William Shakespeare'den Soneler, VI
 

William Shakespeare, Sone, Soneler, Sonnet, Sonnets, Şiir, Edebiyat

William Shakespeare'den Soneler, VI

Kategori: İngiliz Edebiyatı

76. Sone

Niçin benim şiirim yeni üslerden yoksun
Ne çeşnisi yeterli ne de kıvraklığı var?
İsterim ki çağına sırt çevirmeyip bulsun
Taptaze söyleyişler yepyeni anlatışlar.
Yazdıklarım benziyor birbirine tıpatıp
Bütün şiirlerimde niçin urbalar aynı?
Basmakalıp sözlerim beni ortaya atıp
Ele verir adımı sanatımın aslını.
Şunu bil ki sevgilim ben hep seni söylerim:
Bir sensin bir de sevgin kullandığım tek konu:
Eskileri yeniler en üstün şiirlerim
Önceden ne yazmışsam yine yazarım onu:

Nasıl ki güneş her gün hem eskidir hem yeni
Sevgim de. yenibaştan söyler her söyleneni.

77. Sone

Güzellik nasıl eskir sana gösterir aynan;
Saatin “Bunca güzel dakikana kıydın der.
İzler getirir her boş yaprak senin aklından;
Şu sözleri öğretir işte sana bu defter:
Açık seçik çizgiler göreceksin bak aynana:
Onlar aklına açık gömütler getirecek.
Güneş saatindeki gölgeler söyler sana:
Hırsızlama yürüyor zaman sonsuzluğa dek.
Bak senin belleğinde kalmayacak ne varsa
Yaz şu boş sayfalara yaz da gör: ne bakımlı
Olur düşüncelerin çocuk gibi doğarsa
Bıraktıkları izler orada kalır saklı.

Bak da saatle ayna zenginleştirsin seni
Düşünceler kazançla doldursun defterini.

78. Sone

Esin Perimsin diye seni çağırdım sık sık
Şiirime ne güzel yardımlar sağladın da
Eline kalem alan bana özendi artık
Şiirler saçtı senin kanadının altında.
Gözlerin şu dilsize türküler öğretti ya
Yücelerde uçmayı hem de kara cahile
Yeni tüyler takarak bilgenin kanadına
Güçlerine güç kattı katmerli bir görkemle.
Benim yazdıklarımdan en fazla övünç duy sen:
Hepsine sen yön verdin hepsi senden yaratı;
Başkaları yazınca üslûp düzeltmek senden:
Tatlı varlığın süsler onlardaki sanatı.

Ama benim sanatım tüm varlığıyla sensin:
Beni kara cahilden bilgeye yükseltensin.

79. Sone

Eskiden senden yardım dileyen bir bendim de
Güzel varlığın yalnız benim şiirimdeydi;
Artık yıkım başladı ince dizerimde
Hasta perim yer verdi başkalarına şimdi.
Tatlı sevgilim doğru: güzelliğini yazan
Kalem hak etmeli bu emekteki değeri;
Ne var ki sana böyle övgüler sunan ozan
Hep senden çaldığını yine veriyor geri.
Sende erdem bulursa o deyimi çalmıştır
Senin öz varlığından; sana güzellik verse
O güzelliği senin yanağından almıştır;
Sırf sende yaşayanı övebilir överse.

Sakın teşekkür etme sana söylediğine
Çünkü onun borcunu ödeyen sensin yine.

80. Sone

Ah çok bocalıyorum yazdığımda övgünü
Seni anlatıp-duran üstatla yarışmak zor:
Var gücüyle övüyor senin yaygın ününü
Dilimi bağlayarak bana söz bırakmıyor.
Sendeki değerlerin o engin ummanında
Cılız yelkenliler de güçlüler de yol alır
Benim fındık kabuğum hiçtir onun yanında
Ama senin utkuna hiç yılmadan açılır.
Beni tutup yüzdürür en sığ yardımın bile
O senin derin sessiz: dibinde ilerlerken;
Ben boraya tutulsam tekneciğim nafile
Ama o sapasağlam mağrur dik pupa yelken.

Ben atılsam da kalır o dört başı bayındır;
En kötüsü: batarak çürümem aşkımdandır

81. Sone

Belki ben sağ kalır da yazarım kitabeni
Belki de sen yaşarsın ben çürürken toprakta;
Anılardan koparıp alamaz ölüm seni
Ben unutulsam bile tüm gözlerden uzakta.
Benim yazdıklarımla adın ölümsüz olur;
Ben bugün ölsem herkes için ölüyüm yarın
Toprağın bana verip vereceği bir çukur
Oysa sen hep yaşarsın gözünde insanların.
Sevecen dizelerim anıt olacak sana:
Henüz doğmamış gözler okuyacak durmadan
Yarınki diller övgü sunacak varlığına
Bugün soluk alanlar göçse bile dünyadan.

