Uroboros Sembolü
 
Uroboros, Ouroboros

Uroboros Sembolü

Hazırlayan: Akhenaton

"Uroboros" (Ouroboros), kendi kuyruğunu ısıran halka şeklini almış bir yılan görüntüsüdür.[1]

Yılanlar, hem yaşayan hem de dönemsel olarak kayboluşlarıyla ölümle ilişkilendirilen canlılardır. Deri değiştirmeleri ve soğuk zamanlarda yeraltına çekilip gözden kaybolmaları, daha sonra ise sıcak zamanlarda ortaya çıkmaları onların doğum- ölüm döngüsü ve ebedi yaşam ile ilişkilendirilmelerine yol açmıştır. Kuyruğunu ısıran yılan olarak resmedilen Uroboros sembolü doğanın ebedi döngüsünü ifade etmektedir.[2]

Antik Mısır’da bir güneş sembolü olan, Gnostisizm’de ise sonsuzluğu ve güneş tanrısı Abraksas’ı temsil eden yılan, ayrıca -deri değiştirmesinden dolayı- "kendi kendinden doğum" sembolü olma özelliğiyle de [3] başı sonu olmayan çemberin üzerinde izlenen sonsuz yolculuğu vurgular.[4]

Kuyruğunu ısıran yılan zaten reenkarne olan varlığın, sonsuza kadar bu işlemi tekrarlaması, yani ölümsüz olması anlamına gelir. Genellikle bir yüzük şeklinde betimlenen kuyruğunu ısıran yılan, evliliklerin sonsuza kadar devam etmesi için Eski Mısır’da çiftlerin evlilik yüzüğü olarak kullanılırdı. Daha sonra yılanın kuyruğu ve başı devre dışı kalmış ve günümüzde de kullanılan evlilik yüzükleri oluşmuştur.[5]

Bu sembolün kökeni Gnostiklere kadar gider. Bir yuvarlak bütünlük ve devamlılık oluşturacak biçimde kendi kuyruğunu ısıran ejderha ya da yılan şeklinde resimlenir. Yaşamın ve zamanın sürekliliğini temsil eder. I.Ö. 2. yüzyıla ait Codex Marcianus’ta "her şey olan birlik" olarak tanımlanır. Yerin ve göğün, doğanın ve tinin henüz ayrışmadığı, bilinç öncesi döneme ait, her şeyin içinde yüzdüğü; hem boğucu hem doğurgan olan kaotik bütünlüktür. Dişil ve eril öğeler iç içedir.

Henüz tarihin başlaması için gerekli olan benlik bilincini içinde tuttuğundan, uroboros benlik öncesini/tarih öncesini canlandıran bir semboldür.

Antik haritalarda, bilinen coğrafyanın şekilleri, merkezden uzaklaştıkça bulanıklaşır; en dışta kalan ’bilinmeyen’, kuyruğunu ısıran yılan, yani Uroboros olarak resmedilirdi. Ruhsal düzlemde, bilinmeyen, ancak varlığı hissedilen bilinçdışının sembolüdür. Simyada prima materia, yani evrenin (henüz işlenmemiş) temel maddesidir.[6]

Batı ve doğu mitolojilerinde halka şeklini almış yılan en eski evrenin bekçisidir. Doğu ve batı mitolojilerinde kuyruğunu ağzına almış, kuyruğunu ısıran yılan sonsuzluğu sembolize eder. Özellikle ölümsüzlüğü sembolize eden halka halindeki kuyruğunu ısıran yılan şeklini biz resim, heykel gibi güzel sanatlarda da buluruz.[7]

Kendi kuyruğunu yiyen yılan geçmiş (kuyruk), gelecek ağız sembolü ile ve tekrar kendinden doğarak sonsuz bir döngüyü ifade eder. İnsanlıkta bir dönüşüm ve devinim içindedir. Her yeniden doğuşu belirlemek ise bir kısır döngü değildir, değişim özgür irade ile insanların kendi elindedir. Kısır döngüler ancak öğrenilmiş çaresizlikten güç alır.[8]

Bu simgeye Roma’dan Hindistan’a, Mısır’dan Çin’e kadar geniş bir coğrafyada rastlanır ve genel olarak ebedi dönüşü, döngüsel zamanı ve yaşamı, bölünmezliği ve sonsuzluğu simgeler.[9]

Kuyruğunu ağzına almış haliyle yılan; tam bir daire, bu nedenle de tam bir yaşam ve hareket sembolüdür.[10] Bu temsil, yılanın sahip olduğu kendi kendine üreyebilme, süreklilik ve ebedî geri dönüşe atıfta bulunur. Oysa ki halka şekli, aynı anda hem doğanın bütünlüğünü hem de gökyüzü ile yeryüzünün birleşmesini sembolize eder.[1]

Erich Neumann, kendi kuyruğunu ısıran ve dünyayı saran okyanusu çevrelediğine inanılan yılan “Uroboros ile başlangıçtan beri var olan kadın ilk örneği, ve
başlangıçtan beri var olan kadın arketipi ile Yüce Anne arketipi arasındaki geçişlerin pürüzsüz”
olduğunu ifade eder. Bir başka deyişle, yılan erkek simgesi haline gelmeden önce kadını simgelemekteydi; fakat daha sonra bu yılan simgesine erkek dizgesinde yaratılan olumsuz çağrışımlar yüklenmiştir.

