Tekinsiz Evler (Poltergeist)
 

Tekinsiz Evler (Poltergeist)

Hazırlayan: Akhenaton

Gıcırdayan ahşap sesleri, ürkütücü görünümleri ve bilinmeyen geçmişleriyle, yaşamışların anıları kadar biz fanilerin korkulu düşlerine de kaynaklık eden ahşap evler vardır. Bazısı taş evdir, bazısı kaledir, kuledir, camiidir, zindandır, kilisedir, mahzendir, samanlıktır. Fakat hepsinin girebileceği biricik kategori tekin olmadıkları yönündeki söylentiler ve halk arasında korkulu yerler olarak nam salmış olmalarıdır.[1]

İnsansal bir etken tarafından, bilinçsiz olarak, çeşitli nesnelerin uzaktan harekete geçirilmesi sonucunda meydana gelen ve belirli bir süre boyunca kendiliğinden tekerrür etme özelliği gösteren bu tür bir olaya, parapsikolojide "Tekinsiz ev" olayı denilmektedir.[2] Başka bir deyişle Bir evde gerek insanlardan ya da yaşayan diğer canlılardan, gerek tabiat olaylarından kaynaklanan hiçbir maddi araç ya da etken yokken darp sesleri duyuluyorsa, eşyalar yerlerinden oynuyor, düşüyor, yer değiştiriyorlarsa, o ev “tekinsiz ev” diye tanımlanan sınıfa girmektedir. Buradaki “tekinsiz” sözcüğü, uğursuzluk anlamını düşündürüyorsa da, bunun uğurla ya da uğursuzlukla bir ilgisi yoktur. Sebebini bilemediği, kontrol edemediği her durumdan insanoğlu nasıl korkuyorsa ve ondan mutlak bir zarar geleceği endişesini taşıyorsa, bu olaya da bütün bu hissiyatını belli eden bir kelimeyle isim takmıştır.[3]

Evlerde sesler duyulması ve eşyaların hareket etmesi inanışlar içerisinde oldukça yoğun bir şekilde bahsedilmektedir. Halk, İstanbul’dan Erzurum’a bu gibi yerlere tekin değil diyerek buradaki varlıklardan uzak durulmadığı takdirde bir zarar göreceklerine inanmaktadır. Bu inanışla ilgili olarak Anadolu’da bu tür olaylarla ilgili olarak bu varlıklar, "evin piri", "evin sahibi", "evin bekçisi" gibi isimlerle anılmaktadır.[1]

Tekinsiz evler, korku sinemasının favori motiflerinden olagelmiştir. Hatta böylesi bir alt türün varlığından bile söz edilebilir. Aslında tuhaftır ki tekinsiz, inli-cinli evlerin beyazperdede daha sessiz sinema döneminde ilk boy göstermesi, su katılmamış korku filmlerinden çok korku parodisi niteliğindeki komedilerle olmuşa benziyor. Örneğin "Au Secours! / İmdat!" adlı bir Fransız filmi, daha sonra birçok kez sinemada karşımıza çıkacak bir konunun ilk sunumu olsa gerek: Perili bir evde gece yarısına kadar kalabilme konusunda tutulan bir bahis. Bir perili evde geçen bir diğer ve daha ünlü, hatta klasikleşmiş bir korku-parodisiyse "The Cat and the Canary / Kedi ve Kanarya" . Aynı isimli bir tiyatro oyunundan adapta edilen bu film zamanında o kadar popüler olacaktı ki, 1930'larda 2 yeniden çevrimi yapılacaktı.[4]

Tekinsizlik olaylarının çoğu bilinçsiz olarak ortaya çıkan psikokinezi fenomenlerinin örnekleridir. Zihnin madde üstündeki etkileri gündelik yaşamda çok çeşitli örneklerle deneyimlenmektedir. Kimi insanların makinelerin çalışmasını olumlu ya da olumsuz yönde etkilemesi, kimi cisimlerin kırılmasına yol açması vb. gibi örneklere oldukça sık rastlanır.[5]

Bu inanç, kendi içerisinde çeşitli alt kategorilere ayrılmaktadır. Bunlar, şunlardır:

1. Hakkında söylenti olan fakat içerisinde doğaüstü memoratlara dair bir yaşanmışlık bulunmayan evler,

2. Hakkında söylenti olan ve içerisinde doğaüstü memoratlara dair pek çok olay anısı barındıran evler.

3. Eskiden kilise mahzeni, mezarlık, çöplük, bataklık, kuyu gibi normal şartlarda halkın doğaüstü varlıkların yaşadığı yerler olduğuna inandığı yerlerin üstüne yapılmış ev, arazi, park türü yerlerle ilgili olanlar.

4. Eski savaş alanları, toplu mezar bölgeleri, tabya yıkıntılarının olduğu yere yapılan evlerle ilgili anlatılan öykülere konu olan evler.

5. Altında yatır, evliya türbesi bulunduğuna dair hikayeler anlatılan yerler.

6. Daha önce içinde birisinin öldürüldüğü ya da intihar ettiği otel odaları, apartman daireleri ya da o evin belli bölgeleriyle ilgili olan yerler.

