Tenasüh Nedir? (Reenkarnasyon, Reincarnation)
 

Tenasüh Nedir?

TENASÜH (REENKARNASYON, REINCARNATION)

M. Şakir Öztürk

1. Tanımı ve Tarihi

TENASÜH, Rûhun, bedenin ölümünden sonra yeni bir cesede bürünerek yeryüzüne geri dönmesidir. [1] TENASÜH, bir Rûh göçüdür. Rûhun bir bedenden diğerine, yahut çeşitli bedenlere geçmesi olayının genel adıdır. [2] Hatta bazı ilkel kavimler, insan Rûhunun, önce madenlere, sonra bitkilere, ondan sonra hayvanlara ve daha sonrada insanlara geçerek bir devr-i daim şekilde bir bedenden diğer bir bedene hicret ettiğine inanmışlardır.[3]

Reenkarnasyon ise, Ergun Erikdal'ın "Metapsişik Terimler sözlüğü" kitabında şöyle tarif edilir;

"Reenkarnasyon bir tekamül aracı olarak evrensel bir yasadır. Her varlık çeşitli bedenlerde, değişik kimlikler içinde, sayısız kereler maddesel alemlerde doğarlar. Tekrar tekrar doğma tam bir ilahi yasadır. " [4]

Bunun ilâhî yasa değil de, ilâhî yasadan tam bir sapma olduğunu ileride delilleri ile ortaya koyacağız.

TENASÜH ve reenkarnasyonun aynı şeyler olduğunu... Rûhların birden fazla bedene intikal ettiklerini ve çeşitli bedenlerde tekamülünü sağlamak üzere tekrar tekrar dünyaya geldiklerini söyleyenler olduğu gibi... Batı'da da Rûhun, ölümden sonra yine bir insan bedenine geçmesine reenkarnasyon, hayvan bedenine geçmesine ise transmigrasyon yani TENASÜH denildiğini ve farklı şeyler olduğunu [5] söyleyenler olmuştur.

Rûhun çeşitli bedenlere intikali toplu olarak şu şekilde de adlandırılmıştır; Rûhun bir insan bedeninden diğer insan bedenine geçmesine NASH, kendi Rûh kabiliyetine uygun bir hayvanın bedenine geçmesine MASH, bitkilere geçmesine RASH, maden ve cansız varlıklara intikaline de FASH denilmiştir.[6]

Bazı kaynaklarda Tenasüh'ün Mısırda tahsili'ni yapan Pitagoras (Pisagor) tarafından Yunanlılara, oradan da batı dünyasına götürüldüğü kaydedilmiş; [7] fakat kendini en çok Hint felsefesine hissettirmiştir.[8]

Hint tenasüh nazariyesine göre günahkar bir kimse öldükten sonra üç şekilde doğarak ceza görür;

  1. Şeytan olarak doğar
  2. Cehennem'de doğar
  3. Herhangi bir hayvan kılığında dünyaya gelir.[9]

Bu teoriye göre tenasühte tekamül fikri yoktur. Ceza ve mükafat esasına göre bir geliş-gidiş vardır. Reenkarnasyonda ise dünyevi bağlardan kurtulamamış Rûhların tekamül için dünyaya tekrar gelmesi vardır. Tekamülde hiçbir zaman geri dönülmeyeceği kabul edilmiştir. Ülkeden ülkeye hatta bölgeden bölgeye farklılıklar gösteren reenkarnasyonun en genel tanımını şöyle yapmak mümkün: İnsanın ölümden sonra yeni bir bedenle yeniden dünyaya gelmesi ve bu sürecin Rûhun kemale ermesine kadar devam etmesi.[10]

Görülüyor ki yeniden doğumcuların bir kısmı yeniden doğumun sadece insan bedeninde olacağını iddia ederken bazıları da hayvan ve bitki bedenlerinde de yeniden doğumun mümkün olduğuna inanıyor. Bazıları tekrar doğuşun bir ceza ve kefaret olduğunu ileri sürerken bazıları da gerilemenin mümkün olmadığını, Rûhun her beden değiştirmede biraz daha kemale yaklaştığını söylüyorlar.[11]

Tevrat'tan harfî, Batınî manalar çıkaran ve bir Yahudi mezhebi olan KABALİSTLER tenasüh inancı Yahudiliğe taşımışlar oradan da Hıristiyanlığa geçmiş, Gulat-ı Şia tarafından da az da olsa Müslümanlar arasına sokulmuştur. Fakat ehl-i sünnete değil mutezile ve şia ya bulaşmıştır.

