Uyku Ne Demektir?
 

Uyku Ne Demektir?

Uyku, hissî duyguların sakinleşip kalbe ilişmemesi ve onunla faal olan ilişkilerini zayıflatması demektir. İşte bunlardan ve (uykuda görülen) hayallerden kurtulduğunda, eğer cevheri temiz ise kendisiyle Levh-i Mahfûz arasındaki perdeler kalkar. İki ayna arasındaki perdenin kalkmasıyla şeklin görüntüsünün birbirine aksetmesi gibi Levh-i Mahfûz'da yazılı olan birtakım ilimler de o kalbe akseder.

Uyku her ne kadar diğer hislerin iş yapmasına engel olsa da hayal hissinin çalışmasına bir etkisi olmaz. Kalbe bir şey yansıdığında hayal gücü hemen harekete geçerek kalbe geleni ona benzer bir şekle sokarak zihne aktarır. Hayal olarak hıfzedilen bu şeylerin zihinde korunması diğer hissî duyguların muhafazasından daha kolaydır. İnsan uykudan uyandığında sadece hayal gücünün zihnine nakşettiklerini hatırlar (zira melekût âleminden kalbe yansıyanları hayal hissi kaydeder). Bu kişi rüyasını ehil bir kişiye anlattığı takdirde, tabir eden kimse, görülenlerle (hayallerle) gerçek maksadın ne olduğunu anlama noktasında birtakım münasebetler kurmaya çalışır. Zira hayal olarak görülen şeyler, gerçek mânanın anlaşılmasında bir vasıtadır (o bakımdan, ehil kimselerin yanında rüyanın mânasının tam çıkarılabilmesi için eksiltme veya fazlalaştırma yapılmamalıdır.)

Tabir ilminden anlayan kimselerin nazarında bunun açık seçik örnekleri vardır. Sana şu örnek yeterli olacaktır:

Adamın biri, rüya tabirinde imam olarak kabul edilen İbn Sîrîn'e:
—Rüyamda, elimde bir mühür; onunla erkeklerin ağızlarını ve kadınların avret yerlerini mühürlediğimi gördüm dedi. İbn Sîrîn rüyayı şöyle yorumladı:
—Sen bir yerde müezzinlik yapıyorsun ve Ramazan aylarında insanların yemeden içmeden ve cimadan erken kesilmeleri için sabah namazının vakti (imsak) vakti gelmeden ezan okuyorsun. Adam:
—Evet, doğru söyledin, diye karşılık verdi.

Dikkat et ki, mühürden kasıt engellemektir. Zaten mühür bunun için yapılır. Bir şeyi mühürlemenin anlamı, onda olan şey koruma altına alınmış, ona el sürülmesi ve müdahalede bulunulması yasaklanmıştır demektir.

Rüyada kişinin kalbine, içinde olduğu hâle ve duruma uygun ne varsa o yansır. Yukarıdaki hikâyede anlatılan; bir müezzinin insanları yeme içmelerini erken bıraktırmak için vakitsiz ezan okuması gibi… Bu misalde hayal, mühürle mühürleyici arasında bir alâka kurmuş ve hikâyenin mânasını içeren başka bir hâdiseyle kalbe işlemiştir. Dolayısıyla kişi uyandığında sadece hayalinde kalanları hatırlamıştır.

Bu anlattıklarımız, bitmek tükenmek bilmeyen acayip şeyleriyle rüya ilminin denizinden sadece bir damladır. Uyku ölümün kardeşidir.[1] Ölüm ise uykudan çok daha hayret verici bir hâdisedir.

Uyku, az da olsa, gayb âleminin perdelerinin kaldırılıp gelecekte olacak birtakım olayların işaretlerinin görülmesi bakımından ölüme benzemektedir. Peki, bütün perdelerin yırtılıp hiçbir kapının gizli kalmadığı ölüm hakkında ne dersin. Öyle ki insan, son nefesini verir vermez, kimisinin etrafını ateşten çengeller, kendisini utandıracak amelleri ve rezillikler sararken -bundan hepimiz Allah'a sığınırız- kimisinin etrafı da sonsuz nimetler, büyük ve ebedî bir mülk ile kuşatılır.

İşte o vakit perdeler kaldırılır ve cehennemlik olan kişiye: “Andolsun sen bundan (şu gördüklerinden) gafildin; şimdi senin perdeni kaldırdık, bugün artık gözün keskindir (başına gelecekleri göreceksin).” [2] denir.

Yine onlara: “(Peki) bu da mı bir büyü! Yoksa görmüyor musunuz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir. Siz ancak yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz.” [3] denilir.

“Hâlbuki (o gün) onlar için, Allah tarafından, hiç de hesaba katmadıkları şeyler ortaya çıkar.” [4] âyetiyle de onlara, bu kötü duruma düşmemeleri için önceden işaret verilmiştir.

Ölümlerinden sonra âlimlerin en âlimine, bilgelerin en bilgesine öyle perdeler açılır ve öyle acayip sırlar gösterilir ki, gördükleri ve yaşadıkları şeyler hayatları boyunca akıllarına dahi gelmemiştir.

Yaşamında gam ve keder olmayan, akıllı bir kimse için bile bu düşüncelerin aklına getirmesi ve bütün perdeler kaldırılınca cennetlik mi yoksa cehennemlik mi olacağını öğreneceğini bilmesi, bütün hayatını bu şekilde bir tefekkür içinde geçirtmeye yeter de artardı bile.