7. Sahibinin öldükten sonra orada hâlen varlığını sürdürdüğüne inanıldığı yerler.

8. Belli bir büyünün etkisi altında olduğuna inanılan yerler.

Bu kategorilere ve olay açıklamalarına değinmek gerekirse;

1. Hakkında söylenti olan fakat içerisinde doğaüstü memoratlara dair bir yaşanmışlık bulunmayan evler: Bu tür yerler genellikle eski ve ürkütücü yerler olması açısından, görüntüsü ve toplumun söylentileri nedeniyle adı perili köşke çıkmış yerlerdir. Yukarıda bahsettiğim Bakırköy’deki perili köşk buna örnektir. Rüzgarın gıcırtıları ve anlık göz yanılmaları bu tür evlerin tekinsiz olmalarıyla şöhret salmışlardır. Fakat hiçbir doğaüstü memorata konu olmamışlardır halkın sözlerinde, söylentilerinde varlık gösterirler.

2. Hakkında söylenti olan ve içerisinde doğaüstü memoratlara dair pek çok olay anısı barındıran evler: Gerçek manada perili evler bu kategoriye girer. İster içinde daha önce yaşamış insanların görüntüleri olsun, ister poltergeist olaylarının yaşandığı yerler olsun, ister doğaüstü varlıkların mesken tuttuğuna inanıldığı yerler olsun bu kategoriye girer. Evlerin kimi bölümleri özellikle mimlidir, en çok memorat orada yaşanmıştır. Hakkında çok çeşitli söylentiler olsa da ilginç nokta bu tür yerlerin geçmişlerinde büyük acıların, üzüntülerin yaşanmış olmasıdır.

3. Eskiden kilise mahzeni, mezarlık, çöplük, bataklık, kuyu gibi normal şartlarda halkın doğaüstü varlıkların yaşadığı yerler olduğuna inandığı yerlerin üstüne yapılmış ev, arazi, park türü yerlerle ilgili olanlar: Halk inançlarında mezarlıklar, çöplükler, bataklıklar, kuyu kenarları, terk edilmiş harabeler cinlerin ve perilerin yaşadıkları yerler olduğuna inanılmaktadır. Bu tür yerlerin üzerine yapılmış ev, park ya da herhangi bir arazinin bunların hükmünde olduğuna inanılırdı. Zaten Türkiye’de genel olarak bu tür memoratlarla ilgili olarak, söz konusu perili evlerin asıl nedeninin bu olduğuna inanılır.

4. Eski savaş alanları, toplu mezar bölgeleri, tabya yıkıntılarının olduğu yere yapılan evlerle ilgili anlatılan öykülere konu olan evler: Savaşlarda topluca ölmüş insanların ruhlarının görülmesine dayanır. Şehitlerin savaşa katılması gibi inançlar bu kategoriye girer. Çok çeşitlilik göstermekle birlikte ülkemizde daha çok eski tabya yıkıntılarının olduğu yerlerde söz konusudur. Yabancı ülkelerde örneğin İngiltere’de belli bir bölgede geceleri görülen Romalı hayalet askerlerin görülmeleri söylencesi bu kategoriye girer.

5. Altında yatır, evliya türbesi bulunduğuna dair hikayeler anlatılan yerler: Türkiye’deki perili ev memoratlarının birçoğu bu kategoriye girmektedir. Kişi evde oturanları uyardığı gibi onlara yardımcıda olabilir, belirli zamanlarda görülebilir. Fakat bu kategori dışında ayrı olarak incelenmesi gereken bir konudur.

6. Daha önce içinde birisinin öldürüldüğü ya da intihar ettiği otel odaları, apartman daireleri ya da o evin belli bölgeleriyle ilgili olan yerler: Belli bir cinayet ya da intihar olayı sonrası, özellikle idamların yapıldığı şatolarda veya suikast-intiharların gerçekleştiği yerlerde, kurbanlarının hayaletlerinin acı çektiği için oralarda görüldüğüne inanılır. Ülkemizde Topkapı Sarayı ve Yedikule zindanları ağlama sesleri ve zincir şakırtıları söylenceleriyle bilinirken, özellikle yabancı ülkelerde otel odaları ya da koridorlar da görülen hayalet söylenceleri daha ön plandadır.

7. Sahibinin öldükten sonra orada hâlen varlığını sürdürdüğüne inanıldığı yerler: Kimi yerler onu yaptıran ya da orda kalan bir kişiyle o denli özdeşleşir ki, o kişi başka bir yerde ölse bile ruhunun orada kaldığına inanılmasına dayanır.

8. Belli bir büyünün etkisi altında olduğuna inanılan yerler: Bu pek bu kategoriye dahil edilemez fakat gizemli olaylar görülen yerlerle ilgili olması açısından önemlidir. Örneğin domuz ağı sürülmüş yada çeşitli ritüellere, işlemlere maruz bırakılmış yerlerde yaşanan aksaklıklar buna bağlanır.

9. Denizin lanetli olduğuna inanılan belli noktaları: Bu da tekinsiz yerler inancının genelde es geçilen noktalarındandır. Bu konuda kendi arasında üç kategoriye ayrılır. İlk kategori, bir deniz kazasının yaşandığı bir yerle ilgili hayalet gemilerin söylencelerinin anlatıldığı ve inanıldığı yerlerdir. 2. kategoriyse sık sık deniz kazaları olan bir yerle ilgili söylenen memoratlardır. Eski zamanlarda Odiseus hikayesindeki şarkı söyleyen Sirenlerin seslerine kapılan denizcilerin kayalıklarda parçalandığına dair anlatılan hikayeler, günümüze doğru hayalet gemi söylencelerine dönüşmüştür. 3. kategoriyse Bermuda Şeytan Üçgeni gibi gemilerin ve uçakların nedensiz kaybolduğu yerlerle ilgilidir.[1]