Sonsuz yaşayacaksın kalemimin gücüyle
Gireceksin her ağza her soluğa her dile.

82. Sone

Doğru evli değilsin benim Esin Perimle:
Ne çıkar yakınmadan okusan her eseri
Kutsamak için o en güzel konuyu dile
Getiren yazarların adadığı sözleri?
Sen hem görünüşünle hem bilginle güzelsin
Benim övgülerimi aşan değerlerin var -
Artık şart oldu: Zaman günü güne düzelsin
Sen ondan daha taze izleri ara tekrar.
Öyle yap sen istersen onlar abartsın böyle
Zorlama yapmacıklı lâflar uyduradursun;
Senin gerçek erdemin dosdoğru sözleriyle
Övülür doğruluktan hiç şaşmayan dostumun.

Kimin yanağına kan gerekiyorsa ona
Sürülsün âdi boya; senin için boşuna.

83. Sone

Gördüm resim gerekmez senin güzelliğine
Resme hiç yeltenmedim seni göstermek için;
Gördüm ya da sandım ki gitmişsin ötesine
Ozanın borcu olan kısır ödemelerin.
İhmalim bu yüzdendir övgünü unuttumsa;
Sen de görebilirsin sapasağlam yaşarken:
Şu yeni tüy kalemler nasıl kalıyor kısa-
Erdemi hele senin erdemini yazarken.
Suçluluğuma verdin sessizliğimi iyi
Çünkü bu dilsizliğim şan getirecek bana;
Susuşum yıpratmamış oluyor güzelliği
Başkası can yerine gömüt verirken sana.

O güzel gözlerinin her birindeki canın
Gücünü övemez ki senin çifte ozanın.

84. Sone

Daha ne diyebilir en güçlü anlatanlar
Sen işte yalnız sensin diye övünce seni;
Dünyada kimde bunca birikmiş güzellik var
Kim bulabilir senin örneğini eşini?
Biraz ün sağlamazsa anlattığı insana
Kalem fukaralıktan bir deri bir kemiktir;
Hikâyeni kâğıda geçiren yazar sana
Sen işte sensin derse yazdığını yüceltir.
Sende ne yazılıysa suret çıkarsın ondan
Bozmaksızın doğa’nın ortaya koyduğunu;
Bak bu eş nasıl verir onun sanatına şan:
Her yerde hayranlıkla izlerler üslûbunu.

Güzel nimetlerine sen leke sürüyorsun:
Övgüye çok düşkünsün değer düşürüyorsun.

85. Sone

İlham Perimin dili bağlı bilir haddini;
Gel gör ki başkaları övgüne övgü katmış
Altın kalemler mutlu günlere saklar seni
Periler şiirleri senin için yaratmış.
Başkasında parlak söz bende güzel duygu var:
Cahil bir çömez gibi yalnız ‘Amin’ derim ben
Döküldükçe biçimli ışıl ışıl dualar
Kudretli dehâların perdahlı kaleminden.
Onlar seni övdükçe ‘Doğru öyledir derim
Ve taze övgülerle süslerim övgüleri;
O denli güçlüdür ki sessiz düşüncelerim
Sevgim aşar hepsini lafta kalsa da geri.

Hoşlansan da onlardan laf söylüyorlar diye
İnan bendeki dilsiz ama gerçek sevgiye.

86. Sone

Onun bir kalyon gibi heybetli pupa yelken
Hazinene yönelen görkemli şiiri mi
Düşünceler beynimde fışkırmayı beklerken
Onlara mezar yaptı doğacakları rahmi?
Vurup canıma kıyan ölümsüzlük katında
Yazmayı hortlaklardan öğrenen dehâsı mı?
Hayır ne kendi ne de gece karanlığında
El uzatan dostları yıpratmaz sanatımı.
Ne ozan övünmeli ne de onu her gece
Düşünceyle besleyen kara gün dostu hortlak
Ben yenilmişim gibi sessizliğe düşünce:
Onlar gönlüme asla korku saçamayacak:

Gel gör ki cömert yüzün gülmüş öbür ozana
Güçsüz kalmış şiirim konu kalmamış bana.

