Tomas İncili, 20-38. Bölüm
 

Tomas İncili, 20-38. Bölüm

Tomas İncili, 20-38. Bölüm

1 - 19 / 20 - 38 / 39 - 57 / 58 - 76 / 77 - 95 / 96 -114

20 The disciples said to Jesus, "Tell us what Heaven's kingdom is like."

He said to them, It's like a mustard seed, the smallest of all seeds, but when it falls on prepared soil, it produces a large plant and becomes a shelter for birds of the sky.

20.
Şakirtleri, İsa' ya dediler:

"Göklerin Melekûtu kime benzer, söyle bize."

Onlara dedi:

"Bir hardal tanesine benzer, O
bütün tohumların en küçüğü;
ama o işlemiş toprağa düşünce,
göklerin kuşları için bir sığınak olan
büyük bir sürgün verir."

21 Mary said to Jesus, "What are your disciples like?"

He said, They are like little children living in a field that is not theirs. when the owners of the field come, they will say, "Give us back our field." They take off their clothes in front of them in order to give it back to them, and they return their field to them.

For this reason I say, if the owners of a house know that a thief is coming, they will be on guard before the thief arrives and will not let the thief break into their house (their domain) and steal their possessions.

As for you, then, be on guard against the world. Prepare yourselves with great strength, so the robbers can't find a way to get to you, for the trouble you expect will come.

Let there be among you a person who understands.

When the crop ripened, he came quickly carrying a sickle and harvested it. Anyone here with two good ears had etter listen!

21. Mariam, İsa' ya dedi:

Şakirtlerin kime benziyorlar?

İsa, dedi:

Kendilerinin olmayan bir tarlaya oturmuş küçük çocuklara benzerler.
Tarlanın sahipleri gelince
tarlamızı bize bırakın! derler.
Onlarsa, onların önünde tarlayı boşaltmak
ve tarlayı geri vermek için, soyunurlar.
Bu yüzden derim ki:
Eğer ev sahibi bilirse
hırsızın geleceğini,
o gelmeden önce gözetir
onu bırakmamak için kendi Melekût'unun evinde delik açıp da öte-beriyi götürmesin diye.
Ama size gelince, dünya karşısında uyanık olun,
size doğru gelmek için haydutlar bir yol bulmasınlar diye
büyük bir güçle beliniz üzerinde doğrulun.
Zira gözettiğiniz kazancı onlar bulacaklar.
Kendi özekinizde (tâ içinizde) uyanık bir insan bulunsun!
Meyve olgunlaşınca,
elinde orağı ile çıkageldi,
ve hasadı topladı.
İşitmek için kulağı olan, işitsin!

22 Jesus saw some babies nursing. He said to his disciples, "These nursing babies are like those who enter the

They said to him, "Then shall we enter the

Jesus said to them, "When you make the two into one, and when you make the inner like the outer and the outer like the inner, and the upper like the lower, and when you make male and female into a single one, so that the male will not be male nor the female be female, when you make eyes in place of an eye, a hand in place of a hand, a foot in place of a foot, an image in place of an image, then you will enter [the kingdom]."

22. İsa,
meme emen çocuklar (bebekleri) gördü
ve şakirtlerine şöyle dedi:

"Melekût'a giden kimselere benzer
süt emen çocuklar."

O'na dediler:

"O hâlde çocuk iken mi?
Melekût' a gideceğiz?"

İsa, onlara:

"İkiyi Bir, içinizi dışınız, dışınız içiniz, yukarıdakini aşağıdaki gibi yapınca,
erkeği ve dişiyi
bir tek kılmak için
erkek, erkekleşmesin
ve dişi, dişileşmesin diye;
bir gözün yerine gözler,
bir elin yerine tek el,
bir ayağın yerine tek ayak,
bir suretin yerine tek suret yapınca,
(işte) o zaman Melekût' a gideceksiniz."


23 Jesus said, "I shall choose you, one from a thousand and two from ten thousand, and they will stand as a single one."

23. İsa, dedi:

"Bin arasında birinizi
On bin arasında ikinizi seçeceğim
ve onlar ayakta, Bir olacaklar."

24 His disciples said, "Show us the place where you are, for we must seek it."

He said to them, "Anyone here with two ears had better listen! There is light within a person of light, and it shines on the whole world. If it does not shine, it is dark."

24. Şakirtleri:

"Bulunduğun yeri öğret bize,
zira o yeri aramak bize gereklidir, dediler."

İsa, onlara:

"Kulakları olan işitsin!" dedi.

"Aydınlık var ışıktan bir varlığın içinde ve bütün dünyayı aydınlatır.
Eğer aydınlatmıyorsa o karanlıktır (zulmettir)."


25 Jesus said, "Love your friends like your own soul, protect them like the pupil of your eye."

25. İsa, dedi:

"Kardeşi ruhun gibi sev,
gözünün bebeği gibi
dikkat et ona."

26 Jesus said, "You see the sliver in your friend's eye, but you don't see the timber in your own eye. When you take the timber out of your own eye, then you will see well enough to remove the sliver from your friend's eye."

26. İsa, dedi:

"Kardeşinin gözündeki saman çöpünü görürsün de, kendi gözündeki merteği görmezsin.
Kendi gözündeki merteği çıkarınca, kardeşinin gözündeki saman çöpünü atmak için daha iyi görürsün."