Tekinsiz ev olaylarıyla kayıtlı ilk olay M.Ö. 856'ya kadar dayanıyor. O günden bugüne kadar bu konuyla ilgili dünya üstünde binlerce olay yaşandı ve yaşanmaya da devam ediyor. Telekinezik olarak nitelendirilen bu tür olaylarda, nesneler sağa sola uçuşurken, hiçbir gözle görülür etki olmaksızın odaların ışıkları yanıp sönüyor. Kapılar kendiliğinden, bazen kırılırcasına açılıp, kapanıyor. Bu şekilde, bir odadaki herhangi bir eşyanın insan eli ya da herhangi bir fiziksel etki olmaksızın, yerinden havalanarak, kalkıp başka bir yere gitmesi "Poltergeist Activity" yani tekinsizlik olayları olarak adlandırılıyor. Parapsikologlar, tekinsizlik aktivitesini ruhların rahatsızlığı ya da ziyareti şeklinde kabul ediyor.[2]

Anlatılan olaylar göz önüne alındığında, bilmeyenlerin çok korktuklarına, bir lânete uğradıklarını zannettiklerine, bilenlerin ise bilmelerine rağmen bir hayli rahatsız olduklarına hak vermemek mümkün değildir. Gürültücü komşularınızın olduğunu, vakitli vakitsiz duvarlarınıza, tavanınıza bazen hafif, bazen şiddetle vurduklarını düşünün. Evinizin taşlandığını, irili ufaklı taşların, odun ve tahta parçalarının her tarafta dolaştığını tahayyül edin. Masanız büyük bir gürültüyle merdivenlerden aşağıya yuvarlanıyor, siz, herhalde kaydı, biri çarptı, ya da rüzgârdan sürüklendi, düştü diyerek birçok kez yerine taşıyorsunuz. Sonunda bir kanadından 15 santimetrelik bir çiviyle duvara sabitleştiriyorsunuz ve yatıyorsunuz. Bir gürültüyle tekrar kalktığınızda, bakıyorsunuz ki, masanızın bir kanadı kendinden kopmuş olarak duvara çakılı dururken, kendisi yine aşağıda az önceki yerinde duruyor. Siz bu evde bir şey var, hemen buradan taşınalım diyorsunuz. Eşinizi, çocuğunuzu alıp yakın bir akrabanızın evine gidiyorsunuz. Bir kaç gün sonra benzer şeyler orada da yaşanıyor. Oradan kalkıp başka yere gittiğinizde, bir süre sonra olaylar tekrar başlıyor.

Neyse ki bunlar çok sık rastlanan olaylar değillerdir. Darp seslerini duymak daha yaygındır. Ruhçuluğun bir bilim olarak incelenmeye başlamasına neden olan “Bay Çataltırnak” da Fox kardeşlere darp sesleriyle kendini belli etmişti.

Demek ki, bizlere bir şeyler söylenmek isteniyor, bizlerin bir şeyler üstünde düşünmemiz, bekleniyor. Sıkça yapılan şey, olay yabancı memleketlerde geçmişse bir papaza, rahibe, Müslüman ülkelerdeyse hocaya gidip yardım istemektir. Onlar da çeşitli dualarla yardımcı olmaya çalışırlar. İnsanlara büyük bir sevgi ve özen gösteren yücelmiş varlıklar, sırf onları korkutmak ve rahatsız etmek için bunları düzenleselerdi, belâ gibi görülen bu olayları bir şekilde savuşturmaya çalışmamız belki mümkün olabilirdi. Fakat onlar bize bir şeyi fark ettirmek istiyorlarsa, o yöne doğru çekmeye çalışacaklardır. Rehber varlıklar yardımıyla, bir medyum aracılığıyla gerçekleşen tecrübi olsun ya da olmasın anlatmaya çalıştığımız bütün ruhsal olayların da nedenleri bu değil mi?

Tekinsiz ev olaylarına neden olan şey, o evde yaşayan medyum tabiatlı bir insandır. Çoğunlukla o insan olayların kendisinden kaynaklandığının farkında bile değildir. Onun vücudundan çıkan ektoplazma ve diğer etkiler, bedensiz varlıklar tarafından kullanılarak eşyalara etki edilmektedir. Tecrübi olarak yapılan celsede bu olaylar kontrol altında tutulur ve ismine telekinezi denir.

Hayaletli evlerle tekinsiz evler arasındaki fark: Birinde olayın gerçekleşmesi için kişinin hassas olması, medyum yapıda olması yeterli iken, diğerinde medyum yapıda olan kişinin bilerek ya da bilmeyerek bedensiz bir varlıkla irtibata geçmesi gerekmektedir.[3]