87. Sone

Hoşça kal! Değerin çok yüksek, tutamam seni,
Biliyorum kendine ne paha biçtiğini;
Özgürlüğe kavuştun alıp değer belgeni,
İptal ettik sendeki hakkımın senedini
Nasıl tutarım seni, sağlamadan iznini,
Neyim var hak edecek senin zenginliğini,
Bu eşsiz armağana kim layık görür beni?
Bana verilmiş berat, donup buldu vereni.
Sen vermiştin kendini, bilmeden değerini
Ya da bana vermekle hata işlediğini,
Bir yanlış anlamanın sonucu hediyeni;
Ama, o yine buldu hatayı düzelteni

Sen benimdin: rüyanın görkemleriyle doldum.
Ben uykuda sultandım, uyanınca hiç oldum

88. Sone

Gün gelip artık bana değer vermez olduğunda,
Senin yanında yer alıp kendime karşı çıkacağım,
Hor görüp yüz çevirdiğini gördüğüm zaman bana;
Haksızlık etsen de, senin hakkını savunacağım.
En zayıf yanlarımı en iyi ben bildiğime göre,
Çekinmeden açığa vurup arka çıkabilirim sana,
Kusurlarımdan hangisi benim için en büyük lekeyse
Beni kaybederken büyük şan kazanırsın aynı anda.
Üstelik bu işte benim için de kazanç var;
Çünkü seven düşüncelerim sana yöneldikçe daima,
İster istemez kendime vereceğim zararlar,
Sana yarar sağlarken, kat kat yarar getirecek bana.

Öyle bağlıyım ki ben sana, öyle ki benim sevgim,
Sen haklı olasın diye, her haksızlığı üstlenirim...

89. Sone

Bana sırt çevirdinse bir kusurum yüzünden
Anlatayım suçumun nedir aslı astarı;
Bana topalsın dersen aksak yürürüm hemen:
Savunmam üstlenirim yüklediğin suçları.
Sen sokmak istedin ya beni başka biçime:
Sevgilim senin bana vereceğin utancı
Ben katmerli yaparım; arzun doğdu içime
Tanışıklığı boğup oldum sana yabancı.
Hiç yürümem seninle; dilsiz gibi dururum
Canım gibi sevdiğim adını anmam artık
Serde küfürbazlık var; belki boş bulunurum
Ağzımdan kaçar diye şu eski tanışıklık.

Vuruşurum kendime karşı senin uğruna;
Nefret ettiğin kimse sevgi duymam ona.

90. Sone

Hemen nefret et benden nefret etmek istersen
Tam şimdi dikilirken dünya benim karşıma;
Beni ezmek isteyen talihe destek ol sen.
Ben yere yıkıldıktan sonra artık hiç vurma.
Ah yapma son bulunca üzüntüsü gönlümün;
Üstesinden gelmiştim bıçak vurma yarama
Fırtınalı geceyi izleyen yağmurlu gün
Gibi üstüme çökme zaferi oyalama.
Son bırakan sen olma beni bırakacaksan
Kıymadan bana başka nice bücür üzüntü.
Sen başlangıçta gel ki tadayım tâ en baştan
Şu talihin gücünde her ne varsa en kötü.

Şimdi yaman görünen başka ufacık dertler
Senden yoksun kalışım yanında hiçe iner.

<< Önceki Sayfa / Sonraki Sayfa >>





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: ayşegül, 02.11.2010, 07:44 (UTC):
ya,o hamletmiş herhalde:)karıştırmışım...hani şu kafatasıyla gezen prens:)amanın ne güzelde yakıştırmışım...makbet de nerden çıktı yahu!!!

Yorumu gönderen: Deniz, 01.11.2010, 22:53 (UTC):
90 bana kalmiş:) ben niye gormemişim burda kaynattiginizi:)

Yorumu gönderen: Selma .D, 30.10.2010, 04:53 (UTC):
Kızlar bütün sonelerin ayrı güzelliği ve manaları var ama
ben en çok 77 nci soneyi beğendim sanırım bana biray uyduğu için her halde yazan ne güzel yazmış.

Yorumu gönderen: Ebruli..., 29.10.2010, 18:40 (UTC):
Her siirin kisa özetide altindaki iki misra, demek Shakespearin tarzi buyumus..

"Ben atılsam da kalır o dört başı bayındır;
En kötüsü: batarak çürümem aşkımdandır" bu cok guzelmis..


Yorumu gönderen: ayşegül, 29.10.2010, 17:24 (UTC):
:) 89 da güzel..

Yorumu gönderen: ((Bircan)), 29.10.2010, 16:22 (UTC):
Ayşegül soneleri bende büyük bir ilgi ile takip ediyorum.Ama her nedense hep ilk soneyi daha çok seviyordum ama bugün 88 ci soneyi daha çok sevdim....

Yorumu gönderen: ayşegül, 29.10.2010, 16:02 (UTC):
shakespeare'i sonradan sevenlerdenim ben:)soneleri de ilgiyle takip ediyorum.hep böyle dramatik değil aslında eğlenceli eserleri de var.mesela filmlerini seyrettiğim"hırçın kız"ve"kuru gürültü"benim en beğendiklerimden.gerçi küçük bir çocukken seyrettiğim elinde bir kafatasıyla gezen prensin olduğu"macbet"beni epeyce ürkütmüştü ama...neyse.keşke "romeo ve juliet"de "leyla ile mecnun"gibi bölüm bölüm verilse ne güzel olurdu...



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36669325 ziyaretçi (102696886 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.