Tarihten Yapraklar, XI
 

Tarihten Yapraklar, XI

Şark ve Garpta Temizlik Kültürü

Orta Çağ Fransa'sında saray ve tiyatrolarda bile umumi helaların bulunmadığı bir zamanda su medeniyetinin başşehri İstanbul'da 1400'ün üzerinde umumi hela bulunduğunu... Yine aynı dönem Avrupa'sında akan su ile temizlenmenin bilinmeyip bir kaba doldurulan su ile tekrar tekrar el yüz yıkandığını... Buna karşılık Osmanlı şehirlerinin her biri bir sanat şaheseri olan çeşmelerle donatılmış olduğunu [1] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Ciğercilik Mesleği

Ecdadımızda "ciğercilik" diye bir mesleğinin bulunup. bu meslek erbabının uzun bir sırığın ucuna taktıkları ciğerleri mahalle ve çarşılarda dolaştırdıklarını... Yolda bu ciğerciye rastlayan hayırsever insanların ciğerleri satın alarak etraftaki aç kedi ve köpeklere dağıtıp sevap kazanmayı gaye edindiklerini [2] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Selahaddin Eyyubî'nin Serveti

Hayatı i'la-yı kelimetullah adına hep at sırtında geçmiş. Kudüs’ün Haçlıların elinde olmasından dolayı gülmeyi kendisine haram kılmış olan büyük İslam mücahidi Selahaddin Eyyûbi’nin vefat ettiği zaman yanında bulunan komutanlardan Mahmut Han'ın, onun elinde tuttuğu kılıcı havaya kaldırıp:
“Ey cemaat-i Müslimin! İşte hükümdarınızın bütün serveti bu kılıçtan ibarettir.” diye haykırdığını [3] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Çatırtı

Fransa İmparatoru III. Napolyon'un, o sırada Paris'te Osmanlı Büyükelçisi olarak bulunan Ahmet Vefik Paşa'ya: "Paşa, işitiyorum, Osmanlı Devleti çatırdıyor." demesi üzerine, Vefik Paşa'nın gayet vakur bir şekilde: "İstanbul buraya uzaktır , ses duyulmaz... O duyduğunuz sizin imparatorluğunuzun çatırtısıdır." cevabını verdiğini [4] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Abdullah Cevdet

Dr. Abdullah Cevdet'in(1869/l932) çıkarmış olduğu dergilerindeki yazılarıyla hayatı boyunca İslâmî değerlere hücum ettiğini... En büyük hedefinin "halk arasında dinin nüfuzunu kırmak" olduğunu söyleyen bu ateist adamın ölüp de cenazesinin Ayasofya Camisi'ne getirildiğinde cemaatin cenaze namazın kılmadığını ve bunun üzerine cenazesinin götürülmek istendiğini... Cenaze arabası bulunmaması üzerine Fener Rum Patrik hanesi'nden bir cenaze arabası istenip haç işaretli bu cenaze arabasına konularak götürüldüğünü [5] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Öl De Köye Dönme

1. Cihan harbinin bütün cephelerde devam ettiği, vatanın her tarafından barut ve kan kokusunun yayıldığı, 1915 senesi sonbaharının serin ve yağışlı günlerinin birinde, ak saçlı beli bükülmüş, soluk benizli ihtiyar bir ananın, Bilecik istasyonundan "Sögüt'ün Akgünlü köyünden Mehmet oğlu Hüseyin namlı" tazecik oğlunu cepheye uğurladığını... Uğurlarken de: "Hüseyin'im, yiğit oğlum benim!.. Dayın Şıpka da baban Dömeke'de, ağabeylerin Çanakkale'de şehit düştüler. Bak, son yongam sensin. Eğer minare de ezan sesi kesilecekse, camilerin kandilleri sönecekse sütüm sana haram olsun. Öl de köye dönme. Yolun Şıpka'ya uğrarsa dayının ruhuna bir Fatihayı okumayı unutma. Haydi oğul, Allah yolunu açık etsin." diyerek bağrına basıp uğurladığını [6] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Haysiyetli Bir Haykırış