Bu becerilere zihnin madde üzerine etkisi denebilir. Bu beceriler arasında şunlar vardır: Telepati, psikokinezi, teleportasyon, materyalizasyon ve demateryalizasyon, ruhsal ameliyat, ruhsal şifa, levitasyon ve ruhsal fotoğrafçılık. Tekinsiz evler, insanlardaki bu becerilerin kontrolsüz tezahürlerinden başka bir şey değildir.[8] Genellikle farkında olmadan maddeyi etkileyen bu kişilerde bilinçaltına bastırılan saldırgan duygularını günlük yaşamlarında açığa çıkartamadıkları gibi geceleyin düş dünyalarında da yüzeye çıkaramayacakları kadar derine itmişlerdir. Biriktirilen bu duygulardaki psişik (ruhsal) enerji, belli bir noktadan sonra dışarı taşarak boşalır. Bunun sonucunda çevrelerindeki eşyalar hareket eder, camlar kırılır. Fakat bu etki, bilinçsizdir. Söz konusu kişiler, bu olaylara kendisinin neden olduğunu bilmez. İstek dışı yaratılan bu olaylara "Tekrarlanan Spontane (Kendiliğinden) Psikokinez" adı verilmiştir. Eski adı, Almancadan gelen "Poltergeist" tir. Bu olayları meydana getirenlerin hayaletler mi, yoksa insanlar mı, olduğu tartışma konusudur. Fakat, yapılan gözlemlerde poltergeist olaylarında etken gücün kimi durumlarda bilinçli eylemlerde de bulunduğu tespit edilmiştir. Örneğin İrlanda’da Fizikçi William Barret, aklından bir sayı tutar ve bu sayı kadar darbe sesi gelmesini içinden ister. Ardından isteği yerine gelir.

Birçok ülkede yapılan modern araştırmalar sonucunda elde edilen bilgilere göre, üstünde en çok inceleme yapılan olaylardan biri Londra’nın kuzeyinde küçük bir evde yaşanmıştır ki, bu fenomen, Ağustos 77’den Eylül 78’e kadar süren "Enfield olayı"dır. Bu evde koltuklar, masalar, sandalyeler ve benzeri eşyalar havada uçuşarak oraya buraya vurup duvarlara çarpmış, birçok tanığın önünde evin iki genç kızı havaya yükselmiş ve kimi küçük nesneler materyalize olarak kanıtları kaydetmek isteyen gazeteci ve araştırmacıların üzerine atılmıştır. Ayrıca, onlara musallat olan varlık, kızlardan birinin ses tellerini kullanarak kaba bir sesle o evde önceden yaşayıp ölmüş yaşlı bir adam olduğunu söylemiş ve bununla ilgili araştırmalar sonucunda, kızın beyni aracılığıyla konuşan ve onları rahatsız eden bu ruhun gerçekte orada daha önce yaşadığı izlenimi edinilmiştir.

Bir başka olay da 1974 yılının Haziran ayında, felsefe doktoru ve bir biyolog olan Lyall Watson’un  Endonezya’nın doğusundaki Timor Timur adındaki adaya yaptığı yolculukta birebir yaşadığı fenomendir. Watson, aslında bu adaya başka bir fenomeni incelemek için gelmiştir; fakat bölgeye gelmeden önce yakın bir köyde bir tekinsiz ev olayı yaşandığı söylenince bu yeri öncelikle ziyaret etmeye karar verir. Bu evde ise, karı-koca, 2 çocuğu ve bir de adamın kız kardeşi yaşamaktadır. Akşam birlikte yemek yerlerken bir ara, aniden evin 8 yaşındaki çocuğu bir çığlıkla elindeki fincanı masaya düşürür. Watson, hemen çocuğun elini incelediğinde, elinin üstünün nedensiz bir biçimde kanayan ve çocuğun diş izinin çapından büyük bir diş izi olduğunu görür.Olay bu kadarıyla da kalmamıştır.Tam o sırada lambanın alevi maviye dönüşerek birden parlar. Bununla birlikte, materyalize olayları da oluşur ve tuz yağmaya başlar. Bu olaylara garip sesler de eşlik eder ve masa da, içinde yabani bir hayvan olan kutu kapağı gibi sallanmaya, sıçramaya başlayarak devrilir. Watson, olaylar bitince yaptığı titiz ve ayrıntılı araştırmalar sonucunda hiçbir hile bulamaz.[6]

Bu tür olayları bilinen tüm kültür ve zamanlarda görmek mümkündür. Örneğin; İngiltere de ünlü olan Thornton Heath Poltergeist olayı. Bu olay, İngiliz ailenin bir gece başlarında kapalı duran radyonun birden bire açılmasıyla ve görünmeyen varlıklar tarafından başka istasyonlara ayarlanmasıyla başlamıştır. Daha sonra Noel gecesinde süslü noel ağacının kendiliğinden hareket etmesi ve aynı gece evin oğlunun uyanıp karşısında eski kıyafetler giymiş birini görmesiyle devam etmiştir. Daha sonra evin kapıları açılıp kapanmış ve ışıklar yanıp sönmüştür bunun üzerine aile tedirgin olmuştur. Ev kutsanması da olayların bitmesini sağlamamıştır. Bunun üzerine medyuma giden aile, evin Chatterton adında bir çiftçinin ruhu tarafından işgal edildiği ve ailenin eve zorla giren kişiler olarak algıladığı görülmüştür. Bunun üzerine aile evden taşınmıştır ve taşındıktan sonra poltergeist aktivitelerinin durduğu görülmüştür.[7]

Buna destek veren örneklerin biri de, poltergeist olaylarına katlanamayan ve bunalan insanların, rahatsızlık veren bu varlıklara kendilerini rahat bırakmaları için güçlü bir biçimde bağırmalarıyla olayların sona ermesidir ki, bunun oluşum şekli de, içten gelen bir biçimde yani şiddetli bir konsantrasyonla, beyindeki ilgili hücreleri, dolayısıyla koruma melekelerini harekete geçirmek suretiyle bu tür varlıklara blokaj oluşturmasıdır. Ya da olaya neden olan kişilerin o ortamlardan uzaklaştırılmalarıyla olaylar sona ermekte, ancak o kişi üstündeki etkiler aynı veya biçim değiştirmiş şeklinde devam etmekte ve bedensiz varlıklar kendini o kişiye mutlaka hissettirmektedir.

