Tevhidî Müslümanlık ve Putperest Müslümanlık Üzerine
 

Tevhidî Müslümanlık ve Putperest Müslümanlık Üzerine

Akhenaton

Ön bilgi: Bu yazıda ağırlıklı olarak Ebû Yusuf’un "Büyük Şirk" adlı makalesinden ve Yusuf el-Kardavî’nin "Tevhid’in Hakikati" adlı eserinden faydalanılmıştır.

Şirk kelimesinin “Diyanet İslam Ansiklopedisi”ndeki tanımı şöyledir: Şirk, “ortak olmak” ve “ortaklık”; “ortak koşmak” anlamındaki işrâktan isim konumunda bulunan şirk ise küfür demektir. Şirk koşana "müşrik", şirk koşulana ise "şerîk" denir. Şirk, bir terim olaraksa “Allah’ın zâtında, sıfatlarında, fiillerinde veya O’na ibadet edilmesinde ortağı, dengi yahut benzerinin bulunduğuna inanma” demektir.

Kurân-ı Kerîm’de şirk kavramı aynı kökten türeyen isim ve fiillerle birçok âyette geçmektedir. “Allah’ın ulûhiyyetine ortak tanıma” anlamındaki şirkin muhtevası Kur’an’da “küf’/küfüv” (denk, benzer), “misl” (eş, benzer), “velî/vâlî” (dost, efendi), “nid” (özünde benzeri), “şefî‘” (şefaatçi) ve “şehîd” (yardımcı, lehte şahitlik yapan) kelimeleriyle ifade edilmiştir.

Câhiliye Arapları’nda belirtilerine rastlandığı gibi müşrikler ay, güneş ve yıldızlar gibi gök cisimlerine ulûhiyyet nisbet etmişlerdir. Kurân’da ise sözü edilen varlıklar ve oluşumların Allah’ın varlığını ve birliğini kanıtlayan belgelerden sayıldığı, bu varlıklara değil, onları yaratan ve yöneten Allah’a secde etmenin gerektiği bildirilmiştir. Paganist Müşrikler, duyularla idrâk edilemeyen cin ve melek gibi varlıklara da ulûhiyyet izâfe etmiş, bunları Allah’a ortak koşmuş, O’na oğullar ve kızlar nispet etmiştir. Kurân, Allah’ın bu niteliklerden münezzeh/uzak olduğunu bildirmiştir.

Şirk, sadece eski Kureyş paganistlerinin puta tapıcılıkları için kullanılan ya da geçerli olan bir tanım değildir. “Putperest Müslümanlık” diye tabir edebileceğimiz İslam inancının içinde görünen, İslam kisvesi taşıyan, hükümlerini İslam’a dayandıran fakat buna rağmen kurtuluş ve yardımı (Mehdi inancı, gavslar, şeyhler, evliyalar, cinler, peygamberler ve diğer kişilerin ruhaniyeti gibi) Allah’tan başkasından bekleyen, tevhid inancının deforme edilip Allah’ın yerini yarattığı varlıkların aldığı günümüz GİZLİ ŞİRK KURUMU, pagan sistem ve düzenidir. Cahiliye toplumunda AÇIK ŞİRK’i tespit edip nitelemek kolaydı. Ama günümüzde Hz. Muhammed’in ya da geçmişteki İslam büyüklerinin, evliyaların araç olarak kullanıldığı, siyasi emeller, güç,hilafet, mehdîlik, para ve şan-şöhret peşinde koşan kişilerin bu hususi emelleri için insanları Ehl-i Sünnet inancından, ifrat ve tefrit çizgisinden çıkarıp ya da koparıp televizyon, kitap ve gazete gibi propaganda araçları yoluyla manipüle ettiği bu sistem, en azından bu propagandalara inanan kesimlerce fark edilemeyen, Hz. Muhammed’in kendi deyimiyle karıncanın ayak sesinden bile daha sessiz, İslam ya da Müslümanlık kisveli gizli şirk sistemidir.

