Tarihten Yapraklar, XXII
 

Tarihten Yapraklar, XXII

Batıda Yemek Kültürü

İsviçre'nin Branderburg Prensi, ziyafete çağırdığı bir derebeyine gönderdiği davetiyenin meşruhat (açıklama) hanesine:

«Eti yedikten sonra kemiği arkaya atmak yok! Yağlı ağzını yenine silmek yok! Tabağı kaldırıp altına tükürmek yok.»

diye yazmak mecburiyetinde kaldığını [1] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Pis Kokusundan Dolayı Kovulan Elçi

Veli lakaplı II. Bayezid'in padişahlığı döneminde İstanbul'a, Moskova kralının elçisi sıfatıyla Mihail Plachtneef isimli birinin geldiğini... Bu adamın, insanı istifra ettirecek kadar pis kokmasından dolayı yıkanması için hamama götürüldüğünde, bu keferenin hayatında hiç hamam görmemiş olup yıkanmak ve çamaşır değiştirmek adetine aşina olmadığı ve kimse ile görüştürülmeden pisliğinden dolayı İstanbul'dan kovulduğunu [2] BİLİYOR MUYDUNUZ?

İmam Buhari'nin Çocukluğu

İmam Buhari Hazretleri'nin küçük yaşta ilim tahsiline başlayıp, sübyan mektebinde iken 15000 hadis ezberlediğini ve buluğa ermeden de İbn-i Mübarek Hazretleri'nin kitaplarını ezberlediğini... Telif eser yazmaya başladığında henüz daha yüzünde sakal çıkmadığını [3] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Hakk-ı Tesbit

Ahmet bin Hanbel Hazretleri[4]'ne:

«Tehdit altındasın, kalbinle imanında sabit kalarak yalnız dilinle istediklerini söylesen olmaz mı?»

dediklerinde, Büyük İmam'ın:

«Olmaz. Alimler hakkı söylemekten kaçarsa, cahiller ne yapar? Böyle olursa hakk-ı tesbit nasıl olur?»

cevabını vererek gerçek alimin nasıl olması gerektiğini gösterdiğini [5] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Mimar Koca Sinan'ın Büyüklüğü

Bütün Rönesans mimarlarının arayıp durdukları merkezi plan şemasını en mükemmel bir şekilde gerçekleştirmenin ancak Mimar Koca Sinan'a nasip olduğunu [6]

Koca Mimar'ın fütuhat, saltanat, ilim ve sanat bakımından en muhteşem devrinde büyük bir imar kudretinin başında, şöhretli bir insan olmasına rağmen, yazma nüshalarda "mur-u natuvan" (güçsüz karınca), imzasında "El-fakir Sinan Sermamaran-ı Hassa"; beyzi mührünün ortasında imzasında "El-fakir ü'l-hakir Sinan"; kenarında ise:

"Sermimaran-ı hassa müstemend
Bende-i miskin kemine dermend"

(Fakir, aciz, hassa sermimaranı, dertli, değersiz, miskin bendeleri)

diye kendisini tanıtarak yalnız mimarinin değil, tevazuun da üstadı olduğunu gösterdiğini [7] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Bibliyoman

18. yüzyıl sonlarında yaşamış ve bugünkü İstanbul Millet Kütüphanesi'nin kurucusu olan Ali Emiri Efendi'nin bir bibliyoman(kitap hastası) olduğunu... Elinde bulunan güzel bir Arapça kitabın kendisindeki noksan olan ikinci cildini temin etmek için mevcut olduğunu öğrendiği Yemen'e tayinini çıkartmak istediğini [8] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Yunandan İnsanlık Dersi (!)

İstiklal Harbi senelerinde, Yunanlıların Ege bölgesini işgal etmesinden sonra İzmir'e gelen Yunan Kralı'nın civar kasabalardan birini teftiş ederken, şehit edilerek hendeğe atılmış bir sivilin cesedini gördüğünde;

«Bu kokmuş ölüyü neden gömmüyorsunuz?»

diye sorduğunda, yanındakilerin de

«Halka ibret olsun diye bırakıyoruz.»

karşılığını vermeleri üzerine bir krala değil, bir cellada bile yakışmayan:

«Başka öldürecek Türk mü yok? Bu pisliği kaldırın ve başkasını öldürüp onun yerine atın!»

emrini verdiğini [9] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Anadolu'da Medeniyet Vesikası

Lozan görüşmeleri sırasında İngiliz Başvekili Lloyd George'nin:

«Türklerin, şimdi hak istedikleri Anadolu'da nesi var? Orada medeniyet vesikası olarak ne kalmışsa Yunan'ın, Roma'nın, Bizans'ındır Türklerin Anadolu'daki evleri sazdan ve kerpiçten harabelerden ibarettir Şimdi böyle bir alemi veya onun güzel parçalarını Türklere nasıl bırakırsınız?»

