Yaşlı Dünyamız Sona Yaklaşırken
 

Yaşlı Dünyamız Sona Yaklaşırken...

Ayşegül

Yaşlı Dünya'mız; bize rağmen varlığını sürdürmeye devam ediyor. Her ne kadar artık insanoğlunun duyarsızlığına çok sert tepkiler vermeye başlasa da, kendi çabası ile kendine ait güzellikleri bağrında saklayabilmek için var gücü ile çabalıyor.

Sık sık duyduğumuz bir cümle var son yıllarda: "Bunu yapan, insan olamaz." diye. afedersiniz ama; siz insandan daha yıkıcı bir varlık gördünüz mü? Tabii ki insanlar yapıyor... Hayvanlar bile sadece yaşam amaçlı olarak birbirlerine zarar veriyor. Peki ya insan? Kökleri toprağa bağlı, hiçbir yere kıpırdayamayın, ses çıkaramayan, tamamen insanoğluna muhtaç ağaçların her yıl cayır cayır yanışını seyrediyoruz..Ya kendi doğasında kendi dünyaları içinde yaşayan hayvanlara yapılanlar? Yaşadıkları alanı gittikçe daraltıp haklarını kısıtlamakla kalmıyor; sanki onlar bizim yaşam alanımızı işgâl etmiş gibi davranıyoruz.

Unutmayalım; biz, bu Dünya'nın sâhibi değil; misafiriyiz. Siz, misafir gittiğiniz evde kafanıza göre davranabiliyor musunuz? Ev halkına nasıl yaşayacağını söyleyebiliyor musunuz ya da kendi kurallarınıza uymaya zorlaya biliyor musunuz? Yapamazsınız ki... Çünkü orda emanetsiniz. Tıpkı bu dünyada da olduğunuz gibi... Öyle davranırsanız; ev sahibi, size hoşgörü gösterir mi?

Tamamen bizim korumamıza muhtaç doğa varlıklarının güçlüsünün bile soyunu yok edecek kadar güçlü insanoğlunun durmayı niyeti yok gibi... Sanırım çok da şaşırmamak gerek; çünkü aynı şeyi küçücük, minicik insan yavrularına da yapanlar, neden acısın ki başka varlıklara...

Küçük bir çocukken anneannem ile vişne toplardık. Yine vişne topladığımız birgün; ben, vişne ağacının dış kabuğunu soymaya başladım. Anneannem yanıma geldi ve bana; "Ne yapıyorsun? Onun da aynı senin gibi bir canı var! Ben, senin derini canlı canlı yüzsem ne hissedeceksen, bu ağaç da aynı acıyı hissediyor. Sakın bir daha yapma!" dedi. Sonraki yıllarda bu sözler, benim hiç aklımdan çıkmadı. Ne zaman ağaçların yapraklarını yolan birilerini görsem, sanki saçlarını çekiyorlarmış gibi hissederim ve hemen yapanları anneannemin beni uyardığı üslupla uyarırım. Canım acır...

İnançlarımızda da insanlığın en üstün varlık olduğu sıkça vurgulanır ve bizde bunu hiçbir şüpheye yer vermeden kabul ederiz. Bu üstünlük vasfı, dünyada var olan her şeyin ona emanet edilmesi, koruması altında tutulması için verilmiştir; yok etmesi için değil! Çünkü bakarsanız her şey, insanda bitiyor...

Gözümü kapatıp bir zamanlar Dünya'nın nasıl olduğunu çok merak ederim. Kimbilir ne kadar yeşildi ve kimbilir ne kadar mâsum...Ve tabii ki insanlar da daha mâsumdu belki.. Öyle ki başka âlemler; insan gözüne açıktı. Göklerde uçuşan melekleri görebiliyor bile olabilirlerdi... Bu olağandışı efsanelerin tabii ki bir çıkış yeri var değil mi???

Geçmişten bugüne ulaşan yazılı ya da resimli belgelerde mümkün olmasına ihtimal verilmeyen olayların olduğu yazılıdır... Belki de insanlar, çok daha güzel nimetlerle kuşatılmıştı. Kimbilir ilk başlarda denizlerde havaya ihtiyaç duymadan yaşayan insanların hikayesi doğrudur ya da istedikleri zaman bir yere gitmeleri için sadece düşünmeleri yeten insanlar da vardı... Neden olmasın ki...

Peki ne mi oldu? Zaman ile kalabalıklaşan insanoğlu, her şeyi öylesine maddeleştirdi ki, bir zamanlar olduğu şeyleri unutturdu... Ama bununla da kalmıyoruz, daha dünyamızda kaynakların sonsuz olduğunu sanıp cömertçe yok etmeye devam ediyoruz... Eh.. Zaten artık sınıra geldik... Baktık ki öyle dişe dokunur yok edecek bir şeyler kalmadı; ne de olsa Dünya'da gereğinden çok fazla var diye şimdi de gözümüzü insanoğluna çevirdik...

Çok da sevinmeyin... Bir zamanlar kendisine saygı duyanları cömertçe şımartan, bu saygının karşılığını fazlasıyla veren Dünya'mız; kendisini yok etmeye azmetmiş insanoğlunu da beraberinde götürecek... İnsanlara fırsat vermeden yaşamına kendisi son verecek. Söylediklerim, size çok mu gerçekdışı geldi??? ÖYLEYSE ÜSTÜNDE YAŞADIĞINIZ BU DÜNYA'DAN HİÇ HABERİNİZ YOK DEMEKTİR!!!

Ayşegül,
23 Nisan 2010, Cuma.





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: bence..., 23.04.2010, 18:53 (UTC):
bende insanlık, o kıyameti zaten getirdi diyorum...ama şuna olan inancımı da belirteyim;elbette ki olumsuzlukar her dönemde vardı,dini ve tarihi kaynaklar bunu çok geniş bir şekilde ortaya koyuyor.ama tüm bu olumsuzluklara rağmen eminim ki dünya bir zamanlar bu gün olduğundan çok çok daha iyi durumda idi...özellikle her bir günümüzün bir öncekini arattığını düşünürsek...:)

Yorumu gönderen: Akhenaton, 23.04.2010, 18:26 (UTC):
Daha Habil ile Kabil'den itibaren hırslar yüzünden birbirini öldürmek yok muydu ki... İnsan, hep aynı insan. Değişmedi pek yani insanlıktan çıkmakta. Sodom ve Gomore'yi yaşıyoruz toplumca. Hatta daha da yozlaşmış bir şekilde. İnsan, yaratıldığından beri vardı yani. Osmanlı, nasıl çökmüştü hatırla. Onlarca yüzyıl hem dıştan hem içten içten içe kemirilerek. Biz de dünyayı çökertmeye çalışıyoruz el birliği ederek. Dıştan meteor yağmurları, içten fabrika dumanları, zehirli atıklarla Ozon'u delerek. E, birgün insan, kendi kıyametini hazırlayacak ve endi kıyametini kendi getirecek gibime geliyor.

Yorumu gönderen: Erol Yavuz, 23.04.2010, 18:14 (UTC):
Tebrik ederim ağzınıza sağlık.Bir çok insanın düşüncelerini cesurca kaleme almışsınız.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36810829 ziyaretçi (102946253 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.