Kuyruğunu ısıran yılan, oluşturduğu geometrik şekil dolayısıyla başı ve sonu olmayan ve sonsuzluğu çağrıştıran bir daireyi anımsatır. Ancak, daire genelde mükemmelliği ve ölümsüzlüğü çağrıştırırken, bu daireyi oluşturanın bir yılan olması, ironik olarak bu imgeye fasit daire ve tekdüzelik gibi olumsuz insafsızca düalistik olan cinsel iş bölümü, kadına duygusal ve fiziksel olarak temel besleyici rolünü yüklemektedir.[11]

J. C. Cirlot’un Semboller Sözlüğü’nde kutsal yılan "Ouroboros", şöyle tanımlanmaktadır: [12]

Bu sembol aslen Gnostikler arasında görülür ve kendi kuyruğunu ısıran ejderha ya da yılan şeklinde çizilmiştir. En geniş anlamda, zaman ve hayatın devamını sembolize eder. Bazen "Hen To Pen" başlığını taşır, yani M.Ö. 2. yüzyılda Codex Marcianus’ta olduğu gibi Hepsi, Bir. …Zehir, engerek yılanı ve evrensel eritici; bütün şeylerin içinde hareket eden ve onları ortak bir bağla bağlayan ve değiştirilmemiş, değişmeyen kanunun sembolleridir.[13]

Manly P. Hall, "Tüm Çağların Gizli Öğretileri" isimli eserinde şöyle yazıyor: "İçinde yılan bulunan tüm semboller, güneş enerjisini temsil ederler".[14]

Budhistler, bu sembolü "samsara" döngüsüyle özdeşleştirmişlerdir.[9] Druidler, bunu sonsuzluğu ifade için kullanmışlardı; fakat simyacılar, denge sembolü olarak kullandılar.[15]

Kaynaklar

[1] "Uroboros" maddesi, Larousse Semboller Sözlüğü, s.626.
[2] Gökhan Akmaz, "Hint ve Yunan Mitolojilerinde Doğa İle Kültür Bütünlüğü" (yüksek lisans tezi), Ankara Üniversitesi, Hindoloji Anabilim Dalı, Ankara 2014, s.77.
[3] Paul Lunde, "Şifreler Kitabı", çev. Duygu Akın, NTV Yay, İstanbul 2009, s.49.
[4] Esra Sazyek, "Elif Şafak’ın Romanlarında Çokkültürlülük Aracı Olarak Tasavvuf", Bilig, Yaz 2013, sayı: 66, s.211.
[5] Op. Dr. Hilmi Or, "Metal Sinir bağları - Beklenti - Tuz - Dünyanın Yedi Harikası - Eski Mısır’daki Yılan Sembolizması", Actual Medicine, Nisan 2014, s. 52.
[6] M. B. Saydam, "Deli Dumrul’un Bilinci", “Türk-İslam Ruhu” Üzerine Bir Kültür Psikolojisi Denemesi, Genişletilmiş İkinci Basım Metis Yayınları, İstanbul 2011.
[7] Yrd. Doç. Dr. Ümit Özgür Demirci, "Uygur Metinlerinde Yılan", International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 9/3 Winter 2014, s.541.
[8] İstanbul Barosu, 8 Mart 2013 Özel Broşürü, s.9.
[9] Dr. İ. Hamit Hancı, "Yılan Hikayesi", Sted, cilt: 14, sayı: 8, 2005.
[10] Birsel Çağlar Abiha, "Necati Beg Şiirlerinde Mitolojik Bir Sembol: Yılan" (makale), s.5.
[11] Buket Aygün, "Doris Lessing’in “To Room 19” Öyküsünde Öznel Bireyselliğin Ölümü" (makale), s.62.
[12] Gaye Belkız Yeter, "Hasan Ali Topbaş’ın Gölgesizler Adlı Anlatısında Postmodern Öğeler", International Periodical For The Languages, terature and History of Turkish or Turkic, Volume 6/3, Summer 2011, s.1888.
[13] J. C. Cirlot, "Alfabetik Semboller Kitabı", Routledge London, 2001.
[14] Texe Marrs, "İlluminati: Entrika Çemberi", Timaş Yayınevi, İstanbul 2002, s.114.
[15] İhramcızâde Hacı İsmail Hakkı Altuntaş, "Yazılar 32", 2015, s.151.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36681276 ziyaretçi (102717350 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.