REENKARNASYON İDDİASINDA BULUNANLAR

Kendisine başka birinin Rûhunun girdiğini sanan kimseler ya cinlerin baskı ve tesirleri altındadırlar ya da rüyalarında görüp unuttukları şeyleri tekrar hatırlamaktadırlar. Bütün reenkarnasyoncuların delil ve bağlandıkları ipuçları birkaç çocuğun tutarsız sözleridir.

Örnek olarak ileri sürdükleri önemli bir delil şudur. Rûh ve madde dergisinin naklettiğine göre Prof. Stevenson reenkarnasyonu doğrulayan bine yakın olay tespit etmiştir.[12]

Celal Kırca ülkemizde de bu tür olayların tespit edildiğini söylüyor. İleri sürdükleri en çarpıcı örneğinde Enis Behiç Koryürek olduğunu ifade ediyor. 1112 senesinde Trabzon'da öldüğünü söyleyen Çedikçi Süleyman Çelebi adında birisi 1946-49 yılları arasında Enis Behiç Koryürek'e gelerek O'na eski devrin ifadesi ile ve düşünmeksizin birtakım şiirler yazdırmış hatta ayetler ve hadisler ezberletmiş Farsça kıtalar söyletmiş ve bazı kehanetlerde bulunmuştur. Enis Behiç daha sonra bu şiirleri bir araya getirerek Varidat-ı Süleyman adıyla neşretmiştir.[13]

Son zamanlarda bazı televizyon kanalları canlı yayına çıkardıkları çocukları konuşturarak onların eskiden de yaşadıklarını annesinin isminin falan babasının isminin de filan olduğunu söyletmişler dolayısıyla reenkarnasyonun ispatında delil olarak kullanmak istemişlerdir. Ancak aynı çocuklar başka mahvillerde daha başka grupların karşısında konuşurken tamamıyla ters yönde ifadeler kullanmışlardır.

Reenkarnasyona Delil Olarak Gösterilen Ayet-i Kerimeler

"Ey kafirler! Siz ölüyken sizi dirilten (dünyaya getirip hayat veren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizi öldürecek, tekrar sizi diriltecek ve sonunda O'na döndürüleceksiniz" (Bakara Suresi Ayet 28)

"Sizi Allah yarattı. Sonra sizi vefat ettirecek. Daha önce bilgili iken hiçbir şeyi bilmez hale gelsin diye sizden bazı kimseler ömrün çağına kadar yaşatılacak. Şüphesiz ki Allah bilgilidir, kudretlidir." (Nahl Suresi Ayet 70)

"(Evet) Firdevs'e varis olan bu kimseler orada ebedi kalıcıdırlar." (Müminun Suresi Ayet 11)

"Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çoğunu affeder." (Sûrâ Sûresi, Ayet 30)

"Andolsun ilk yaradılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?" (Vakıa Suresi Ayet 62)

"Onları biz yarattık; Onların yaratılışını sapasağlam yaptık. Dilediğimizde (Kendilerini yok eder) yerlerine benzerlerini getiririz." (İnsan Suresi Ayet 28)

"Sonra onun canını aldı ve kabre soktu. Sonra dilediği bir vakitte onu yeniden diriltir." Abese Suresi Ayet 21-22

TENASÜH inancını İslam inancı ile uzlaştırmak ve dini öğretide temellendirmek isteyenler görüşlerin delil olarak yukarıdaki Ayet-i Kerimleri ileri sürerler. Bunlar ilk bakışta TENASÜH lehinde yorumlanmaya müsait gibi görünmektedirler. Örneğin Bakara Suresinin 28. ayeti ile Mü'min suresinin 11. Ayeti Allah (c. c. ) insanın varlık sürecinde üç safhasının mevcut olduğunu anlatmaktadır.

Birinci safhası, insanların yedikleri ölü besinlerden canlı sperm hayvancığı ve yumurta hücresinin oluşması
İkinci safhası, ölüm ve kabir hayatı
Üçüncü safhası ise mahşerde diriliş ve ahiret hayatıdır.

Bir başka açıklama da kafirlerin cehennemde uğradıkları azaptan dolayı ölecekleri, azabı tatmaları için diriltilecekleri ve bu işlemin iki defa tekrar edeceği şeklindedir.

