. Naci Önal, “Dağ Kültü, Eren Kültü Şenliklerinin Muğla'daki Yansımaları”, Bilig/Sayı 25: 99, 2003, s.99-124.
[26] Sibel Turhan Tuna (Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Doktora Öğrencisi), "Tevrat'la Kurân'da Kurban Kıssası ve Dalaman'da Bu Kıssanın Sözlü Geleneğe Yansımaları" (Sacrifice-Related Verses in the Old Testament and Koran and its Reflection to the Oral Tradition in Dalaman/Muğla), Millî Folklor, 2010, Yıl 22, Sayı 86.
[27] Besim Atalay Ter. C.III, s.10
[28] Besim Atalay Ter. C.I. s.65
[29] Yaşar Çoruhlu,."Türk Mitolojisinin Anahatları", Kabala Yay., İstanbul 2000, s.15.
[30] Dr. Durmuş Arık (Ankara Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi), "Kırgızlar'da Kurban Fenomeni", AüifO XLVI(2005), sayı I, s. 757.774
[31] J.P. Rouxs, "Türklerin ve Moğolların Eski Dini", 2. Baskı. Çev: Aykut Kazancıgil, İşaret Yayınları, İstanbul 1998, s.191-192
[32] Engin Akgün (Ahmet Yesevi Uluslararası Türk- Kazak Üniversitesi Doktora Öğrencisi), "Şamanist Türk Halklarında Kurban Sungusu ve Kendisine Kurban Sunulan Varlıklar" (Sacrifice to The God in Shamanist Turkish Society and the Assets That are Sacrificed), www.hbektasveli.gazi.edu.tr/dergi_dosyalar/44-81-92.pdf
[33] Abdülkadir İnan, "Makaleler ve İncelemeler", TTK Basımevi, Ankara 1987, s.618.
[34] W. Radloff, "Sibirya'dan", 3, 2. bs., (Çev: Ahmet Temir), Düşünce Eserleri Dizisi, MEB Yay., İstanbul 1994, s.21-22.
[35] W. Eberhard. "Çin'in Şimal Komşuları", 2.bs, (Çev: Nimet Uluğtürk), TTK yay., Ankara 1996, s.69-80.
[36] Bahaeddin Ögel, "Türk Mitolojisi II", TTK Basımevi, Ankara 1993.
[37] M. Fuat. Köprülü, "Edebiyat Araştırmaları", 3.bs., Ötüken Yay., İstanbul 1989, s.72.
[38] Sencer Divitçioğlu, "Oğuz'dan Selçuklu'ya Boy", Konat ve Devlet, 3.bs., İstanbul: YKY, 2003, s.45.
[39] Bahaeddin Ögel, "Türk Kültürün Gelişme Çağları II", MEB Yay., İstanbul 1971, s.151-156.
[40] İbrahim Kafesoğlu, "Türk Milli Kültürü", 13. bs., İstanbul: Boğaziçi Yay., 1995, s.289-291.
[41] Abdülkadir İnan, "Makaleler ve İncelemeler", TTK Basımevi, Ankara 1987, 215-221.
[42] Gürbüz Erginer, a.g.e., s.132.
[43] Hayrullah Örs, "Musa ve Yahudilik", Remzi Kitabevi, 1999, ISBN: 9751406978.
[44] William M. Miller, "Mesih İnanlılarının İnanç ve Uygulamaları", Müjde Yayıncılık, İstanbul, s.59.
[45] Mehmet Akif Ardıç (Akhenaton), "Tolstoy'un Romanlarında İnanç Motifleri" (lisans tezi), KSÜ Fen Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Kahraman Maraş 2004, Dipnot:138, s.83.
[46] William MacDonald, "Kutsal Kitap Yorumu", Yeni Yaşam Yayınları, İstanbul 2000, c.1., s.163.
[47] Saffet Köse, "Kurban", Şamil İslam Ansiklopedisi, www.sevde.de/islam_Ans/K/K2/kurban.htm
[48] www.okurticaret.com/islam/536.htm
[49] Bknz. Tirmizi 20, K.El-Edahi 11,Hadis No: 1507
[50] www.kurbanbagisi.org/
[51] www.diyanet.gov.tr/kuran/meal.asp?page_id=602
[52] www.diyanet.gov.tr/kuran/meal.asp?page_id=335
[53] www.moschee-konstanz.de/Texte/Hz.Ibrahim ve kurban-1.pdf
[54] İbn-i Mâce, Edaha, 3127.
[55] İbn Mâce, Edâhı, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 321.
[56] Serahsî, el-Mebsût, Kahire 1324-31, XII, 8; Kâsânî, Bedâyîu's-Sanâyi', Kahire, 1327-28/1910, V, 61, 62; el-Fetâva'l Hindiyye, Bulak 1310, V, 291.
[57] Müslim, Edâhî, 43-45; Nesâî, Dahâyâ, 34; Ahmed b. Hanbel, a.g.e., I, 108, 118, 152, 217, 309, 317.
[58] Serahsî, a.g.e., XII, 8; Kâsânî, a.g.e., V, 63; el-Fetâva'l-Hindiyye, V, 292
[59] el-Fetâva'l-Hindiyye, V, 293
[60] Kâsânı, a.g.e., V, 63; el-Fetâva'l-Hindiyye, V, 293
[61] Kâsânî, a.g.e., V, 63-64; el-Fetâva'l Hindiyye, V, 293
[62] Kâsânî, V, 64.
[63] Kâsânı, V, 62-64
[64] Serahsî, a.g.e., XII, 9-10; Kâsânî, a.g.e., V, 69-71; el-Fetâva'l-Hindiyye, V, 297
[65] Kâsânî, a.g.e., V, 71-72; Damad, Mecmau'l-Enhur, İstanbul 1328, II, 521
[66] Serahsî, a.g.e., XII, 15-18; Kâsânî, a.g.e., V, 75-77; el-Fetâva'l-Hindiyye, V, 297-299; Damad, a.g.e., II, 519-520
[67] Serahsî, a.g.e., XII, 9; Kâsânî, a.g.e., V, 73-75; el-Fetâva'l Hindiyye, V, 295-296; Damad, a.g.e., II, 518
[68] Mehmed Mevkufâtî, Mevkûfât, (sadeleştiren: Ahmed Davudoğlu), İstanbul 1980, II, 331-332
[69] Serahsı, a.g.e., XII, 14, 15; Kâsânî, a.g.e., V, 78; el-Fetâva'l-Hindiyye, V, 301
[70] Serahsı, a.g.e., XII, 14
[71] Kâsânî, a.g.e., V, 81; el-Fetâva'l-Hindiyye, V, 300
[72] Serahsî, a.g.e., XII, 13
[73] Kâsânî, a.g.e, V, 79
[74] Kâsanî, a.g.e, V, 81; el-Fetâva'l-Hindiyye, V, 301
[75] Serahsî, a.g.e, XII, 14
[76] Kâsânî, V, 78-79; el-Fetâva'l-Hindiyye, V, 301.
[77] www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1167
[78] www.rehberdergisi.com/Rehber.asp?DergiDetay=Saife_Gozlem&RehberOzelNo=365
[79] www.dosteli.org.tr/kurban-ibadeti-68s.htm
[80] Ziya Gökalp. "Türk Medeniyet Tarihi", Toker Yay., İstanbul 1989, s.47.
[81] William MacDonald, a.g.e., s.247.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36921215 ziyaretçi (103140379 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.