Yeşil Kuş Masalı
 

Yeşil Kuş Masalı

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde bir padişahın güzel bir kızı varmış. Padişah, bu kızını pek severmiş. Günlerden bir gün, zengin bir adamın oğlu padişahtan kızını istemiş. Padişah, oğlan zengin olunca kızının rahat edeceği düşüncesiyle kızını bu oğlana vermeyi kabul etmiş. Kırk gün kırk gece düğün yapılmış, padişahın kızı ile zengin adamın oğlu evlenmişler. Evlendikleri gece, oğlan kızın kendisini sevip sevmediğini anlamak için bir altın tabağın içine ak üzüm, bir gümüş tabağın içine de kara üzüm koymuş ve kıza:

“Söyle bakalım, bu üzümlerden hangisi tabağına uyuyor?”

diye sormuş. Beklemediği bir soruyla karşılaşan kız, tabaklara şöyle bir baktıktan sonra:

“Gümüş tabak içindeki kara üzüm daha güzel görünüyor!”

demiş. Oğlan, bu cevaba çok kızmış ve kıza:

“Demek sen beni değil, kapımdaki Arap uşağı sevdin!”

demiş. Kız, kocasının
söyledikleri karşısında çok şaşırmış. Oğlan, eline bir sopa almış ve kıza kırk sopa vurmuş. Bir gün böyle, iki gün böyle… Kırk gündür kız, kocasından her gün kırk
sopa yemiş. Bu sırada o civarda fakir bir koca karının bir oğlu varmış. Bu oğlan bir gün kazandığı para ile bir top kumaş almış ve anasına:

“Ana, bu kumaştan bana gömlekler dik. Ancak bu gömlekleri hiç tasası olmayan birine kestir ki, ben de hiç tasa çekmeden giyebileyim!”

demiş. Anası kabul etmiş etmesine; ancak tasasız kim var diye kara kara düşünmeye başlamış. Sonra birden aklına padişahın yeni evlenen kızı aklına gelmiş. Kendi kendine:

“Hem padişah kızı hem de zengin bir adamla evlendi. Ondan tasasız kim olabilir ki?”

diye düşünmüş. Koca karı, hemen hazırlanmış. Koltuğuna da bir top kumaşı alıp çıkmış yola. Gide gide padişahın kızının yanına varmış. Kızcağız, kocasından yediği dayaklar yüzünden zorlukla oturabiliyormuş. Fakat gelen misafire belli etmemeye çalışarak:

“Buyurun teyzeciğim, bir dileğiniz mi var?”

diye sormuş. Koca karı:

“Ah evladım, benim oğlum bir top kumaş almış. Bu kumaştan gömlek dikmemi istiyor. Fakat gömleği tasasız birine kestir de tasasız giyeyim diyor. Düşündüm taşındım senden başka tasasız kimseyi bulamadım. Şu kumaştan oğluma birkaç gömlek kesiver!”

demiş. Kız:

“Teyzeciğim, dünyada tasasız insan yoktur ki! Ben sana tasamı anlatsam inanmazsın. Onun için bu gece misafirim ol, seni odadaki dolapta saklayayım. Benim nasıl tasam olduğunu o zaman anlarsın!”

demiş. Koca karı, padişahın kızının misafiri olmaya karar vermiş. Kızın kocası gelmeden dolaba saklanmış. Akşam olunca, kızın kocası gelmiş. Gelince kıza:

“Demek sen beni sevmedin de kapımdaki Arap uşağı sevdin!”

demiş ve başlamış kızı dövmeye. Kırk sopa vurduktan sonra gitmiş. Zavallı kızın bağırmasına dayanamayan koca karı, dolaptan çıkıp kızın yaralarını sarmış. Sabah olunca da erkenden kumaşı kestirmeden evine varmış. Olanları bir bir oğluna anlatmış. Oğlan, kızın tasasına pek üzülmüş. Anasına:

“Ana, sen şimdi padişahın kızının yanına git, ona söyleyeceklerimi ilet. Kocası bu akşam onu yine dövmeye gelince ona: ‘Ne seni seviyorum ne de Arap’ı, ben yeşil kuşların dedesini seviyorum!’ desin. Adam, yeşil kuşların dedesini aramaya gidince, kız da ondan kurtulacak!”

demiş. Koca karı, hemen padişahın kızının yanına gidip oğlunun dediklerini kıza anlatmış. Sonra da evine dönmüş. Akşam olunca, kızın kocası yine gelmiş. Tam karısına vuracakken, kız:

“Ne seni seviyorum ne de Arap’ı, ben yeşil kuşların dedesini seviyorum!”

demiş. Kız, böyle söyleyince adam çok şaşırmış. Sonra kızıp yeşil kuşların dedesini bulmak için çıkmış yola. Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Altı ay bir güz gitmiş, bir çayıra varmış. Orada kocaman bir konak görmüş. Bu konağa girmiş. Konakta dolaşırken, bir kapı bulmuş. Bu kapıyı açınca kendini bir bahçede bulmuş. Bu bahçede ağaçlar, çiçekler, çalılar varmış. Her ağacın dalında, her çiçeğin üstünde, her çalının dibinde birçok yeşil kuş varmış. Odanın sonunda da beyaz sakallı bir ihtiyar oturuyor, bu yeşil kuşlara bir şeyler öğretiyormuş. Kızın kocası, bu gördüğü ihtiyara başından geçenleri bir bir anlatmış. Yeşil kuşların dedesi, oğlana:

“Oğlum, sen haksızsın. Karının hiç kabahati yok. Sen karına fikrini sormuşsun, o da söylemiş. Bunda kızacak bir şey yok ki!”

demiş. Oğlan:

“Peki, sen bu kuşları neden burada topladın?”

diye sormuş. Yeşil kuşların dedesi:

“Oğlum, bu kuşların her biri haksızlığa uğramış tasalı insanlardır. Nerede tasalı insan varsa, yeşil bir kuş haline sokarak buraya getirir, tasalarını gidermeye çalışırım!”

demiş. Sonra oğlana bir çiçek vermiş. Çiçeği karısının başına takmasını, takınca tasalarından kurtulacağını söylemiş. Oğlan, yaptıklarından pişman olmuş. Çiçeği alıp karısının yanına dönmüş. Sonra karısına başına takması için çiçeği vermiş. Kız, çiçeği başına takmış. Takınca birden yeşil bir kuş olup pencereden uçup gitmiş. Oğlan karısına yaptığı haksızlığı anlamış anlamasına; ancak iş işten geçmiş. Bir daha da haksızlık yapmamaya karar vermiş.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:
 
 
19 Ağustos 2007 itibariyle, toplam: 36822851 ziyaretçi (102967617 klik) tarafından görüntülenmiştir. Online ziyaretçi rekorumuz, 4626 kişi. (5 Eylül 2010)
 
 

gizli

Bu site, en iyi Firefox ve Google Chrome tarayıcılarında ve 1024 x 768 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.