Tarihten Yapraklar, XVII
 

Tarihten Yapraklar, XVII

Gazneli Mahmud'da Mânâ Boyutu

İ'la-yı Kelimetullah için durup dinlenmeden arka arkaya yaptığı seferler ile tevhidin bayrağını Hindistan içlerine kadar ulaştırarak tarihin kaydettiği ender komutanlardan biri olan Gazneli Mahmud'un, maddenin fatihi olduğu kadar mananın da fatihi olduğunu... .Her gece üzerindeki padişahlık elbisesini çıkartıp eski bir elbise giyerek sabaha kadar kulluk şuuruyla Rabbine yalvarıp yakardığını ve kendini daima kusurlu görüp; "Ben, ne emreden sultan; ne büyük bir fâtihim. Bu dergâha yüz süren, zavallı bir fakirim. Elimden, amelimden hiçbir şey hasıl olmaz. Ancak Sen'in lütuf elin, inşallah olur yârim." diyerek Yüce Mevla'dan mağfiret dilendiğini [1] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Yavuz Sultan Selim'de Kulluk Şuuru

Makedonya kralı Büyük İskender'in, Mısır'ı işgal ettiği zaman kendisinin Yunanlılar için haşa ilah kabul edilen Jüpiter yıldızından geldiğini iddia ederek, uluâhiyet davasında Firavun'u taklit ettiğini... Buna mukabil Yavuz Sultan Selim'in, Mısır tahtına nail olduğu zaman: Mülk, "Allah'ındır şayet benim veya başka bir kimsenin yeryüzünde parmak ucu kadar toprağı olsa bu Allah'la ortaklık değil midir?" diyerek kulluk şuuruyla secde-i şükre kapandığını [2] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Yedi Ben

Yavuz Sultan Selim Han'ın doğumundan az bir zaman önce babası II. Bayezid'in sarayına gelen bir dervişin:

"Bugün bu hanedandan bir erkek çocuk dünyaya gelecektir ve babasının yerine geçecektir. Vücudunda yedi ben bulunacaktır ve onların miktarınca alişan beylere galebe edecektir."

diyerek ortadan kaybolduğunu... Hakikaten de Yavuz Sultan Selim'in altı yıl gibi kısa süren hükümdarlık döneminde yedi tane devleti yeryüzü haritasından sildiğini [3] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Sultanlık Stajı

Osmanlı Şehzadelerinin küçük yaşlardan itibaren ileride devleti yönetebilecek şekilde çok ciddi bir eğitime tabi tutulduklarını ve buluğ çağına gelince de (yani günümüz nesillerinin sokakta çember çevirdikleri bir yaşta) bir nevi "sultanlık stajı" anlamına gelen önemli vilayetlerin başına Sancakbeyi olarak tayin edilip devlet idaresini tatbiki şekilde öğrenmelerinin sağlandığını... Böylece ilerisi için onlar devleti tanırken devletin de onları tanıma fırsatı bulduğunu [4] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Kervansaraylar

Osmanlıların, yaptıkları her işte Allah'ın rızasını gözetme düşüncesinin bir eseri olarak, yolcuların istifade etmeleri için, o zamanın şartlarına göre bir günlük yolculuk mesafesi olan 50-60 kilometre aralıklarla kervansaraylar inşa ettiklerini... Bu kervansaraylarda ırk, din, millet ayrımı gözetmeksizin herkesin misafir kabul edilip üç gün müddetle ücretsiz yedirilip, içirilip hayvanlarına bakıldığını... Yolcuların istirahattan sonra, sabah mehterin eşliğinde uğurlandığını ve uğurlama esnasında kervansaray vazifelilerinin "Ey ümmeti Muhammed! Canınız, malınız tamam mıdır?" diye nida etmesi üzerine yolcuların da: "Cümlesi tamamdır, Cenabı Hakk, hayrat sahibine rahmet eyleye" diye karşılık vererek dualarla yolcu edildiklerini [5]

Şeyh Şamil'in Cihad Nişanları

Kafkasya istiklal mücadelesinin efsanevi dava adamı Şeyh Şamil'in, bu mukaddes cihatta ölümü göze alarak büyük fedakarlıklar gösteren gazilerine hatıra olarak, hilal şeklinde ve üzerinde Arapça olarak: "Kılıç Cennet'in anahtarıdır", "Sonunu düşünen cesur olmaz", "Yiğide Cennet yeri açıktır" ve "Ecel gelmedikçe ölüm olmaz" yazan nişanlar hediye ederek taltif ettiğini [6] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Türklerin Korkutan Hatıraları