Bunca tehlike ve korku hemen önümüzde iken hâlâ gaflette oluşumuz şaşılacak şey doğrusu! Bir başka tuhaf şey ise hepsinden ayrılacağımızı bilmemize rağmen, malımız, çoluk çocuğumuz, imkânlarımız, soy sopumuz, vücut azalarımız, hatta gözümüz ve kulağımızla övünüp iftihar etmemizdir. Fakat Rûhülkudüs'ün nebîlerin efendisinin kalbine ilham ettiği gibi kalbine şunları söylediği kimse nerede: “Dilediğin kişiyi sev, muhakkak ondan ayrılacaksın; dilediğin şekilde yaşa, mutlaka öleceksin; istediğini yap şüphesiz karşılığını göreceksin” [5]

Hiç şüphesiz bu gerçekler Hz. Resûlullah'a (s.a.v) açıklandığından o, bu dünyada bir yolcu gibi davranmış, ne kerpiç üstüne kerpiç, ne de kamış üstüne kamış koymuştur. Geride ne altın ve gümüş, ne de dost ve ahbap bırakmıştır. Evet, Allah Resûlü (s.a.v) şöyle buyurmuştu: “Eğer bir dost edinecek olsaydım Ebû Bekr'i dost edinirdim; ne var ki, sizin sahibiniz (Muhammed) Rahmân'ın (Allah'ın) dostudur.” [6]

Resûlullah (s.a.v) bu sözleriyle, Allah sevgisinin kalbinin ta derinliklerine yerleştiğini ve orada hiçbir dostun ve ahbabın sevgisinin girebileceği bir yerin kalmadığını beyan etmiştir. Bunun için Allah (c.c) Hz. Muhammed'in (s.a.v) ümmetine şöyle buyurdu: “(Ey Muhammed!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin” [7] Böylece Allah (c.c) kendisini sevmenin yolunun Hz. Peygamber'i sevmekten geçtiği hatırlatmıştır.

Hz. Muhammed'in ümmeti, ona tâbi olanlardır. Ona tâbi olanlar da dünyadan yüz çevirip âhirete yönelen kimselerdir. Çünkü Resûlullah (s.a.v) yalnız Allah'a ve âhiret gününe davet etmiş ve yalnız dünya ve onun geçici zevklerinden menetmiştir. Şu halde, ne kadar dünyadan yüz çevirip âhirete yönelirsen o kadar onun sünnetine yapışmış, o kadar ona tâbi olmuş olursun; ona tâbi olduğun kadar da onun ümmetinden sayılırsın.

Ne kadar dünyaya meyleder, onun (s.a.v) yolundan ayrılırsan o nispette onun yolundan ve ümmetinden ayrılmış olursun. Allah Teâlâ'nın da buyurduğu gibi: “Dünyada azgınlık yapana ve dünya hayatını âhirete tercih edene, şüphesiz cehennem tek barınaktır.” [8]

Ey insan! Nefsine insaf edip de şu aldanış batağından bir kurtulsan, sabah akşam hiç durmadan şu geçici dünyanın boş zevkleri peşinden koştuğunu ve sürekli şu dünya için çalıştığını fark edeceksin. Bir de bu halinle Hz Resûlullah'ın (s.a.v) ümmetinden ve ona tabi olanlardan olmayı ümit ediyorsun! Bu ne uzak bir düşünce ve kadar boş bir arzu! Bak yüce Allah ne buyuruyor: “Öyle ya, (Allah'a) teslimiyet gösterenleri, (o) günahkârlar gibi tutar mıyız hiç? Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?” [9]

Biz konumuza dönelim, zira söz uzadı, maksadının dışına taştı. Şimdi, büyük faydalar elde edileceğini umduğumuz, ölülerin rüya âleminde gözlenen durumlarından bahsedeceğiz. Çünkü gayb âleminden haberler aldığımız nübüvvet sahibi zat gitti, peygamberlik kapısı kapandı geriye o âlemden ancak müjdeciler kaldı; bu müjdeciler salih (doğru ve hak olan) rüyalardır. [10]

Dipnotlar

[1] “Uyku ölümün kardeşidir.” hadisi için bkz: Beyhakî, Şuabu'l-İmân, nr. 4745.
[2] Kaf 50/22.
[3] Tûr 52/15–16.
[4] Zümer 39/47.
[5] Hâkim, el-Müstedrek, 4/325; Ebû Nuaym, Hılyetü'l-Evliyâ, 3/290; Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdât, 4/10; Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, nr. 1732.
[6] Buhârî, Menâkıbü'l-Ensâr, 45; Müslim, Fedâilu's-Sahâbe, 2; Tirmizî, Menâkıb, 15; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 3/18.
[7] Âl-i İmrân 3/31.
[8] Nâzi'ât, 79/37–39.
[9] Kalem 68/35–36.
[10] Resûllullah (s.a.v), “Nübüvvet sona erdi, geriye yalnızca müjdeciler kaldı” buyurdu. Sahabe, “Yâ Resûlellah o müjdeciler nedir?” diye sordu Resûl-i Kibriya (s.a.v), “Salih rüyalardır” buyurdu. Hadis için bkz: Buhârî, Ta‘bîr, 5; Beğavî, Şerhu's-Sünnet, 12/202; Hatîb Tebrizî, Mişkât, nr. 4606.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36829414 ziyaretçi (102979225 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.