İSLAM DİNİNDE TENASÜH NAZARİYESİ

İslam dininin inanılmasını zaruri kıldığı ahiret alemi inancı ile tenasüh akidesini bağdaştırmak mümkün değildir. Zira Kur'an, Sünnet ve icma ile sabit olduğuna göre İslam'ın inanılmasını farz kıldığı ahiret alemi İsrafil'in Sura birinci defa üflemesinde sonra kıyametin kopması ve evrenin kozmolojik düzeninin bozulup dünyada yaşayan bütün canlı varlıkların aynı anda ölmesi; İsrafil'in ikinci defa Sura üflemesinin ardından ise dünyada hayat sürmüş bulunan bütün insanların aynı anda Rûhlu-bedenli varlılar olarak dirilip dünyada yaptıklarından hesaba çekilmek üzere mahşer yerine sevk edilmeleri ve hesap işlemini takiben inanç ve amellerine göre cennete veya cehenneme atılmaları safhalarından oluşur. Bu itibarla tenasüh inancını İslam'ın ahiret akidesi ile bağdaştırmanın mümkün olmadığı açıktır. Zira tenasüh inancı böyle bir ahiret alemini inkar edip onun yerine ölenlere ait Rûhların bu dünyada başka bedenlere intikal ederek yaşamaya devam ettiklerini ve bunun böylece ebediyyen sürüp gideceğini iddia etmekte, kıyametin kopmasını ondan sonra yeniden başlayıp ve çeşitli safhalarda sürecek olan öbür alemi reddetmektedir.

Kur'an-ı Kerim'de ölüm anında dünya hayatına geri dönüp iyi işler yapmak istediğini dile getiren insanın bu arzusunun boşuna olduğu zira ölen kimsenin dünya ile ahiret alemi arasında bir merhaleyi teşkil eden berzah alemine intikal edeceği ve dirilteceği güne kadar burada kalacağı açıkça bildirilmiştir. (El-Müminun 23/100), belli bir süreyi tamamladıktan sonra evrenin kozmolojik düzeninin bozulacağı, insanların Rûhlu-bedenli varlıklar olarak diriltilecekleri ve yaptıklarından hesaba çekilecekleri tereddüde yer vermeyecek şekilde açıklanmıştır (Yasin 36/78-79; Kaf 50/4; Ez-Zümer 98/68). Bununla birlikte İslam muhitinde de zaman zaman bazı yazarların yaygın terimi ile reenkarnasyon inancına temel bulmaya gayret ettiği böyle bir inanışın İslam akaidine uygun olduğunu ileri sürdüğü de bildirilmektedir.

REENKARNASYONU REDDEDEN AYETLERDEN BAZILARI

Aşağıdaki Ayet-i Kerimeler hiçbir yoruma mahal bırakmadan reenkarnasyonu reddetmektedir.

1) "O günahkarların, Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri, "Rabbimiz! Gördük, duyduk, şimdi bizi (dünyaya ) geri gönderde iyi işler yapalım. Artık kesin olarak inandık. " Diyecekleri zamanı bir görsen! Biz dilesek, elbette herkese hidayetini verirdik. Fakat cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan bir kısmı ile dolduracağım diye benden kesin söz çıkmıştır. (O gün onlara şöyle diyeceğiz) Bugüne kavuşmayı unutmanızın cezasını şimdi tadın bakalım! Doğrusu bizde sizi unuttuk; Yaptıklarınızdan ötürü ebedi azabı tadın." (Secde Suresi Ayet 12-14)

2) "Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında: Rabbim! Der beni geri gönder: Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş yapayım. Hayır Onun söylediği bu söz boş laftan ibarettir. Onların gerisinde ise yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır. " (Müminun Suresi Ayet 99-100)

3) "Onların ateşin karşısında durdurulup "Ah! Keşke dünyaya geri gönderilsek de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak" dediklerini bir görsen Hayır! Daha önce gizlemekte oldukları şeyler kendilerine göründü. Eğer (dünyaya) geri gönderilseler yine kendilerine yasak edilen şeylerle döneceklerdir. Zira onlar gerçekten yalancıdırlar." (En'am Suresi Ayet 27-28)