Çarlık Rusyası'nın Balkanlar'ı Osmanlı'dan koparmak gayesi ile Balkan milletlerine gizliden gizliye silah dağıtıp, bir yandan da fitne tohumları ekerek ayaklandırmaya çalıştığını... Bu iş için vazifelendirilen Rus generali Çirnayev'in 1877 yılında Bulgaristan'dan Çar'a gönderdiği gizli raporda;

"Buralarda hiç yoktan ordular meydana getirdim Bu askerleri ölüme sevk ediyorum Fakat bu insanları sendeleten bir engel var Türklerin yaşayan hatıraları! Ölümden korkmayanlar bu hatıralardan korkuyorlar Yalnız Türkleri değil, onların tarihlerini de yenmek lazım. Onlarda herhalde bir sihirbaz zekası var Bir değil birkaç istila bile, onların iliklerine işleyen gizli üstünlüklerini yıkmaya bence kafi gelmeyecektir"

diye yazarak oldukça ibretli bir itirafta bulunduğunu [7] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Bir Siyaset Dahisinin Ölümü

Devrinin en buhranlı döneminde devraldığı Osmanlı Devleti'ni 33 yıl süreyle dahice politikalar takip ederek yöneten Ulu Hakan Abdülhamid Han'a kıblesi batıya ayarlı yerli aydınlarca birçok iftiralar atılıp Batılı ağzıyla "kızıl sultan" denmesine karşılık dönemin İngiltere Hariciye Nazırı Sir Edward Grey'in Sultan Abdülhamid'in vefatını öğrendiği zaman: "Ne büyük kayıp! Hasmımdı; ama, onun ölümü ile diplomasi mesleği, artık şevkini kaybetti" dediğini [8] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Nurdan Zulmete

Batılı sömürgeci ülkeler tarafından vatanımızın dört bir yandan kuşatılarak Türk milletinin kaderinin tayininin söz konusu olduğu İstiklal Savaşı'nın o kan kokulu günlerinde:

«Her çehre bize yabancı
Bâri, Sen bir parça acı
Süründürme altın tâcı
Bize yardım et Yâ Rabbi!...»

diyerek Kâbe'ye yönelip Rabbine yalvaran şair Kemaleddin Kamu'nun savaş sonrası Cumhuriyet döneminde ise:

«Ne örümcek, ne yosun
Ne mûcize ne füsûn
Kâbe, Arab'ın olsun
Bize Çankaya yeter...»

diyebilecek kadar özünden uzaklaşıp değerlerimizi yitirerek tefessüh ettiğini [9] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Toprağın Bereketi Artar

Bir yazarımızın askerlik yaptığı yıllarda Gaziantep'te bir köylünün tarlasında tank manevrası yapmak zorunda kalıp daha sonra tarla sahibinden özür dilediğini ve o Anadolu köylüsünün bütün samimiyetiyle: «Ayıp ettin yeğen, Devletin tankının tarlamızı çiğnemesi bizim için şereftir Toprağımızın bereketi artar.» diye cevap verdiğini [10][11] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Kaynaklar

[1] İbrahim Refik, "Efsane Soluklar", T.Ö.V. Yayınları, İzmir 1992, s.159.
[2] İbrahim Refik, a.g.e., s.50.
[3] İbrahim Refik, a.g.e., s.2.
[4] İbrahim Refik, a.g.e., s.3.
[5] Yıllar Boyu Tarih Dergisi, Kasım 1981, s.36.
[6] İbrahim Refik, a.g.e., s.82.
[7] İbrahim Refik, a.g.e., s.126.
[8] İbrahim Refik, a.g.e., s.133.
[9] Recep Şükrü Apuhan, "İhanetin Türküsü", Timaş, İstanbul 1986.
[10] Recep Şükrü Apuhan, a.g.e.
[11] İbrahim Refik, "Tarih Şuuruna Doğru", T.Ö.V. Yay., İzmir 1995.



Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: İdris, 04.07.2010, 07:40 (UTC):
ALLAH Razı Olsun!



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36893749 ziyaretçi (103090615 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.