Tevhidî Müslümanlık ya da Tevhidî İslam ise, medet umulanın, istenilenin, her şeye gücü yetenin, kainatin ve mülkün tek sahibi olanın, tapınılanın ve ibadet edilenin sadece Allah olduğu, peygamber ya da nurani bir varlık bile olsa kimsenin O'nun hakimiyet ve melikliğine ortak olmadığı ve olamayacağı, Hz. Muhammed'inse her şeyden önce Kelime-i Şehadet'te de belirtildiği üzere Allah'ın KULU ve ELÇİSİ olduğu, KAİNATIN / İNSANLARIN EFENDİSİ ya da MELİKİ / SULTANI / HAKİMİ ÜNVANINA Hz. Peygamber’in değil sadece ve sadece Allah'ın layık olduğu (Nas Suresi, ayet 2), peygamber ya da diğer evliya denilen kişilerin alemi ya da ilahi nizamı yöneten ya da bu yönetime ortak olan kişiler olmadığı, bu kişilere olan sevginin İFRAT yani aşırılığa kaçmadığı, kişiyi peygamberin sakalına ya da hırkasına ya da ayak izine ya da bir evliyanın türbesine dokunmanın değil sadece ve sadece geçmiş günahlarından samimi bir tövbe ve Allah'tan yardım istemekle kurtuluşa erişilebileceği inancında yürümektir. O, kainatı, insanları ve cinleri bir peygamber ya da başka herhangi bir varlık için ya da onların yüzü suyu hürmetleri için değil (bknz. Levlake uydurması); ancak ve ancak kendisine kulluk etsinler diye yaratmıştır. (Zariyat Suresi, 56)

Hz. Muhammed'in kızı Fatıma'ya söylediği söz, şöyledir:

“Kızım Fatıma, peygamber kızı oluşuna güvenme. Kıyamet gününde seni ben bile kurtaramam.”

Bunun yanında Hz. Muhammed'in vefatının hemen akabinde Hz. Ömer'in elindeki kılıçla Medine sokaklarında “Peygamber ölmemiştir ve sağdır. Kim, o öldü derse vallahi onun gövdesini kılıcımla ikiye ayırırım!” diye hitap etmesi ve Ebu Bekir'in yanına gelip “Kim ki Muhammed'e tapıyorsa, bilsin ki Hz. Muhammed ölmüştür. Kim ki Allah'a ibâdet ve kulluk ediyorsa, bilsin ki Allah, Hayy'dır, ölümsüzdür. Peygamber öldü diye gerisin geriye mi döneceksiniz.” sözü, gerçek inanç orijini olan Tevhidî İslam dininin anlaşılması bakımından oldukça önemlidir.



“Muhammed eşittir Allah” diyen Putperest Müslümanlık zihniyetinden bir örnek.

Alimler, şirkin konusu, ortaya çıkışı ve şirke götüren yollar hakkında çeşitli görüşler ileri sürmüştür. Fahreddin er-Râzî, Allah’tan başka dostlar edinenlerin yerildiği âyette (el-Ankebût 29/41) “ilâhlar” değil “dostlar” (evliyâ) denilmesinin sadece açık şirkin değil gizli şirkin de bâtıl olduğuna işaret sayıldığını belirtir. Çünkü Allah’a başkasını da gözeterek ibadet eden kimse Allah’ı değil gözettiği varlığı dost edinmiştir. Hz. Muhammed’in bu konudaki hadisi şöyledir:

Gizli şirk, karıncanın ayakları gibidir, ses çıkarmaz.

Başka bir hadisinde de;

Ben ümmetimin görünen şirklerinden korkmam, görünmeyen şirklerden korkarım.”