Bununla ilgili bir örnek de ünlü Amerikan kanalı Reality TV’de yayımlanmıştır. Programda, bir aile, benzer türden saldırıya uğrar ve belli bir süre sonra bu duruma dayanamayarak ev değiştirmeye karar verir. Fakat nafile, olaylar sona ermez. Yine evde bıçaklar, kesici aletler havada uçuşmakta, bazen bulduğu yumuşak yerlere saplanmakta bazen de ev halkı merdivenlerden, yüksek yerlerden görünmeyen bir güç tarafından itilmekte, evdeki giyim eşyaları ve kumaşlar hiçbir neden yokken kesilmekte ya da kesilmiş bulunmaktadır. Eve bu konuyla ilgili din adamları çağrılır ancak, güçleri yeterli olamadığından başarılı olamazlar. Aile, yine çareyi ev değiştirmekte bulur ve bu yer değiştirme 11 kez tekrarlanır. En sonunda kendileri özel bir ev yapmaya karar verirler ve tekrar Eyalet Üniversitesinden konuyla ilgili bir bilim insanı çağrılır.Bilim insanıysa birtakım enerji ölçer aletlerle evi inceler ve sonucunda evde ani enerji (ısı) sapmaları, değişimlerini saptar. İpuçlarını da dikkâtlice inceleyerek daha önceki diğer araştırmacıların da belirttiği gibi, bu insanların halüsinasyon türünden şeyler yaşayan insanlar olmadıklarını ortaya koyar.

Ayrı bir somut örnek de, 1967’de Almanya’nın yukarı Bavyera’da bulunan Rosenheim’deki bir avukatlık bürosunda geçmiştir. Hiçbir neden olmaksızın sigortalar yerlerinden fırlamış, elektrik ampulleri patlamış, neon tüpleri yerlerinden oynamıştır. Büroda çalışanların gözü önünde olan bu olaylarda konuşma kaydedicisi, bürodan söz konusu zamanda hiç kimse telefon etmediği halde hep konuşma yazmış. Bununla birlikte; 40 kişinin çalıştığı bu büroda, resimlerin ters çevrildiği, çekmecelerin masadaki yerlerinden fırladığı, lambaların sallandığı, 175 kilogramlık dosya dolabının, dayandığı duvardan kendiliğinden 30 cm. ayrılmasına tanıklık etmişlerdir. Posta idarecisiyle suç masası polislerinin çaresiz kalmaları üzerine, Freiburg’taki Psikoloji Sınır Bilimleri ve Psikoloji Sağlık Enstitüsü'nün Müdürü Hans Bender çağrılır. Bender, önce sahtekârlıktan şüphelendiği için bu olayları gerçekleştirebilecek araç gereçleri, gizli elektrik devrelerini ve ipuçlarını araştırmaya başlar. Bununla da yetinmeyerek iki fizikçi yardımıyla, ölçü aletleri, kameralar ve de ses alıcıları yerleştirip çalışmalarını sürdürür. Fakat dikkâtini bir şey çekmiştir, o da bu tür olayların hep 19 yaşındaki büro yardımcısı Anne Marie Schaberl'le bağlantılı olduğunun anlaşılmasıdır. Bu olayla ilgili ipuçları ve deliller o kadar incelikli ayrıntılıdır ki, hiçbir gözlemci ve bilim insanı, bunun hayali şeyler olduğunu iddia edememiştir.

Tekinsiz ev olaylarını incelediğimizde, 2 önemli nokta görünmektedir. Bunlardan ilki, Akaşa’lar; yani hayalet olaylarının geçmişte yaşanmış bir sahnenin bir video kasetinin tekrar tekrar ortaya çıkan holografik üç boyutlu görüntü ve sesin izlenmesi, duyulması hissedilmesi ya da yaşanması şeklinde olmasına, kişi ve kişilere hiçbir zarar vermemesine karşın, poltergeist olaylarında maddeye direkt etki ederek fiziksel ve ruhsal zararların verilmesidir. 2. nokta ise, bu fenomenlerin orada bulunanların fizyolojik ve psikolojik durumlarıyla ilişkisinin açığa çıkmasıdır. Yani, bu kişilerin sahip oldukları duygusal, gergin, sinirsel halleri ve hormonal değişimlerinin bulunduğu zamanlarda baskı altında kalan enerjilerinin psikokinetik etki olarak açığa çıkmasıyla beyinlerinin sağ yarım kürelerini kullanan görsel yaratıcılığa sahip insanların bu olaylara daha çok yatkın olmaları ve geçmişlerinde ani hormonal ve elektriksel değişimlerine dayanan migren ve geçici felç gibi hastalıklara rastlanması bu fenomenle direkt bağlantılı olduğunun ortaya çıkmasıdır ki, bu da, cinnî etkileşmelerin varlığını ortadan kaldırmaz. Çünkü bu durum ve hallerin bir kısmının cinni etkileşmelerin çıkışına izin verdikleri gibi, diğer bir kısmı da bu etkileşimlerin yol açtığı etkilerin sonucu olarak meydana gelmektedir. Zaten bu olayların çoğunda kişilerin hep bir ruhsal bir varlıktan söz etmeleri bunun kanıtı olduğu gibi, çok az de olsa bu varlıkların belirgin olarak olaylarda görünmemesi, cinlerin kendilerini belli etmeksizin etkilerde bulunmasından kaynaklanmaktadır.[6]

Türkiye'deki Tekinsiz Ev Olaylarına Örnekler

21 Ocak 1955 tarihli Türk Haberler Ajansının geçtiği bir haberde, 10 Ocak gününden beri Manisa’nın Salihli ilçesindeki kimi mahallelere her akşam taş atıldığı bildiriliyordu. Olay yerine giden emniyet görevlileri söz konusu mahalleleri kordon altına almış; fakat taş yağmuru durmayınca sokaklara projektörler yerleştirmişlerdi. Ne var ki taş yağmuru ışıklar söndüğünde tüm şiddetiyle devam etmekte, ışıklar yanınca kesilmekteydi. Kimi semt sakinlerinin korkudan evlerini değiştirmeye karar verdikleri görülmüştü.

