Uçan Hollandalı (Flying Dutchman)
 
Uçan Hollandalı, Flying Dutchman, Der fliegende Holländer

Uçan Hollandalı (Flying Dutchman)

"Uçan Hollandalı" (Alm "Der fliegende Holländer" , İng. "Flying Dutchman" ), eski bir denizci efsanesidir. Doğunun zenginliğini sömüren Hollanda gemilerinden bir geminin efsanesidir.

Van Der Decken (Davy Jones)'in kaptanlığını yaptığı "Uçan Hollandalı" , mola vermek için Ümit Burnu'na yönelir; fakat gelen fırtına bulutlarını fark etmezler ve limana doğru ilerlerler. Bölge, kayalıktır. Fırtına çıkınca, gemi, kayalara çarpıp alabora olurken Van Der Decken;

" Ne pahasına olursa olsun Ümit Burnu'nu geçeceğim."

Der, ancak gemi batar ve tabii ki bu sözü gerçekleşmez. Fakat bölgedeki insanların bazıları, birkaç fırtınada bu gemiyi gördüklerini söylemişlerdir ve bu efsane dilden dile yayılmıştır. Ardından Uçan Hollandalı, bir efsane olarak tarihteki yerini almıştır.

Kimi kaynaklarda Uçan Hollandalı’nın efsanevî kaptanına model olan kişinin gerçekte 17. yüzyılda yaşamış ve "Doğu Hindistan Şirketi" adına çalışan Bernard Fokke isimli Flemenk bir kaptan olduğunu iddia edilmektedir. O dönemde Hollanda, denizlerde çok üstündür ve doğuda birçok sömürgeye sahiptir; Hollanda’yla sömürgeleri arasında deniz ticaretiniyse dünyanın ilk çok uluslu şirketi olarak kabul edilen Doğu Hindistan Şirketinin filoları yürütmektedir.

Bernard Fokke, işte bu şirketin gemilerinden birinin kaptanıdır ve Amsterdam’dan Batavia’ya (bugünkü Jakarta) yaptığı olağanüstü derecede hızlı seferleriyle ünlüdür; 1678’de bu mesafeyi 3 ay 4 günde kat ettiği kayıtlara geçmiştir. Bu hızlı yolculukları insanlar arasında şeytandan yardım aldığına dair söylentilere neden olmuş ve adı "Uçan Hollandalı" olarak anılmaya başlanmış…

Amsterdam-Cape Town-Jakarta arasında bugün kullanılan ticaret rotasının uzunluğu 13724 deniz milidir ve hiç durmadan saatte 6 knot hızla seyreden bir gemi bu yolu 95 günde alır. 17. yüzyılda VOC gemilerinin ortalama hızı saatte 6-7 knot yakınlarındaydı; yani Bernard Fokke’nin o dönemler olağanüstü görülen hızının sırrı, büyük bir ihtimalle bugünkü rotaya çok yakın bir rota izliyor olmasıydı. 1680′ lerde “Libera Nos” adlı gemisiyle gerçekleştirdiği son seferinden sonra kendisinden bir daha haber alınamadı. Bu sefer sırasında gemisinin Ümit Burnu yakınlarında fırtınaya yakalanarak kayalıklara çarptığı ve battığı söylenir.

Uçan Hollandalı, şeytana meydan okuyan ve ancak bir kadının aşkı sayesinde kurtulması mümkün olan Hollandalı Kaptan'la ilgili efsaneye dayanmaktadır. Öfkeli denizci 2 ölüm arasında kalan alanda varlığını sürdürebilmektedir. Kadın ontolojik tutarlılık taşıyan olumlu bir varlık olarak değil, yalnızca erkeğin bir semptomu olarak vardır. Sorun, gerçekte Wagner’in bizzat kendi sendromu olan kadının tekinsiz sadakati üzerine kurulmuştur. Wagner’in eserlerinde deniz, dalgalar, coşku ve kadın vardır. Wagner’de kadın, her zaman kaygan bir zemin oluşturmaktadır.

Edebiyatta pek çok yazar bu hikayeye yer vermiştir.Washington Irving, "The Flying Dutchman on Tappan Sea" ve "Bracebridge Hall" adlı eserlerinde efsaneyi anlatmıştır. Samuel Taylor Colleridge, efsaneden esinlenerek "İhtiyar Denizci" isimli şiirini yazmıştır. Şiirden bir bölüm, şöyledir:

" Ne hoş ne de kırmızı, Tanrı’nın başı gibi,
Görkemli güneş yükseldi;
Herkes peki deyince, öldürdüm kuşu
Sisi dumanı getiren.
Hepsi hak verdi öldürülmesine
Ssle dumanı getiren kuşların.

Tatlı yel esti, uçtu ak köpükler,
Başıboş izledi dümen suyumuz;
Herkesten önce dalan bizdik
Dingin sessiz denize.

Yelin hızı kesildi, yelkenler indi,
Hüzün doluydu ortalık;
Yalnız kırmak için konuştuk arada bir
Denizin sessizliğini!

Her şey sımsıcak bakırsı gökte,
Öğle güneşi kan rengi,
Tünemiş gemi direğinin tam üzerine,
Fakat ay kadar büyük.

Günler geçti birbiri ardından,
Ne bir soluk, ne kımıldama, öylece kaldık;
Bir resimdeki gemi gibi aylak,
Resimden bir denizin ortasında.

Su, su, her yanımız su,
Bütün güverteler kupkuru;
Su, su, her yanımız su
Bir damla bile yok içmeye."

Geminin kaptanı Van Der Decken (Davy Jones), denizci argosunda denizin ruhunu temsil eder. Denizin dibine gitmek yerine Davy Jones'un yanına gitmek kullanılır. "Define Adası" ve "Peter Pan" gibi çoğu korsan öyküsünde denizciler konuşurken Davy Jones ve Uçan Hollandalı'ya gönderme yaparlar.

Davy Jones, edebiyatta ilk kez 1726'da Daniel Defoe'nun "Four Years Voyages of Capt. George Roberts" adlı eserinde, ilk karakter tanımıysa 1751'de yayımlanan Tobias Smollett'in "The Adventures of Peregrine Pickle" adlı eserinde yer almıştır. Bu tanımda Davy Jones, alev nefesli , boynuzlu, kurbağa başlı bir canavar olarak tanımlanmıştır.

Washington Irving, "Adventures of the Black Fisherman" , Herman Melville, "Moby Dick" ve Charles Dickens, "Bleak House" isimli eserlerinde Davy Jones'e göndermeler yapmışlardır. Hikayeye inanan onlarca denizci, Ümit Burnu'nu ziyaret edip fırtınalı günlerde gemiyi gördüklerini iddia ederler. Ayrıca Karayip Korsanları'na da konu olmuştur.

Davy Jones, "Karayip Korsanları: Ölü Adamın Sandığı" filmindeki önemli bir karakterdir. Karakteri Bill Nighy canlandırmaktadır. Sakalları dokungaçtan oluşmuştur. Korsan mtolojisindeki "Davy Jones" karakterinden esinlenilmiştir. Gemide acımasız kuralları vardır. Jack Sparrow'un kendisine borcu olduğu için arkadaşı Will Turner'ı mürettebatına almıştır. Kalbini bir kadın yüzünden söküp bir sandığa kilitlemiştir. Sandığın anahtarını sakalının altında saklamaktadır. Davy Jones'i öldürmenin tek yolu, kalbi hançerlemektir. Jones, aynı zamanda açık denizlerde yaşayan "Kraken" adlı mitolojik dev ahtapotu kontrol etmektedir.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36861627 ziyaretçi (103034322 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.