demiştir. Yusuf el-Kardavî’ye göre şirk, bütün hurafe ve hak olmayan/boş inanışların yuvasıdır. Çünkü yıldız, cin, insan, hayvan, ruh ya da daha başka varlıklardan, dolayısıyla Allah’tan başkasından herhangi bir şeyin mutlak tesir ve tasarruf sahibi olabileceğine inanan bir kimsenin zihni, her hurafeyi ve karşılaştığı her Deccal’i (ya da İslam kisvesine bürünmüş her putperest zihniyeti) kabul ve tasdik etmeye elverişlidir. Böylece müşrik (şirk koşan) bir toplumda gizli kuvvetlerce ilişki kurulduğunu, gaybı bildiğini iddia eden kâhin, müneccim, büyücü (ya da günümüzde kendilerini medyum, hoca gibi aldatıcı isimlerle lanse ederlerse etsinler tümünün) sermayeleri (ve insanları aldatmaları, hem manen hem de madden asalak gibi sömürmeleri) revaç bulmaktadır. Aynı zamanda bu gibi toplumlarda sebeplere yapışma ve kainattaki sünnet(ullah ve fizik, kimya, fıtrat kanunları vs) ihmal edilir. Üfürükçülük, muskacılık, (türbelerden ve eskiden evliya diye adlandırılan zatların ruhlarından medet umma,) büyü ve nazar gibi şeylere itibar edilir.

Yine el-Kardavî’ye göre iki çeşit şirk vardır: a) Büyük şirk, b) Küçük şirk.

Ebû Yusuf, büyük şirki “Rububiyette şirk”, “İsim ve sıfatta şirk” ve “Ulûhiyette şirk” olmak üzere kendi arasında yine üçe ayırır. Rububiyette şirk, Allah’ın rablik özelliklerinden bir özelliği iptal etme ya da onun bir özelliğini başkalarına vermektir. Allah, bunu Kurân-ı Kerîm’de çoğu zaman “nidd” kelimesi ve türevleriyle ifade eder.

Bugün kendilerini "Gavs" diye adlandıran, "Biz istersek ahırı meleklere temizletiriz." gibi cümlelerle üstünlük ve kibir taslayan, müritlerini kıyamet gününde kurtarabileceklerini iddia eden ya da meclislerinde “Allah, eşittir Muhammed” diye haykırıp insanları şirkî bir cezbeyle yine kendi bataklıklarına çeken ya da bugün paralel yapının en tepesindeki isim gibi kendini Allah’ın rububiyetine ortak gören, bütün kainatın kendisinin yüzü suyu hürmetine ayakta durduğuna ve helak edilmediğine inanacak kadar firavunlaşmış kişilerin ve bunların peşinden gidenlerin ve yine bunlara ait beyin yıkayıcı TV kanallarında "5. Boyut" gibi dizilerle kainatın işleyişinde Allah’ın rububiyetini pasifize edip ve O’nu aciz gösterip yerine kendi tağûti sistemlerini dindar insanların zihnine işlemek isteyenlerin ve bu yolla firavunî sistemlerinin çarklarını döndürenlerin İslam kisvesine bürünmüş post-modern bir putperestliği yaymaya ve aşılamaya çalıştıkları, zorlama bir çıkarım olmasa gerektir.

Bu bağlamda İbni Teymiyye’nin “Mecmu’ül-Fetavâ” adlı eserinde rubûbiyette şirk hakkında düşünceleri şöyledir:

“Muhakkak ki Allah; sahip olan, tedbir eden, veren, engelleyen, zarar ve fayda veren, dereceleri düşüren ve yükselten, izzet ve şeref veren, zelil kılandır. Kim Allah’ın dışında birisinin mâlik (sahip olan), tedbir eden, veren, engelleyen, zarar ve fayda veren, dereceleri düşüren ve yükselten, izzet veren ve zelîl kılabileceğine şahitlik ederse Allah’ın rububiyyetinde şirke girmiş olur.”

İsim ve sıfatta şirk ise, yine Allah’ın özelliklerinden bir özelliği iptal etme yahut onun bir özelliğini başkalarına vermektir. Zarar ve menfaatin Allah’ın dışında birilerinin bunu yapabileceğine inanmak, birilerinden istiğasede (himmet) bulunmak, birilerine "ğavs" demek ya da bugün kendilerine açıkça "falcı" ya da "cindar" demeyip de "medyum", "şeyh" ya da "hoca" gibi aldatıcı ve gerçek niteliğini saklayıcı isimlerle topluma kendilerini pazarlayan kişilerin gaybi bildirdiklerine inanmak gibi şirk çeşitleri bu kısımdandır.