4) "Acaba bizim için şefaatçiler var mıdır ki bize şefaat etsinler, ya da dünyaya geri gönderilsek de yapmış olduğumuz amellerden başkasını yapsak. Onlar kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeylerde kaybolup gitti." (A'raf Suresi Ayet 53)

5) "Rabbimiz bizi cehennemden çıkar, eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek artık belli ki biz zalim insanlarız. Allah buyurdu ki ; Susun, alçaldıkça alçalın orada. Bana karşı konuşmayın artık" (Müminun Suresi Ayet 107-108)

6) "Onlardan önce nice kavimler helak ettiğimizi görmüyorlar mı?! Onlar bunlara tekrar dönüp gelmezler" ( Yasin Suresi Ayet 31)

7) "Helak ettiğimiz bir memleket halkına tekrar dönmek haramdır. " (Enbiya Suresi Ayet 95 )

8) "Allah sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmez vaziyette çıkardı" (Nahl Suresi Ayet 78)

9) "Orada ilk ölümden başka tatmazlar" (Duhan Suresi Ayet 56)

REENKARNASYONU REDDEDEN HADİS

Cabir Bin Abdullah (r. a.) anlatıyor:

Babam Abdullah Bin Amr Bin Harem Uhudda şehit düşünce Allah'ın Rasulu (s. a. v. ) bana:
__ Ey Cabir ! dedi. Aziz ve Celil olan Allah'ın babana söylediklerini sana haber vereyim mi?
Ben de,
__Buyur ya Rasulallah dedim.
Bunun üzerine Rasulallah şöyle buyurdu:
__Allah her kimle konuşmuşsa hep perde arkasından konuşmuştur. Fakat senin babanla perdesiz konuştu. Karşısına aldı, şöyle buyurdu: İste benden ne istiyorsun, istediklerini sana vereceğim. O da,
__Yarabbi beni dünyaya gönder, senin uğrunda ikinci defa öldürüleyim dedi. Şehidin bu arzusuna, yüce Allah'ın cevabı şu oldu:
__ Ben, ölenler dünyaya bir daha dönmeyecekler, diye hükmettim. Bunun üzerine (şehit baban) şöyle dedi:
__ Öyleyse Allah'ım bu hükmünü geride kalanlara ulaştır. Aziz ve Celil olan Allah'ta "Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanma... "( Al-i İmran Suresi Ayet 165-170)

REENKARNASYONUN OLUŞMASI

Reenkarnasyon ya Allah'ın emir ve iradesi ile yapılmakta yahut Rûhun kendi tercih ve iradesi ile olmaktadır. Birinci şıkka göre Allah ‘ın böyle bir iradesi olmadığı yukarıdaki Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şeriflerden anlaşılmaktadır. İkinci ihtimal yani Rûhun tercihi ile oluşmasına gelince burada da iki yol söz konusudur. Rûh bu göçü ya şuurlu olarak veya şuursuz olarak yapmaktadır. Rûh şuursuz ise zaten tercih yapması imkansızdır. Zira hareketleri şuurun dışındadır. Rûhun, herhangi bir cesedi kendi iradesi ile tercih etmesi ihtimali ise utanç verici bir durumdur. Örneğin Rûh bu faraziyeye göre durup dinlenmeden, usanmadan her çeşit hayvanın döl yatağına birden fazla girmesi lazım gelirdi. Kabristandaki kemikleri ve o kemikleri misafir eden toprakları çiğnemeye müsaade etmeyen Allah-u Teala hiç insan Rûhunu hayvanların cesetlerinde barındırır mı?

SONUÇ

Reenkarnasyon inancı İslam'ın temel kaynaklarına aykırı olduğu gibi akli bakımdan da tutarsız görünmekte, metafizik ve mantık ilkelerine dayanan bazı haklı eleştirilere tabi tutulmaktadır. İnsan bilincinin sürekliliği ve kişisel kimliğin korunması açısından ele alınacak olursa, reenkarnasyon iddialarını makul olabilmesi için insanı şu anda neticesini yaşadığını ileri sürülen önceki hayatını mutlaka hatırlaması gerekirdi. Halbuki hiç kimse daha önce bir bedende yaşadığını hatırlamamakta aksine insan, kendisinden onun diğer varlıklardan ayrı bir kişiliğe sahip olduğunu gösteren bir benlik şuuru bulunduğunu hissetmektedir. Diğer taraftan reenkarnasyon inancı ahlaki nedensellik ihtiyacını tatmin etmekten ve dolayısıyla insanın sorumluluğunu temellendirmekten de uzaktır.