1903-1904 yıllarında mutasarrıf olarak Kayseri’de görev yapan Hilmi Bey ve ailesi, birgün evin mahzeninden gelen şiddetli gürültüler duyarlar. Aşağı indiklerinde kimi fıçıların devrilmiş olduğunu görürler. Tekinsiz ev olaylarına özgü şekilde kopan büyük patırtıya rağmen fıçılar pek zarar görmemiştir. Sonunda mahzende bir yatırın bulunduğunu öğrenirler ve mezarı ortaya çıkarıp temizleyerek yanına bir kap suyla temiz bir havlu koyarlar. Ertesi sabah mahzene indiklerinde suyun azalmış, havlunun da ıslanmış olduğunu görürler. O günden sonra her gün kaptaki suyu doldurup ıslanan havluyu değiştirmeyi alışkanlık haline getirirler.[5]

İzmir Çamdibi'nde 1993'ün Eylül ayında yaşanan ve "Tekinsiz Ev" olarak bilinen olay, Türkiye'de yaşanan parapsikolojik olaylara ilginç bir örnek. Eşi ve 2 çocuğuyla uzun yıllardır aynı evde oturan boya ustası Maksut Onbaşılar'ın evinde bulunan camlar, bardaklar ve tabaklar durduk yere kırılıyor, eşyalar havalarda uçuşuyordu. Ev sakinleri yaşadıkları olaylar nedeniyle büyük şok yaşarken, eşyaların uçmaması için onları iplerle bağlıyorlardı. Evde yaşanan olaylarla ilgili araştırma yapan İzmir Ruhsal Araştırmalar Derneği, eşyaların durduk yere tahrip olup, yer değiştirmesini "telekinezi" yani herhangi bir araç olmadan beyin dalgalarıyla maddelerin hareket ettirilmesi olarak açıkladı. O tarihte yapılan açıklamada, bu olaya evde yaşayan ve gücünün farkında olmayan birinin yol açmış olabileceği yönündeydi. Evde yaşanan bu olayların arkası kesilmeyince aile uzun yıllar boyunca oturduğu evi terk etmek zorunda kalmış.[1]

Bir başka tekinsiz ev olayı, 1966'nın Kasım ayında İstanbul’da görüldü. Halıcıoğlu’nun Haliç’e bakan sırtlarında Salınadur mevkiindeki bir ev 3 aya yakın bir süreyle taşlandı. Evin sahibi Muzaffer Özgören, Şubat 1967’de kendisiyle yapılan bir röportaj sırasında olayla ilgili olarak şunları anlatmıştı:

“Çok şükür bir hafta önce kesildi, bir daha olmaz inşallah! 3 ay önce önce tek tük başladı, sonra hızlandı. Her akşam 17.30 sıralarında başlayıp sabaha kadar devam ediyordu. Taşlar güneydoğu yönünden geliyordu. Mermer, tuğla ve briket parçalarıyla yumruk büyüklüğünde taşlar. Bir keresinde 15-20 kişi getirdim, bütün mahalleyi sardılar, nöbet beklediler, taşlar yine kesilmedi. Sokaktan atılmasına imkan yok, öyle olsa mutlaka yakalardık, kaçacak yer yok ki. Sonra o yağmurda, soğukta sabaha kadar beklemek her babayiğidin harcı değil. Bir seferinde atılan taş çatıda müthiş bir ses çıkarıp sekti. Derhal yerimden fırlayıp el fenerini yaktım ve karşıya tuttum. O anda gelen 2. bir taş 2 camın ortasındaki çerçevede patlayıp yere düştü. Herkesten şüphe eder olduk. Projektörle etrafı aydınlattım, yine taşlandık. Polis, bekçi, sivil memur hepsi geldi. Onlar buradayken de taşlandık. ‘Şimdi yakalarız’ deyip fırladılar, ne çare ki onlar da elleri boş döndüler. Bir keresinde tabancayı kapıp dışarı çıktım, tam o sırada yerden 2 karış yüksekten gelen bir taş bacaklarımı yaladı, duvara çarpıp 2 metre geriye sıçradı.”