Bu şirkin çeşitlerinden birisi de günümüz putperestlerinin yüce Allahın her yeri görme ve duyma özelliğini şeyhlerine vermeleri ve “şeyh dediğin müridin gece yatağında kaç defa sağa kaç defa sola döneceğini bilendir.” gibi sözlerdir. Bunun dışında şeyhin insanların kalplerinden geçeni bileceğini, geleceği bilebileceğini, kâinat üzerinde güç ve kuvvet sahibi olduğu, dilediği zaman keramet göstererek yalnızca yüce Allahın güç ve kuvvetinde olan şeyleri gerçekleştirebileceğini, insanların tövbelerini kabul edeceklerini, kıyamet günü müritlerinin günahlarını affedebileceklerini söylemeleri de bu şirkin kapsamındadır.

Yine bu şirkin çeşitlerinden biriside şeyhlerin bir bakışla insanların kalplerini değiştirebileceklerini inanmadır. Yahudilerin Allah’ın elinin kapalı olduğunu, onun fakir olduğunu söylemeleri veya Hıristiyanların Allaha oğul isnat etmeleri gibi yaratıklarda olması gereken herhangi bir vasfın yüce Allah’a verilmesi bu şirk türlerindendir.

Bu şirk çeşitlerinden bir başkası da putperestlerinin iddia ettikleri gibi, Allah’a ulaşmak için aracılara ihtiyaç olduğunu söylemeleridir. Ve bunu delillendirirken de Allah’ı bir başkana ya da yetkili birisine benzeterek “asıl ki yetki ve güç sahibi birisiyle her türlü insan direk irtibata geçemiyor ve görüşemiyorsa, Allah da her türlü insanla direk görüşmez, dualarına icabet etmez.” demektedirler.

Büyük şirkin 3. cüzü olan uluhiyette, yani ilahlıkta şirk ise, ibadetlerde, sevgide, korkuda ve yönelmede Allah gibi bir ilahı kabul etmektir. Putlara tapan eski Kureyş müşriklerinin düşe geldikleri şirktir. Bu şirk; putlara, meleklere, cinlere, yaşayan veya ölmüş şeyh ve Salih insanlara ibadet edenlerin şirkidir. Bunlara ibadet edenler ya da Allah yerine bu kişilerin türbelerinden ya da cindarların kullandıkları cinlerden medet umanlar ve farkında olmadan Allah’ı dualarını kabul ve kendilerine yardım etmekten aciz görüp onlardan medet umanlar, genelde dün Kureyş müşriklerinin tapına geldikleri putlar için söyledikleri gibi, “Bunlar, bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye ya da bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir.” diye (farkında olmaksızın) ibadet etmekteler. Biz bu zatlara yakınlaşarak Allaha yakınlaşmış oluruz derler.

Dualardaki Gizli Şirk

Yüzyılımızın ve  de her dönemin en büyük şirklerinden biri de "duada şirk" olmuştur. İlahlığı sadece Allah’a veremeyenler, O’nunla beraber başkalarından (şeyhlerden, gavslardan ya da himmet bekledikleri benzeri aracı gördükleri kişilerden) da bir şeyler isteme ihtiyacı hissetmişlerdir. Ya Allah’ı çok büyük kendilerini de çok küçük, günahkâr ve ondan uzak görerek bu cürme bulaşmışlardır ya da Allah’ın basit işlerle ilgilenmediğini, bu tür basit duaları bazı kimselere devrettiğine inanarak Allah’ın dışındaki başka varlıklara dua etmişlerdir. Kuran-ı Kerim ise şöyle demektedir:

“Allah’ı bırakıp da sana fayda veya zarar vermeyecek şeylere tapma. Eğer bunu yaparsan, o takdirde sen mutlaka zalimlerden olursun. Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O’ndan başka giderecek yoktur.” (Yunus 106-107)

İbni Cerir, "Camiul Beyân"da şunları söylemektedir: Allah, peygamberine seslenerek şunları söylemektedir.