Bu tutarsızlıklarının yanı sıra tenasüh akidesi hem insanın kalıtım yoluyla ebeveyn den çocuklara intikal eden Rûhi-bedeni özellikleri açıklayamamakta, hem de dünyada sürekli olarak devam eden nüfus artışına makul bir izah getirememektedir. Zira bugün bilim insanın kalıtım yoluyla kazandığı Rûhi-bedeni özellikleri bulunduğunu kesin olarak kanıtlamıştır. Tenasüh iddiasına göre ölümle birlikte başka bir bedene intikal eden Rûhun kendi karakterine uygun bir bedeni nasıl seçtiği ve bu durum karşısında kalıtımın nasıl açıklanacağı bilinmemektedir. Yine tenasühe göre evrendeki Rûhlar belli sayıdadır. Bu durumda dünya nüfusunun statik olması veya azalması gerekirdi. Halbuki realite bunun aksini göstermektedir.

Yukarıda temas edilen dini ve bilimsel gerçekler sebebiyledir ki, tenasüh inancı İslam'ın ilkeleri ile ve akidesi ile bağdaşmaz. Günlük hayatta sıklıkla karşılaşılan tenasüh iddialarından çoğu magazin haberciliğin üretimleri, geri kalanları da kişisel fantezi ve yanılgılardır. Olayın gündemde kalması ve zaman zaman geniş kesimlerin ilgisini uyandırması ise bir yönüyle dini bilgi ve şuur eksikliğinden diğer yönden de insanların Rûhlar aleminin ve ölüm ötesinin gizemine olan derin ilgisinden ve bu alana ait iddiaların çürütülmesinin de kolay olmayışından kaynaklanmaktadır.[14]

Dünya toplumları arasında Allah'a ve ahiret gününe olan saf ve samimi inancı zedelemek amacı ile zaman zaman ortaya atılan iddialar toplumlar arasında hatırı sayılır şekilde sosyal sarsıntılar meydana getirmiştir. Örneğin İnsanın maymundan türediği tezi bilimsel olarak ispatlanamayınca şer güçler saf inancı yıpratmak amacı ile reenkarnasyon iddiasını ortaya atmıştır. Bununda günün birinde vicdanlarda makes bulamayıp çöplüğe atılacağı kesindir. Fakat bizlerin her zaman bu tür inancı sarsıcı saldırılar karşısında hazırlıklı olmamız gerekmektedir.[15:ALINTI]

Kaynaklar

[1] Veysel Güllüce, "Kur'an-ı Kerime Göre Ahiret'in Varlığı", Doktora Tezi, Erzurum, 1996, s. 205-206.
[2] Yeni Türk ansiklopedisi, Ötüken Yayınları, c. 10, s. 40-44.
[3] Mehmet Kırkıncı, "Rûh Nedir?" s. 64.
[4] Zaman Gazetesi, 14 Ağustos 1994.
[5] Veysel Güllüce, a.g.e., s. 206.
[6] Mehmet Kırkıncı, a.g.e., s. 66.
[7] Mehmet Kırkıncı, a.g.e., s. 65.
[8] Veysel Güllüce, a.g.e., s. 206.
[9] (Net bir) kaynak belirtilmeli.
[10] Süleyman Toygar, Aksiyon, sayı: 115, s. 25.
[11] Süleyman Toygar, a.g.e., s. 25.
[12] Yrd. Doç. Dr. Celal Kırca, "İslam Dinine Göre Reenkarnasyon", s. 225.
[13] Yrd. Doç. Dr. Celal Kırca, a.g.e., s. 240.
[14] İlmihal 2, "İslam ve Toplum", T.D.V., Sayfa 159-160.
[15] www.egitimportali.com/metingoster.php?yazi_no=tenasuh_nedir_1





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Orhun, 12.09.2016, 16:05 (UTC):
Ben sizin şahsınıza saygısızlık etmedim, siz öyle algılamış olabilirsiniz ama saygısızlık etmedim ve lütfen kişiselleştirmeyin. Düşüncenize katılmadığımı ve sizin kısıtlı bir penceden baktığınızı düşündüğümü söyledim hepsi buydu. Konuya dönersek eğer Allah diye bir şey varsa kısıtlı tek hayat ve sonsuz cennet cehennem saçmalığına açıkçası ben inanmıyorum. Bu bir hak adalet değildir, ve bence sizin esas sorununuz Allah'ı veya Tanrı'yı insan gibi düşünmeniz ve de evrim denen gerçeği inkar etmeniz.

