Tesadüfler ve Hayat
 

Tesadüfler ve Hayat

Önbilgi: Tesadüf nedir? Nasıl ve neden gerçekleşir? Bunlar, tesadüf hakkında sık sık sorduğumuz sorulardandır. Şimdiye kadar hiç kimse, arkalarındaki nedenleri bulamamıştır. Ancak neredeyse herkes, hayatının bir aşamasında ya da diğerinde bu olgunun sonuçlarını yaşamıştır. Ve şaşırtıcı şekilde tesadüfler, hayatın en önemsiz şeylerinde bile olmaktadır.

Hevesli bir genç oyuncu, mülakata katılacaktır. Bu yeteneğini göstermesi için altın fırsattır. Ama rolüne hazırlanması gereken kitap, elinde yoktur. Kitabı her yerde arar; ama bulamaz. En sonunda büyük bir hayâl kırıklığı ile eve dönmek üzere belediye otobüsüne biner. Otobüste elinde kitaplar taşıyan orta yaşlı bir adam, yanında ayakta durmaktadır. Otobüs kalabalıklaştığı için adam, genç adamdan onun için bazı kitapları tutmasını ister. Ama inerken kitapları geri almayı unutur.

Oyuncu, ilk önce ne yapacağını bilemez. Ama sonunda, sadece meraktan ilk kitabı alır ve onun o kadar çaresizce aradığı drama kitabı "Tughlalc" olduğunu görünce şaşırır. Bir sonraki gün mülakata girdiğinde kendisini bir sürpriz daha beklemektedir. Otobüste karşılaştığı orta yaşlı adam, komitenin üyelerindendir. Genç adam, kitabı sahibine iade eder ve teşekkür eder. Komite üyesi de şaşırmıştır.

6 Ağustos 1978'de Papa VI. Paul, ölüm döşeğinde yatmaktadır. 1923 yılında aldığı değerli küçük çalar saati her zamanki gibi yanındadır. Son 55 yıl boyunca saat, Papa'nın en sadık hizmetkârı olmuştur. İtaatkar bir ev hayvanı gibi onu her sabah saat altıda uyandırmıştır. Ama o meşum günde Papa'nın öldüğü saat olan akşam 9:40'ta çalmaya başlamıştır.

Papa VI Paul

Papa VI. Paul, 6 Ağustos 1978'de akşam 9.40'ta ölmüş olarak yatıyor.

Bu tesadüf, olayların en garibidir. Ama daha birçok garip tesadüf olayları vardır. Bilim insanlarını, felsefecileri ve matematikçileri aynı şekilde hayrete düşürmelerine şaşmamak gerekir. 2500 yıldan fazladır tesadüflerin gizli mesajlarını açığa çıkarmaya çalışmaktadırlar. Tesadüflerin doğası ve anlamları ile ilgili sorulara cevap vermeye çalışmışlar ve aynı zamanda arkalarındaki gizli kuvvetleri keşfetmeye çalışmışlardır.

M. Ö. 4. yüzyılda Hipokrat, dünyanın birbirine bağlı olduğunu, sular tarafından ayrılmamış büyük bir toprak parçası olduğunu önermiştir. Bu nedenle tesadüfler, birbirlerini arayan uygun etkenlerden başka şeyler değillerdir.

19. yüzyılda ünlü filozof Arthur Schopenhauer, tesadüfleri "birbiriyle bağlantısı olmayan olayların eşzamanlı gerçekleşmesi" olduğu şeklinde açıklamıştır.

Çok daha sonra 20. yüzyılda Dr. Paul Kammerer, günlerce ve aylarca süren insanların günlük konuşmalarını kaydettiği ve yaş, cinsiyet, kıyafet ve buna benzer diğer kişilik özelliklerinin detaylarını yazdığı bilimsel deneyler yaptı. En sonunda Kammerer, "Ardışıklık Kanunu" adını verdiği bir kitapta sonuçları yayınladı. Bu kitapta tesadüflerin ardışık olarak gerçekleştiğini ve birçok bilinmeyen evrensel güçlerin hızlı değişen göstergeleri olduğu sonucuna varmıştı.

Wolfgang Pauli

Wolfgang Pauli (1900-1958), Nobel ödüllü fizikçi, seçkin psikolog C. G. Jung ile beraber Kammerer'in ardışıllık teorisini geliştirmek için eşzamanlılık kavramını tanıtmıştır. Eşzamanlılığın nedensel olmayan prensibi, tesadüflerin oluşmasına yardım ediyordu.