"Ey Muhammed, dünyada ve ahirette sana fayda sağlayamayacak, dininde ve dünyanda sana zarar veremeyecek, seni yaratan ve mabudun olan Allahın dışında hiç kimseye dua etme (ya da dualarında onları Allah’a ortak etme, onlar adına himmet dileme, yüzü suyu hürmetine diye duanda onları Allah’a ortak koşma, Allah’ı bırakıp cinlerden ve ölmüş kişilerden yardım isteme). Yani onlardan fayda bekleyerek veya zararların korkarak onlara ibadet etme. Çünkü onlar fayda veya zarar veremezler. Eğer sen Allahın dışında birilerine dua edersen, Allah şirk koşarak kendine zulmedenlerden olursun."

Çünkü mülkte, verme ya da engellemede tek yetki sahibi O’dur. Durum böyle olduğu için bunun gereği olarak Allah’ın ulûhiyette birlenmesi gerekir. Ve bir faydayı elde etmede ya da zararı def etmek için sadece O’ndan istemek gerekir. Çünkü faydayı onun dışında sağlayacak yoktur. Aynı şekilde zararı da onun dışında def edecek de yoktur.

“Allah’ın insanlara açacağı herhangi bir rahmeti tutup hapseden olamaz. O’nun tuttuğunu O’ndan sonra salıverecek de yoktur. O, üstündür, hikmet sahibidir.” (Fatır 2)

 Bundan ötürü Allah’ın dışında kimse bu iddiada bulunamaz. Kendisine bile fayda sağlayamayacak ya da zararı def edemeyen birisinden (peygamberler, melekler dahi olsa) bir şeyler istemenin batıllığı ortadadır. Bu, kabir-perestlerin inancının tam tersidir. Çükü onlar, evliyaların ve (Pensilvanya’da kendini Hz. İsa olarak pazarlamaya çalışan) meczup  tağutlarının fayda ya da zarar verebileceğine, zararı def edebileceğine ve onların kâinatta ve mutlak mülkte tasarruf hakkına sahip olduklarına inanırlar.

“Allah’ı bırakıp da kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere dua edenden daha sapık kim olabilir? Onlar, bunların dualarından habersizdirler. 6. İnsanlar Kıyamette haşredildikleri vakit (müşrikler) onlara (tapındıklarına) düşman kesilirler ve onlara kulluk ettiklerini inkâr ederler.” (Ahkaf 5-6)

Doç. Dr. Abdulaziz Bayındır Hoca’nın “Duada Evliyayı Aracı Koyma ve Şirk” adlı kitabında bu konudaki görüşleri şöyledir:

Şu kesindir ki, hiç bir insan ağacı, taşı ya da madeni aracı koymaz. Müşrik, putu değil, onun temsil ettiğine inandığı bir ruhanîyi aracı koyar. Rabıta için şeyhinin resmine bakan mürit, resme değil, şeyhin ruhâniyetine rabıta yapar. Eğer heykeli yasak saymasa, resim yerine şeyhinin heykelini tercih eder, saygıyla onun karşısına geçip rabıta yapardı. Allah ile ilişkilerini bir aracı ile yürüttüğüne inanan kişi o aracıyı, Allah’ı sever gibi sever; onu razı etmeyi, Allah’ı razı etmekten önemli görür; Allah’ı razı etme işini, daha çok ona bırakır. Allah, şöyle buyurur:

“İnsanlar arasında Allah’ın yakınından endâd edinenler vardır. Onları, Allah’ı sever gibi severler.” (Bakara 2/165)

İslam âlimleri, duanın hangi çeşidi olursa olsun Allah’ın dışında birisine yöneltmenin şirk olduğunda görüş birliği etmişlerdir.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: ehli sünnet, 26.05.2015, 11:25 (UTC):
konu kapanmış galiba ama bişey eklicem bence bu Abdulaziz Bayındırı hiç kaynak falan göstermeyin normal değil o "Kuran'da Evrim vardır" diyen Kuranı-Kerim e ters düşen bir adam.

Yorumu gönderen: dedem, 28.04.2015, 13:56 (UTC):
söylenen şeyleri iyice tartmak lazım bayram hoca yılların hocasıdır itikadı çoğumuzdan iyi bilir bu video da anlaşılan başka anlatılmak istenen başkadır ben açıkçası burdan anladığım Resullullah (s.a.s.)Allah (c.c.)rızası olmayan birşey yapmaz ve her yaptığında onun rızası vardırı anlıyorum direk karar vermeyin şirk diye bence. bence burdaki yanlış o videonun avama sızdırılmasıdır.

