Tarihten Yapraklar, VII
 

Tarihten Yapraklar, VII

İnsanlara Takılan At Koşumları

İtalyan kökenli Dominik papazı Ricoldo de Monte Croce' nin doğuyu Hırıstiyanlaştırmak için 13. yüzyılın ikinci yarısında çıktığı seferde rastladığı Türkler ve Yunanlılar hakkında bilgi verirken: «Güvenilir kaynaklardan öğrendiğimize göre Yunanlılar Türklerden öyle çekinirlermiş ki tohum ekmeye ormanda çalışmaya veya bir başka iş yapmaya giderken birbirlerini bağlayabilecekleri at koşumları olmaksızın kentlerinden ve surlardan dışarı adım atmazlarmış...» diye yazdığını [1] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Alparslan'ın Gözyaşları

Malazgirt zaferi ile Anadolu kapılarını Türklere açan Büyük Kumandan Alparslan' ın saray mutfağında her gün elli koyun veya keçi kesilerek fakirlere dağıtıldığını... Sultan'ın divanında sayılamayacak kadar çok fakir kimselerin isimlerinin kayıtlı olup bunlara muntazaman maaşlarının verildiğini... O Koca Sultan'ın bazen tevafuk eseri hasta ve fakir bir kimseyi gördüğü zaman son derece hassasiyete kapılarak teessüründen ağlayıp derhal yardımına koştuğunu [2] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Süleyman

İleride Avrupalı kralların üzengi öpmek için sıraya geçecekleri büyük bir devlet adamı olacak olan Kanuni'nin doğum haberi Yavuz Sultan Selim'e ulaştırıldığında, huşu içinde Kur'an okumakta olan baba Yavuz'un okumakta olduğu Kur'an-ı Kerim'den başını kaldırarak: Adını Süleyman koydum ” deyip Kur'an okumaya devam ettiğini ve o anda okuduğu ayetin mealinin de (Neml Suresi 30. ayet) "O muhakkak ki Süleyman'dandır ve O (mektubun ilk satırı) Bismillahirrahmanirrahim'dir" olduğunu [3] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Kan Davası

Doğuyu Hıristiyanlaştırmak gayesi ile Orta Çağ'da İslam dünyasına misyonerlik faaliyetleri için sefere çıkan Toskanalı Papaz Ricoldo'nun İslam dünyasında gördüklerini 1301'de döndüğü Floransa'da kaleme aldığını... Yazdıkları arasında kan davası (kısas) ile alakalı olarak: «Bir Müslüman bilmeden veya kötü niyetle bir başka Müslümanı öldürdüğünde öldürülenin oğlunun öç alması çok nadir görülür. Ölenin ve öldürenin ortak dostları bir araya gelir cinayeti işleyeni alıp öldürülenin oğluna götürürler. ölenin oğlu katili babasının mezarına götürür ve şöyle der Babamı öldürdün fakat seni öldürmem babamı geri getirmeyecektir. Bir Müslümanın ölmesi kötü bir şeyse, niçin iki Müslüman ölsün' diyerek konuyu Allah'a havale edip katilin de saçlarını keserek serbest bırakırlar.» diye yazdığını [4] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Osmanlı Hukuku

Mohaç Savaşı'nda Türklere esir düşen ve daha sonra Osmanlı ülkesinde gördüklerini "Türklerin Gelenek ve Görenekleri" isimli kitapta toplayan Macar asıllı Bartholomaus Georgievic'in, Osmanlı adalet anlayışı ile alakalı olarak; «Türkler ve Hıristiyanların hâkimleri aynıdır. Müslümanlar arasından seçilen hakimler, ayrım gözetmezler, herkese aynı adaleti uygularlar. Öldüren, öldürülür; hırsızlık yapan veya zorla bir şey alan, asılır Pazarda sütünü satan bir kadının sütünü içen ve parasını ödemeyen bir "lenitzeren" (yeniçeriye) de aynı kaide uygulandı Ben, buna Şam'da şahit oldum.» diye yazdığını [5] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Osmanlı'da Diş Kirası

Osmanlı medeniyetinin güzel ananelerinden biri olarak hali vakti yerinde olan ailelerin Ramazan'da iftara davet ettikleri misafirleri uğurlarken "diş kirası" adı altında bir miktar para veya kıymetli eşyayı hediye ettiklerini... Tanzimat ricâlinden Rıfat Paşa'nın bir Ramazan sonu kahyasının getirdiği diş kirası hesabını tetkik ederken yekûnun 5000 altın olduğunu okuyup; "Çok şükür bu Ramazan'ı ucuz atlattık." dediğini [6] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Osmanlı'da İsim Kültürü