Kammerer'den sonra iki Avrupalı beyin, çabalarını birleştirdiler. Bu iki adam, Wolfgang Pauli ve İsviçreli psikolog ve filozof Profsör Carl Gustav Jung'tu. Her ikisi de tartışmalı konuyu ayrıntılı şekilde araştırdılar ve tesadüflerin "takip edilemeyen prensiplerin görülebilir izleri"nden başka bir şey olmadığı sonucuna vardılar.

Evrende çalışmakta olan tek bir gizemli güç uyumsuz hayatı uyumlu hale getirmeye çalışmaktadır. Bu nedenle insan hayatının karmaşası ve kaosu üzerine kendi disiplinini kabul ettirmektedir.

Arthur Koestler

Arthur Koestler

Daha yakın zamanda bir bilim yazarı olan Arthur Koestler de tesadüfler olgusunu detaylı bir şekilde araştırmış ve onları "kaderin oyunları" diye açıklamaktadır.

Koestler, yoğun olarak çalıştı ve tesadüflerin oluşumuna bilimsel bir temel bulmak için geniş kapsamlı bir araştırma yaptı. "Kaderin oyunları" terimi, onun tarafından tesadüflerin felsefi anlamını açıklamak için kullanılmıştır.

Bir tesadüfün "kaderin bir oyunu" olup olmadığı bilimsel olarak kanıtlanamaz. Ancak gerçek şudur ki, bütün bu çalışmalarda bir gizem havası vardır. Tesadüflerin gerçekten ne olduğunu, özellikle bu kadar çok garip ve önemli olay bir arada gerçekleşirken, tam olarak bilmek son derece güçtür.

Aslında bütün açıklamalar, bu sorunun sadece ucuna dokunmaktadır. Ama ani anlamlı kazaları mantıken sadece tesadüfler olarak bir kenara atamayız. Evrensel bütünde yerine getirecekleri görevin çözülmesi gereken bir şifresi vardır. Bazı anlamlı olaylara aşağıdaki örnekleri veriyoruz.

1944 yılıydı. Dünya, en zalim savaşlardan birine kilitlenmişti. Nazilerden korkuluyor ve nefret ediliyordu. Bütün dünya, Nazileri yenmeyi ve dünyayı yok olmaktan kurtarmayı planlıyordu. Her harekat, bir kod kelimesi ile planlanıyordu. Çeşitli kod kelimeleri: "Overlord", "Neptune", "Utah", "Omaha" ve "Mulberry" idi.

Çıkartma, 6 Haziran'da yapılacaktı. Garip bir şekilde tüm bu kelimeler, bu önemli günden tam 33 gün önce Daily Telegraph'n bir kare bulmacasında yer aldı. Gizli servis, hemen harekete geçti. Bu kelimeleri bir araya getiren adamı tutukladılar. Ayrıntılı bir soruşturma yapıldı. Gizli servis adamları, tutukladıkları adamın bir Nazi casusu olduğunu düşünüyorlardı. Ama adam, masumdu. Sadece bir öğretmendi ve son 20 yıldır gazete için kare bulmacalar hazırlıyordu. Bu çarpıcı bir ruhsal tesadüf olayıydı.

Ama muhtemelen hiçbir şey, Amerikan deneyimini yenemez. Amerikalı korku hikâyeleri yazarı Edgar Allan Poe, "Arthur Gordon Pyn'in Hikâyesi"nde bir gemi enkazından kurtulan ve açlıktan ölmek üzereyken sonunda 12 yaşında bir çocuk olan Richard Parkar'ı öldürüp yemeye karar veren dört kazazedenin hikâyesini anlatmıştır.

Birkaç yıl sonra kurgu, gerçeğe dönüştü. 1884 yılında bir gemi, çılgın bir fırtınaya yakalandı ve sadece dört kişi kurtuldu. Kamarotu öldürmeye karar verdiklerinde açlıktan ölmek üzereydiler. Daha büyük tayfalar tarafından öldürülen kamarotun adı Richard Parkar'dan başka bir şey değildi.

Bu, ne idi: sadece tesadüf mü yoksa başka bir şey mi?





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: abigail, 05.09.2016, 21:50 (UTC):
TESADÜF YOKTUR,ZAMAN VARDIR. ZAMAN DA KADERİ ARADAKİ BOŞLUK DA KAZAYI OLUŞTURUR. ZAMAN KAVRAMI OLMADAN HİÇBİRŞEY GERÇEKLEŞEMEZ. BU DA DÜNYAYA AİT BİR OLGUDUR. UZAYI FİZİKLE AÇIKLARIZ AMA ÖTESİNİ GAYB OLDUĞUNDAN BİLGİMİZ DIŞINDA GÖRÜYORUM.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36647128 ziyaretçi (102657368 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.