27 "If you do not fast from the world, you will not find the

27. "Dünyada oruç tutmazsanız,
Melekût'u bulamayacaksınız;
eğer Sebt gününde sebt yapmazsanız,
Baba'yı göremeyeceksiniz."

28 Jesus said, "I took my stand in the midst of the world, and in flesh I appeared to them. I found them all drunk, and I did not find any of them thirsty. My soul ached for the children of humanity, because they are blind in their hearts and do not see, for they came into the world empty, and they also seek to depart from the world empty.

But meanwhile they are drunk. When they shake off their wine, then they will change their ways."

28. İsa, dedi:

"Dünyanın ortasında durdum
ve onlara bedende göründüm.
Hepsini sarhoş buldum;
aralarında susamış olan kimse bulamadım
ve ruhum insanoğulları için ıstırap duydu,
çünkü onlar yüreklerinde kördüler ve görmüyorlar; dünyaya boş geldiler ve oradan boş olarak gitmeye çalışıyorlar.
Ama işte, şimdi onlar sarhoşturlar.
Şaraplarını reddedince (bırakınca)
o zaman zihniyetleri (şuurları/bilinçleri) değişecek."


29 Jesus said, "If the flesh came into being because of spirit, that is a marvel, but if spirit came into being because of the body, that is a marvel of marvels.

Yet I marvel at how this great wealth has come to dwell in this poverty."

29. İsa, dedi:

"Eğer beden ruhtan dolayı olmuşsa bu bir harikadır;
ama şayet ruh bedenden dolayı olmuşsa, bu bir harikanın harikasıdır.
Fakat ben, şunda hayranım:
Bu kadar, büyük zenginlik bu fakirliğe nasıl konmuştur."


30 Jesus said, "Where there are three deities, they are divine. Where there are two or one, I am with that one."

30. İsa, dedi:

"Nerede ki üç ilâh var
ilâhlar onlardır;
nerede ki bir ya da iki ilâh var ben, onunlayım."

31 Jesus said, "No prophet is welcome on his home turf; doctors don't cure those who know them."

31. İsa, dedi:

"Hiç bir peygamber kendi köyünde (yöresinde) kabul edilmemiştir;
hekim kendisini tanıyanları iyileştirmez."


32 Jesus said, "A city built on a high hill and fortified cannot fall, nor can it be hidden."

32. İsa, dedi:

"Yüksek bir dağa kurulan
ve kuvvetli olan bir şehir
ne düşürülebilir (ele geçirilir) ne de gizlenebilir."

33 Jesus said, "What you will hear in your ear, in the other ear proclaim from your rooftops.

After all, no one lights a lamp and puts it under a basket, nor does one put it in a hidden place. Rather, one puts it on a lampstand so that all who come and go will see its light."

33. İsa, dedi:

"Bir -ya da-
öteki kulağınla işittiğin de
damlarınızda bağır (ilân et).
Çünkü kimse bir ışık yakıp da onu
ne kile altına
ne de gizli bir yere komaz,
fakat onu şamdana kor
tâ ki gidip-gelenler
ışığını görsünler."


34 Jesus said, "If a blind person leads a bind person, both of them will fall into a hole."

34. İsa, dedi:

"Bir kör, bir körü yederse (götürürse)
ikisi de çukurun dibine düşerler."


35 Jesus said, "One can't enter a strong person's house and take it by force without tying his hands. Then one can loot his house."

35. İsa, dedi:

"Biri kuvvetlinin evine girsin
ve o evi kuvvetle (zorla) ele geçirsin
mümkün değildir, yeter ki o kuvvetlinin ellerini bağlaya:
O zaman (da) evini darmadağın eder."

36 Jesus said, "Do not fret, from morning to evening and from evening to morning, [about your food--what you're going to eat, or about your clothing--] what you are going to wear. [You're much better than the lilies, which neither card nor spin.

As for you, when you have no garment, what will you put on? Who might add to your stature? That very one will give you your garment.]"

36. İsa, dedi:

"Ne giyeceksiniz diye
sabahtan akşama
akşamdan sabaha kaygılanmayınız."

37 His disciples said, "When will you appear to us, and when will we see you?"

Jesus said, "When you strip without being ashamed, and you take your clothes and put them under your feet like little children and trample then, then [you] will see the son of the living one and you will not be afraid."

37. Şakirtleri dediler:

"Hangi gün bize görüneceksin ve hangi gün seni göreceğiz?"

İsa, dedi:

"Utancınızdan vazgeçtiğiniz
ve elbisenizi küçük çocuklar gibi ayaklarınızın altına alıp çığnediğiniz zaman
diri Olan' ın Oğlu'nu göreceksiniz ve korkmayacaksınız."


38 Jesus said, "Often you have desired to hear these sayings that I am speaking to you, and you have no one else from whom to hear them. There will be days when you will seek me and you will not find me."

38. İsa, dedi:

"Size dediğim bu sözleri birçok kere duymayı arzuladınız ve onları duyacağınız bir başkası da yoktu
Beni arayıp bulamayacağınız günler olacaktır."

1 - 19 / 20 - 38 / 39 - 57 / 58 - 76 / 77 - 95 / 96 -114






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36848869 ziyaretçi (103011659 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.