Yorumu gönderen: cevher, 30.07.2016, 09:04 (UTC):
ben sizin görüşlerinize saygılı hakaret etmeden cevap vermeye calışıyorum ancak siz tam tersi olarak düşüncelerimin bos ve anlamsız oldugunu iddaa ediyorsunuz ve ahlakınızın inancınızla orantısı gün yüzüne cıkıyor. bu benim inancımda ilk esaslardan biridir : saygı , hoşgörü. ayrıca sizin yazdıklarınızı anlayarak cevapladım.sizin anlamadan konustugunuz ortada. sorunuza somut sekilde cevaplanmıştım. insanlar bulundugu kosula göre sınava tabii tutulur. bizim yargılanmamızla onların yargılanması elbette farklı olacaktır. nitekim akıl denen etmenin kullanılması onlarcada olması gerekir.

Yorumu gönderen: Orhun, 24.05.2016, 03:02 (UTC):
Empati kuralım tamam siz dünyaya Afrikalı bir kabilede gelseydiniz Allah'a inanacak mıydınız? Allah diye bir isim mi duymuş olacaktınız hayatınızda? Dünyadaki hiç bir tanrının ismini duymazdınız veya dinlerden haberiniz bile olmazdı. Bizim bugün konuştuğumuz dilleri bile bilemeyeceğiniz için hayat hakkında bizim bugün sahip olduğumuz kavramlara sahip bile olamazdınız. Kısacası 2. bir şansın olması hayatı anlamsız kılmaz bu sizin mantıksız bir düşünceniz hatta binlerce kez reenkarne olsanız bile yeterli gelmeyebilir. Kendi kısıtlı pencerenizden bakıyorsunuz ama dünyada sonsuz sayıda denebilecek çeşitlilikte hayat var ve hiç biri sizin dar dünya görünüşünüze sığamaz. İsa da reenkarnasyon öğretmiştir ayrıca mucizeyle alakası yok kendisi tüm canlıların reenkarne olduğunu öğretmiştir.

Yorumu gönderen: Cevher, 28.04.2016, 01:16 (UTC):
Hem hz isaya yeniden diriltme mucizesi verilmistir. Bu mucize allahin varligina inandirmak icindi. Reenkarnasyon ile alakasi yoktu ve destekledigi manasi cikarilmamasi gerekir.

Yorumu gönderen: Cevher, 28.04.2016, 01:05 (UTC):
Allah insanlari donemine gore imtihan eder. Hem ikinci kez veya daha fazla dirilmenin olmasi biranlam ifade etmez. Nitekim empati kuruldugu vakit , yaraticinin yarattigi varliklarin onu gormeden fakat ona giden yollara kesin kanitlari takip edip iman edilmesi istenir.somut bir dille soylemek gerekirse ; yaraticin (hasa) biz oldugunu dusunursek yarattiklarimizin bizi gormeden ama ilim-bilim yoluyla(dunyadaki sinavimiz) bulmasinimi yoksa herseyin goz onunde olup direk anlamsiz bir var olusumu isterdik. Yani allah istiyorki tek bir yasamla fakat arastirarak bilerek bilincli olarak inanmamiz ister. 2. Bir sansin olmasi yasami anlamsiz kilar.

Yorumu gönderen: Orhun, 10.04.2016, 01:41 (UTC):
Reenkarnasyon kulağa çok daha adil bir sistem gibi geliyor. Canlıların tek kere doğması adaletsiz bir sistem çünkü farklı şartlarda var oluyorlar. Kur'an gerçekten reenkarnasyonu kabul etmiyorsa Allah adil bir tanrı değildir ve normal bir insan bunu düşünerek aklını bile kaçırabilir. Hayvan olarak yaratılanın ne günahı var mesela hayvanlar acı çekmiyor mu? Allah öyle diledi deyip atlatıyorlar ama bence çok saçma ve mantıksız birşey bir insanın bunu vicdanen kabul etmesi mümkün değil çünkü o zaman Allah beşer gibi keyif sahibi manası çıkar ve Hakk değildir bu. İsa bile reenkarnasyon öğretmiştir.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36703228 ziyaretçi (102756220 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.