Yavedut Sultanın Sırrı
 
Yavedut Sultan Türbesi

Yâvedût Sultan'ın Sırrı

Hazırlayan: Akhenaton

Yâvedût Sultan- Ayvansaray’da kendisine mahsus türbede gömülüdür. Asıl ismi, Abdülvedut olup Buharalıdır. Buhara erenleriyle birlikte İstanbul muhasarasında bulunmuş ve Fatih’in ordusu pehre girdikten sonra Ayasofya’da oturmuştur. Bir müddet geçince Ayvansaray’da bir mescit ve tekke yaptırmış ve öldüğü zaman bu tekkeye yakın bir yere gömülmüştür. Halkın inanışına göre Abdûlvedut Ayvansaray’daki tekkesinde her gece ibadet ve "Ya Vedûda" diye zikredermiş. Kendisine Yâvedût Sultan denilmesinin sebebi buymuş.[1]

Bazı kaynaklarda, gerçek isminin Abdülvedut olduğu, İstanbul’un fethinden önce Buhara’dan gelerek Bizans İmparatorunun izni ile Ayasofya yakınına yerleştiği belirtilmektedir. İslâm ve fetih ile ilgili kaynaklarda ismine çok sık rastlanmakla beraber Onunla ilgili söylentiler birbirlerinden çok farklıdır. Bazı söylentilere göre, yüce bir veli tarafından İstanbul’un fethine katılması Ondan istenmiş, bunun üzerine müritleri ile birlikte Fatih Sultan Mehmet’in ordusuna girmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in askerleri surlardan içeri girerken surlardan atılan bir gülle ile şehit düşmüştür.[2]

Evliya Çelebi ünlü Seyahatnamesi’nde İstanbul’un fethi ile ilgili çeşitli efsaneler anlatır. Bunlardan biri Yâvedût Sultan ile ilgilidir:

Fatih, ordusuyla İstanbul’u sarıp savaş başlamış, Bizanslılar da Türklere şiddetle karşı koymaktan geri durmamıştı. Günler geçiyor, fetih askerleri durmadan çarpışıyor, fakat düşmanda bütün kuvvetiyle dayanıyor, surlar bir türlü zayıflamıyordu. Bunun sebebi, kalede bulunan "Yâvedût Sultân" adındaki meczubun "fetih olmasın" diye Allah’tan ricada bulunması ve duasının kabul edilmesiydi.

Bu hal, Fatih’in dikkatini çekti, kendi kendine bir hayli düşündü, nihayet savaşın 10. günü ordusundaki şeyhleri huzuruna çağırarak, onlara:

"Kale gittikçe kuvvetleniyor, fetih ihtimali zayıflıyor, bunun neticesi ne olacak?"

dedi. Fatih’in sorusuna Akşemsettin cevap verdi:

"Hiç elem çekmeyin, bu kalenin fatihi siz olacaksınız, kalenin içinde Şeyh Maksut halifelerinden Yâvedût ölmeyince İstanbul fethedilemez, o da elli günde ölecektir".

Akşemsettin, bu sözleriyle hem Fatih’i gayrete getiriyor, hem de fethin gününü ve saatini bildirmiş oluyordu. Nihayet Türk ordusu zaferi kazandı, şehrin kapıları açıldı.Fatih, askerinin önünde İstanbul’a girip doğru Ayasofya’ya geldi, peygamberin sancağını eliyle mihraba dikerek ezan okudu, iki rekât hacet namazı kıldıktan sonra dolaşırken "Terler Direk" denilen yerde bir aydınlık gözüne
çarptı. O tarafa gidince nur içinde parlayan beyaz bir vücudun kıbleye dönmüş bir vaziyette yattığını, göğsünde de kırmızı su ile Yâvedût yazılı olduğunu gördü. Hemen Akşemsettin ve diğer veliler:

"İşte padişahım, İstanbul’un 50 günde fethedilmesinin sebebi bu zattır. Çünkü Allah’ın hikmetiyle fethin 50. günde olmasını rica ediyordu, duası kabul olundu, kendisi de fetih günü ruhunu teslim etti. Daha önce padişahımıza bu keyfiyeti bildirmiştik."

dediler.

Bunun üzerine orada bulunanlar, Yâvedût Sultan'ın cesedini yıkamak istediler. O zaman Terler Direk'ten;

"Merhum yıkanmıştır, defnedin."

diye bir ses geldi. Bu sesi işitenler hayrette kaldılar. Şeyhler, Yâvedût Sultan'ın cesedini tabuta koyup şehit kapısında
gömmeği düşündülerse de, götürenler kendini Eminönü iskelesinde buldular, oradan bir kayığa bindiler, kayık kürek çekmeden ve yelken açmadan yürüdü, Eyüp yakınında durduğu zaman tabut kayıktan çıktı; orada kazılmış bir mezarın başında durdu. Gaziler
ve şeyhler, tabutun arkasında yürüdüler, mezardan Yâvedût adını işittiler, Yâvedût Sultan'ın cesedini gömerek oradan ayrıldılar.[1] İstanbul Kadısı Hızır Bey de bu olayı kütük ve sicil defterine kaydetmiştir.[2]

Evliya Çelebi, "Terler Direk"in kalede kuşatılmış Yâvedût Sultan'ın yakıcı âhının sıcaklığından terlediğinin de söylendiğini ekler.[3]

Yâvedût Sultan’ın yaptırdığı mescit zaman geçtikçe harap bir hale geldiğinden 4. Mehmed’in kızı Hatice bunu yeniden inşa ettirmiştir. Bu cihetle Yâvedût Camiine diyenlerde vardır. Yâvedût türbesi İstanbul halkı için çok tanınmış bir ziyaret yeridir.[2]

Bir zamanlar memleketin dört bir yanından gelen ziyaretçilerle dolup taşan türbe, bugün için özellikle civar halkın büyük rağbetine mazhar olmuştur.[4]

Bugün bu türbe, Yavedut türbesi diye bilinmektedir. Halifelerinden olan Tokmak Dede’de türbede medfundur. Yavedut Sultan türbesi, Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Valide Sultan tarafından 1875 yılında yaptırılmıştır. Dış pencerelerin ortasındaki kitabede;

"Merkad-i Münevver-i Hazret-i Abdülvedud 1292"

yazılıdır. Demir kapı üzerindeki kitabede ise

"Cennet mekan Sultan Abdülaziz Han Hazretlerinin ruhu şerifleri için Valide-i muhteremleri itmem ve mamur eyledi 1292 / 1875"

yazılıdır.[5]

Kaynaklar

[1] Hülya Yalçın, "Öyküleriyle Eyüp", Eyüp Sultan Sempozyumu V, s.253-254.
[2] http://www.tas-istanbul.com/portfolio-view/eyup-yavedut-sultan-turbesi/
[3] Adnan Özyalçıner, "Öyküleriyle İstanbul Anıtları", cilt: 1, Evrensel Basım Yayın, İstanbul 2010.
[4] "İstanbul Evliyaları", "Yavedut Sultan", s. 176-182
[5] http://www.yahyaefendi.com/default.aspx?durum=incele&id=667






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36892937 ziyaretçi (103089143 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.