Bir diğer ilginç tekinsiz ev olayı da araştırmacı Rahmi Balaban’ın kayıtlarından aktarılan ve tarihi belli olmayan bir olaydır:

“12 yaşındaki bir köylü kızı, hatırımda kaldığına göre İzmir Alsancak’da bir tüccarın evine gönderilmişti. Birgün odalardaki koltukların yırtılarak samanların yerlere döküldüğü görüldü. Gün geçtikçe olaylar daha garip, daha korkunç bir hal alıyordu. Sıra salondaki halılara gelmiş olacak ki, bir boydan bir boya halılar parçalanmaya başlandı. İplere asılmış çamaşırlar kendiliğinden parçalanıp yerlere düşmekteydi. Dolaplardaki eşyalar parçalanıyor, eve gelen misafirlerin ayakkabıları ortadan yok oluyordu. Olayın neye yorulması gerektiğini tartışan ev sahipleri, odada otururlarken dolapların üstündeki terlik vs’nin yerlere atıldığını dehşetle seyrettiler. Köylü kızdan şüphelenmişlerdi, tekrar köyüne gönderdiler. Olayların arkası kesilmişti. Aynı kız bu sefer Kemalpaşa’da bir ailenin yanına verilmişti. Birgün kızcağızın elbisesinin yırtılarak yere atıldığını gördüler, az sonra iç çamaşırları da aynı akıbete uğradı ve kız bir anda çırılçıplak kalıverdi. Tekrar entari dikildi, yine parçalandı. Birgün karşıki duvarın üstünden evin avlusuna taşlar atılmaya başlandı; fakat görünürde kimseler yoktu. Karakola haber verildi. Kız komiserin huzurundayken elbise ve çamaşırları yine yırtılıp yere atıldı ve yine çırılçıplak kaldı. Bir asker kaputuyla örterek eve gönderilirken yolda kaputun arkası bir çember şeklinde yırtılıp yere düştü. Sonunda kız 2. kere köyüne iade edildi. Olaylar yolda da peşini bırakmadı, otobüste kızın elbiseleri bir yandan yırtılıyor, bir yandan da kadınlar tarafından dikiliyordu. Fakat köye vardığı zaman her şey sona erdi.”

Kendiliğinden çıkan yangınlar da tekinsiz ev olayları arasında kendine özgü bir yer tutar. Malatya çıkışlı 25 Ağustos 1979 tarihli bir haberde, kendiliğinden çıkan bir dizi gizemli yangın konusunda şöyle deniyordu:

“Nedeni anlaşılamayan garip yangınlar mahalle halkını şaşkına çevirdi. Mahalleli odaların duvarlarından, döşemelerinden durup dururken fışkıran alevler karşısında panik içinde. Yetkililer de bu anlaşılmaz yangınlara bir neden gösteremiyor. Kırk yaşındaki Hanım Yardukan’ın korku yüzünden okunuyor, panik içinde kalan çocuklarına bakıp “ne yapacağımızı şaşırdık” diyor. İtfaiyeye haber veriliyor, itfaiye yangını söndürüp gittikten sonra bu kez başka bir odanın başka bir duvarında alevler beliriyor. Valilikten, belediyeden uzmanlar gelip incelemiş, yangının nedenini bulamamışlar. Çörmük mahallesinin Yenievler yöresindeki on evde, özellikle duvarlarda ve taban bölümlerinde başlayan yangın günde en az 5 altı kez tekrarlanıyor.” [5]

Siirt'te yaşayan Toprak ailesinin oturduğu evdeki eşyaların 4 ayda yaklaşık 300 defa yandığı iddia edildi. Yaşananlar nedeniyle aile 4 kez ev değiştirmek zorunda kaldı. Kameralar önünde alev alan halı ve evin bir kısmı korkuya neden oldu. Siirt'in Evren Mahallesi'nde oturan Toprak ailesinin yaşadığı ve görenleri adeta dehşete düşüren olay nedeniyle başta valilik olmak üzere, Siirt Üniversitesi ve İl Müftülüğü de harekete geçti.Evin sahibi Zeki Toprak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ramazan ayının son 10 gününde evlerindeki eşyaların yanmaya başladığını belirtti. O günden sonra kullandıkları eşyaların sürekli yandığını anlatan Toprak, şunları söyledi:

’Bu olay nedeniyle evimi Cizre'ye götürdüm. Eşyalarımız orada da yandı. Irak'tan hoca getirdim ancak bir yararı olmadı. Tekrar Siirt'e geri geldik. Burada başka bir eve taşındık. Orada da eşyalarımız yandı. Başka bir eve taşındık, orada da yandı. Bugüne kadar 4 ev değiştirdik. Artık kimse bize ev vermek istemiyor. Şimdi babamın evine sığındık. Buzdolabının içi yanıyor, eşyalarımız yanıyor. Bugüne kadar evimizde 300'den fazla yangın çıktı. Bunlardan dördünü itfaiyenin yardımıyla söndürdük. Bizim olduğumuz vakitte eşyalar yanmıyor. Fakat çıktığımız an eşyalar yanmaya başlıyor. Psikolojimiz bozuldu. Her gün dua ediyoruz.’

Öte yandan ailenin 5. sınıfta okuyan kızları Melek'in kullandığı eşyaların da sınıfta yandığı ileri sürüldü. Melek'in şimdiye kadar montu, kitapları ve oturduğu sıranın örtüsü daha belirlenemeyen bir nedenle tutuştu.Yaşananlar karşısında çok korktuğunu belirten Melek, "Ben akşam montumu eve götürdüm. Sabah annem 'Montun nerede?' diye sordu. Aradım bulamadım. Okula geldim, arkadaşlarım bana 'montun burada yanmış' dedi. Okulda kitaplarımı masanın altına koyuyorum bir süre sonra yanarken buluyorum" dedi. Sınıf öğretmeni Erhan Yıldız da, sınıftaki olaylar nedeniyle öğrencilerin psikolojisinin bozulduğunu anlattı. Yaşananlara anlam veremediklerini kaydeden Yıldız, şöyle dedi:

"Bu olay ilk meydana geldiğinde çocuklar sınıfta yangın çıktığını söylediler. Sınıfta çocuklardan biri yaramazlık yapmıştır diye düşündüm. Olay ile ilgili sınıfta genel bir arama yaptık. Fakat sınıfta çocuklar üstünde herhangi bir yakıcı madde bulunmadı. Daha önce evlerinde benzer şeyler olduğu söylenmişti fakat hurafe gibi gelmişti, inanmamıştık. Melek'in velisini çağırdık, görüştük. Velisi evlerinde günde bu olayın 3-4 defa tekrarlandığını söyledi. Okulda da 4-5 defadır yangın çıkıyor."