Yorumu gönderen: vali, 07.11.2014, 09:13 (UTC):
aynen alıntı
Bayram Hoca, o anki duygularını ifade ederken maksadını aşan o sözü anlaşıldığı anlamda değil, başka bir şeyi ifade etmek için söylediğini ifade ederek şöyle dedi:
“Allah Celle Celaluhu’nun benzeri, benzetilebilecek hiçbir varlık olmadığı gibi, Muhammed Mustafa’nın a.s. müşebbehün bih yoktur, yani manevi yönden benzetilebileceği hiçbir varlık yoktur. Benzetilememe yönünü ifade etmek isterken ZAHHİRDE küfür olan bir söz söylemiş oldum. Asıl maksadım bu olmadığı halde maksadını aşan bu sözü söyledim.” diyerek hatalı olduğunu söyleyip hatasından dönmüştür.

Yorumu gönderen: Akhenaton, 07.11.2014, 08:52 (UTC):
Siz, yukardaki videoyu izlediniz mi? Hani, Allah, eşittir Muhammeeddd diye bağıran adamı. Ve arkasında cezbede kendinden geçmiş toplumu. Ne diyeceğim bu görüntüye, Allah’ı peygamberle eş tutan anlayışa başka ne diyeceğim? Bunun neresinde peygamber ümmetliği, tevhidden bir iz var? Sen, orda Allah’a eş koşanı gördün mü? Bana insaftan bahsediyorsun da sen bu tür İslam’dan uzak, Peygamber’i ilahlaştırmış bir anlayışa “Ümmet-i Muhammed” diyecek kadar bir insafsızlık içindesin.

Yorumu gönderen: vali, 07.11.2014, 08:38 (UTC):
kardeş kusura bakma ama ümmeti muhammeti (ehli sünneti) putperestlikle bir tutulması insafsızlıktır.gizli şirk Allaha direk olarak ortak koşmak değil onun haram kıldığı işlerde onun emirlerini kaale almamak umursamamaktır. yoksa islamla putperestlik kalkmıştır. iş yanlış mealden kaynaklanırki mealler Osmanlı da yasaklanmıştır oygun olan tefsirdir oda Resulu kibriya a.s. ve sahabenini yaptığı tefsirdir (reddedilemeyn tefsir,diğer alimlerin tefsirleri reddedilebilir) mealcilerin Muhkem ayetlerde sorun olmasada Müteşabih Ayetlerde okun yaydan çıktığı gibi dinden çıktıkları belirtilmiştir..

Yorumu gönderen: Akhenaton, 04.11.2014, 15:30 (UTC):
Sizin de bakış açınız bu, saygı duyarım. Sizin hezeyanlığınız size, benim hezeyanlığım bana… Ne diyebilirim…

Yorumu gönderen: vali, 04.11.2014, 15:22 (UTC):
gereksiz bi yazı olmuş İslam hakkında kendini bilen sanan birinin hezeyanlarını okuduk. evliya allah dostu demektir yani Allah'tan razı olan ve Allah'ın razı olduğu.Size göre herkez şirkte zaten bi siz doğrusunuz hırıstiyanlar yahudiler cennete girer şirkteki müslümanlar küfre girer.mutezile süprüntüleri sizi (günümüzde vahabiler temsil ediyor)

Yorumu gönderen: yasin1507, 30.09.2014, 09:27 (UTC):
teşekkürler muhteşem bir yazıydı müslümanlığın ne kadar güzel ve kolay bir şey olduğunu bize hatırlattığın için seveceksen ALLAH ı sev isteyeceksen ALLAH tan iste şükredeceksen ALLAH a şükret Allah razı olsun

Yorumu gönderen: meraklı68, 28.09.2014, 16:35 (UTC):
Emeğinize sağlık çok güzel bir makale olmuş.Allah (c.c) sizden razı olsun. Kulaktan dolma bilgilere göre yaşayan çok insan olduğu gibi bu insanlardan faydalanmaya çalışan insanlarda var gayet güzel belirtmişsiniz.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36868299 ziyaretçi (103045787 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.