İzmir Valisi İzzet Bey'in Yunanlıların İzmir'i işgal etmesi ne karşı çıkılmamasını söylemesi üzerine il müftüsü Rahmetullah Efendi'nin: «Vali Bey!.. Bu sakalım kanımla kızarabilir ama bu alına Yunan alçağını sükunet ve tevekkülle selamlamış olmanın karasını sürerek huzur-u İlahiye çıkamam!» diyerek haysiyetli bir çıkış yaptığını [7] BİLİYOR MUYDUNUZ?

İzmir'de Vahşet

15 Mayıs 1919 tarihinde İngilizlerin kışkırtmalarıyla Ege bölgemizin incisi İzmir'i işgal eden Yunan askerlerinin Kordon boyu'nda genç-ihtiyar çoluk-çocuk demeden yüzlerce insan vahşice katlettiklerini... Sahil kıyısındaki askeri gemilerde beklerken olanları gören ve Türk düşmanlığı ile şartlandırılmış İngiliz askerlerinin dahi yapılan insanlık dışı vahşete tahammül edemeyerek gemide isyan alametleri göstermeleri üzerine gemilerin denize açılmak mecburiyetinde kaldığını [8] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Çok Şükür Sol Kolum Yerinde Duruyor

Fransız ordusunun meşhur kumandanlarından General Guro'nun Çanakkale Savaşı'ndan sonra İstanbul'a gelip, karşılaştığı ilk Türk kumandanına, Çanakkale'de Türklerin gösterdiği destansı mücadelenin tesirinin bir ifadesi olarak: "Sağ kolumu Çanakkale'de verdim; ama bir Türk generalini selamlayabilmek için çok şükür sol kolum yerinde duruyor." diyerek hayranlığını ifade ettiğini [9] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Halkın Hizmetinde Olan Devlet

Devletin, o ülke vatandaşının hizmetinde bir müessese olarak çalıştığı İngiltere'de, en üst seviyedeki bir kamu görevlisinin dahi, en sade vatandaşa yazdığı bir yazıda veya dilekçesine verdiği cevapta; "Sadık Hizmetkârınız-your obedient servant" diye imza attığını [10] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Kaynaklar

[1] Necdet Sevinç, "Osmanlılarda Sosyo-Ekonomik Yapı", Kutsan yayınları, İstanbul 1978, s.115.
[2] M. A. Ubucini, "Türkiye 1850", c.2, Tercüman 1001 Eser, s.455.
[3] Burhan Bozgeyik, "Meşhurların Son Anları", Türdav, İstanbul 1993, s.205.
[4] Sızıntı Dergisi, Ocak 1987, s.96, s.481.
[5] Burhan Bozgeyik, a.g.e., s.310.
[6] Aynur Mısıroğlu, "Kuvay-ı Milliyenin Kadın Kahramanları", Sebil Yayınları, İstanbul, s..44.
[7] Vehbi Vakkasoğlu, "İz Bırakanlar", Cihan Yayınları, İstanbul 1987, s.11.
[8] Dr. Selahaddin Tansel, "Mondros'tan Mudanya'ya Kadar", c.4, İstanbul 1973, s.1950.
[9] Yakın Tarihimiz, 5 Nisan 1962, c.1, sayı:6, Vatan Gazetecilik A.Ş., İstanbul, s.194.
[10] Said Çekmegil, "Tilki Tuzağı", Timaş, İstanbul 1991, s.12.
[11] İbrahim Refik, "Tarih Şuuruna Doğru", TÖV Yay., İzmir 1995.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: İdris, 01.07.2010, 17:36 (UTC):
ALLAH Razı Olsun!



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36744661 ziyaretçi (102830268 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.