demesi üzerine henüz aklını ve vicdanını yitirmemiş bir batılı düşünür olan Eugene Pitard'ın Cenevre'nin ünlü bir gazetesinde Lloyd George'ye cevap olarak:

«Efendiler, Konya'daki İnce Minare'nin kapısı ile, İstanbul'daki muhteşem Süleymaniye'nin kubbelerini yapan millete karşı böyle söylenemez. Haddinizi biliniz.»

diye harika bir cevap verdiğini [10] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Mehmet Akif'i Büyük Yapan Meziyet

Vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un, İstiklal Marşı müsabakasındaki birinciliğinden dolayı kendisine zorla verilen 500 lirayı, fakr u zaruret içinde olmasına rağmen, fakir kadın ve çocuklara bir maişet temin etmek üzere kurulmuş olan "Darü'l Mesai"ye bağışladığını...

Halbuki İstiklal Marşı kabul edildiğinde, Mehmet Akif'in cebinde, Zonguldak milletvekili Hayri Bey'den borç aldığı iki lirasının olduğunu ve milli marş için 500 lira teklif edildiği günler de 140 lira ile Ankara'da bir çiftlik alınabildiğini...

Paltosu dahi olmadığı için kışın bile ceketle dolaşan bu idealist şairin, çok soğuk günlerde ise, arkadaşı Baytar Şefik (Kolaylı)'dan muşambasını ödünç olarak giydiğini...

Baytar Şefik'in birgün: «Akif Bey, hiç olmazsa kendine bir palto alsaydın...» demesi üzerine, ona darılıp iki ay konuşmadığını...

Burdur Meb'us'u olarak I Millet Meclisi'ne seçildiğinde ailesine: «Biz, bu maaşı hak etmiyoruz ya... Ama, pek hak etmiyoruz da denemez. Elimizden geldiği kadar nihai zafer için çalışıyoruz.» dediğini [11][12] BİLİYOR MUYDUNUZ?

Nasipsiz Ahmak

Necip Fazıl Kısakürek merhumun, kendisine

«İslamiyet deyince burnuma ayak kokusu gelir.»

diyen ihtiyar gazeteciye;

«Senin o burnuna gelen, İslamiyet'in değil; kendi ciğerinin pis kokusudur Sen, bir mücerredi, bir müşahhastan ayıramayan ahmaksın!»

diye cevap verdiğini [13] BİLİYOR MUYDUNUZ? [14]

Kaynaklar ve Dipnotlar

[1] Samiha Ayverdi, "Bağ Bozumu", Hülbe Yayınları, İstanbul 1987, s.71.
[2] Murat İlhan, "Tarihten Bugüne", 14 Ekim 1990, Zaman Gazetesi.
[3] Prof. Dr. İbrahim Canan, "İslam'da Zaman Tanzimi", Cihan Yayınları, İstanbul 1988, s.74.
[4] Velîlerin büyüklerinden ve Ehl-i sünnetin amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imâmı.
[5] Bekir Berk, "Doğu Olayları", Yeni Asya Yayınları, İstanbul 1991, s.137.
[6] Ergün Göze, "Soruşturma", Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları, İstanbul 1987, s.197.
[7] Lale Dergisi, Aralık 1988, sayı:6, s.13.
[8] Dr. Muhtar Tevfikoğlu, "Ali Emirî Efendi", Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1989, s.51.
[9] Samiha Ayverdi, a.g.e., s.210.
[10] Yakın Tarihimiz, 13 Eylül 1962, s.91, c.3, sayı: 29, Vatan Gazetecilik A.Ş., İstanbul.
[11] Ertuğrul Düzdağ, "M. Akif Hakkında Araştırmalar", Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul 1987, s.228, 230.
[12] Muhiddin Nalbantoğlu, "İstiklal Marşımızın Tarihi", Cem Yayınları, İstanbul 1964, s.58-140.
[13] Necip Fazıl Kısakürek, "1001 Çerçeve", Toker Yayınları, İstanbul 1968.
[14] İbrahim Refik, "Tarih Şuuruna Doğru", T.Ö.V. Yay., İzmir 1995. (Ana Kaynak)





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: ayşegül*, 14.12.2009, 18:57 (UTC):
Abdülhamit han olmadan tarihten yapraklar eksik kalıyor,alışmışız herdefasında onunla ilgili bişeyler okumaya...ayrıca hazırlaması eminimki zahmetli ama,biraz daha uzun olursa dahada bir keyifleneceğim ben kendi adıma belirtmem gerekirse:)kendi adıma utanç vericide olsa gerçek şu ki:Necip fazıl'ıda ben bu sitede daha yakından tanımaya başladım.(inşallah)ondanda daha fazla örnekler okuma şansımız olur...



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36895336 ziyaretçi (103093276 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.