Müftü Faruk Arvas ise kendilerine de intikal eden olayın içyüzünü tam olarak bilmediklerini kaydederek, şöyle dedi:

"Ben aileye şunu ifade ettim. İnancımıza göre, cin diye bir varlığın olduğundan haberdarız. Zariyat Sûresi 56. ayeti kerimede 'Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk yapsınlar diye yarattım' denilmektedir. Ayrıca Cin Sûresi'nde başlı başına Allah-u Teâlâ hazretleri cinlerin varlığından bahsetmektedir. Yine Felak Sûresi'nde, 'Yarattığının şerrinden sana sığınırım' yani demek ki bu cin dediğimiz varlıkların bir kısmının iyi varlıklar olduğunu aynı zamanda onların kötülerinin de olabileceğini öğrenmekteyiz. Etrafına fayda sağlayan olduğu gibi zarar verenin de olduğunu görmekteyiz. Bu olayı gerçekleştirenler onlar mı değil mi bilemeyiz ancak bunun onlar tarafından yapılmış olabileceğini aileye aktardım.’Öte yandan aile fertlerinin cep telefonuyla evden görüntü aldığı sırada halı ve evin bir kısmının kendiliğinden alev aldığı görülüyor." [9]

Kaynaklar

[1] tekinsizev.blogspot.com.tr
[2] Osman Ulusan, "Güvenlik Yönetiminde Metafizik" (yüksek lisans tezi), Beykent Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yönetim Organizasyon Bilim Dalı, İstanbul 2007.
[3] Özenç Kayserilioğlu, "Ruhlar Görünebilirler mi?", Sevgi Dünyası, cilt: 27, s.39-40.
[4] Kaya Özkaracalar, Radikal Hayat, 3 Ocak 2004.
[5] Nazım Çankaya, "Bilimdışı İnançlar", Bomba Yayınları, s.179-181.
[6] facebook.com/permalink.php?story_fbid=438527936276871& id=438374432958888
[7] siyahgunes.com/forum/varl%C4%B1klar-ve-varl%C4%B1k-bilgileri/tekinsiz-mekanlar/179- tekinsiz-mekanlar-tezi
[8] sonsuzsifa.com/blog/tamamlayicitip/psisik-yetenekleri-gelistirmek
[9] gnoxis.com/müftü-cinler-yapıyor-olabilir-53083. html





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Hdnanam, 16.09.2016, 19:57 (UTC):
Aynı sorun bizim evde de oluyo zeliha hanım asla bir çözüm bulamıyoruz yardımcı olursanız çok sevinirim siz bir yıl önce yazmışsınız bir çözüm yolu bulabildiniz mi ?

Yorumu gönderen: abigail, 02.09.2016, 22:22 (UTC):
AİLEDEN BİRİNİN BİLMEDİĞİ PSİŞİK GÜÇLERİ OLABİLİR. ÖZELLİKLE TELEKİNETİK GÜÇLERİ VARSA EVDE EŞYALAR HAREKET EDEBİLİR,ORADAN ORAYA UÇABİLİR,LEVİTASYON DURUMU OLABİLECEĞİ GİBİ LAMBALAR PATLAR YANGINLAR YAĞAR İÇERİ TAŞ VE KAYALAR DA DÜŞEBİLİR. EV DEĞİŞSE DE BU OLAYLAR ONLARIN PEŞİNİ BIRAKMAZ .DENEME YAPILARAK BİRİNİ SONRA DİĞERİNİ UZUN SÜRE DIŞARI GÖNDERMEKLE TESPİT YAPILABİLİR. MEDYUM OLAN ENERJİSİNİ RASTGELE KULLANMAKTADIR. ENERJİSİNİ TOPRAĞA ATMALIDIR.2. BU MEZARIN YADA EVLİYANIN YATTIĞI YERİN ÜZERİNE KONULMUŞ VEYA MEZARLIĞIN TAŞINDIĞI BİR YERDE OLAN EVDİR, APARTMANDIR. HUZURSUZ RUH YA DA RUHLAR MİSAFİRLERİ KOVMAK İSTEMEKTEDİRLER. VE ONLARI KORKUTARAK YAPARLAR.3.ÜÇ HARFLİLER BELLİ HALLERDE SİZİ RAHATSIZ EDER.

Yorumu gönderen: Poltergeist , 25.08.2016, 11:05 (UTC):
Einfield olayını daha iyi anlamak isteyenler " Korku Seansı 2 " filmine konu olmuştur. Meraklı olanlar izleyebilir.

Yorumu gönderen: zeliha gülsarı, 11.03.2015, 11:23 (UTC):
merhaba ben bişey sormak istiyodum bazı sabahlar uyandığımda yatak yada halı ıslanmış oluyo kaç tane ev değiştirdim bu sorun devam ediyo uyurgezer değilim yalnız yaşıyorum ve bi gün arkadaşım bende kaldığında da aynı şey oldu sebebi ne olabilir



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36905050 ziyaretçi (103110056 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.