Yanmayan İnsanların Gizemi
 
ateş üstünde yürüyenler, walking on fire

Yanmayan İnsanların Gizemi

Önbilgi: Bazı inanlar, gizemleri ile birlikte doğmuşlardır. Bıçak, demir, çelik yutabilirler veya ateş üzerinde bile yürüyebilirler ve onlara hiçbir şey olmaz. Bu tür insanlar, dünya üzerinde çoktur ve toplumun her kademesinde bulunurlar. Onların sırrı nedir? Bu hünerlerini nasıl gerçekleştiriyorlar? Bu sorular, insanın kafasını karıştırıyor. Ve hepsinden öte soru şu olmalı: Bu kadar eşsiz ve cesaret isteyen bir işi yaparken bu kişiler ne hissediyorlar?

Hindistan'daki bazı köyler, gizem açısından çok zengindirler. Buraları ziyaret etmek ürperti verir. Buralarda garip dini törenler yapan özgün insanlar vardır. Dünyanın her yerinde bu tür insanlar bulabilirsiniz.

"Ateşte yürüyen ayaklar", Hint fakirleri arasında en yaygın olanlardır. Yerel bir Hindu tanrıçasının şölen gününde köye gelirler ve içine sıcak taşlar koymak için bir çukur hazırlanmasını emrederler. Sonra gülümseyerek ateş yanan çukurun üzerinden çıplak ayakları ile yürürler ve diğer taraftan gülümseyerek çıkarlar.

Hiç kimsenin mantıklı bir açıklama getiremediği gerçekten inanılmaz olan ve cesaret isteyen bu gösteriyi nasıl yapabiliyorlar? Gerçeğe yakın olabilecek tek açıklama şu ki; fakirler, kişisel dayanıklılıkla acının üstesinden geliyorlar.

Bu tür cesaret isteyen gösteriler, Çin, Tibet, Japonya ve Hong Kong'ta da yapılıyor. Hong Kong'ta bu gösteriler, çok sayıda turisti cezbediyor. Japon Shintoizm'inin de pek çok ateşte yürüyen müridi vardır. Ama bu tür cesaret isteyen gösterilerin en ilginç ve şaşırtıcı olanı, Kuzey Amerika yerlileri tarafından yapılanıdır.

Köylüler, ayin kulübesi içinde arınma ayini töreni yapmak için çok büyük bir ateş yakarak kendilerini hazırlarlar. Ayine katılanlar, elbiselerini çıkartırlar ve şefleri ile birlikte ateş çemberinin içine girerler. Dans, kadınların ateşin etrafında dönmesi ile ve erkeklerin içinden geçmesi şeklinde devam eder. Şaman adını verdikleri lider, danstan sonra kor haline gelmiş odunları kendine ve diğerlerinin üzerine sürer. Birinin yanıklar nedeniyle acı çektiği düşünülürse, tekrar aynı şekilde dua etmesi gerekir.

Bununla beraber tören, bu şekilde bitmez. Bütün bunlardan sonra her biri bir kase tuzlu su içmek zorundadır. Bunu bir kase kumun içine kusarlar. Birisi kusmazsa, temizlenemediğine karar verilir. Bu kişinin töreni tekrarlaması gerekir. Sonunda kulübenin kapıları kapatılır ve şaman, ateşin çevresinde müritleri ile birlikte oturur. Ateş sönene ve küller soğuyana kadar otururlar. Soğuk küller kusmuklarla karıştırılır ve rüzgar ile savrulup gitmesi için açıkta bırakılır. Bir yıl sonra tören tekrarlanır.

Hinduizm'de ateşin üstünlüğü önemli bir yer tutar. Burada amaç, pek çok safhası olan, kişisel gelişimi gerçekleştirmektir. Gönüllü, bu on veya daha fazla safhayı başarı ile geçerse, son safhadaki mutluluk veya kutsanmayı gerçekleştirmiş olur.

Ateşe üstünlük, "Hatha Yoga"nın konusudur ve başarı, düzenli eğitim ve alıştırmalar ile gerçekleştirilir. Böyle bir insan, ateşin etkilerine karşı bağışıklık kazanır ve ateş üzerindeki hakimiyetine bağlı olarak elbiseleri dahi ateşe karşı bağışıklık kazanır. Bunlar, garip olgulardır ve insanoğlunun anlayış sınırlarını aşarlar.

Yanan ateş içinde dans eden; ama hiç yanmayan, ateş üzerinde hakimiyeti olan Kalkütalı aziz Jatoo Bhai olgusundan kısaca bahsedeceğiz. Jatoo Bhai, meditasyon yapar ve Almighty'ye dualarını sunar. Bu, onda kendine olan güven duygusunu harekete geçirir ki, böylece hiç yanmadan ateşin üzerinde yürüyebilir.

Tören, sadece ateş üzerinde yürümekle sınırlı değildir. En heyecanlı bölüm geldiğinde, Jatoo Bhai, ateşin ortasında kendinden geçmiş bir şekilde dans eder. Tören esnasında olağan üstü bir şekilde enerjisi yükselir.

Dans sona erdikten sonra aziz Jatoo Bhai'nin ayakları incelenir ve herkes şaşırır. Ayakları normaldir ve hiçbir yeri yanmamıştır. Söz edilmeye değer olan diğer şey, elbiseleri bile normal formundaydı ve hiç yanık yoktu.

Cesur ve kendinden emin uygulayıcıların aksine seyirciler genellikle gergin ve sinirlidirler. Şansa şimdiye kadar hiç önemli bir yaralanma olmadı. Bilim insanları ve doktorlar, ateşte yürüyenlerin sahip oldukları gücü anlayabilmiş değiller. Çoğunlukla sordukları soru şu: Yaklaşık 427ºC sıcaklıktaki taşların üzerinde hasar görmeden nasıl yürüyebiliyorlar?

1890'larda Dr. T. N. Hocken, gizemi açığa kavuşturmayı denedi. Ateşte yürüyenlerin tabanlarına kimyasal testler uyguladı ve diliyle de yaladı. Fakat hiçbir yabancı koruma maddesi bulamadı ve sonuçta hile yapmadıkları ortaya çıkmış oldu.

Bununla birlikte herkes Dr. Hocken'in raporuyla aynı fikirde değil. İngiltere Halkbilim Derneği başkanı Edward Clodd, 1895'te bütün bunların hilekarlık olduğunu ilan etti. Bu insanların kendilerini şap veya sülfirik asit ile hissiz hale getirmiş olabileceklerini iddia etti.

Edward Clodd'un iddiaları çürütüldü. 1937'de İngiltere Carlshalton'da bir deney yapıldı. Ateş çukuru hazırlandı ve yarışmada iki rakip vardı. Eksiksiz bir kontrol yapıldı. Her iki katılımcının da ayakları, Ahmed Hussain ve Reginald Adcock, hem yarışma öncesi ve hem de yarışma sonrası kontrol edildi. Hiçbir hile bulunamadı.

Bilim insanları ve fiziksel araştırmacılar, çok dikkatli bir şekilde iki katılımcıyı birden izlediler. Ama bilinmeyen gerçeği, gizemi bilimsel olarak açıklanamayan gerçeği kabul etmek zorunda kaldılar.

Ateşe karşı bağışıklık sadece bilimsel kurallar temelinde açıklanamaz. Gizemin gerçeğinde bilim bize yardımdı olamaz. Bu anlamda "siddhi"sini sergilerken, bir insandaki fiziksel ve zihinsel değişiklikleri algılamamız zaman alacaktır.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36856751 ziyaretçi (103026092 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.