Toplumumuza yerleşmiş isim kültürünün bir parçası olarak "göbek adı koymak" diye bir geleneğimizin olduğunu... Yeni doğan bir bebeğin, eğer yaşamazsa onun kavmiyetini belirlemek yani Müslüman olarak ölmesi için kulağına Ezan-ı Muhammedî okunup esas ismi verilinceye kadar geçerli olmak üzere göbeği kesilirken hemen bir isim konduğunu... Bu göbek adının genellikle erkek olursa "Mehmed" veya "Ali"; kız olursa da "Fatma" veya "Ayşe" konulduğunu [7] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Felç

Yirmi yedinci Osmanlı Padişahı I. Abdülhamid (1725-1789) döneminde Tuna boylarında Osmanlı-Rus Savaşı devam ederken, savaşın komutanı Koca Yusuf Paşa'dan padişaha bir mektup gelip, mektupta Özi kalesinin düşmanın eline geçtiği ve 25 bin masumun Ruslar tarafından vahşice katledildiği haber verildiğini... Günlerdir, vatanından koparılan topraklardan dolayı içi kan ağlayan müşfik padişahın bu haber üzerine "Ah, mel'unlar!" diye bağırarak aniden tahtından yere yıkıldığını ve üzüntüsünden felç gelip Hakk'ın rahmetine kavuştuğunu [8] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Vatan Aşkı

Amerikalıların Japonya üzerine iki atom bombası atıp Japonları mağlubiyete uğratması üzerine, Japon halkının kitleler halinde imparatorları Hirohito'nun sarayının önüne gelerek harakiri" yapıp meydanı kan gölüne döndürdüklerini... Amerikalı general Mc Arthur' un Hirohito'nun sarayına koşup; "Bu saçmalığı durdurun!" demesi üzerine, Hirohito'nun balkondan halka seslenip: «Ey Japon milleti! Gerçekten yenildik. Bugün önümüzde iki yol var. Birincisi harakiri. Ben de size katılacağım. Ama ikinci bir yol daha var ki, o da şu: Amerikalılarla mücadelemize devam edelim. Askeri cenahta yenildik. Onlara ekonomik bir savaş açalım. ülke ekonomisini canlandırıp doların sırtını yere vuralım. Tercih sizin!» dediğini ve Japonların ikinci yolu tercih edip, bugün birçok alanda Amerikalıların sırtını yere getirdiklerini [9] BİLİYOR MUYDUNUZ?

20. Yüzyıl Japon - Amerikan Savaşları

Pearl Harbour baskınından yarım yüzyıl sonra Amerika Birleşik Devletleri ile Japonya arasındaki savaşın bir başka sahada devam ettiğini... Psikoloji profesörü olan ünlü Japon yazarı Shyu Kishida'ya göre Amerikan şirketi battığında, Japonların bir Amerikan uçak gemisi batırmış gibi sevindiklerini... Amerikan General Motor şirketinin 70 bin işçiyi işten çıkaracağının haberi Tokyo borsasının ekranına yansıdığında genç Japon brokerlerin (simsar) zafer işareti yaptıklarını [10][11] BİLİYOR MUYDUNUZ? [*12]

Kaynaklar

[1] Onur Bilge Kula, "Alman Kültüründe Türk İmgesi", Gündoğan Yayınları, Ankara 1993, s.46.
[2] El Mevdûdî, "Ebû'l Alâ: Selçuklular Tarihi", s.257.
[3] Mehmet Doğan, "Kurân ve Tarih Önünde Türkün Muhasebesi", Ocak Yayınları, Ankara 1992, s.276.
[4] Onur Bilge Kula, a.g.e.
[5] Onur Bilge Kula, a.g.e., s.165.
[6] Hayat Tarih Mecmuası, Ocak 1969, sayı:12.
[7] Osmanlı Ansiklopedisi, Ağaç Yayınları, İstanbul 1993, cilt:5, s.131.
[8] Çetin Sungur, "Özü Katliamı", Sızıntı Dergisi, Ekim 1988, sayı:116, s.331.
[9] Prof. Dr. Mim Kemal Öke, Türkiye Gazetesi, 25 Ekim 1989.
[10] Bülten, Araştırma ve Kültür Vakfı, Ocak / Şubat 1992
[11] Hürriyet Gazetesi, 13 Ocak 1992.
[12] İbrahim Refik, "Tarih Şuuruna Doğru", TÖV Yay., İzmir 1995.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: İdris, 15.06.2010, 16:24 (UTC):
ALLAH Razı Olsun!

Yorumu gönderen: İdris, 14.06.2010, 12:56 (UTC):
ALLAH Razı Olsun!



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36655874 ziyaretçi (102672605 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.